Alexa
DOLAR
8,4705
EURO
10,2921
ALTIN
502,04
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Gök Gürültülü
25°C
Ankara
25°C
Gök Gürültülü
Pazartesi Çok Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Çok Bulutlu
29°C

KKTC Türk Dünyasının uç beyliğidir!

KKTC Türk Dünyasının uç beyliğidir!

Kıbrıs Türkleri ve Türkiye Türkleri, eşit iki bağımsız devletin sahibi kardeş iki halktır.

İkisi de özgürlüklerine düşkündür.

İkisi de bağımsızlıkları için canlarını vermişlerdir.

Birinin ayağına taş değse diğerinin canı acır.

KKTC, Türk dünyasının Akdeniz’deki serhat beyliğidir.

***

Türkiye uzun zamandır bir devle tkrizi içinde. En son 104 amiralin açıklaması ile kriz biraz daha açığa çıkmıştı. Bu sefer (Kuzey) Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinden sınırlarımız dışına taşındı.

KKTC Anayasa Mahkemesi’nin Kur’an kursları için verdiği karar, Türkiye’de, “Kıbrıs’ta Kur’an kursları kapatılıyor” diye duyuruldu.

İlk olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un attığı tivit dikkat çekti.Tivitte ne yazdığı hiç önemli değil. Esas önemli olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir memurunun, bağımsız bir devletin içişleri sayılan bir konuda fikir beyan etmesi, daha da ileri giderek o devlete parmak sallar bir üslupla seslenmiş olmasıydı.Ancak yasalar buna izin vermez. Memurlar yasalarla bağlıdır. Hem yasaya aykırı davranmanın hem de kuralların dışına çıkmalarının yaptırımları vardır ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine kadar kadim tarihten bu yana da öyleydi. Devletler arası bir problemin çıkışına sebep olma sorumluluğu bir memurun taşıyamayacağı kadar büyüktür de.

Daha sonrasında, tarihe karışmışken yeniden ortaya çıkarılan cuma selamlığında, Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları adetâ tokat gibiydi.Eksik veya farklı bilgi verilmiş de olabilirdi. “…Eğer tavır değişti değişti, tavır değişmediği takdirde biz özellikle… oradaki yavrularımızın Kur’an eğitimi noktasında onların eğitimine engel teşkil edecek adımların atılmasına asla müsamaha edemeyiz … Kıbrıs artık uygulamalarıyla, her şeyiyle Türkiye’deki uygulamalar neyse bunları uygulama safhasına geçirmek durumundadır … Fuat Bey … Ersin Beyle görüşmek suretiyle süratle bu işin düzeltilmesi konusunda gerekli adımların atılmasını kendisine bildirecekti…”

Türkiye Cumhuriyeti kardeş iki devlet olmakla, bütün gücünü Kıbrıs Türklerinin hizmetine sunacaktır elbette.Bu da ona bazı şeyleri konuşma hakkını verir. Ancak bu bir lütuf değildir. Kardeşlik hakkı olduğu kadar, tarihin yüklediği mecburiyet kadar, Türkiye’nin Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin gereğidir de. KKTC bağımsız bir devlettir. Türkiyede bu devletin tek tanıyanıdır. Bir devlet tanınıyormuş gibi yapılmaz. Bazı hususlarda tanıyoruz ama bazı hususları beğenmiyoruz, değiştirin deme şansı da olamaz. Dense bile bütün dünyanın önünde memurların parmak sallamasıyla hiç olmaz.

Bağımsız bir devlet olmakla, KKTC Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar ve yaptığı açıklama sadece ve sadece Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin vatandaşlarını ilgilendirir. Kaldı ki alınan karar da Kur’an kurslarının devlet kontrolü altına alınmasıyla alakalı görünüyor. Bundan da olması gerekenin yapıldığını anlaşılıyor.

Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra çok uzun bir süre hüküm süren beyliklerin hepsi de Türk devletiydi. Çok uzun süre egemenlik mücâdelesi devam etti ve sonunda güçlü olan kılıç diğerlerine hâkim olmuştu. Görünen o ki egemenlik meselesi oldukça hassas bir konu.Sudan sebeplerle çıkarılabilecek bir egemenlik krizinin, Türk Milleti için çok büyük kayıplara yol açabilecek sonuçları doğurması işten bile değil.

Kıbrıs Türkleri İstiklâli hak etmiştir

Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)’nın Kıbrıs mücâdelesinde yazdığı destan ortada. Kadını erkeği, yaşlısı genci, öğrencisi çalışanı… bütün Kıbrıs Türkleri büyük bir zafer kazandılar. Özellikle 1955’ten sonra, İstiklâl Harbi kahramanı askerî ve siyasi bir kadro tarafından da büyük bir destekle TMT kuruldu. Türkiye’deki üniversite öğrencileri verilen eğitimlerle mücâdeleye hazırlandılar.

Bu destanda çok kıymetli hikâyeler var. Küçücük balıkçı kayığıyla Anamur’a çıkıp; “Biz Kıbrıs’tan Türk Milletine güvenerek geldik. Silaha ihtiyacımız var” diyen ilk Bereketçiler’inhikâyesi bunlardan birisi. TMT’nin kurucularından rahmetli Albay İsmail Tansu, “Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu” ismini verdiği hatıralarını yazdığı kitabında, TMT’nin kuruluşunu teferruatı ile anlatıyor. Üç genç, 16 Ağustos 1958’de geldikleri Anamur’dan silahlarla dönerler. Birisi üç ay geçmeden fırtınada boğularak şehit olur. Ama açtıkları yolda devam edilir. Bereketçiler Kıbrıs Türklüğünün tarihine altın harflerle geçmiştir.

KKTC, çok ağır şartlarda kazanılmış bir devlet. Ve Kıbrıs Türklerinin bu devleti,onlara,analarının ak sütü gibi helâl. Hürriyetin kıymetini de biliyorlar.

“Size sevdanın yolları, bize kurşunlar…”

On binlerce Türk’ün çoluk çocuk, kız kızan demeden katledildiği Mora ayaklanmasının başladığı 25 Mart’ı bağımsızlık günü olarak kutlayan Yunanistan’a kutlama mesajı gönderilirken, KKTC için bu açıklamalar doğrusu çok anlaşılamamakta.

Veya isyan eden ve Türkleri katleden Ermenilerin tutuklanması için yayımlanan fermanın tarihini (24 Nisan 1915) sözde soykırım günü olarak anan Ermenilere; 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 24 Nisan günlerinde mesaj göndermek de anlaşılamamakta. “Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır. (2014 Başbakan Erdoğan)” minvalindeki mesajlar Türk Milletin hafızasına nakşolmakta, tarihe kaydolmakta.

Ve bilmeyenler için bir bilgi; 24 Nisan (1830) aynı zamanda Yunanistan’ın Londra Protokolü ile Mora yarımadası ve çevresinde bağımsız bir Yunan millî devletinin kuruluş günüdür de. O gün 47 bin 516 Km2 olan Yunan toprakları bugün işgal altındaki adalarımızla birlikte bilmem kaç kilometre kareye ulaşmak üzeredir.

Benim gibi düşünmesini istediğim herkes benim gibi düşünecektir denemez. Dense de başarılı olamaz… Bu başarısızlık kişiye değil bir millete, devlete mâl olur.

Kıbrıs Türkleri kardeşlerimize

Devletlerin yönetim kadroları geçici, devletin kendisi ve sahibi milletler bâkîdir. Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yüce Türk Milletinin kardeş iki halkının eşit devletleridir. İlelebet de böyle kalacaklardır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Dünyasının serhat boylarındaki uç beyliğidir.

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.