Alexa
Medya Siyaset

Kemalistler Cevap Veriyor

Son günlerde yanıtlamam için gönderilen bir yazı var. Uzun zamandır cevap vermediğim bu yazının tehlikeli bir hal almaya başladığını hissediyorum. Bu sebeple bir yazı dizisi şeklinde çıkacak bu cevabi yazıları dikkatle takip etmenizi rica ediyorum.

Kemalistler Cevap Veriyor

Sosyal medyada mutlaka rastladığınız ‘’Kemalistlerin Cevap Veremediği Sorular’’ başlıklı bir yazı mevcut. Yaklaşık 50 sorudan oluşan bu yazıyı büyük bir dikkatle inceledim ve gördüm ki her biri cevap vermeye değer sorulardan oluşmuyor.

Ancak içinde fesada açık, bilgi kirliliği yaratacak tuzak sorular var. Bu sorulara belge ve kaynaklara sadık kalarak cevap verecek ve tarih yalancısının beslendiği kaynağı kurutacağız.

Yalan 1

ATATÜRK’ÜN SOYU BELLİ DEĞİLDİR !
Atatürk ‘e saldırmak için seçilebilecek en kötü yol onun ailesini hedef almaktır. Kayıtların ve belgelerin eksikliğini fırsat bilenler buradan bir şeyler elde edebileceklerini sanıyorlar ancak yanılıyorlar.

Arşivlerde ve yazılı kaynaklarda Atatürk’ün soy ağacı ve ailesine dair yeterli belge ve bilgi bulunmaktadır. Tek yapmamız gereken bunları okumak ve okutmaktır.

Öncelikle hedef alınan kişi Atatürk olduğundan dolayı kendisinin vereceği cevapla başlamak daha doğru olacaktır.
 
1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan Süleyman Sırrı Bey Atatürk’ün kuzenidir. Süleyman Sırrı Beyin annesi Zühre Hanım ile Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım kardeş torunlarıdır. Atatürk ve Süleyman Sırrı Bey aile büyüklerinin ölümleri üzerine bir soy ağacı hazırlamaya karar vermişlerdi. NTV Tarih Dergisi 2009 yılında bizzat Atatürk tarafından yazılmış olan aile seceresini yayımladı.

Burada Atatürk’ün büyük dedesine kadar bütün aile fertlerini görebilmemiz mümkün.

***
 Atatürk hakkında yazılan en kıymetli eserlerin başında Şevket Süreyya Aydemir’in ”Tek Adam” serisi gelir.

Şevket Süreyya, eserinde Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi ve onun ailesi hakkında bize şu bilgileri vermekte :

” Ali Rıza Efendi’ye gelince: Onun ailesi Selanik’in yerlisi sayılmaktaydı. Amcası Hafız Mehmet Efendi Selanik’te bir mahalle mektebinde hocalık yapıyordu. Sakalının kırmızı oluşundan ona Kırmızı Hafız da derlerdi. Ali Rıza Efendi’nin ailesinin o sıralarda en göze çarpan şahsiyeti oydu. Ali Rıza Efendi’nin babası Firari ( Kaçak) Ahmet Efendi adıyla da tanınırmış. Bu kaçaklık, anlaşıldığına göre Selanik’te 1876 Nisan sonları veya Mayıs başlarında çıkan bir karışıklığa Ahmet Efendinin de karışması yüzünden olmuştur. Karışıklığın sebebi siyasi olmaktan ziyade, Müslüman olmuş bir Bulgar kızının Rusların teşvikiyle zorla kaçırılması gibi halkın duygularını zedeleyen bir olaymış. Ama halk ayaklanıp iş karışıklık şeklini alınca, arada Alman ve Fransız konsolosları öldürülmüş. Neticede 7 Mayıs 1876’da büyük devletleri donanmaları Selanik’e gelmiş, hükümeti, bazı suçluları idama mecbur bırakmıştır. İşte, meslek bakımından askerlikle ilgisi olan veya bir aralık orduda hizmet etmiş bulunan Ahmet Efendi, bu olay üzerine Makedonya dağlarına kaçmış,oralarda 7 yıl kadar örtülü bir hayat yaşadıktan sonra vefat etmiş. Hulasa Ali Rıza Efendinin ailesini de bir kuşak öteye kadar takip etmek kabil olmaktadır. ”

