Alexa
Medya Siyaset

Korkudan Korkmak

Korkudan Korkmak

“Ben hiçbir şeyden korkmam” diyenlere inanmayın

İnsan korkar.

Yağmurdan korkar, kardan korkar, yıldırımdan korkar…

Karanlıktan korkar…

Ölümden korkar, hastalıktan korkar…

Mezarlıktan korkar, yalnızlıktan korkar…

Sokaktan korkar, meydandan korkar…

Konuşmaktan korkar, bağırmaktan korkar…

Cinden korkar, periden korkar, cehennemden korkar…

Allah’tan korkar, dinden korkar…

İşsiz kalmaktan korkar, aç kalmaktan korkar..

Sevdiğini kaybetmekten korkar, beklediğine kavuşamamaktan korkar…

Kaybetmekten korkar, yenilgiden korkar…

***                       ***

Korku, cahilliğin ürünüdür.

Okuyan, soran, araştıran, öğrenen insan korkmaz.

Düşünen, bilen insan korkmaz.

Sorgulayan, yargılayan insan korkmaz.

***                       ***

İnsanlar gibi milletler de korkar.

Varlığının, birliğinin, dirliğinin bozulacağından korkar…

Kurulu düzenin bozulacağından korkar…

Baskıdan korkar, sömürüden korkar…

***                       ***

Bilimsel eğitim almış milletler endişe duyar fakat korkmaz.

Demokrasinin yerleştiği, özgürlüğün kökleştiği uluslara korku işlemez.

Adaletin işlediği, hakkın hukukun korunduğu yerde, korku yaşayam bulamaz.

Uygarlığı yaşayan, çağdaşlığı yakalayan milletleri yıldıramazsın.

Oyunu satın alamazsın.

Yalanla kandıramazsın.

Baskıyla susturamazsın.

***                       ***

Eğitim sistemimiz bilimsellikten uzak!

Fert’i, yurttaş yapamadık.

Millet’i, aydınlıkla buluşturamadık.

Özgüveni yaygınlaştıramadık.

Hesap soran olmadık, hep hesap verdik.

Övmeyi serbest, yermeyi yasak kıldık!

Eleştireni düşman, dalkavukluğu dost belledik.

Aydınlanma fenerini söndürdük,çağdaşlığın yolunu döndürdük.

Size; 1980’li yılların ikinci yarısında yaşanmış ve gazetelerde haber olmuş komik, aynı zamanda hüzünlü, bir olayı hatırlatıyorum:

“İçinden Tranvay Geçen Şarkı” ismli bir oyun oynanmıştı.

Ferhan Şensoy’un yönettiği ve oynadığı oyunu, Ortaoyuncular Tiyatrosu sahnelemişti.

Oyunda, Nazi subayı ve SS’lerin baskıları da anlatılıyordu.

Oyunda rol alan oyuncular, tiyatroyu sokağa taşımışlardı.

Nazi subayı kılığında, sokağa çıkan oyuncular, kimlik kontrolü yaptılar.

Yarı Almanca, yarı Türkçe “Kimlik bitte…” (lütfen kimliğiniz) dediler.

O gün, oradan geçen hemen herkes (bir kişi hariç) kimliğini çıkarıp gösterdi.

Türkiye’nin en büyük, en uygar ve en aydın insanlarının oturduğu kent olan İstanbul’un İstiklal Caddesi’nde bir Allah’ın kulu;

Nazi giyisili oyunculara;

“Sen kimsin?”

“Neden kimliğimi istiyorsun?” Sorusunu sormamış!

***                       ***

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü hatırlatıyor ve korkudan korkanları uyarıyorum:

“Yurttaş dediğin düşünebilmeli, yurttaş dediğin haklarını idrak etmeli!

Her birey kendi geleceği ile bizzat ilgilenmeli.

Yoksa halk kitleleri herkes tarafından, istenilen yöne, iyi veya kötü yönlere sevk edilebilir.

Her ne şekil ve nitelikte olursa olsun, Osmanlı döneminde olduğu gibi yazgısını başkasına bırakmaması gerekir;bırakırsa işte o alçaltıcı sonuç meydana gelir, ülke işgale uğrar.

Milletimizin her bireyi düşünür ve duyarlı bir şekilde yetiştirilmiş olsaydı, elbette o duruma düşmeyecekti.

Ülkenin ve milletin yönetimini üstlenmiş olanlar, görüş ve işlerinde hata yapabilir.

Bütün bu hataların acı sonuçlarındansa, bütün millet zarar görür, nitekim olmuştur.”

 

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