Alexa
Medya Siyaset

Kültürel Ve Sosyal Yaşam Vesayeti

Kültürel Ve Sosyal Yaşam Vesayeti

Bu işin lam cimi yok. Bundan böyle siyasi  ve ekonomik yaşam sayın Başkan tarafından vesayet altına alınmışken, şimdide sosyal ve kültürel alanın vesayet altına alınması  işlemlerine başlandı.

Kültürel kurumlar ya lağvedildi, ya küçültüldü, veya hepten kaldırıldı. Kültürümüzde artık bale, opera, tiyatro, güzel sanatlar, resim, heykel gibi disiplinler olmayacak. Hatta Ankara’da ki Milli Kütüphane bile. Milli Kütüphanenin Türkiye özellikle de Cumhuriyet kültürünün arşivi, kozmik odası olduğu unutulmamalıdır. Güvenlikte kozmik oda ne ise, kültürde de Milli Kütüphane odur. 3 milyonun üzerinde kitap, 55 bin Eski Türkçe kitap, 26 bin elyazması kitap, ünlü Ressamların yapmış oldukları orijinal tablolar, taş plaklar,  fotoğraf, pul, mikrofilm gibi arşiv malzemeleri bulunuyor. Öğrenciler başta  olmak üzere TUS, KPPS sınavları için olduğu kadar akademik araştırmalar için çok sayıda eser halkın istifadesine açık olarak hizmet vermektedir. Fiziki yapı olarak da 4 okuma salonu, görme engelliler için konuşan kitaplık bulunmaktadır. Toplum yararının en verimli olduğu kuruluştur. Kapatılırsa ne olur? Halkımız kaybeder, çağdışı odakların büyük büyük sevincine neden olur. Tarihte yer alan İskenderiye kütüphanesinde olduğu gibi Milli Kütüphanenin yakılarak,  yıkılmasının hazzı yaşanır. Bir Cumhuriyet hazinesi daha ortadan kaldırılmış olur.

Neden bu yola başvuruluyor? Siyasi iktidarı ilk başlangıcından bugüne kültür ve sanata yoğun baskı uyguladı. Heykelleri kaldırdı, Atatürk büstlerini ve heykellerine yapılan saldırılara prim verdi, seyirci kaldı. Geçtiğimiz yıllarda Ensar Vakfının düzenlediği bir kongrede Sayın Başkan ” Siyasi olarak iktidar olmak başka şeydir. Sosyal ve kültürel olarak iktidar olmak başka şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz iktidarız ama hala sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda  sıkıntılarımız var” demişlerdi.  Ayrıca devamla medyada, sinemada, bilimde,  teknolojide, hukukta dahil olmak üzere ülkemize ve milletimize yabancı zihniyetle hiziplerin varlığından söz etmiştir. Şimdi ise başkanlık sistemi ve sistemin başkanlık kararnameleri ile ülkemize ve milletimize sözde yabancı zihniyetle kişilerin hakimiyetine son verilecektir. Kültür ve Sosyal alana saldırmanın nedeni budur. Çok sayıda sanatçı mesleğini Türkiye’de icra edemiyor, Fazıl Say örneğinde olduğu gibi aforoz edilmiş durumdalar. Bundan böyle belki de Türkiye’de yaşamalarını da izin verilmeyecek. Sistem sanata, kültüre, aydınlığa karşı daha da sert tedbirler alacağının işaretlerini vermektedir. Fakültelerin güzel sanatlar bölümlerini kapatmaya bile başlanması okun yaydan çıktığını göstermektedir.

Sayın Başkan seçim dönemlerinde 81 milyonun başkanı olduğunu hep tekrarlıyor. Ama ” Medyadan, sinemaya, tiyatroya, bilim ve teknolojiden, hukuk alanına kadar sosyo-kültürel alanda yapıtlar verenleri ise ötekileştiriyor, ayrıştırıyor” Bunların memleketine ve milletine yabancı olduklarını ifade buyuruyorlar.
Maalesef yöneticiler kültür ve sanata ki çok seslilikten, eleştirel ortamdan  rahatsızlık duyuyorlar ve son vermek istiyorlar. Böylece muhafazakâr İslam odaklı anlayışa uygun tek boyutlu kültür ve sanat anlayışını Türkiye’de uygulamak istiyorlar.

Bütün bu uygulamalar sonucunda nasıl bir Türkiye manzarası ortaya çıkacak? Sistem biatçı, ezberci nesiller yaratmak istiyor. Böylece akılcılık, sekülerizm,  eşitlik, aydınlanma ve özgürlük gibi kavramlar tamamen ortadan kaldırılarak sorgulamayan ideal dindar nesil tipi yaratılacağından; demokratik özgürlüklerin bulunmadığı toplumlarda kültür diye bir kavram gelişmez,  zaten bulunmaz da. Kıraathaneler açarak, bilimsellikten ve modernlikten nasibini alamayan toplumlarda asla fikri gelişme olmaz. Umarız doğru kararlar alınır, Türkiye geri kalmış Ortadoğu ülkeleri arasında gelişmiş demokratik toplumlarda biri olur. Kültür ve sanatı, bilim ve teknolojiyi halka benimsetemeyen yönetimin şekli ne olursa olsun çağdışı yönetim gelişen dünyanın dişlileri arasında yok olmaya mahkumdur. Sizce gelecekten umut var mı? Bekleyip göreceğiz.

Son bir not:

OECD’nin yayınladığı NEET oranı sıralamasında Türkiye OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra en alt ve en kötü durumda. İzlanda ise ilk sırada yer alıyor. Peki NEEF oranı nedir? Cinsiyete göre (kadın, erkek) gelişim göstermeyen (ilerlemeyen) ne çalışan, ne okuyan, ne de herhangi bir eğitim alan genç nüfusu ifade ediyor. Sıralamada OECD ülkeleri arasında Türkiye’den daha kötü durumda olan yok.

++++++

EĞİTİM ÜZERİNE SÖYLENMİŞ GÜZEL SÖZLER

ADDİSON: Bir mermer parçası heykeltraş için ne ise, ruh içinde eğitim odur.

LORD BROUGHAM: Eğitim görmüş bir halkı idare etmek kolay, köleleştirmek imkansızdır.

ARİSTO: Eğitimin kökleri acı, meyveleri tatlıdır.

PAUL RICHER: Ekmekten sonra eğitim, bir milletin en büyük ihtiyacıdır.

HELLEN KELLER: En iyi eğitimli kişi, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır.

CERVANTES: İnsan eğitimle doğmaz ama eğitimle yaşar.

HUANG CHE: Planınız bir yıl içinse pirinç, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl içinse insanları eğitin.

BUCKEL: Yurdu savunmanın en ucuz yolu eğitimdir.

 

Medya Siyaset
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