Unutulmamalıdır ki dönemin şartları bugün ile kıyaslanamaz. 18. ve 19. yüzyılın kayıt tutma ve belgeleme geleneği yoktur. Yani Atatürk ile aynı dönemde doğmuş olan birisinin yedi göbek soy ağacına ulaşmamız için ancak hanedan ailesi mensubu olması gerekir. 1880 başlarında sıradan bir aile olan Atatürk’ün ailesi kayıt tutmama geleneğine uymuş ve soy ağacı aile tarafından çıkartılamamıştır.

 Yine Şevket Süreyya Aydemir bu durumu şöyle izah ediyor :

”Ama bu şecere kesikliğini, Türkler için bir eksiklik veya yadırganacak bir durum olmaktan ziyade, geleneksel bir hal olarak kabul etmek daha doğru olur. Bu hal, hükümdar saraylarında bile böyleydi. Padişah olabileceklerden gayrısının, hele kızların doğum veya ölümleri vakanüvis kayıtlarına bile pek geçmezdi.”

Tutulmuş bir soy ağacı, kayıt bulunsa bile binlerce mazlum Balkan göçmeni gibi Atatürk’ün ailesi de Selanik’ten zorla göç ettirildiği için yanlarında evrak taşımış olma ihtimalleri ortadan kalkıyor. Savaşlarda şehit,esir düşen, hastalıktan ölen aile bireylerini hesaba katarsak sağlıklı bir soy ağacı çalışmasının ortaya çıkmayacağını anlayabiliriz.

***

Atatürk’ün soy ağacının olmamasını (!) farklı yönlere çekip, babasının Ali Rıza Efendi olmadığını iddia edecek kadar aşağılık tipler mevcut. Atatürk’ün ve Türk Milletinin mübarek annesi Zübeyde Hanıma geçen yılın ortalarında malum çevreler tarafından nasıl çirkin ifitralar atıldığını hatırlayacaksınız. (Ben burada bu iğrenç iftiraları tekrar yazmaktan utanç duyduğumdan dolayı sadece hatırlamanızı,unutanların da ufak bir araştırma ile bilgilerini tazelemesini rica ediyorum )

İşte hem Zübeyde Hanım ve Ali Rıza Bey ile ilgili bu iftiralara hem de Atatürk’ün aile fertlerine dair yalan bilgilere Yunan tarihçi Vasilis Dimitriadis Yunan arşivlerinden topladığı belgelerle cevap veriyor. Bu belgeler sayesinde Atatürk’ün çocukluğunun geçtiği Pempe Köşk üzerinden aile fertlerine ulaşıyor.

Dimitriadis, ulaştığı belgelerin tamamında Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi için ; Belgelerde Ali Rıza Efendi, Ali Rıza, Ali Efendi adıyla kayıtlı, tüccar olarak daima kerestecilik mesleği ile anıldığını söylüyor.

‘’Ali Rıza’nın ailesinin geçmişe doğru izini de sürebiliriz. Babasının adı Ahmed, büyükbabasının adı Mustafa’ydı. Başka bir deyişle, aile fertlerinin adlarını 18.yy.’ın sonlarına kadar takip edebiliriz. Küçük Mustafa, büyükbabasının adını almıştır. ‘’

Yine aynı eserde Zübeyde Hanımın aile hakkında şunlar yazıyor :

‘’Zübeyde hanım,kadın fertlerin az çok eğitim gördüğü bir aileden gelmekteydi.O zamanlarda kadınların eğitim görmesi pek yaygın değildi. Gerek büyükannesi Ömer kızı, Halil’in eşi Emine, gerekse teyzesi Fatma ‘’ Molla’’ sıfatı ile anılmaktaydı… Zübeyde Hanımın annesi Ayşe, İbrahim oğlu Feyzullah Ağa ile evliydi.

