Alexa
DOLAR 7,7163
EURO 9,0751
ALTIN 468,031
BIST 1145,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27°C
Az Bulutlu

Kur’an’a Göre Takva Nedir?

Kur’an’a Göre Takva Nedir?
12.05.2020 - 20:00
A+
A-

Oruç Tutunuz Ki Zihinsel Bağışıklık Sisteminiz De İyi Çalışsın

Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi Allah’ın koruması altına giresiniz diye, size de farz kılındı.” Bakara 2/183

  1. Takvâ Aynı Zamanda İman Ve Kalp /Akıl’la İlgili Zihinsel Bir Eylemdir

Oruç, bütün dinlerde bulunmaktadır. Eğitici, olgunlaştırıcı ve koruyucu yönü, orucun her dinde farz kılınmasını gerektirmiştir.

Ayette geçen “Le’alleküm tettekûn” ifadesindeki takvâ kavramı fiil kalıbındadır. “le’alle” sözcüğü de “ümit” anlamına gelmektedir. O halde “Umulur ki Allah’ın koruması altına girersiniz” şeklinde anlam vermek mümkündür.

Ayetin bu bölümü orucun hangi amaçla farz kılındığını göstermektedir. Genelde Kur’an’daki tüm ibadetler kişiyi takva sahibi olmaya yöneltmektedir. İnsanın manevi/zihinsel bağışıklık sistemini çalıştırmayı, güçlendirmeyi ve yararlı hale getirmeyi amaçlaması yönünden oruç, insanın inançlı yaşamında önemli bir yer tutar. [1] [1]a Prof.Dr. Bayraktar BAYRAKLI, Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri, c.2, s.419. Bu durumda oruç, takvayı amaçlayan zihinsel bir eylemdir de. Çünkü Kur’an’da, Allah’ın Elçisi’ne karşı saygılı olanlar Allah’ın, kalplerini takvâ için sınadığı kişiler olarak nitelendirilmiştir:

Şüphesiz Allah Elçisi’nin huzurunda seslerini kısan kimseler; işte onlar, Allah’ın, kalplerini Kendisinin koruması altına girmesi için imtihan ettiği kimselerdir. Onlara bağışlanmışlık, korunmuşluk ve büyük bir ödül vardır.” (Hucurât 49/3)

Allah’ın hükümlerine saygı göstermek hiç kuşkusuz kalplerdeki /aklıselimlerdeki takvâdandır:

Allah’a, sizden sadece Allah’ın koruması altına girmeniz (=takvâ)” ulaşır.” (Hacc 22/37)

Kalbe, yani selimleşen akla takvâyı da Allah ilham eder:

“(Nefse/kalbe) kötülüğe (fücûraha) ve korunmaya (takvâha) açık özelliklerini verene yemin olsun ki…” (Şems 91/8)

Bu ayette de geçtiği üzere takvânın karşıtı fücûr; takva sahibi anlamındaki muttakînin karşıtı da fâcirdir.[2]

  1. Vekâ, Takvâ, İttikâ, Muttakî Ne Demektir?

Takvâ” sözcüğü, “vikâye”,  “tevkiye”,  “vikâe” köklerinin mastarı olan  “vekâ” sözcüğünden türemiştir. Vekâbir şeyi korumak, himaye etmek, ona zarar verecek şeylerden çekinmek, bir şeyi başka bir şeyle bir tehlikeye karşı korumaya almak, zararlı şey ile korunacak şey arasına bir engel koymak” anlamına gelir.[3] Sözcük Kur’an’da da bu anlamda kullanılmıştır:

Şüphesiz, iyi adamlar, kâfur katılmış bir tastan içerler, fışkırtıldıkça fışkırtılacak bir pınardan ki ondan, verdikleri sözleri yerine getiren, kötülüğü yayılan bir günden korkan ve Biz sizi, ancak Allah rızası için doyuruyoruz ve sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz; evet, biz asık suratlı ve çatık kaşlı bir günde Rabbimizden korkarız (nehâfü min rabbinâ)” diyerek Allah sevgisi için/sevmesine rağmen yiyeceği, yoksula ve öksüze ve tutsağa veren Allah’ın kulları içerler. Allah da, bu yüzden onları, o günün kötülüğünden korur (fe-vekâhümü’llâhü); onlara aydınlık ve sevinç rastlayacak, sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve ipekleri verecek; orada tahtlara kurulmuş olarak kalacaklardır.” (İnsan 76/5-12)

Ey iman etmiş kimseler! Kendinizi ve yakınlarınızı, yakıtı insanlar ve taşlar olacak bir Ateş’ten koruyun (kû). Ateşin üzerinde, Allah’a karşı gelmeyen, kendilerine emredilenleri yapan çetin ve kaba görevli güçler vardır.” (Tahrîm 66/6)

O nedenle gücünüz yettiğince Allah’ın koruması altına girin (fe’ttekû’llâhe), dinleyin ve itaat edin. Ve mallarınızdan, kendinizin iyiliğine olarak bağışlayın. Kim de benliğinin açgözlülüğünden korunursa işte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir.” (Teğâbün 64/16)

