Alexa
Medya Siyaset

Kısa Bir Hayata Sığdırılmış Uzun Bir Hikaye Onunki (2)

“Anı yakalamak, hayatın anlardan ibaret olduğunu gösteriyor. Ne olacağımızı bilmiyoruz, bu yüzden de her anımız çok kıymetli.”

Kısa Bir Hayata Sığdırılmış Uzun Bir Hikaye Onunki (2)

Değerli okurlar,dün vefatının ikinci yılında ilk bölümünü yayınladığımız,ve dört bölüm halinde yayınlamayı planladığımız çocukluğundan ölümüne kadar Mustafa Koç ’un hayatından kesitlere yer verilen yaşam öyküsünün bugün sizlerle ikinci bölümünü paylaşıyoruz.

DEDE DESTEĞİYLE ÜNİVERSİTE

Lisenin tamamlanmasının ardından sıra üniversitedeydi. Mustafa Koç, eğitimi için Washington’a giderken, az denebilecek miktarda parayla gitmiş, orada kendisine 350 dolara bir araba alabilmişti. Ancak düşük bütçeyle alınan bu arabanın bazı eksikleri vardı: Mesela kapı menteşesi… Bu eksik nedeniyle kapı ancak itildiğinde açılıyor, çıkan kapı kenara konulup araca bindikten sonra tekrar yerine takılıyordu. Rahmi M. Koç, oğlunun yanına yaptığı ilk ziyaretten aklında kalan bu detayı gülümseyerek anlatıyordu.

Koç Ailesi’nin bir ferdi de olsa, yurt dışında tahsil için maddi desteğe ihtiyacı vardı. Bu konuda ona destek veren ise dedesi Vehbi Koç oldu. Bunun karşılığında ise tek bir şart koştu: Her ay veya iki ayda bir kendisine mektup göndermesini… Vehbi Koç, bu mektuplarla Mustafa V. Koç’un gurbette neler yaptığını, günlerinin nasıl geçtiğini kendisine anlatmasını istiyordu. Mustafa Koç, dedesinin bu isteğini kırmadı. Aralıklarla kendisine mektup yazıp, durumundan haberdar etti. Bu mektuplardan birini 8 Şubat 1984’te kaleme aldı Mustafa V. Koç, temmuz ayında üniversiteyi bitirmeye ve ardından da hemen iş yaşamına atılmaya hazırlandığını müjdelemişti. Mektubunda bir yandan “Burada bir hafta hasta yattım ve şimdi sıhhatime çok dikkat ediyorum. Buralar çok soğuk, grip salgını var” diyerek sağlığı hakkında malumat verirken bir yandan da Amerika’da olup bitenlerden dedesini haberdar etmeyi de ihmal etmiyordu: “Amerika’da şimdi en çok konuşulan iki konu önümüzdeki seçimler ve Lübnan hadisesi. Ülke çok tedirgin ve sonucu merakla bekliyor.” Mektubunu ise şu sözlerle noktalıyordu: “Bizi hiç merak etmeyin, Allah’a şükür her şeyimiz yerinde, sayenizde öğrenimimizi pürüzsüz bir şekilde sürdürüyoruz. Şimdilik benden bu kadar, mektuplarınızı beklerken ellerinizden öper, saygılarımı sunarım.”

Vehbi Koç-Mustafa Koç

Torunundan gelen mektubu sevinçle karşılayan Vehbi Koç, cevabını 22 Şubat’ta yazdığı mektupta şu sözlerle veriyordu: “… Bugüne kadar senden böyle güzel bir mektup almamıştım, çok memnun oldum. Bu arada hastalığının geçmiş olduğunu ümit ederim. Temmuz’da üniversiteyi bitirinceye kadar çok çalışacağından eminim. Allah’a çok şükür burada hepimiz iyiyiz. Senin hayatta daima muvaffak olmanı diler, sevgiyle gözlerinden öperim.”

18 Nisan 1984’te okulun bitimine yakın gönderdiği bir diğer mektupta ise söze özür dileyerek başlıyordu Mustafa V. Koç. Bu özrün tek sebebi ise son yazdığı mektuptan o güne fazla zaman geçmesiydi. Mektubunda sınav döneminin başladığını ve artık sona geldiğini şu sözlerle aktarıyordu: “… Gördüğünüz gibi yüzdük yüzdük ve kuyruğuna geldik, hiçbir şey kalmadı. İnsan geriye dönüp bakınca dört senenin nasıl geçtiğini anlayamıyor bile.” Mektubun sonunda ise Temmuz’da Türkiye’ye dönüp, Eylül ayında çalışmaya başlayacağını aktarıyordu. Dediği gibi de yaptı.

