Alexa
Medya Siyaset

Kim Ki Bu ‘Ahmet Anapalı’ ?

ZURNANIN SON DELİĞİ !
” Hareket Ordusunda ”Zurnanın son deliği ” idi Mustafa Kemal.
KİM Kİ O !
Onu ordunun başına atasınlar ?

Kim Ki Bu ‘Ahmet Anapalı’ ?

Derviş Vahdeti, Kıbrıs’ta doğmuştu. Medresede okumuş bir hafızdı. Arapça, Farsça bilirdi. Sonraları İngilizce öğrenip, Kıbrıs’ta İngiliz Yüksek Komiserliği’nde çalışmıştı. Daha sonraları İstanbul’a gelmiş, mabeyn ( Saray )’e girmek istemişti, kabul edilmedi Diyarbakır’a gitti.
Sesinin güzelliğinden dolayı Diyarbakır’ın içkili toplantılarına sık sık davet edilir olmuştu.

***

Hayatı boyunca kin kustuğu İttihatçıların emekleri ile ilan edilen Meşrutiyet ilan edilince, vakit kaybetmeden İstanbul’a döndü. Döner dönmez, 10 Kasım 1908 tarihinde  ” VOLKAN” gazetesini çıkarmaya başlamıştı. Çıkarttığı gazete, İttihat veTerakkiye öfke dolu yazılar ile doluydu. Gazete faaliyetleri ile yetinmeyen Derviş Vahdeti, 6 Şubat 1909’da ”İttihad-ı Muhammedi” Cemiyeti’ni kurdu.
Basın yolu ile, İttihatçılarla mücadele etmeyi yeterli görmüyordu. Yeni kurduğu cemiyet çok daha fazla üyeye sahip olmalı ve bu üyeler günü geldiğinde silahlandırılmalıydı. Cemiyetin üyesi pek az gelmiş olacak ki, cemiyet adına sokaklarda üyelik kampanyaları başlatılmıştı.
Cemiyet’in üyeleri sokakta herkesi çeviriyor,halka ”Şeriat ister misiniz ? ” sorusunu soruyordu. Osmanlı toplumunda hiç kimse bu soruya hayır cevabı veremezdi. Evet cevabı verenler isimleri alınarak cemiyete üye edilmeye başlandı. Hatta bazı sokak başlarında üye yazıcılar halka şöyle sesleniyorlardı :
” Ey Şeriat-ı Mutahhara-i Muhammedi’nin zevalını istemeyen müminler, Allah’ı zülcelal aşkına, Peygamber-i zişanımız Muhammet Mustafa aşkına bu kağıdı imzalayın”  ( Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, C.9, s. 77, TTK. )

Bu cemiyetin faaliyetleri din istismarının, politikaya alet edilmesinin en dehşetli örneklerinden biridir belki de.

***

İttihad-ı  Muhammedi Cemiyeti hızla büyüyen kitlesini sokağa dökmek, gövde gösterisi yapmak istiyordu. 20.000 kişilik bir kalabalık ile ,Ayasofya camisinde mevlüt okunmuştu. Bu mevlüt halk tarafından ” Meşrutiyet’in Cenaze Alayı” olarak adlandırıldı.
Amaç Meşrutiyet’i ortadan kaldırmak, uygarlık yolunda atılan kısıtlı adımları sonlandırmaktı. Gerilen siyasi hava, 13 Nisan ( 31 Mart ) günü patlak verdi. Taşkışla’daki 4’üncü Avcı Taburu ayaklandı. Kendi subaylarını yakalayıp hapseden asiler, başlarında bulunan Onbaşı ve Çavuşların yönlendirmesi ile, ” Şeriat isteriz ” sloganları atarak  Ayasofya istikametine harekete geçti. Asiler, Şeyhülislam’ı saray ve meclis ile yapılacak görüşmede aracı olarak görevlendirdiler. İstekleri, Meşrutiyat’in kaldırılması, Şeriat hükümlerinin kesin olrak uygulanması, Harbiye Nazırı ve Meclis Başkanı’nın değiştirilmesi ve ayaklananların affedildiğine dair senetler getirilmesi şeklinde sıralanabilir.

***

Asiler, İstanbul’u günlerce yağmaladılar, yaktılar,yıktılar. Hürriyet yolunda bedel ödemiş, vatan uğruna cephelerde ömürlerini geçirmiş subayları hapsettiler, işkencelerde zulm ettiler, yakaladıklarını kurşuna dizdiler.

***

Meşrutiyet’in mimarı ordu, dolayısıyla İttihat veTerakki Cemiyeti idi. Cemiyet isyandan bir gün sonra, Selanikten İstanbul’a askeri kuvvetler göndermek ve isyanı kısa sürede bastırmak kararına vardı. Bu ordunun yüksek komutanlığına ( Şehit ) Mahmut Şevket Paşa, komutanlığına Hüseyin Hüsnü Paşa, kurmay başkanlığına da Kolağası ( Kıdemli Yüzbaşı ) Mustafa Kemal Bey getirildi. Hatta yeni kurulan ordunun ismi için, kimileri Hürriyet Ordusu, kimileri Meşrutiyet ordusu ismini teklif etmişlerdi. Mustafa Kemal Bey’in önerdiği HAREKET ORDUSU ismi uygun görüldü ve bu şanlı orduya ” Hareket Ord usu ” ismi verildi.

