Medya Siyaset

Kılıçdaroğlu’nun Yanlışları da Bilgisizlik Ve Aldatılmadan Değildir

Kılıçdaroğlu’nun Yanlışları da Bilgisizlik Ve Aldatılmadan Değildir

Politikacıların yanlışlarının mazereti olan sıkça kullanılan “Aldatılmak” olayı için Ezoterik öğretiler, “Kandıran yok, kandırılmak isteyen var” der. Bence Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun Türk milletinin aleyhine olan söz ve davranışlarının temelinde saflık, bilgisizlik sonucu yanılmak, kandırılmak değil öyle düşünmeye, davranmaya yatkınlık, maddi-manevi menfaat sağlama amacı vardır. Ve iştigal alanları siyaset olduğuna göre sorun ideolojiktir.

AKP Genel başkanı Erdoğan’ın ideolojisi Siyasal İslam’dır.

Siyasal İslamcıların tek Milleti Türk Milleti değil “İbrahim’in Milleti” yani, ümmettir. Siyasal İslamcı ideoloji, OSMANLI Devleti gibi çok resmi dilli, eyaletlere ayrılmış Federatif yapılı bir devlete, şeriatla yönetilmesi kaydıyla karşı değildir.

 Kılıçdaroğlu ise, sosyal demokrattır.

Sosyal demokrasi ideolojisi, Kemalizm var olmadan önce var olan beynelmilelci bir ideolojidir. Çağının bütün fikir akımlarından haberdar olan Atatürk bu ideolojiyi benimsemeyi uygun bulmamış KEMALİZM adını verdiği, CHP’in de ideolojisi olan 6 İlkeli ideolojiyi oluşturmuştur. 13 Mayıs 1925’de de sosyal demokrat Partiyi kapatmış ve yasaklamamıştır.

Kemalizm’in Ulusalcılık /Milliyetçilik İlkesi; Antiemperyalist olmak, Misakı Milliyi savunmak demektir. Vatanın eyaletlere veya özerk bölgelere bölünmesine karşı olmak demektir.

Ulusalcılık ilkesi ise, gerek Sosyal Demokrasi ideolojisi gerekse ideolojinin uluslararası örgütü sosyalist enternasyonal’in ilkeleri arasında yoktur. Bu nedenle ülkemizdeki Sosyal Demokratlar Türkiye’nin eyaletlere veya özerk bölgelere bölünmesine karşı değildir.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun kendisini,

“Ben Dersimli Kemal”diye tanımlaması,

“1930’ların CHP’si değiliz” demesi,

“Biz iktidara geldiğimizde AB’NİN özerklik şartına Türkiye’nin koyduğu çekinceyi kaldıracağız” gibi bir üniter yapımıza zarar vereceği kuşkusuz bir davranışta bulunabilmesi, Atatürkçü değil sosyal demokrat oluşundandır.

AFRİN’DE NİÇİN ŞEHİT VERİYORUZ?

Bunun sebebi Erdoğan’nın da Kılıçdaroğlu’nun da Kemalizm’in Ulusalcılık ilkesini benimsememiş olmasıdır.

YPG’nin güçlenmesinden Suriye’de kantonlar kurmasından ve Türkiye’nin Afrin’e harekat düzenleme mecburiyetinde kalmasından ikisi de sorumludur.

17 Eylül 2014’de Mardin Mahkemesi YPG’nin terör örgütü olduğuna karar verdi. O tarihte ERDOĞAN da “YPG terör örgütüdür” demekteydi. Ama Libya konusunda olduğu gibi, yine sözünde duramadı. ABD’nin ısrarıyla 29 EKİM 2014’de yani, cumhuriyet bayramında, Barzani’nin Peşmergelerinin Türkiye’den geçip Kobani’ye yani, YPG’nin yardımına gitmesine izin verdi.!!

 

Üstelik bir yıl sonra 2015’de -ki o tarihte Yargıtay Yerel mahkemenin verdiği “YPG TERÖR ÖRGÜTÜDÜR” kararını onaylamıştı- YPG’nin lideri Salih Müslim’i yani,  bir teröristi Ankara’ya davet edip ayağının altına KIRMIZI HALI serdi.

 Peki Erdoğan böyle de Kılıçdaroğlu farklı mı?

Elbette değil.

Kılıçdaroğlu da zigzakçıdır. 21 Ekim 2014’de “YPG TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR” demiştir.

