Alexa
Medya Siyaset

Konuşalım mı Sayın Bahçeli ?

Konuşalım mı Sayın Bahçeli ?

26.Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Afrin Harekâtını siyasete alet etmeyelim” şeklindeki sağduyulu seslenişine, AKP ittifakçısı Bahçeli çok kızıp, Başbuğ’a yüklenmişti!

Bahçeli ; “Siyaset beka mücadelesini konuşmayacak da neyi konuşacaktır? Fok balıklarının nasıl yaşadığını mı, yoksa nesli tükenen balinaları mı anlatalım” diye sormuştu!

Siyaset elbette ki Türk Milletini ilgilendiren her konuda konuşmalıdır.
Konuşmalıdır ama AKP İlçe Kongrelerinde, MHP İl-İlçe Başkanları toplantısında değil!Üstelik toplumu ayrıştırıcı bir dil kullanarak, kendisi gibi düşünmeyenleri terör örgütleriyle beraber olmakla suçlayarak, milleti birbirine düşman ederek değil!

Türkiye’de mevcut siyasi parti liderleri olarak Sayın Cumhurbaşkanının veya Sayın Başbakanın başkanlığında toplanarak, bu konuda “Milli Politika” oluşturarak, konuşabilirsiniz.
Yapacağınız iş bölümü ile yurt içinde ve özellikle yurt dışında, partilerimizin üye olduğu platformlardahem konuşabilir hem de gerçekleri dünyaya anlatabilirsiniz. (Sosyalist Enternasyonal- Muhafazakâr Demokrat-Avrupa Konseyi-OECD-İslam Konseyi-Dünya Ticaret Teşkilatı-UNESCO-AGİT-EFTA-NAFTA-LAFTA-APEC-ASEAN vs.”

Siz konuşmak isteyin Sayın Bahçeli! Haklılığımızı anlatacak o kadar çok platform var ki!Yalnız oralarda konuşmak için bilgi ve cesaret ister. Bunlar sizde var mı?
Gerçi sizi yurtdışındaki platformlarda hiç görmedik!  O toplantılarda tek risk, karşınıza Ortadoğu ve Sabah gibi yayınlarda çalışan gazetecilerin değil, gerçek gazetecilerin çıkacağıdır.

Sayın Bahçeli;

Yurt dışında değil de yurt içinde konuşmak isterseniz, size birkaç önerim olacak!
Saraya danışıp bilgi alabilirseniz bizi aydınlatabileceğiniz konular şunlardır;
-Ortağınızın uzun yıllar deruhte ettiği genişletilmiş BOP Eşbaşkanlığı sırasında, Libya’ya ne tutarda ve kaç bavul para gönderdik?
-Irak ve Suriye’de savaşan “Asabi Sünni Çocuklar” için Suudi Krallığı ve Katar Emirliğinden kaç para geldi?
-Suriyeli misafirlerimiz için harcandığı söylenen 30 Milyar Dolar’ın kaba bir dökümünü mutlaka konuşmalıyız!
-Öcalan’dan mektup getiren AKP’li Bakan’ı bulana “ömür boyu bedava püskevit yarışması” düzenleyebiliriz! Yarışmada jüri Başkanı Beşir Atalay olabilir!
-Çözüm Süreci boyunca hizmet eden Akil İnsanlara da “Gazilik ünvanı” verilmesi bir panel konusu yapılabilir!
-Çözüm süreci boyunca, Türkiye’nin onlarca yerinde açılan “PKK şehitliklerinin” bakımı imarı hakkında ne gibi projeleriniz olduğunu da konuşabiliriz, değil mi?
-Ortağınız parti tarafından, Valilere verilen “Aman PKK’lılara dokunmayın, görmezden gelin” emrini niçin konuşmayalım ki?
-Oslo-Kandil- Habur görüşmeleri ve Barzani ile sıra gecesi eğlenceleri de,
TRT1 de bir dizi filmi olarak hazırlanmalı ve tüm okullarda “Hümanizm” dersi olarak okutulmalı ve Arapça yayınlanmalıdır…

Son olarak, sizin fedakarlığınızı tüm dünyaya göstermek üzere, ortağınız için şimdiye kadar yaptığınız tüm hakaretlere, ihanet iddialarına, suçlamalara rağmen, nasıl bağrınıza taş basarak ortak olduğunuzu mutlaka konuşmalıyız.

Bilecik Söğüt yaylasında kurulacak otağ’da, İbrahim Kalın’ın sazı ve Yavuz Bingöl’ün sesi eşliğinde hem konuşalım hem dertleşelim be Sayın Bahçeli!

Yeter ki siz proje isteyin Sayın Bahçeli!
Elimizde öyle projeler var ki, sizi ve partinizi uzaya zıplatacak projeler bunlar. Örnek mi;
– Attan düşme teknikleri!
-1956 Plymouth (Yağlı debriyaj) da ki sırlar!
– Katil kasetler tuzağı!
-Sihirli ve kişiye özel koltuk yapımı…

Konuşalım mı Sayın Bahçeli?

