Alexa
Medya Siyaset

Kubilayın Katliamı ve Bugünkü Türkiye

Kubilayın Katliamı ve Bugünkü Türkiye

“Sevgili okurlarım uzun bir süre sizlerden uzak kaldım. Yoğunluk nedeniyle yazılarıma biraz ara verdim. Bu nedenle sizlerden öncelikle özür dilerim.
Türkiye’de ve dünyada gündem o kadar hızla gelişiyor ki insan ne yazacağına karar veremiyor.
Şunu yazayım diyorsunuz bir bakıyorsunuz yazacağınız konu gündemden düşmüş başka bir gündem ortaya çıkmış.”

Ben bu yazımda sizlere 23 Aralık 1930 tarihinde Menemen’de katledilen Kubilay Olayını anlatmaya ve bugünle kıyaslamaya çalışacağım.

İzmir’in Menemen İlçesinde askerliğini yedek subay olarak yapan Mustafa Fehmi Kubilay ile kendisine yardıma gelen bekçiler Hasan ve Şevki’nin şeriat isteyen bir grup tarafından katledilmesi Cumhuriyet tarihinin o döneme kadar olan en önemli olaylarından biridir.

Olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedeksubay Kubilay’ı olay yerine gönderdi. Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine geldi. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına onların arasına girip teslim olmalarını istedi. Onlardan biri ateş ederek Kubilay’ı yaraladı. Karşıdan bunu gören askerler ateş açtılar. Fakat tüfeklerinde öldürücü etkisi olmayan manevra fişekleri vardır. Derviş Mehmet “bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı kandırmaya çalıştı. Kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, Derviş Mehmet ve arkadaşları peşi sıra geldiler. Derviş Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı Asteğmen Kubilay’ın başını kesti.Kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. Birisi ip getirdi ve Kubilay’ın başı yeşil bayrağın dikili  olduğu sopaya iple bağlandı. Olay yerine yetişen Bekçi Hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. Ancak açılan ateş sonucu o da öldü. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu öldü. Bu aşamada askeri birlik yetişir. Komutan “Teslim olun!” diye bağırır. Ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş eder. Göstericilerden Derviş Mehmet de dahil bazıları ölürken, bazıları kaçar. Daha sonra hepsi birden yakalanır.

Cumhuriyet tarihine baktığımızda buna benzer olaylardan birinin yine 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Hoteli’nin yakılmasıyla gerçekleşen ve 33 aydının katledildiği Sivas Katliamıdır.

2 Temmuz 1993, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazındı. O gün, Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden aydın ve sanatçılardan 33’ü, kaldıkları otelin yakılması sonucu hayatını kaybetmişti. Olayda iki otel görevlisi de yaşamını yitirmiş, iki saldırgan da ölmüştü.

Aydınlar, sanatçılar ve şairler dört günlük şenlik programına katılmak, söyleşilere katılmak, kitaplarını imzalamak, şarkılarını söylemek için gitmişti Sivas’a. 1 Temmuz’da şenliğin açılışında konuşanlardan biri de yazar Aziz Nesin’di.

Aziz Nesin, Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci ve daha pek çok şair, yazar, sanatçı, düşünür şenlikler için kente gelmişti.

33 kişinin en yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en genci ise folklor gösterisi için Sivas’a giden 12 yaşındaki Koray Kaya’ydı.

Katliamdan iki gün önce dağıtılan bir bildiri, 2 Temmuz’da neler yaşanacağının habercisi olmasa da, işaret gibiydi. Bildiride Aziz Nesin’in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde yayımlanan Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti.

Bildiride dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in şenliklere ev sahipliği yapması eleştirilmiş, Nesin için “Şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir” denmişti.

22 Aralık 2017 tarihinde gerçekleşen bir olayla Türkiye, Sivas katliamının sanıklarının avukatı olan bir kişinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Zabıta Daire Amiri olduğunu öğreniyor.

Tayfun Karali adlı bu kişi bir zabıtaya attığı tokatlarla gündeme gelince kimliği deşifre oluyor ve bu zatın Sivas Katliamının sanıklarının avukatlığını yapan kişi olduğu da gün yüzüne çıkıyor.

Demek ki bu olay yaşanmasa bu kişi deşifre olmayacak ve Türkiye en büyük katliamın sanıklarını savunan kişiyi unutup gidecek.

Türk toplumu olarak maalesef geçmişi çok çabuk unutan balık hafızalı bir toplumuz.

Ben buradan yaklaşık 25 yıldan bu yana İstanbul’u yöneten zihniyete şunu sormak istiyorum. Avukat olan bir kişinin Zabıta Amirliği ile ne ilgisi var. Yoksa bu kişiyi Sivas katliamı sanıklarını savunduğu için kendisi bu göreve getirilerek ödüllendirilmiş midir?

Türkiye’de Balyoz, Ergenekon gibi davalar da Cumhuriyetçi, Atatürkçü, demokrasiye ve laikliğe inanan komutanlara aydınlara, yazarlara ve gazetecilere uygulanırken ve bunları yok etmeye amaçlarken susan hükümet ve iktidar 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminden sonra bu davaların düzmece olduğunu ve Fetö tarafından işlendiğini ve kendilerinin aldatıldığını dile getirerek sorumluğu üzerlerinden atmaya  çalışmışlardır.