Türkiye’ye döndüğünde öncelikle Tofaş’ta satış elemanı olarak İnan Kıraç’la çalışmaya başladı. İnan Kıraç Mustafa’yı “işini seven bir genç” olarak tanımlarken, mentörü Alper Bağrıaçık ise onun için “hüsn-ü tabiat” yani “güzel huy sahibi” diyordu.

İş hayatının bu ilk döneminde merhum Vehbi Koç’un gözleri yine Mustafa V. Koç’un üzerindeydi. Vehbi Koç, İnan Kıraç’a yazdığı mektupta Mustafa’nın patron ailesine mensup olmasının kendisini ayrıcalıklı hale getirmediğinin, tam aksine tüm süreçlere hakim olacak şekilde çalışmak zorunda olduğunun altını şu sözlerle çiziyordu: “… Mustafa iyi yetişecekse her şeye küçükten başlayacak, patron ailesine mensup olduğunu unutacak, her başladığı işi iğneden ipliğe kadar tetkik edecek. Muvaffak olması için muntazam işe devam edecek, herkesten evvel gelip gidecek, verdiğiniz talimata harfiyen riayet edecek. Bu şekilde olursa hem kendisi hem aile için çok iyi olur. Size teşekkür ederim. Mustafa tamamıyla sizin emrinizdedir, size emanettir. Muvaffakiyetler dilerim.”

1986-1989 yılları arasında ise yurt dışındaki ilk iş deneyimini yaşadı Mustafa V. Koç ve KofisaTradingCo. Cenevre Satış Müdürü oldu. Vehbi Koç, torunlarının iyi yetişmesi konusundaki ısrarını burada da sürdürdü. KofisaTradingCo.’nun başkanlığını yürüten ClaudeNahum’a yazdığı mektupta şu sözlere yer verdi: “Mustafa Koç tahsilini bitirdi, sizin yanınızda bir süre staj gördü. Şimdi verilen karara göre Ömer Koç da gidip yanınızda çalışacak. Bu çocukların gerek Grubumuz gerekse Aile bakımından çok iyi bir şekilde yetiştirilmeleri lazım. Bundan sonra bu işleri siz bu gençler ile birlikte yürüteceksiniz.

Bu yazımı yazmaktan maksadım: bu çocuklara iş verip bunları nasıl yürüttüklerini, becerip beceremediklerini, beceremiyorlarsa sebeplerini takip etmeniz içindir…”

“İşi işte öğrenmek” deyiminin karşılığını bire bir yaşayarak veren Mustafa V. Koç, Koç Topluluğu’nun büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğu bir dönemde, en büyük ihracat şirketlerinden biri olan Ram Dış Ticaret’te satış müdürü olarak işinin başına geçti. Ram’da çalıştığı altı yıl boyunca satıştan sorumlu genel müdür yardımcılığına kadar yükseldi.

1991 yılında verdiği bir röportajda “Şu andaki görevimin başına gelebilmek için ne gerekiyorsa yaptım. Müesseseleşmiş bir topluluk olan Koç Grubu’nda aile fertleri özellikle de üçüncü kuşak üyeleri soyadlarından dolayı özel bir muamele hiç görmediler” demişti. “Bence iş dünyasında başarılı olmanın en büyük sırrı; yapılan hatalardan ders alıp bu hataları tekrar etmemektir” diye de ekliyordu.

Takvimler 1992 yılını gösterdiğinde ise Mustafa V. Koç için, sonrasında yönetim kurulu başkanlığına kadar yükseleceği Koç Holding günleri başlamıştı. Sanayi ve Ticaret Grubu Başkanına Yardımcı unvanıyla süren iş yaşamında, bir yandan İnşaat Grubu Şirketlerinde Yönetim Kurulu üyeliği yaparken, bir yandan da Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Üyeliği ve Türk Amerikan İş Konseyi Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyordu. Toplumsal olaylara duyarlılığı bu dönemde kendisini daha fazla göstermeye başlıyordu.