( Hüseyin Hüsnü Paşa )

( Mahmut Şevket Paşa )

 

( Mustafa Kemal Bey, Hareket Ordusu ile Selanikten İstanbul’a harekete hazırlanıyor )

 

***
Vel hasıl
23 Nisan tarihinde Mahmut Şevket Paşa’nın komutanlığı, Enver Bey’in ( Paşa ) de kurmay başkanlığını alması ile Hareket Ordusu, Sirkeciden, Aksaray’dan, Edirne Kapı’dan ve Beyoğlu’ndan olmak üzere dört kol halinde İstanbul’a girmeye başladı. Asiler başsız kalmış, kaçıyorlardı. Hareket Ordusu neferleri asileri gördükleri her yerde ezerek ana karargahları olan Taksim Kışlası önüne kadar gelmişlerdi.  Topçu ateşi ile kışla yerle bir edilmiş, İstanbul halkına kan kusturan asiler, yok edilmişti.
( Belki bir başka yazıya konu olabilecek bir sonucu da, bu olaydan sonra Sultan Abdülhamit tahttan indirildi, Mehmet Reşat padişah ilan edildi. )
***
Esasen yazmak istediğim Hareket Ordusu ve 31 Mart isyanı değildi.Bu konu kısa kısa geçiştirilecek bir konuda değildir.  Sadece, yazının ana konusuna gelmeden, 31 Mart isyanı ve Hareket Ordusu ile ilgili bilgilerinizi tazelemek istedim.
***
ZURNANIN SON DELİĞİ !

Hareket Ordusunda ”Zurnanın son deliği ” idi Mustafa Kemal.

KİM Kİ O !

Onu ordunun başına atasınlar ?

Hasan Hüsnü Paşa’nın emir subayı sadece. Gel gel, git git yapan. Bana su getir, sırtımı kaşı, bacağıma masaj yap emirlerini uygulayan emir subayı Mustafa Kemal .

Dolayısıyla, Abdülhamit devrinde Mustafa Kemal bir Yüzbaşı.
Zurnanın son deliği idi… ”

Bu sözler bana ait değil. Akit Tv’nin tarihçisi Ahmet Anapalı ‘ya ait. Akit Tv’de katıldığı programda söyledi bu sözleri.
Hareket Ordusuna, ismini vermiş Mustafa Kemal Bey’i bacağa masaj yapan, komutanına su getiren, çadır önünde nöbet tutan çavuş ile karıştırdı.

***

KİM Kİ O ” diyerek bilinçaltı öfkesini çıkarttı ortaya.
Müsaade ederseniz ben söyleyeyim kim olduğunu.

31 Mart olaylarında hürriyet uğruna en önde koşan

Trablusgarp Savaşına gönüllü yazılan ve bir gözünü burada kaybeden

Balkan Savaşları

Çanakkale Savaşı

Doğu ( Kafkas ) Cephesi

Suriye- Filistin Cephesi

Kurtuluş Savaşı

Sakarya Meydan Muharebesi

Büyük Taarruz ‘da en önde, muzafferiyetler ile anılan bir adamdı o.

***
KİM Kİ O ! dediğiniz adam, aşağıda yazılı madalyaları saraya damat olduğu için almamıştı. Her biri ömründen, canından, yaşamından feda ettiklerinin karşılığı olarak verildi ona.

Mecidiye Nişanı   ( Şam’daki üstün hizmetleri için )

Osmaniye Nişanı( Gönüllü olarak gittiği Trablusgarp da gösterdiği başarılar için )

Légiond’honneur  (Akdeniz Mürettep Kuvvetler Komutanlığı’nda gösterdiği başarıları için )

Osmaniye Nişanı   (Tekirdağ’da 19. Tümen’in kurulmasında gösterdiği başarıları için )

İmtiyaz Madalyası (19. Tümen Komutanlığı görevindeki üstün başarıları için )

Liyakat Madalyası ( Çanakkale’de gösterdiği üstün başarılar için )

Liyakat Madalyası ( Anafartalar’da gösterdiği başarılar için )

Osmaniye Nişanı ( Kafkas Cephesinde gösterdiği üstün başarılar için )

Askeri Liyakat Madalyası ( I. Dünya Savaşında gösterdiği başarılar için )

Mecidiye Nişanı (16. Kolordu Komutanlığı görevindeki olağanüstü başarıları için )

Harp Madalyası ( I. Dünya Gazisi )

Aliyülala Nişanı ( Emanullah Han )

İstiklal Madalyası ( Kurtuluş Savaşında gösterdiği başarılar için )

***

Tarihçilik zor iştir.
Duygular ile hareket ettiğin zaman, duvara toslarsın. Düşman bile olsan, yiğidin hakkını yiğide teslim etmek zorundasın…

***

Ahmet Anapalı, söylediği sözlerden dolayı özür dilemiş.
Ne âlâ !
Yetmemiş, bu hafta katıldığı programda ” Ben Mustafa Kemal’i seviyorum” demiş…
Aklını kullanan birinin aksini düşünmesi bile hatadır zaten…
Doğru yolu bulanlara ne mutlu, darısı diğerlerinin başına…

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Cumhuriyet Tarihçisi. Medya Siyaset Tarih Danışmanı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