Peki yıllarca cezaevinde, hücrelerdc hiçbir suçları olmamasına rağmen  kalan ve ailelerinden uzak olarak yaşayan bu insanların kaybettikleri yıllar nasıl geri gelecek. Kim bunun hesabını verecek acaba?

Bu davalar görülürken bu davanın savcısıyım diyenler bu işin sorumluluğunu şimdi niye başkalarının üzerlerine atarak bu sorumluluktan kurtulmak istemektedirler.

Halen cezaevlerinde bir mektupla, yalancı tanıklıkla yatan bir sürü insan var. Hükümet özellikle bunları görmüyor mu?

23 Aralık 1930 yılında Kubilay olayındaki zihniyet ile bugün yaşanan olaylardaki zihniyet arasında ben hiçbir fark görmüyorum.

O günkü zihniyet 2017’li yıllara taşınmıştır.

Umarım ki bugünlere sessiz kalanlar bundan sonra yanlıştan dönerler ve bu ülkede Atatürkçü, laik ve demokrasi mücadelesi verenleri düşman gibi görmekten vazgeçerler.

Benim 2018 yılındaki en büyük beklentim bu.

2018 yılının herkese mutluluk, sağlık ve huzuru getirmesini diliyorum.

Erdoğan Demir

Erdoğan Demir

23 Nisan 1967 Keşan doğumluyum evli ve iki çocuk babasıyım. 1983 yılında gazeteciliğe daha öğrencilik yıllarımda Önder Gazetesi’nde yazı ve maç haberleri yazarak adım attım. Ardından; Trakya Doğuş, Bulvar, Sabah, Günaydın, Akşam, Cumhuriyet, Foto Maç, Fotospor, Gazeteleri ile ATV, Star TV, NTV, Edirne’de yerel yayın yapan Trakya Televizyonu Muhabirliği ve Beylikdüzü’nde ulusal olarak yayın yapan Trakya Televizyonu ile Rumeli, Tek Rumeli ve Anadolu Yurdum Televizyonlarında “Geniş Açı “adlı program yapımcılığını ve son olarak Tek Rumeli Televizyonu’nda Abdullah Bostancı ile “Yerel Demokrasi “, Keşan FM’de Erdoğan Demir’le Spor Gündemi” adlı programı hazırlayarak sundum 1990 yılında kurulan ve haftalık olarak yayınlanan Halkın Sesi Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptım. 1991 yılında Keşan’da ilk olarak kurulan Gürer FM’de Haber Müdürü ve Program Yapımcısı olarak görev yaptım. 1993 yılında Keşan’da ikinci olarak kurulan Keşan FM Radyosu’na geçtim. Radyoların kapatılması ve siyah kurdela eyleminin ardından Yılmaz Özkaya’nın sahipliğini yaptığı ve günlük olarak çıkan Medya Keşan Gazetesi’nin kuruluş aşamasını tamamlayarak 17 Mayıs 1993 tarihinde yayın hayatına başlayan Gazete’nin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini sürdürdüm. 1996 tarihinde Medya Keşan Gazetesi’ndeki görevimden ayrıldıktan sonra Uzunköprü’de sahipliğini Adnan Karakaya’nın yaptığı haftalık olarak yayınlanan Adalet Gazetesi ve aynı gazetenin Kanal 22 Radyo ile Televizyonu’nda haber bültenlerini sunup program hazırladım. 2001-2004 tarihleri arasında Enez Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak göreve başladım. 2004 Yılı Ağustos ayında Enez Belediyesi’ndeki bu görevimden ayrılarak Keşan Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak göreve başladı ve halen bu görevimi sürdürmekteyim. 1999-2000, 2000-2001 sezonlarında Anafartalarspor Kulübü Başkanlığı yaptım. Keşanspor’da Yönetim kurulu üyeliğinin yanısıra Keşan Gençlik ve Keşan Belediyesi Yelken ve Su Sporları Kulüplerinde kurucu üyelik ve yönetim kurulu üyeliği yaptım. Halen Türkiye Yelken Federasyonu Edirne İl Temsilciliği, Uluslararası Festivaller Birliği delegesi ve Trakya Temsilciliği ve Dünya Folklor Festivalleri Birliği Trakya Temsilciliği ile Türkiye Yerel Basın Birliği Edirne Şube Başkanlığı görevlerini sürdürmekteyim. Ayrıca CHP Spor Üst Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayım. Yakın bir süreçte Ahbap Keşan oluşumunu kurmuş olup, burada Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. 2017 Eylül ayında TON TV'de 15 günde bir olmak Geniş Açı Programı'nı sundum. 3 yıldan bu yana da Cumartesi günleri Keşan FM’de Spor Zamanı adlı programı hazırlayıp sunmaktayım. 27 Temmuz 2012 yılından bu yana sahipliğini oğlum Alpcan Demir’in yaptığı www.kesanpostasi.com ve www.kesanpostasi.web.tv sitelerini hayata geçirmiş olup, BİBU Reklam Ajansı’nın yayın organı olarak yayınlarına devam etmektedir. Burada da Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktayım.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