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Şubat 2018
Rifat Serdaroğlu

Kaynak : https://rifatserdaroglu.com/2018/02/17/konusalim-mi-sayin-bahceli/

Rifat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu

İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümünü bitirdi. Bergama Belediye Başkanlığı, 19-20 ve 21. Dönem İzmir milletvekilliği ile Sağlık ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Evli ve 2 çocuk babası.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Mehmet Ali Aykın dedi ki:

    ERDEMSİZLİĞİN EN SON BASAMAĞI: NANKÖRLÜK !

    TDK’nin sözlüğü nankör sözcüğünü, “Kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmeyen, iyilik bilmez,” diye; nankörlüğü de, “Nankör olma durumu, nankörce davranış,” olarak açıklamaktadır. Örneğin bir insana sürekli iyilik yaparsın; iyilik yapmayı kestiğin an, kendisine iyilik yapılanın indinde, iyilik yapan kimseden kötüsü olamaz. Hani ya Halife Hz. Ömer’e birisi, “Falancaya dikkat et! Seni öldürecek,” demişler. Halife ise, kendisini uyarmak isteyenlere, “Ben o adama hiç iyilik yapmadım ki! Beni niçin öldürsün!” diye yanıt vermiş.

    Hatta Kur’an bile, “Kahrolsun insan. Ne de nankördür. Allah onu neden yaratmıştır. Abese-17” diyerek, nankör insanlara lânet okur.

    Şimdiki Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan Başbakan iken, Atatürk ve İsmet İnönü’yü kastederek, (İki tane “tane sözcüğü kendisine aittir” ayyaşın çıkardığı men-i müskirat yasası) diye, bir cümle sarf etmişti.
    Aslında bu cümleyi kullanacak olan en son kişi, R.T. Erdoğan olmalıdır.

    Şöyle ki :
    Ayyaş dediği kişilerden birisi olan Gazi M. Kemal Atatürk; Lozan Antlaşması’ndan sonra, Ankara’daki TBMM’yi lağvedip, yerine İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ı açarak, Halife Abdülmecit Efendi’yi de II. Abdülmecit olarak taht’a oturtup, kendisi de sadrazam olsaydı; bu günkü demokratik, lâik Türkiye Cumhuriyeti, meşrut-i monarşiyle yönetilen bir devlet olacaktı.

    Şimdi sorarım size; “Meşrut-i monarşiyle yönetilen bir ülkede, R.T. Erdoğan’a yer var mı? Padişah(cumhurbaşkanı), sadrazam(başbakan) vezir(bakan) veya mebus(milletvekili) olabilir miydi? Çünkü tek seçici olan padişah veya sadrazamın, o günün şartlarında, onu böyle bir makama getirmesine imkân var mııydı?

    Ayyaş dediği birinci şahıs cumhuriyeti kurmasaydı, ikinci şahıs da, demokrasiye geçmeseydi; sorarım size, “R.T. Erdoğan milletvekili, başbakan veya cumhurbaşkanı olabilir miydi?”

    Hâl böyle iken, R.T. Erdoğan’ın, kendisine cumhurbaşkanlığı yolunu açan bu iki mümtaz şahsiyeti, “iki tane ayyaş” diye nitelendirmesi nankörlüğün daniskasıdır. Gel gör ki, bu iki büyük insana teşekkür edeceği yerde, ayyaş diye hakaret ediyor. Eğer kendisinde bir nebze vicdan, bir katre erdem varsa; bu iki büyük insanın muazzez ruhlarından, özür dilemelidir

  2. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Sevgili SERDAROĞLU,
    Sır Küpü’ne yıllardır gizli şimdiyse açık olarak çalışan bu ZATIN ve aynı KÜPÜ doğrudan yöneten EŞBAŞKANIN insan içine çıkıp konuşacak halleri, yüzleri ve cesaretleri yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Her ikisin de yaptıkları tek şey mikrofon ardına gizlenerek MONOLOG özlü ve biçimli KONUŞMAK yani herkese – ve hatta yakın bir zamana dek birbirlerine – en ağır suçlamalar ve iftiralar içeren laflar atmaktır. Bu nedenle onlarla konuşmak, tamamen olanaksız ve gereksizdir. Bu güzel hatta mükemmel makalende çok haklı olarak sözünü ettiğin ulusal ve toplumsal KONULARDA konuşmaları yani suç ve günah itirafında bulunmaları ise kişisel, partisel ve hizipsel çıkarlarına kesinlikle aykırı olacaktır. Yapılacak en doğru şey, günü ve saatı geldiğinde çıkarılacakları Yüce Divan önünde KONUŞMALARINI yani KONUŞTURULMALARINI beklemektir.

BİR YORUM YAZ