Buradan Atatürk’ün büyük büyük dedesi Ömer’e, büyükannesi Ayşe’ye kadar gidebilmemiz mümkün. Böylece akrabaları olmadığı, soy ağacına ulaşılamadığı yalanı bir kez daha çürümüş oluyor.

Belgeler, Atatürk’ün babasının  Ali Rıza Efendi olmadığını iddia edenleri yalanlıyor.  

Gördüğünüz belge Ali Rıza Efendinin ölümünden sonra tutulmuş. Oğluna ve hanımına kalan mal varlığını gösteriyor. Ali Rıza Efendinin Atatürk’ün babası olmadığı yalanını bizzat Osmanlı arşivi çökertiyor

***

4 Mart 1908 tarihli İlmühaber de söz konusu evin satışı için yapılan sözlemeşede Erkan-ı Harbe Kol ağası Mustafa Kemal bin Ali Efendi yazmakta. Bu da iddialarımızı sağlamlaştıran bir başka belge. 

***

Onun kurduğu ülkede böyle şeyleri tartışmak bile tarafımca ayıp kabul edilir. Ama yalan ve iftiraları öyle bir hal aldı ki, cevap vermediğimiz her dakika bir başkasını kandırmayı, yalanları ile zehirlemeyi başarıyorlar. Yazıda belgeler ile ortaya koyduğumuz gibi Atatürk’ün aile fertleri bilinmekte, soy ağacı herkes gibi belli bir döneme kadar gitmektedir. Son dönemde e-devlet aracılığıyla soy ağacı hizmeti devreye girmişti. Hatırlayın hepimizin soy ağacı 1800’lü yıllara kadar dayanıyordu, bunun sebebi kayıt tutma geleneğinin ( Devlet tarafından ) başlaması bu tarihlere rast gelişindendi. Dolayısıyla Atatürk’ün de bir kaç kuşak geriye gittikten sonra soy ağacı daralmaktadır.

Unutmayın !

Atatürk’ün soy ağacı, nereli olduğu, nereden geldiği tartışılmamalı. Ne yer ne içerdi konuşulmamalı.
Biz Atatürk’ün koca bir vatanı düşman istilasından nasıl temizlediğini, kutsal saydığımız bütün değerleri kurtardığını konuşacağız. Gelecek nesillere, Orta Doğu cehenneminde modern, uygarlık yolunda ilerleyen bir ülkeyi nasıl kurduğunu anlatmaya, ona karşı iftira ve yalan kampanyası yürütenlerle mücadele etmeye devam edeceğiz.

DEVAM EDECEK 

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Cumhuriyet Tarihçisi. Medya Siyaset Tarih Danışmanı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Tek sözle : MUHTEŞEM. En yürekten tebrikler, teşekkürler ve sevgiler sana sevgili Ekin. Bu olağanüstü GÜNCEL, ÖNEMLİ ve DEĞERLİ yazı dizisinin ikinci bölümünü yaynlamanı sabIrsızlıkla bekliyor, üstün ve özgün başarılarının devamına inancımı belirtiyor, seni en iyi dilekler sunarak kutluyorum.

  2. Baran USLU dedi ki:

    Ekin Bey, yalancıların aşağılık yalanlarına tokat gibi cevap veren çok değerli kaynaklardan birisi de:
    “Atatürk’ün Özel Yaşamı: Uydurmalar, Saldırılar, Yanıtlar”
    İsmet Görgülü
    Bilgi Yayınevi, 2.Basım
    kitabıdır. Bilginize sunarım.
    Size, güzel yazınızdan ötürü teşekkür ederim.
    Saygılarımla,

    Baran Uslu

BİR YORUM YAZ