Alexa
DOLAR
7,5198
EURO
8,9827
ALTIN
412,84
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Az Bulutlu
14°C
İzmir
14°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
17°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
16°C
Cuma Az Bulutlu
15°C

Kur’an’ın yolu doğru yoldur

Kur’an’ın yolu doğru yoldur

“Doğru Yol” olarak Kur’an’da açıklanan ifade özgün şekliyle “Sırat-ı Müstakim”dir. Bu tamlama Kur’an ayetleri ışığında değerlendirilirse anlamının;

* “Allah’ın yolu”,

* “Hak yol”,

* “Allah’ın kitabı Kur’an’ın yolu”,

* “İslâm dini”,

* “Peygamber’in uyup/uyguladığı yol” olduğu görülür.

“Dosdoğru Yol”un en güzel tanımı Fatiha 1/6’da şöyle yapılmıştır:

Üzerlerine gazap dökülmüşlerin ve şaşkınlığa saplanmışların yolunun dışındaki, kendilerine nimet verdiklerinin yolu olan dosdoğru giden yol.”[1]

Burada konu edilen “kendilerine nimet verilmiş olanlar” şu ayette açıklanmaktadır:

Kim de Allah’a ve Elçi’ye itaat ederse artık onlar, Allah’ın, peygamberlerden, dosdoğru kimselerden, şehitlerden ve salihlerden kendilerine nimet verdiği kişilerle beraberdir. Ve bunlar arkadaş olarak ne güzeldir!” (Nisa 4/69)

  1. Allah’ın Sırât-ı Müstakîm’i Kur’an’dır,

Sağlam Ve Devamlı Din Olan İslâm’dır

Ve işte bu (İslam), dosdoğru olarak Rabbinin yoludur. Kesinlikle Biz, hatırlayıp öğüt alan bir topluluk için ayetleri geniş bir şekilde açıkladık.” (En’âm, 6/126)

Ve şüphesiz ki bu, dosdoğru olarak Benim yolumdur. Hemen ona uyun. Ve başka yollara uymayın da sizi O’nun yolundan ayırmasın.” (En’âm, 6/153)

De ki: Şüphesiz Rabbim, beni doğru yola kılavuzladı; dimdik ayakta duran bir dine, şirkten, Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmekten dönmüş olan İbrahim’in dinine, yaşam tarzına. İbrahim, ortak koşanlardan olmamıştı.” (En’âm, 6/161)[2]

Bu ümmet içerisinde Elçi Muhammed (a.s) Al­lah’a teslim olanların ilkidir. İslâm olma buyruğu ilk kez ona gelmiş ve bu buyruğa ilk uyan o olmuştur. İbn Hanbel’in rivayet ettiği bir hadiste, Sırât’ın İslâm olduğu bildirilmektedir.[3] O halde;

* Sırât-ı Müstakîm‘de ol­mak demek,

* Kur’ana göre Kur’anca Müslüman olmak demektir.

Müslüman olmak Kur’an adamı olmaktır ki, Rabbimiz tüm insanları bundan sorumlu tutacaktır.

  1. Sırât-ı Müstakîm Üzere Hidayetin Şartı

Allah’a İman Ve Dinin Gereklerini Yapmaktır.

Size Allah’ın ayetleri okunup dururken ve O’nun Elçisi de aranızda iken nasıl olur da küfredersiniz; Allah’ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddedip durursunuz? Kim de Allah’a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, bir Sırât-ı Müstakîm (olan İslâm)’a hidayet olunur.” (Al-i İmrân 3/101)

170Ey insanlar! Şüphesiz Elçi, size, Rabbinizden hakkı getirdi. Öyleyse kendi yararınıza olarak hakka inanın. Eğer inanmazsanız, bilin ki göklerde ve yeryüzünde olan şeyler Allah’ındır. Allah, en iyi bilendir, en iyi yasa koyandır.

174Ey insanlar! Kesinlikle Rabbinizden size apaçık bir kanıt geldi. Ve Biz, size apaçık /açıklayan bir ışık indirdik.

175Artık Allah’a inanan ve apaçık ışığa sımsıkı sarılan kimseler; Allah, onları, Kendisinden bir rahmete ve fazladan bir armağan olarak bol nimete sokacak ve dosdoğru yol olarak Kendisine kılavuzlayacaktır.” (Nisâ, 4/170; 174-175)

Ey Kitap Ehli! Kesinlikle, Kitap’tan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açığa koyan, çoğundan da vazgeçen Bizim Elçimiz size geldi. Kesinlikle size, Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kitap geldi. Allah, o Kitap’la kendi rızasına uyanları selâmet yollarına kılavuzlar. Onları Kendi bilgisi ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola kılavuzlar.” (Mâide 5/15-16)

Kendilerine bilgi verilmiş olan kimseler, Kur’an’ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler de ona iman etsinler, sonra da kalpleri ona saygı duysun diye ayetlerini güçlendirir, korur. Ve Allah, çok iyi bilendir, en iyi yasalar koyan, güçlendirendir. Ve şüphesiz Allah, iman eden kimseleri dosdoğru yola kılavuzlayandır.” (Hac, 22/54)

Ayetlerden açıkça anlaşılacağı üzere Sırât-ı Müstâkim üzere hidayette olabilmek doğuştan vehbî de­ğil, tamamen sonradan kesbîdir, yani ancak çalışmayla gereken gayreti göstermek iledir. Çünkü Allah’a İman edebilmek, nesep /soy bağıyla değil, sadece ve ancak Kur’an ilmi iledir.

