Alexa
Medya Siyaset

Körlük

Körlük

İnsanlık tarihi savaşlarla, ölümlerle, göçlerle açlık ve sefaletlerle doludur.  Bu yüzden hiç eşit ve adil olmayan bir dünyada yaşamadığımızı söyleyebiliriz.

Egemen güçlerin dünya üzerindeki hesapları hiç bitmiyor ve bu hesaplar sonrasında acı çeken, evini yurdunu terk eden, açlık ve sefalet içinde varlığını sürdürmek zorunda kalanlarve ölenler hiç değişmiyor.

Kim Bu Egemen Güçler?

David Rockefeller’in “Dünyada 200 olan devlet sayısı 1000’e çıkacaktır.” hedefi bize egemen güçlerin kimler olduklarını anlatıyor.

Bizden bir iş adamı Rahmi Koç durumu şöyle özetliyor:“Dünya’da yeni global sistem oluşmuştur. Dünyanın en büyük beş ekonomisi devletler değil, şirketlerdir.”

Sonuç dünyayı yönetenler perde arkasından, yönetir görünenler ise her gün ekranlardan bizlere gülümsüyorlar.

Özetle dünyanın en zengin % 1’lik kesimi servetin % 99’unu elinde bulunduruyor.

Bu gerçeklik bir soru daha sormamızı gerektiriyor.

Dünyanın % 1’lik kesimi nasıl oluyor da dünyanın % 99’unu yönetebiliyor?

Aklınıza gelebilecek her şey, ama her şeyi kullanarak. Nükleer silahlar, kimyasallar, terör örgütleri, algılar, inançlar, etnik kökenler,eğitim, kültür,  duygular, düşünceler, dinler, diller, basın ve medya, reklamlar, hatta tarih bile çarpıtılarak kullanılır.

Örneğin öğrenmenin en hızlı ve kalıcı olduğu dönemlerinde çocuklar kullanılır, istenilen bilgiler beyinlerine yüklenerek adetarobotlaştırılır ve amaçları karşılayan araçlara dönüştürülür. Üstelik bunun için elverişli olduğu düşünülen bütün zamanlar fırsat bilinir.

Tarihsel süreç içerisinde oyun hep aynıdır, sadece aktörler ve yöntemler değişir. Görünürde her şey adildir, her şey demokratiktir, her şey akla ve bilime uygundur. Ancak yaşananalar çok farklıdır. Hiç bir şey göründüğü gibi değildir.

Korenavirüs (Covid-19) Neleri Tehdit Ediyor?

Covid-19’un ne olduğunu tam olarak ileride öğreneceğiz. Çünkü henüz bir salgın ve hızla yayılmaya devam ediyor. Şu ana kadar öğrendiklerimizle ilginç bir virüs olduğunu biliyoruz. Her ne kadar bütün insanlara bulaşabiliyor ise de çocuklara zarar vermiyor. Diğer bir ifadeyle çocukları taşıyıcı olarak kullanabilen akıllı bir virüsle karşı karşıyayız.  Özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olanlar için ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.Ne ilginçtir ki virüs ilk olarak dünyanın en kalabalık nüfusunun olduğu ülkenin Çin’in Wuhan şehrinde görülüyor.

Bütün bunlar tesadüf mü, yoksa bir doğal seleksiyon mu?Henüz bilinmiyor!

Covid-19 krizi daha şimdiden dünyanın birçok başkentini hayalet şehre dönüştürmüş, zenginleri malikânelerine, başkanları saraylarına hapsetmiş görünüyor.Her yere, her kese ulaşıyor, insanlar derin bir sessizlik içinde sıralarının ne zaman geleceğini bekliyor ama yine de virüsün ayıramadıklarını sistemler ayırmayı sürdürüyor!

Ülkemizde açlık ve yoksulluk sınırının altında varlığını sürdüren 64 milyon nüfusun Covid-19 virüsü sonrasında yaşamı daha da zorlaştı. İşten çıkarmalar, ücretsiz izinleren çok da onları vurdu.  Bu durum bize Covid-19 krizinin sadece insanların sağlığını değil, işlerini, aşlarını, varlıklarını sürdürmelerini de tehdit ettiğini haykırıyor.

Ekonomide İstikrar Kalkanı, Kime Kalkan Oluyor?

Covid-19 virüsünün ilk vakasının açıklanmasından  (11 Mart 2020) altı gün sonra Cumhurbaşkanımız kameraların karşısına geçerek alınan önlemler paketini açıkladı.

Pakette vergi indiriminin olduğunu, ancak asgari ücretliye indirim olmadığını: şirketlerin kredi ve vergi borçlarının ertelendiğini ancak dar gelirlinin ertelenmediğini öğrendik. Böylece ekonomide istikrar kalkanının kimlere kalkan olduğunu da öğrenmiş olduk.

Ancak bu gün bir gelişmeyle mutlu olduk.Kamu bankaları vatandaşın kredi borçları ile ilgili destek paketlerini açıklamaya başlamış,umarız bu olumlu gelişmeler sürdürülür.

Lütfen Evde Kalalım!

Durum çok ciddi, çünkü insanlar ölüyor. Zaman çok önemli ve zamanla yarışılıyor,çünkü sağlık kurumlarımızın kilitlenmemesi, hastalığın sürece yayılması gerekiyor.  Bu yüzden evde kalarak hem kendi sağlığımızı, hem de toplumun sağlığını korumalıyız!

Elbette Akıl ve bilim bunu da bir gün çözecek. Ancak o güne kadar insanlar ölmeye devam edecek ve onlardan biri olup olmayacağımızı henüz bilmiyoruz. Yani içinde bulunduğumuz durum öyle kolonya ve maske paketleriyle aşılabilecek bir durum değil, daha somut, hızlı ve insan odaklı çözümler gerektiriyor.

Gören Körler Mi?

Portekizli yazar Jose Saramago’nun körlük romanında, romanın anlatıcısı dışında herkes körleşme hastalığına yakalanır ve görme yetisini kaybeder.Yöneticiler görme yetisini kaybedenleri toplayarak karantinaya alırlar.Karantinada yaşananlar bir trajedidir. Körleşme insanların içindeki şiddeti, saldırganlığı ortaya çıkarmıştır ve insanların yaşamı karantinada cehenneme dönüşmüştür.Artık yaşanan dünyayı kötülük yönetmeye başlamıştır. Koğuşlardaki körlerin birbirlerine karşı uyguladıkları içler acısıdır. Güçlüler zayıfları ezerler, yemeklerine el koyarak onları aç bırakırlar ve kadınlara tecavüz ederler.

Saramago’nun ‘Körlük’ romanı ile insana başka bir pencereden ürkerek bakarsınız.  En can alıcı kısmı da romanın sonunda doktorun romanın kahramanı olan karısına söylediği sözdür. Bu söz her şeyin özetidir:  “Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük.  Gören körler mi?  Gördüğü halde görmeyen körler.”

Birileri dünyayı şekillendirirken ve insanları amaçlarına uygun hale dönüştürüp kullanırken, işine yaramayanları elemine ederken biz hala gördüğümüzü mü sanıyoruz?

Yazımın başlığı Saramago’nun körlük romanından.

Daha aydınlık yarınlar için gördüğü halde görmeyen körlerden olmamamız gerekiyor. Çünkü gördüğümüz halde görmediğimiz her şey insanlığı tüketiyor.Çünkü gördüğümüz halde görmediğimiz her şey geleceği tüketiyor.

Sağlıkla kalın…

Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