Ama 6 Şubat Salı günü yapılan CHP Meclis grubu toplantısında, sanki hep “YPG Terör Örgütüdür” diyormuş izlenimini vererek Erdoğan’a şöyle seslenmiştir:

“Şimdi ben sana soruyorum Bay Recep, gözlerinden öptüğüm Recep, sen mahkeme kararına rağmen, Yargıtay kararına rağmen, terör örgütü saymasına rağmen, hangi vatansever duygularla Salih Müslim’i Ankara’ya davet ettin, ayağına kırmızı halılar serdin? yiğitsen açıkla. Emin olun tık çıkmaz”

Sonra da “Cumhuriyet Savcılığına başvurup, “terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan” Erdoğan hakkında soruşturma açılmasını isteyeceğiz” dedi.

Nitekim ertesi gün de Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

Bakalım Mahkeme kimi suçlu bulacak.!?

Gelelim Sosyalist Enternasyonal’in Afrin Bildirisine:

Dünyadaki Sosyal Demokrat Partilerin üye olduğu Sosyalist Enternasyonel Atatürk Düşmanı bir Örgüttür. Deniz Baykal zamanında CHP’yi üyelikten çıkartıp, Erdoğan’ın yönettiği AKP’yi üye yapmaya çalışmışlardır.

Üstelik 25 Ocak’ta da Afrin Harekatına karşı çıkan, YPG’nin tarafını tutan bir bildiri yayınlamıştır. Bunun üzerine CHP’li Umut ORAN üç yıldır sürdürdüğü Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcılığı görevinden 28 Ocak’ta istifa etmiştir.

İstifasını duyururken,

“Devlet kuran, devrimler yapan, Türkiye’yi muasır medeniyetlerin ötesine taşıma kararlılığında olan CHP’nin bu haksız ve hukuksuz Uygulama karşısında ‘atacak adımlarının’ olduğuna eminim” diyerek Kılıçdaroğlu’nu tepki göstermeye davet etmiştir.

Ama Kılıçdaroğlu o bildiri yayınlanalı 15 gün olmasına rağmen Sosyalist Enternasyonal’i kınayan ve Türkiye’den özür dilemeye davet eden bir bildiri hala yayınlamamıştır.!!

İstifa haberi öğrenen E. Büyükelçi Sayın Onur ÖYMEN ise, hemen görüşünü açıklamış,

“CHP yönetimi, Sosyalist Enternasyonal’in Afrin açıklaması sebebiyle Umut ORAN’IN gösterdiği tepkinin partimizin görüşünü yansıttığını en üst düzeyde açıklamalı ve Türkiye’den özür dilenmesini talep etmelidir” önerisinde bulunmuştur. Ben de bu öneriyi bir mail ile Kılıçdaroğlu’nun üç mail adresine de gönderdim. Ama ne yazık ki Kılıçdaroğlu, 3 Şubat’taki Kurultay konuşması dahil yaptığı konuşmaların hiçbirinde Sosyalist Enternasyonal’nin bildirisinden, Umut Oran’ın istifasından bahsetmedi.!! Sosyalist Enternasyonal’den Türkiye’den özür dilemesini istemedi.!!

Kılıçdaroğlu’nun bu konuda verdiği bütün bilgi 6 Şubat 2018’deki Meclis grup toplantısında söylediği şu iki cümledir:

“Sosyalist Enternasyonal’de YPG ile ilgili bizim verdiğimiz mücadeleden de bunların (AKP’lilerin) HABERLERİ YOK. Onlar bizi kendileri gibi sanıyorlar.”

Bence Kılıçdaroğlu’ndan Sosyalist Enternasyonal’a sert tepki vermesi beklenmemelidir.

 Gelelim eşit yurttaşlık meselesine:

9 Şubat Cuma gecesi Halk Arenası’nda Uğur Dündar:

“Eşit yurttaşlık ne demek?

CHP Kurultay sonuç bildirgesinde ne işi var?

CHP yöneticileri ne yapmak istiyor?” diye sordu. Haklı.

Çünkü CHP 36. olağan kurultay sonuç bildirgesi şöyle:

“Madde 6- KÜRT sorunu eşit yurttaşlık temelinde, ulusal bütünlük ve toplumsal uzlaşı ile çözülecektir”

Üstelik bu Kılıçdaroğlu’nun ilk vukuatı da değildir. 9 Temmuz 2016’da Maltepe’deki adalet mitinginde okuduğu 10 maddelik bildirinin 9. maddesinde,

“Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir” denmekteydi.

Eşit yurttaşlık ifadesini kullanmak gereksiz ve çok yanlıştır.

HDP ile aynı jargonla konuşmak Erdoğan’a suiistimal imkanı vermektir.

