Alexa
DOLAR 7,6337
EURO 8,8819
ALTIN 456,094
BIST 1129,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 29°C
Parçalı Bulutlu

Kur’an Bayramı

Kur’an Bayramı
25.05.2020 - 14:55
A+
A-
  1. Kur’an’da Kur’an Bayramı

Kur’an’da “bayram” anlamında geçen bir kelime var mı?

Evet, var. Ve sadece bir kez MAİDE; 114’de “ıyd” kelimesiyle ifade edilmektedir. Bunun dışında yoktur.

İslam coğrafyasında görülen bayram uygulaması, Müslümanlar arasında oluşturulan İslam kültüründe yer almaktadır ve

Kur’an’da anlatılan bayram ile aynı şey değildir.

O halde gerçeği araştırmak ve karşılaştırma yapmak bağlamında, Bayram konusunuKur’anca Anlamak” yöntemiyle alarak işe başlayabiliriz: İşte ayet:

Meryem oğlu İsa: Allah’ım, Rabbimiz! Bizim üzerimize, bizim için, öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bir bayram (‘ıyden) ve Senden bir alamet /gösterge olarak gökten bir sofra indir. Ve bizi rızıklandır. Ve Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın! dedi.” (Maide; 114)

Bu ayette geçen “Maide” sözcüğü, “hareket etti” anlamına gelen “made” kelimesinden türediği söylenmektedir.

Sofra, bir bağış olduğu için bu adı almıştır.

Bir kimse, birine iyilik yaptığında, “made” sözcüğü kullanılır. “Maide” ise, “yapılan iyilik, ihsan, bağış” anlamına gelmektedir.

İsa (a.s), duasında, indirilmesini istediği busofranın, gelecek nesiller için bayram olacağı” değerlendirmesini yapmaktadır.  Böylece İsa (a.s), bayram kavramını kullanmış ve bu bayramın ilahi bağıştan meydana geleceğine işaret etmiştir.

  1. Yüce Allah, Bunu Bize Niçin Anlatmaktadır?

Yüce Allah’ın indirdiği sofra, o toplum için nasıl bayram olmuşsa, Müslümanlar için indirdiği (akla hitap eden ayetlerden oluşan Kur’an) sofrası da bayram olacaktır.

İsa’nın (a.s) yaşadığı zamandaki sofra, daha sonraki nesillere nasıl bayram olacak?

İsa’nın (a.s) indirilmesini istediği sofra, bedensel nimetleri içeren bir sofra mı?

Yoksa zihinleri, yani beyinde mantıklı düşünmeyi gerçekleştiren potansiyel selim aklın işletilmesinde gıda olacak bilgiler, ayetler mi?

Gökten patates, soğan, sarımsak değil; vahiyler /ayetler iner, değerli okuyucular.

İsa (a.s), toplumu, şirkten, sosyal kokuşmuşluktan, insan ve cin şeytanlarının tutsak kıldıkları beyinleri, esaretten kurtarmak için, Yüce Allah’tan, vahiyler, ayetler istemekte ve bunu da ilahi nimetler bütünlüğü anlamında “sofra” sözcüğüyle ifade etmektedir.

İsa (a.s), bu ilahi sofranın indirilmesini bir bayram olarak nitelemiş; bu bayramın ilahi bağıştan oluşan kalıcı doğru bilgiler olacağından, daha sonraki nesillere, bu bayramın aktarılmasını da istemiştir.

Dosdoğru yola ulaştıran vahiyler, bir ilahi bağış olarak, ayette sözü edilen sofradır. Bu sofranın nimetlerinden gıdalananlar, yani onu, anlayarak öğrenen ve yaşamlarına uygulayanların erecekleri kurtuluş ise, gerçek bir bayram olarak kutlanacaktır.

İsa (a.s), duasında indirilecek sofranın, “bir bayram” olduğu kadar, “bir ayet” olmasını da istemektedir.

Ayet sözcüğü “mucize, delil” anlamına gelmektedir.

Böylece gökten inecek sofra, beyinlerdeki selim aklı harekete geçirecek nitelikte olacaktır. Yani, insanın mantıklı düşünen beynini /zihnini /aklını, Allah’a çevirecek güçte delil olacaktır.

Ayette sofranın, eğitici boyutuna işaret edilmektedir.

İndirilen bu sofranın İncil ayetleri oluşunun bir delili de

Maide; 115.nci ayeti olup şöyledir:

Allah dedi ki: Şüphesiz Ben, onu, size indireceğim. Artık bundan sonra sizden, kim inanmazsa (onu inkâr ederse), Ben, onu, âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azapla azaplandıracağım.”

Değerli okuyucularım, bir an için şu soruya birlikte cevap arayalım:

Saygıdeğer Muhammed (a.s) ve kıyamete kadar onun gösterdiği sıratı müstakim olan dosdoğru yolundan gitmek isteyenler için, böyle bir sofra var mıdır?

Bir an düşünelim lütfen.

Cevabımız nedir?

Evet, var, değil mi?

Çünkü Ramazan ayında, mübarek bir gecede, yani Kadir gecesinde inmeye başlayan vahiylerle, 23 yılda tamamlanan Kur’an,  İlahi bir bağış olarak, mantıklı düşünen beyinlerimize gıda ve şifa olmak üzere inen bir sofradır. Bu sofra Kadir gecesinde, sabaha kadar ayetler /ilahi haberciler olarak inmiştir. Ki Kur’an’ı anlayarak okuyan Müslümanlar da, eriştikleri bu mutluluk ve kurtuluş sevincini paylaşmak üzere Kadir suresinin son ayetinde geçtiği üzere “Selam”, “Selam” diyerek, yani “yaşasın, şirkten, şerden, insan ve cin şeytanlarının saptırmalarından kurtulduk” nidasıyla bayram sevincini seslendirmişlerdir.