Vekâ fiilinin harfleri artırılmış kalıplarından olan “ittikâ” sözcüğü ise, “korumayı kabul etmek, acı ve zarar verecek şeyden sakınıp kendini korumaya almak, sakınmak; Allah’ın koruması altına girmek” demektir. Bu sözcük de Kur’an’da sözlük anlamıyla kullanılmıştır:

Ey inanmış olan kişiler! Allah’ın koruması altına girin (fe’ttekû’llâhe); her kişi yarın için ne hazırladığına bir baksın. Ve Allah’ın koruması altına girin (fe’ttekû’llâhe). Şüphesiz Allah, işlediklerinize haberdardır.” (Haşr 59/18-19)

Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten de sakının (ve’ttekû). Merhamet olunmanız için Allah’a ve Elçi’ye itaat edin.” (Âl-i İmrân 3/131-132)

Sonra, eğer bunu yapmadıysanız ve asla yapamayacaksınız; öyleyse kâfirler; Allah’ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddeden kimseler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun (fe’ttekû).” (Bakara 2/24)

Takvâ sözcüğü de ittikâ sözcüğünün ismidir ve sözlük anlamı olarak “kuvvetli himayeye girmek, korunmak, kendisini koruma altına almak” demektir. Takvâ ve ittikâ sözcüklerinin ikisi de sözlük anlamları ekseninde kavramlaşmış ve Kur’an’da hep sözlük anlamlarına yakın manalarda kullanılmıştır. Bu sözcüklerin türediği vekâ fiili ve türevleri Kur’an’da tam 258 yerde geçmektedir.[4]

  1. Takvâ Ve İttikâ, İnsanın Rabbi Karşısındaki Durumunu En İyi Anlatan Sözcüklerdir

Kur’an’ın en önemli kavramlarından olan takvâ ve ittikâ, insanın Rabbi karşısındaki durumunu en iyi anlatan sözcüktür. Kur’an’da birçok ayette insanlara Allah’tan ittika etmeleri söylenmiş, birçok peygamberin de kavimlerini İslâm’a davet ederlerken onları “Allah’tan ittikâ etmez misiniz /Allah’ın koruması altına girmez misiniz?” sözleriyle uyardıkları anlatılmıştır. Çünkü insan için en önemli şey,

* Bir yaratıcının varlığı,

* Yaratılışın sebebi ve

* Kendisinin Yaratıcı karşısındaki durumudur.

İnsan, öncelikle kendini var edeni tanımakla ve O’nun razı olacağı bir yaşam sürmekle yükümlüdür. İnsan, her şeyin sahibi olan Allah tarafından başıboş, kendi haline bırakılmamıştır; hayatının hesabını vermek üzere kendisine döndürülecektir. Bu nedenle Kur’an;

Allah fikrini ve O’na ait ulûhiyeti” ısrarla gündeme getirerek âlemlerin Rabbi olan Allah’ı bütün sıfatları ve O’na ait en üstün yücelik makamları ile tanıtmakta ve

İnsana bu yücelik karşısında kendisine çeki düzen vermesini,

Kendisini iyi/salih amellerle koruma altına almasını önermektedir. Amaç:

* İnsanın Allah’ın her yerde kendisini gördüğünün ve yaptığı her şeyin kayıt altına alındığının bilincinde olan bir varlık olmasını;

* Allah’ın yüce makamı karşısında çekinmesini;

* O’na kuvvetli bir imanla bağlanmasını ve

* Yaptığı hatalardan dolayı O’na sığınmasını sağlamaktır.

* Özetle, insanı muttakî /ittikâ eden /takvâ sahibi bir varlık yapmaktır. [5]

Esasen kişi Allah’a karşı ya itaat eder veya isyan eder. Bu ikisinin arası yoktur. Takvâ ve ittikâ, Allah’a itaat ile başlar.

 

  1. Takvânın Tanımı ve İçeriği

 

Bugüne kadar takvâ’nın birçok tanımı yapılmıştır. Bu tanımların hepsinde de değişik kelime ve ifadelerle aynı anlamlar gözetilmiştir. Bu nedenle tanımlar arasında herhangi bir çelişki yoktur. Örneğin, takvâ’yı;

Allah’ın emrettiklerini yapmak, yasaklarından kaçmak” diye tanımlayanlar olduğu gibi,

Yapılması günah olanı yapmaktan, terk edilmesi günah olanı terk etmemekten çekinmektir”; ya da

Allah’ın cezalandırmasından korkarak O’nun verdiği bir nur ile O’na itaat etmektir” veya

Allah’ın dışındakileri Allah’a tercih etmemektir” şeklinde tanımlayanlar da olmuştur.

Biz de şöyle bir tanım yapabiliriz:

Takvâ, “insanın kendisini Allah’ın koruması altına koyarak ahrette kendisine zarar ve acı verecek şeylerden sakınması, ya da günahlardan uzak durması ve iyiliklere sarılması”dır.