Bakın HDP MYK Üyesi Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezai Temelli 21 Mart 2017’de Kartal’daki Nevruz kutlamalarında yaptığı konuşmada ne diyor:

“Dolmabahçe Mutabakatı tüm halklara eşit yurttaşlık temelinde nasıl anayasa yapabiliriz formülüydü. Buna karşı 18 maddelik halkları görmeyen, içinde kadın ve emekçi olmayan, tekçi zihniyetin olduğu bir taslak var.

Biz eşit yurttaşlık temelinde anayasa istiyor ve bu yüzden hayır diyoruz”

Bu konuşmadan anlaşılacağı üzere, HDP’liler bizlerlerden farklı sebeplerle hayır demiştir.

Bizim istediğimiz ‘adalettir.

HDP’lilerin istediği ise,ayrıcalıktır.

HDP’nin istediği yeni anayasa yapılması, Güneydoğu illerine bölgesel özerklik verilmesidir. TC yurttaşından farklı kimlik cüzdanı taşıyan ayrıcalıklı, farklı yurttaşlar olmayı talep ediyor. Ama Türkiye’nin Batı illerine geldiklerinde de TC yurttaşlarıyla aynı haklara sahip olmak istiyorlar. Bu kaymaklı ekmek kadayıfıdır. Çünkü ayrı devlet kursalar TC’nin vatandaşlarıyla aynı haklara sahip olamazlar. Bağımsız veya Konfedere devlet yerine bölgesel özerklik ve eşit yurttaşlık temelinde yeni anayasa” istemelerinin sebebi budur.

Bedri Baykam bir yıl önce bir makalesinde bu konuyu her yönüyle irdeledi. Adalet Mitinginden sonra ben de yazdım ve Kılıçdaroğlu’nun 3 mail adresine de gönderdim. Şüphesiz başkaları da yazmıştır.

Bu nedenle CHP Genel Başkanı olan birinin bilgisizliği ve Tanrıkulu tarafından aldatılması sebebiyle ‘EŞİT YURTTAŞLIK’ istemeye devam ettiği kanaatinde değilim.

Peki neden hala dilinden düşürmüyor?

Çünkü Kılıçdaroğlu Sosyal Demokrattır ve Sosyal Demokrasi ideolojisi bölgesel özerkliği ret etmez de ondan.

“Biz iktidara geldiğimizde AB’nin özerklik şartına Türkiye’nin koyduğu çekinceyi kaldıracağız” demesi de bu sebeptendir.

Üstelik Kılıçdaroğlu iyice pervasızlaşmıştır. Göstere göstere Küreselci Sosyal Demokrasi ideolojisini CHP’nin ideolojisi yapmaya çalışmaktadır. CHP Parti Okulunun yayınladığı videoda, “Kayıp olduğunu fark ettim” dediği ideoloji Kemalizm değil sosyal demokrasi ideolojisidir. CHP üyelerine ‘de bu ideolojiyi benimsetmek için, 30-35 sayfalık kitapçıklar bastırmış ve sosyal demokrat ideoloji eğitimi kampları düzenlemiştir.

Davranışları bu olan bir Sosyal Demokratın yönetimindeki CHP’nin Afrin kahramanı olarak takdim edilen AKP Genel Başkanı karşısında başarılı olması, oyunu arttırması mümkün değildir.

Yapılacak tek bir şey vardır.

CHP derhal olağanüstü tüzük kurultayı toplamalı, partiyi demokratik hale getirmeli, Genel Başkan seçimi ve Partinin Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi gibi işlerin tüm parti üyelerinin oyuyla yapılacağını karara bağlamalıdır. Aksi takdirde Başkanlık Erdoğan’a hediye edilir.

Dilerim bu önerim CHP üyelerince dikkate alınır.

Sevgi ve saygılarımla.

Tuncay Erciyes

 

Tuncay Erciyes

Tuncay Erciyes

Kurtuluş Savaşına katılmış istiklal madalyası sahibi Malul Gazi bir Subayın torunu olarak dünyaya gelen Tuncay Erciyes Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Müh. Bölümünü 1970'de bitirerek Maden Tetkik Ve Arama Enstitüsünde analist kimyager olarak meslek hayatına başladı.2001 yılına kadar kamu ve özel sektörde yönetici olarak çalışmaya devam etti.2001 yılında İstanbul Üniversitesine öğretim görevlisi olarak davet edildi. Uzun yıllar Seramik sanayinde çalışması nedeniyle edindiği teorik ve pratik bilgileri paylaşması için yapılan davete uyarak, Ekim 2001’de Seramik Bilgisi ve Seramik Teknolojisi Derslerinin öğretmenliğini üstlendi ve halen de bu görevde çalışmaktadır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