HAYATA YENİ GÜZELLİKLER KATMAK

Önemli bir ailenin üyesi, genç ve başarılı bir iş adamı olarak çok göz önünde olduğu böylesi bir dönemde hayatının en önemli adımlarından birini atmaya ve İzmir’in en önemli ailelerinden birine mensup olan Caroline Giraud ile evlenmeye karar verdi. O dönemde Amerika’da Boston’da işletme okuyan Caroline ile mutlu bir beraberlik yaşayan Mustafa V. Koç, yılbaşı tatilini bitirip Amerika’ya dönmek üzere olan Caroline’e şu sözlerle evlenme teklif etmişti: “Dön okulunu bitir, ama bir an evvel gel evlenelim.” Bu direkt ve bir o kadar da masumane teklife Caroline’in cevabı da aynı şekilde oldu: “Tamam!”

Caroline Koç yıllar sonra bu kararı nasıl verdiğini şu sözlerle açıklayacaktı: “Çok seviyordum, aşık olmuştum. İnsan aşık olduğu kişi ne yaparsa, nerede olmak istiyorsa, onun yanında olmak istiyor. Ben de öyle hissediyordum. Ondan ayrı kalmak istemiyordum.”

Caroline’in Mustafa’ya “evet” dediği gün annesi Çiğdem Simavi’nin evinde bir yemek yenecekti, Mustafa V. Koç aldıkları bu kararı da ilk kez orada dillendirdi: “Biz nişanlanmaya karar verdik. Evleneceğiz!”

Bu karar herkes tarafından memnuniyetle karşılanmıştı. Ancak bu kararın henüz iletilmediği ve kendisinden onay alınmayan tek bir kişi vardı: Vehbi Koç. Mustafa Koç, aldığı bu kararı açıklamak ve onayını almak üzere Vehbi Koç’tan randevu alarak, heyecanla yanına gitti. Vehbi Koç, Mustafa’yı dinledikten sonra ona şu cümleleri söyledi: “Hayatında verdiğin en isabetli kararlardan biri.”

Vehbi Koç’tan alınan onayla hazırlıklar da hızlanmıştı. Nişan için belirlenen adres, Caroline’in ailesinin yaşadığı İzmir oldu. 15 Şubat 1992 yılında davetliler nişan merasimi için Melendiz Harası’nda buluştu. Yüzük takma vazifesi ise ailenin en büyüğü olarak Vehbi Koç’a düşmüştü. Vehbi Koç, bu merasimde konuklara şu cümleleri söyledi: “… Evliliğin ilk bağı olan nişanlarda yüzük takmak adet haline gelmiştir. Ailenin büyüğü olarak bu vazife bana verilmiş bulunuyor. Gençlerin yüzüklerini takıyorum. Allah’tan mesut ve bahtiyar olmalarını diliyorum.”

Nişanın ardından Giraud Ailesi, Koç Ailesi’ni akşam yemeğinde evlerinde misafir ederken, bu ziyarette Vehbi Koç, Giraud Ailesi’ne dair daha fazla bilgi edinmek için art arda sorularını yöneltmeyi ihmal etmemişti. Bu tarihten beş ay sonra, 14 Temmuz’da Çırağan Sarayı’nda muhteşem bir düğün töreni gerçekleşti. Caroline Koç, sonrasında bu geceyi şu sözlerle özetleyecekti: “Müthiş bir düğündü. En çok kalabalıktan etkilenmiştim. Çok heyecan vericiydi.”

Gerçekten de etkileyici bir kalabalık vardı o gece. Geceye konuk olan pek çok kişi kalabalık yüzünden gelin ve damadı neredeyse hiç görememişti. Akşam 19.00’da başlayan düğün, sabaha karşı 03.30’a kadar sürdü. Caroline Koç’a hiç takı takılmazken, çift birbirinin ayağına da basmadı. Düğünle ilgili basında çıkan haberlerde ortak görüşü ise Ekonomist dergisinde yayınlanan şu söz özetliyordu: “… Gerek Caroline ve Mustafa Koç’un aralarındaki gözle görülür uyumla, gerekse saray ihtişamında ama gösterişten uzak havasıyla Koçlar’ın düğünü daha uzun süre konuşulacak.”

Bu düğünden beş yıl sonra çift ilk kızları Esra’yı, 2001 yılında da Aylin’i alır kucağına.

