Alexa
Medya Siyaset

Kopsun Artık Kıyamet

Kopsun Artık Kıyamet

Bizler, çocuk, cinsellik ve istismar kelimelerini yan yana getirip yazmaktan rahatsızlık duyuyorken çocuğun bir yetişkin tarafından, cinsel haz almak için, bir obje olarak kullanılması birileri için basit bir olay gibi yaşanıyor, karşılanıyor.

Üstelik bu coğrafyada yüzlerce yıldır kız evlatlar bu ağır yüke gelenek, töre ya da güya dini nedenlerle maruz kalıyor.

Sustukça yok sayılıyor, sustukça artıyor. Şimdiye değin göz yumulan vakıflarda, yurtlarda kimi çaresizlikleri nedeniyle kalan, kimi de din eğitimi alsın düzgün okusunlar diye aileleri tarafından verilen çocuklar çok ağır bedel ödediler. Bedenleriyle ve ruhlarıyla…

Üstelik böylesi hassas bir konunun o kadar çok bileşeni var ki…

Hukuki, siyasi, ahlaki, dini, toplumsal sorunların iç içe geçmesi kaçınılmaz. Namus cinayetlerinin işlendiği topraklarda, her adımın, etek boyunun, rujun, fotoğrafın hatta bir gülüşün ahlakla ilişkilendirildiği bir yerde nasıl oluyor da bu kadar çok çocuk istismarı oluyor?

Ne kadar mı?

Rakamlar korkunç!

Üstelik sadece adli makamlara yansıyan rakamlar! Zira önemli bir kısmı ‘’Aile kutsaldır, cinsellik ayıptır, olan olmuş bari yapan yanmasın, el aleme ne deriz?’’ gibi içi doldurulamayan cümlelerle ortaya çıkmıyor, çıkarılmıyor. Yani göz yumuluyor.

Yaşanan her 4 tecavüzden 1’i ÇOCUK,

Her ay 650 cinsel istismar vakası oluyor (Sadece adli tıpa yansıyan).

Açılan dava 40 bin 266

Çıkan karar 24 bin 825

Mahkumiyet 13 bin 968 (Bu mahkumiyetlerde iyi hal ve saygın tutum indirimlerinin olduğu dosyalar çoğunlukta). (Şiddeti önleme ve rehabilitasyon derneği 2016 yılı raporu)

Engelli çocuklar normal çocuklara göre 10 kat daha fazla.

İstismara uğrayan engelli çocukların %70’i zihinsel engelli,

İstismarcıların %75-80’i aile bireyi, akraba, komşu gibi çocuğa ulaşabilen kişiler.

Son yıllarda artık toplumsal güvenin tanınmadığı bir noktada isyanlara daha fazla dayanamayan hükümet bir yasa tasarısı hazırladı!

Peki gerçekten bu tasarı kamu vicdanını rahatlatıcı özellikte mi yoksa sadece birkaç maddelik göz boyamalarla bir sus payımı?

Hatta daha ileri bir iddia ile var olanı bile aratacak türde mi?

Hadi birlikte birkaç maddeye bakalım.

Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları yüksek caydırıcılık ön görülerek tasarıda yerini alırken hiçbir koruyucu önlemin tasarıya eklenmemiş olması ceza artırımının yetmeyeceğinin ilk göstergesidir.

Çocuk hakları sözleşmesine göre 18 yaşına kadar her birey çocuk sayılırken, kademeli yaş sınırlamasının 15 den 12 ye düşürülmesi sizce de daha tehlikeli gelmiyor mu kulağa? 13 yaş, 14 yaş çocuk değil mi?

Kimyasal hadım uygulaması tıbbi olarak içeriği ve niteliği bilinmeyen, ne kadar sürdürüleceği belirlenmemiş bir konudur. Yine sağlık profesyonelleri olarak biliriz ki vücuda herhangi bir organ ya da cisim sokulmadan da istismar gerçekleştirilir. Bu, kişinin artık hiçbir şey yapamayacağı anlamı taşımaz.

Kamu vicdanını rahatlatıyor mu bilemem ama elbette adli boyutuyla ilgili hukukçularımızın söyleyeceği çok şey olacaktır.

Benimse, bu çocukların korkularını, kabuslarını, davranış değişikliklerini, yüreklerinde taşıyamadıkları bu koca koca yükün altında nasıl ezildiklerini, kimselere güven oluşturamadıklarını, sağlıklı bireyler olamadıklarını, 40’lı 50’li yaşlarda bile hala dün gibi hatırlayıp canlarını yandığını bilen biri olarak vicdanım rahat değil.

Sustuğumuz her saniye bir çocuğumuz ve onun güzel hayalleri yıkılıyorken, geriye sadece acı bir dua kalıyor. ‘Kopsun artık kıyamet! Yeter ki bir can daha acımasın.’’

Dr.Hatice Alkan Akdağ

Dr.Hatice Alkan Akdağ

1981 yılında Nevşehir’de doğdum. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinden 2006 yılında ‘Onur’ derecesiyle mezun oldum. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde uzmanlık eğitimine başladım. Psikodinamik Yönelimli Psikoterapi, Aile Terapileri, Cinsel Terapi teorik ve süpervizyon eğitimleri aldım.Tezimi ‘Tedavisiz şizofreni hastaları ile tedavi görmekte olan şizofreni hastalarında obsesif kompulsif belirtilerin, depresyon sıklığının, intihar düşüncesi ve içgörü düzeylerinin karşılaştırılması’ konusunda yaparak 2011 yılında Psikiyatri uzmanlığımı aldım. 2012-2014 yıllarında Bursa Devlet hastanesinde uzman hekim olarak çalıştım. 2014-2016 yıllarında Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Dörtçelik Ruh Sağlığı Hastanesinin kurucusu olarak idari görev aldım. 2017 yılından beri muayenehanemde serbest hekim olarak çalışmaktayım.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. HÜSEYİN COŞAR dedi ki:

    Ülkede reel eğitim yıllar önce biti.tarihin gerisinde kalan,vahşiliği barındıran arap eğitim sistemi var.bu sistemde ,cinsiyet ayırımı var.eşitlik yok.

BİR YORUM YAZ