Alexa
Medya Siyaset

Krize Yeni Kriz Çıkararak Müdahale

Krize Yeni Kriz Çıkararak Müdahale

Vatandaş olarak sorularımız var. Nereye götürüyorsunuz bizleri? Siyasi iktidarın iç çatışması ve çatlağına kadar ki ve sonraki uygulamalarla  hedefler belli ama söylemler ise takiye olarak kaldı.

Vatandaş bütün bunların tartışılmasını, dile getirilmesini istiyor. Siyasi, idari, adli, polisiye tedbirler ile bu istek önleniyor. Sanılıyor ki her şey güllük gülistanlık. Yok arkadaş tablo tam tersi. İşte bu noktada vatanını seven, vatanını satmayan gerçek Türk vatandaşları bir şeyler yapabilmek, yazabilmek için çırpınıyor ama kalemi elinden alınmış, sesi kısılmış duruma getirilmiş. Hareket edemiyor. İstiyor ki muhalefet dillendirsin. Nerede o muhalefet ve muhalefet var mı?

Bütün bu kısıtlama ve riske rağmen yurttaş olmanın sorumluluğu var. Bütün tehlikeleri göze alarak yazabilenlerin, söyleyebilenlerin yanında olmak, onları desteklemek, arkasında durmak. Hiç olmazsa bu sorumluğu yerine getirmek. Geleceğimizi tartışmadığımız gün yok, yarın ne olacak, olabilirin resmini görmek istiyoruz. Sanayi ve tarımsal üretim durmuş. Her şey ithalat girdabı içinde. Siyaseten, iktisaden dar boğazda, çıkmaz sokaktayız.

Maalesef her anımız ekonomik veya siyasi kriz çıkacakmış/çıkarılacakmış endişesi içinde geçiyor. Bu endişeler arka arkaya gelen krizler nedeniyle toplumu tedirgin, huzursuz ediyor sürekli endişe ve korkuya sevk ediyor. Zaten siyasi sistemin hedefi de sürekli kriz çıkarmak, çıkan krizi yeni bir kriz ile bertaraf etmeye, unutturmaya çalışmak, kendisinin varlık nedeni olarak ters hal, hareket, uygulamalar devam ediyor. Her yeni kriz, yeni bir krizi beraberinde getiriyor. İnsanda doğal olarak bundan daha kötüsü olabilir mi huzursuzluğunu yaşıyor. Artık akşam yattığımızda sabaha  ne olacak yerini acaba gece ne olacak almış bulunuyor. Bakıyorsunuz gecenin bir saatinde kısa bir süreliğine çok düşük fiyattan döviz işlemi yapılıyor, birileri bankanın içi boşaltılıyor. Sabah kalktığınızda resmi açıklama ” banka sistemine müdahale edilmiş olup bankanın her hangi bir kaybı olmamış,  işlem bloke edilmiştir ” şeklinde kamuoyuna yansıtılıyor. Daha geniş ve doyurucu açıklama beklenirken bir olayın daha üstüne örtü çekiliyor.

Sürekli kriz, müdahale, tasfiye, baskı ve OHAL altında yaşayan halk ne kendini ne de sistemi ve Türkiye’yi sorgulayabilir,  geleceğini düşünebiliyor. Grev yok, lokavt yok, boykot yok, muhalif olmak yok, eleştiri yok. STK ları ve Meclisi adli, idari yönden Pasifize edilmiş, basını susturulmuş , yönetimsel  sistem istediği gibi hareket ediyor. Halkta gün ne getirirse ona kendini teslim ediyor. Bunun adına da tevekkül diyoruz. Kayıtsızlık,  duygusuzluk bünyemizi sarmış durumda. İfade özgürlüğü sadece siyasi sistemi ve partiyi övüyorsan var. Muhaliflere  cumhuriyete, laikliği,  özgürlüğe hakaret edebiliyorsanız basın özgürlüğü dünya standartlarının bile üzerinde. Ölüye bile küfür etmek, hakaret etmek serbest. Ölüsüne saygısı olmayandan diriye ne fayda gelir ki?

Gündelik geçim ve hayatta kalma mücadelesi krize dönüşmüş durumda. İnsanın varlığının,  işinin, aşının hiç bir güvencesi bulunmuyor. Bu bağlamda itaat ve biat ediyorsanız yaşama hakkı buluyorsunuz. Yaratılan krizler hızlı bir şekilde toplumun hayatta kalma krizine dönüşüyor. Böylece eleştiri ve muhalefet baskı altında tutuluyor. Krizler kaçınılmaz sorun olmaktan çıkarılıyor,  yenileri ekleniyor.  Kalabalıklar kolay yönetilmesi yolu açılırken, özgürlük başta olmak üzere yeni fikirlerin yanında halk mücadelesinin, hak aramanın önü kapanmış oluyor. Gözaltı ile sonuçlanabiliyor. Türkiye’nin hukuksal ve siyasi yapısının almış olduğu şekil demokrasi savunucularını tamamen saha dışına çıkarmış bulunuyor. Sus konuşma, düşünme, aktif olma ” görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyebiliyor musunuz ona bakın. Bunun sonucu olarak siyasi birikim ve kültürde heba olup gidiyor. Eşitlik, özgürlük doğrultusunda özgürlük ve hakları genişletmeye çalışan siyasal eylemi, demokrasiyi halka mal etmeyi bastırıyor, olanaksız hale getiriyor. Sistem yurttaşların refahı, mutluluğu, ortak eylem içinde olmasını, özgür düşünce içinde kendisini yetiştirmenin önünde duvar olarak duruyor.

Hep şikayetçiyiz ama kendimizi hiç sorgulamıyoruz. Elimizi taşın altına sokmuyoruz. Birileri gelip bizi kurtarsın diye bekliyoruz. Daha çok bekleriz. Atı alan Üsküdar’ı geçti, geriye nal toplamak kaldı. Hiç olmazsa onu becerebilsek. Her şeye rağmen şunu hatırdan çıkarmamalı Türk Milleti büyük millettir, küllerinden yeniden doğar. Bilinen tarihinde on altı defa devlet kurmuş bu millet bu krizlerin de altından mutlaka kalkacaktır. Biraz zamana ihtiyacımız var.

Özetle sistem siyasal düşünce ve özgürlükçü  faaliyetleri önlemeyi, bu konularda tek yetkilinin kendisi olduğunu dayatıyor. Sadece kendisinin devletin geleceğini garanti edebileceği imajını pekiştiriyor. Bunda da çok başarılı bulunuyor. Çünkü Türkiyeyi sürekli, topyekûn bir kriz toplumu olarak kurmanın ve devam ettirme başarısını elinde tutuyor. Siyasetin ve siyasi aktörleri kendisine benzetiyor.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