“SEN DAHA BABA OLMADIN”

Evlilik sonrası iş yaşamında hızlı yükselişini sürdüren Mustafa V. Koç, yoğun iş temposunun yanı sıra hobilerinden de kopmamıştı. Onun uçmaya olan merakını bilen Koç Ailesi, bu zevkli ancak biraz da riskli aktiviteleri sırasında zarar görmemesi için çeşitli tavsiyelerde bulunmayı sürdürmüştü. Bu uyarılardan biri de Mustafa V. Koç’un yakın arkadaşı İsmet Aktar ve ailesinin bir uçak kazasında hayatını kaybetmesinin hemen sonrasında Vehbi Koç’tan geldi. Bu kazadan 15 gün sonra gazetelerde çıkan “Mustafa V. Koç uçak kazası geçirdi” haberini okuyan Vehbi Koç, hemen bir mektup kaleme alarak torununa şunları söyledi: “Dün (22.08.1993) gazetelerde senin bir uçak kazası geçirdiğine dair havadisleri okuyunca perişan bir vaziyete düştüm. Suna halan hemen telefon etti, ‘gazetelerde haberi çıktı, merak etmeyin Mustafa sağlamdır’ dedi. Aynı gün dışarıdan eş dost telefon etmeye başladı, ona büsbütün üzüldüm.

Sen daha baba, büyükbaba olmadın, evlat acısının ne demek olduğunu bilmezsin. Benim sana bir defa daha tavsiyem, sureti kat’iyede tek başına uçak kullanmamandır. Gözlerinden öperim.”

Her zaman aile büyüklerinin verdiği nasihatleri dinleyen, kimseyi üzmemek için çok dikkatli tavırlar sergileyen Mustafa Koç, dedesinin bu mektubuna da hassasiyet gösterecekti. Yıllarını Koç Topluluğu’nda geçiren ve çok önemli pozisyonlarda görev alan Can Kıraç’a göre Mustafa, Vehbi Koç’un ilk torunu olarak, Koç Ailesi’nin muhabbetini ve dikkatini daima üstünde hissetmiş, ama bu ilgiyi hiçbir zaman abartılı davranışların mazereti haline dönüştürmemiş, çevresine “babacan” davranmayı bilen “genç bir Rahmi Koç”tu… 1996 yılında İnşaat ve Maden Grubu Başkanlığı’nın ardından 2001 yılında Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi, 2002 yılında da Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Mustafa V. Koç, bu dönemde bir kalp rahatsızlığı yaşamıştı. Amerikan Hastanesi’nde yapılan kontrollerde kalbine giden üç damardan ikisinin yüzde 100, birinin ise yüzde 70 oranında tıkalı olduğu belirlendi. Acil olarak ailesiyle birlikte New York’a giden Mustafa V. Koç, burada baypas ameliyatı oldu. Yurda döndüğünde artık eskisinden daha sağlıklı ve ailesiyle birlikte olduğu için mutluydu. Kısa sürede işinin başına geçti.

2003 yılı ise birçok açıdan bir milattı. Hem Koç Topluluğu hem Koç Ailesi hem de Türkiye ekonomisi için… O günleri Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç şu sözlerle anlatmıştı: “Sağlığımda çocuklarımın işleri nasıl götüreceğini görmeyi ve onların yanlış yapmamasını önlemeyi zaten planlamıştım. Yönetim Kurulu’ndaki yabancı üyelerin görüşünü sık sık özel olarak alırdım. Bir defasında bana, senden sonra kimin geleceğini düşündün mü, diye sordular. Ben de büyük oğlumun geçmesini arzu ediyorum, diye cevapladım. Sen 19 sene idare ettin, bundan sonra oğlunun gelmesine ne dersin, dediler. O ana kadar hiç düşünmemiştim, tabi memnun olurum, dedim.”

 

Bu kararın ardından Rahmi M. Koç, görevini kendi deyimiyle “zevkle ve keyifle” Koç Topluluğu için çok önemli bir büyüme dönemini başlatacak olan Mustafa V. Koç’a devretti ve yeni bir dönem böylece başladı.

 Yeni Ufuklara Doğru 2003-2016

4 Nisan 2003’te Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Mustafa V. Koç, dedesi Vehbi Koç’un halka yakın duruşunu, dürüst çalışma prensiplerini ve memleketine duyduğu sevgiyi; babası Rahmi M. Koç’un ise çok boyutlu ve global düşünce biçimiyle profesyonelliğini örnek aldı.

Görevinin ilk döneminde Topluluğun “iddialı” olduğu sektörlere odaklanma stratejisini başarıyla uyguladı. Odaklanma stratejisinin ardından da Topluluk tarihinin en büyük organik yatırım dönemini başlattı ve bu dönemi başarıyla tamamladı.