İşte Kur’an’da Bayram, “Kur’anca Anlamak” bağlamında budur.

O halde Ramazan ayını başından sonuna kadar, her gün,

* Kur’an’ı, ana dilimizde anlayarak okumak, onunla inanç konusunda Allah’ı Rab, Kur’an’ı din edinmek;

* Şerri şeriat, şeytanı mabut edinenlerin düşünce ve davranışlarından uzaklaşmak suretiyle,

* Zihinsel esaretten kurtulmayı, yani zihinsel arınmışlığı

* Kur’an Bayramı Olarak Kutlamak, Kur’an’da anlatılan bayramdır.

Bu bayramı hazırlanarak, hak ederek, yaşayarak kutlamak isteyenlere kutlu olsun, Değerli okuyucular.

  1. Tarihimizde Uygulanan Kur’an Bayramı Örneği

Şimdi bir soru daha aklımıza geliyor. Onu da soralım.

Tarihimizde “Kur’an Bayramı” kutlaması hiç yapıldı mı?

Evet, yapıldı Değerli izleyiciler.[1]

Şimdi de soru şu olmalıdır: Peki kim, ne zaman yaptı?

Cevap veriyorum:

Gerçek İslamiyet’ten uzaklaşanlar,

Kendilerini düşmanlarının esareti altında bulurlar.

Ve Uydurulan dinden kurtulmak için

Kur’an’ı Ana Dilimizde, aracısız,

Herkesin bizzat kendisi tarafından öğrenilmesi ve

“Kur’anca Anlaşılması” çığırını açmak üzere

Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesini ve

9 ciltten oluşan “Hak Dini Kur’an Dili” adlı çalışmanın her cildinin 10.000 adet basılmasını,

Bunun 8 bin adedinin ücretsiz olarak dağıtılması için, her cildin basımında cebinden on bin TL veren kimdir, Saygıdeğer Okuyucularım?

Şu anda, sanki hepinizden Gazi Mustafa Kemal Atatürk dediğinizi duyar gibiyim.

Kur’an Bayramını açtığı çığırla başlatanın kim olduğunu gördük. Bu işin uygulaması hiç yapıldı mı, ne zaman yapıldı?

  1. Kur’an’ı Anlama Uygulaması Nasıl yapıldı?

1930-31’li yıllarda, Ramazan ayında Atatürk, önceden Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galib’i İstanbul’a gönderir. DR. Reşit Galip Bey o zamanın ünlü hafızları başta Sadettin Kaynak, Hafız Burhan, Hafız Yaşar olmak üzere Dolmabahçe sarayında toplar, onlara birer tane Kur’an çevirisi verir. Herkes görevli bulunduğu İstanbul’un en büyük camilerinde öğle ve ikindi namazlarından sonra, Kur’an’dan bir bölümü makamla okuduktan sonra, Türkçe anlamını cemaate okuyacaklar.

Bu hazırlıktan sonra hafızlarla Atatürk, oturur, camide bu işi nasıl yapacaklarının canlı provasını yaptırır.

Onlara, önce kıyafetleri, duruşu, ses tonunu ayarlamaları, okuduklarının anlamını duyarak okumaları konularında öncülük yapar.

Camilerde Kur’an okunacağı gün İstanbul’da yayımlanan gazetelerde durum birinci sayfada manşetten halka duyurulur.

Camiler, iç-dış mekânları namaz vaktinden saatlerce önce hınca hınç dolar taşar.

Bütün Hafızlar Atatürk’ten aldıkları önerilerle,

Kur’an Bayramı uygulamasını başarıyla gerçekleştirirler.

Atatürk, bütün hafızların her birini bu başarılarından ötürü ayrı ayrı ödüllendirir.

İşte “Kur’anca Anlamak” bağlamında Kur’an Bayramı Saygıdeğer Okuyucular.

Atatürk’ün Kur’an Bayramı’nı uygulaması hakkında sizlere özetlediğim bilgiler, birçok kitapta çok uzun bölümler halinde anlatılmaktadır. Ayrıca o günlerin gazete arşivlerine de bakılabilir. “Kur’anca Anlamak” bağlamında;

* Kur’an Bayramını, ilk kez Bayram gibi Camilerde kutlanmasını sağlayan,

* Dini, Aracısız, Ana Dilinden, herkes kendisi bizzat öğrenebilsin diye, Kur’an’ın dilimize çevrilmesini gerçekleştirerek,

* Türk Tarihinde ilk kez milletçe Kur’an’ı Kur’an’danKur’anca Anlamak” çığırını açan,

* Devrimci, Rahmani Atatürk’ü minnet ve şükranla anmak vicdan borcumuzdur. Yüce Allah’tan O’na rahmet dileyerek bu görevi saygıyla gerçekleştirmek her Müslüman Türk için bir onurdur.

Ramazan ve Kur’an olmak üzere her iki bayramınızı tekrar saygılarımla kutluyorum değerli okuyucularım.

Sedat Şenermen

[1] Bu sütunlarda yayınlanan iki yazıma bkz.

Atatürk’ün, Ramazanda İstanbul Camilerinde Türkçe Kur’an Okutması, Medya Siyaset, 10 Mayıs 2020.

Hutbenin Türkçe Okunması Atatürk’ün Armağanıdır, Medya Siyaset, 16 Mayıs 2020.

Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.