Ancak konu ile ilgili diğer Kur’an ayetleri de göz önüne alınarak daha geniş bir tarif de yapılabilir: Takvâ;

İman etmek,

Şirkten uzak durmak,

Allah’ı unutmamak,

Allah ve elçilerine boyun eğmek,

İnkârcılarla mücadele etmek,

Bollukta ve darlıkta sahip olunan mallardan bağışta bulunmak,

Namaz kılmak, salât etmek, salâtı ikame etmek,

Zekât vermek,

Verilmiş sözlerde durmak,

Sıkıntılara sabretmek,

Açgözlü olmamak,

Ana-babaya iyi davranmak,

Hiçbir zaman kendini temize çıkarmaya çalışmamak,

Tövbe etmek,

Yanlışlarda ısrar etmemek,

Yaptıklarının affını dilemek,

Öfkeye sahip olmamak,

Başkalarını bağışlamak,

– Adaletli olmak ve adaleti ayakta tutmaya gayret etmektir.[6]

Bütün bu tariflere dayanarak özlü bir ifade ile takvâ’nın “iman ve onun yansıması” olduğunu söylemek mümkündür.

  1. Takvâ ile İbadet Arasındaki İlişki

Bu noktada takvâ ile ibadet arasındaki bağlantının belirtilmesinde yarar görüyoruz.

* “İlâhî emir ve yasakları yerine getirmek” demek olan ibadet,

* “Zarar verecek davranışlardan sakınmak” demek olan takvâ’nın kendisi değildir.

Ama kişiyi, takvâya ileten davranışlardır.

  1. Takvâ’nın Korku Anlamındaki Sözcüklerden Farkı

Takvâ sözcüğünün anlamında “korku” ve “korkmak” unsurları bulunmasına rağmen, takvâ’nın sadece “korku” olarak anlaşılması doğru değildir. Fakat ne yazık ki, birçok meal ve tefsir, takvâ ve ittikâ sözcüklerini sadece “korkmak” anlamıyla açıklamıştır. Takvâ ve ittikâ sözcüklerinin ifade ettiği korunma ve sakınmanın Arapçada havf, mehâfet, rehbet gibi sözcüklerle ifade edilen “basit korku” nedeniyle korunmak ve sakınmak ile aynı anlama gelmediği yukarıda görülen İnsan 76/10-11. ayetlerinden de açıkça anlaşılmaktadır. Takvâ, içerdiği “korku” unsuru da belirtilerek “Kişinin korktuğu şeylerden kendini korumasıdır” şeklinde de tanımlanabilir. Ancak bu önemli kavramın basitçe “Allah korkusu” olarak ifade edilip geçiştirilmesi bize göre son derece yanlıştır. Çünkü Rabbimiz, “Allah korkusu” anlamına gelen haşyet sözcüğü ile ittikâ (takvâlı davranış) sözcüğünü aynı ayet içinde zikretmek suretiyle, bu sözcüklerin farklı anlamlara geldiğini bizlere göstermiştir:

Ve kim Allah’a ve Elçisi’ne itaat eder, Allah’a saygı, sevgi ve bilgiyle ürperti duyar ve O’nun koruması altına girerse, işte onlar başarıya ulaşanların ta kendileridir.” (Nûr 24/52)

Kur’an’daki bu açık belirlemeye rağmen takvâ sözcüğü ve tüm türevleri “korkmak” anlamında anlaşılarak Müslümanlar arasında tam bir korku furyası oluşturulmuştur. Bunun sonucu olarak da, Allah ile kul arasındaki ilişkiler sevgi, saygı ve rahmetten çok korku üzerine kurulmuş, ortaya birçok yanlış ve olumsuz anlayış ve davranışlar çıkmıştır.

Oysa ne takvâ ve ittikâ “haşyet” (Allah korkusu) demektir,

Ne de haşyet, “havf”, “mehâfet”, “rehbet” gibi sözcüklerle ifade edilen basit “korku” anlamındadır.[7]

Sedat Şenermen

 

Kaynakça

[1] Prof.Dr. Bayraktar BAYRAKLI, Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri, c.2, s.419.

[2] Prof.Dr. Süleyman ULUDAĞ, “Takvâ”, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 2010, c.39, s.484.

[3] İbn MANZUR, Lisânü’l-Arab, Ragıb el-İSFEHANİ; el-Müfredât; “vky” mad.

[4] M.Fuad ABDÜLBAKÎ, el-Mu’cemü’l-Müfehres, “V-k-y” md.

[5] Hakkı YILMAZ, Kur’ân’daki Önemli Sözcük Ve Kavramlar, 2017, Nergiz Yayınları, s.590-591.

[6] Hakkı YILMAZ, Tebyinü’l-Kur’an /İşte Kur’an, 2015, c.1, s.429, 642; c.2/297; c.7, s.12.

[7] H.YILMAZ, Kur’ân’daki Önemli Sözcük Ve Kavramlar, s.592-593.

ETİKETLER:
Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.