Görevde bulunduğu 13 yıllık sürede Koç Topluluğu yalnızca rakipleri ile arayı açmakla kalmadı, dünya devleri arasına da adını yazdırmayı başardı.

“Bir aile şirketinin devamını sağlaması için kültürünün bir parçası haline getirmesi gereken önemli bir husus kurumsallıktır. Koç Holding kurumsal yönetimde en yüksek standartlara ulaşabilmek için bu alandaki gerekli adımları atmaya başlayan ilk şirketlerden biridir.

Mustafa V. Koç

 Dümene Geçme  Zamanı

4 Nisan 2003 Cuma günü Koç Holding Nakkaştepe Tesisleri’nde düzenlenen 39. Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katılanlar, o gün Topluluk tarihinde iz bırakan önemli bir güne tanıklık edeceklerini bilmiyorlardı. Toplantının olağan gündemi tamamlanmış, âdet olduğu üzere dilekler ve temenniler bölümüne geçilmişti. Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi M. Koç, “Başka söz alacak kimse yoksa benim bir dileğim var” diyerek söze başladığında, salonda bulunanlar önemli bir gelişme olacağını anlamışlardı. Rahmi M. Koç konuşmasına 30 Mart 1984’teki Genel Kurul’da Babası Vehbi Koç’un yaptığı konuşmanın son sözleriyle başladı: “Kıymetli ortaklarımız, Başkan olarak bu benim idare ettiğim son Genel Kurul idi…”

19 yılı Yönetim Kurulu Başkanı olmak üzere 45 yıldır Koç Topluluğu’nun çeşitli kademelerinde görev alan Rahmi M. Koç, aslında çekilme kararını üç sene önce vermişti: “Sağlığımda, elim ayağım tutarken ve müessesenin emin ellerde olduğuna inandığım 2000 senesinde çekilme kararımı verdim. Bir aile şirketi olmasına rağmen, Koç Topluluğu memleketimizin en profesyonelce idare edilen bir kuruluşudur. Kurucuların işi bırakması çok zordur. Bunu Vehbi Bey başarmıştı. Ben de bugün, bayrağı benden sonrakilere teslim ediyorum.”

“İKİ YIL BİR YERE AYRILMAZSAN OLUR”

Genel Kurul katılımcıları için sürpriz olsa da aslında Mustafa V. Koç’un bu gelişmeden haberi vardı. Rahmi M. Koç, çekilme kararını bir akşam yemeği sırasında kendisine açıkladığında Mustafa V. Koç bir şartla kabul etmişti: Rahmi Bey devirden sonra iki yıl boyunca bir yere ayrılmayacaktı.

39.Koç Holding Genel Kurulu’nun hemen ardından toplanan Holding’in yeni Yönetim Kurulu, Mustafa Koç ’u Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirdi ve böylelikle Koç Topluluğu’nun tarihinde yeni bir dönem başlamış oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı olarak ilk konuşmasını yapan Mustafa V. Koç, kendisine duyulan güven için Yönetim Kurulu’na teşekkür ettikten sonra Merhum Vehbi Koç zamanında temelleri atılan profesyonel yönetim anlayışının Rahmi M. Koç liderliğinde pekiştiğini vurguladı. Mustafa V. Koç, Topluluğun kendi yönetiminde nasıl bir politika izleyeceğinin mesajlarını da yine bu ilk konuşmasında veriyordu: “Önümüzdeki dönemde de Koç Topluluğu’nun, sahip çıktığı değerler ve yarattığı değerle en güvenilen Topluluk olmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Bunu da halkımıza yakınlığı ve ulaştığı yaygınlıkla en önde gelen Topluluk olarak sağlayacağız. Güvendiğim profesyonel kadro ile bu hedefler doğrultusunda koşarak ülkemizin güçlenmesine de önemli katkılarda bulunacağız.”

YARIN DEVAM EDECEK

İlk bölümü okumak isterseniz lütfen tıklayınız

Murat Selamoğlu

Murat Selamoğlu

Ülkesi ile ilgili sorunlara kafa yoran ve bununla ilgili çözüm yolları arayan Türklüğüne aşık iş adamı. Medya Siyaset genel yayın yönetmeni. Gazeteci yamağı.Köşe yazarı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Nur içinde yatsın. Asla unutulmayacaktır.

BİR YORUM YAZ