Sırât-ı Müstakim üzere yüce Allah’a gerektiği üzere kul olabilmek her insan için mümkündür ve kolaydır. Bunun için İblis’in Kur’an’daki ifade ve iddiasında belirttiği ‘Allah’a içten bağlı (muhlesîn) kullardan olmak’ yeterlidir:

“(İblis) Ant içerim ki, ben, onları saptırmak için senin Sırât-ı Müstakîm’in üzerine oturacağım.” (A’raf, 7/17)

Senin kudreti­ne ant olsun ki, Âdemoğullarından, Sana içten bağ­lı (Muhlesîn) kulların bir yana, hepsini azdıracağım /saptıracağım” (Sad, 38/83) demişti.

Allah’ın yolu olan Sırât-ı Müstakim’den saptıran şeytan engelini aşmadan doğru yolda olmak asla mümkün değildir. O halde doğru yolu engelleyen insan ve cin şeytanlarını iyi tanımak ve onlardan korunmak Sırât-ı Müstakîm’de olmanın olmazsa olmaz ilk önemli şartıdır.

  1. Sırat-ı Müstakim’den Saptırma

Allah’a tam ve kemal derecesinde kulluk/itaat/ibadet yapabilmenin öncelikli ve özel ilk şartı, Yaradan Rabbimize ibadet/kulluktan uzaklaştırmayı,

– Tevhit’ten şirke,

– Hayırdan şerre,

– Ma‘ruf’tan münkere,

– Takva’dan düşmanlığa saptırmayı kendisine görev edinen, Âdemoğullarının yeminli, sürekli, acımasız düş­manı İblis ve onun ins ve cin soyundan olanların şerlerinden /şeytanlıklarından korunmaya bağlıdır. Çünkü Kur’an (Ya-Sin, 36/60-61)’de ‘Allah’a Kulluk’tan önce, ‘Sizin için apaçık düşman olan Şeytana tapmayın’ buyruğu/ikazı/ihtarı var. Şeytana itaatten tamamen kurtulmadıkça Allah’a kul olunmaz. Bunun dindeki ilmi ve amelî en alt çiz­gisi ise, Muhlesîn (Allah’a içten bağlı) aklıselim sahibi kul olmaktır.

  1. İblis, Muhlis /Aklıselim Sahibi Olmayanları Sırât-ı Müstakîm’den Kesinlikle Saptırır

İblis, Öyleyse, beni azgınlığa itmene karşılık, ant olsun ki ben, onlar için Senin dosdoğru yoluna oturacağım, sonra yine ant olsun ki onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve Sen, çoklarını kendilerine verilen nimetlerin karşılığını ödeyenler bulmayacaksın dedi.” (A‘raf, 7/16-17)

Yüce Allah, Âdem’i ve soyundan gelenleri yeryüzünü mamur hale getirecek, uygarlık kuracak ilim/kudret ve liyakatte İblis’ten farklı olarak var etmiş, ona rağmen görevini gerçekleştirecek yetenekte kılmıştır. İblisi ise, haset ve düşmanlıkla kişioğlunu doğru yoldan saptırmaya eğilimli bir görev üzere var etmiştir. İnsan üst beynindeki aklını selimleştirirse, İblisin gücü ona yetmez.

İnsanın, Allah’ın yolundan sapmasına yani başka bir yol’a ayrılmasına “Gayy” denilir. Gayy, ‘Gavâ’ fiilinden gelir; “azmak, sapmak” demektir. Azgınlık ile sapkınlık birbirini tamamlayan iki eylemdir. İb­lis, kendisi nasıl sapmışsa, kıyamete kadar insanla­rı da öyle saptırma/azdırma işlevini yüklen­miştir. İblis’in saptırma yol’ları pek çoktur.[4] Kur’an’da bütün bu “azgınlık ve sapıklık yollarına” da sebil/yol denilir. Fakat bu sebillerin ortak adı, “Sebîlü’l-Gayy”dır, yani sapık yol demektir. İblis bütünüyle sap­tırıp şeytanlaştırdığı insanlarla da başka insanları sa­ptırır.

Haklarında Söz gerçekleşen kimseler; Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, işte bunları da öylece biz azdırdık. Biz, Sana karşı uzak olduk. Onlar sadece bizlere tapmıyorlardı derler.” (Kasas 28/63)

Allah’ın ve Kur’an’ın yolu olan “sırât-ı müstakîm”tek yoldur. Bunun dışındaki yollara “doğru yol” denemez.[5] Ancak “azgınlık ve sapıklık yolu” anlamında “Sebîlü’l-Gayy” denir.

5 Ahrete İnanmayanlar, Sırat-ı Müstakîm’den Saparlar

(Ey Muhammed!)

Ve şüphesiz sen, kesinlikle onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun. Ahrete inanmayan şu kimseler ise, bu yoldan kesinlikle sapanlardır.” (Mü’minûn, 23/73-74)

Yüce Allah, Sırât-ı Müstakîm’i Kur’an’da tanımlarken, bu yolun ortasında tuzak ve pusu kuranları da açıklamıştır. Ayrıca suçluların yolunu da açıklamıştır ki, doğru yolun karşısındaki batıl yolu açıklayarak insanların yanlışlığa sapmaları da önle­nebilsin diye. Çünkü O’nun rahmeti, gazabından galiptir. Buna rağmen günahkârların yolundan gidenlerin varacakları ise cehennem yolu olacaktır:

Biz, mücrimlerin /günahkârların yolu belli olsun diye (Kur’an) ayetlerini ayrıntılı olarak böylece açıklıyoruz.” (En’âm, 6/55)

  1. Sırât’ul-Cahîm (Cehennem Yolu)

Kıyamet günü, Allah tarafından ilgililere şöyle denilecek:

Toplayın o şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanları, eşlerini ve Allah’ın astlarından tapmış oldukları şeyleri. Sonra da onları cehennemin yoluna kılavuzlayın.” (Saffat, 37/22-23)

Cehennem Yolu’na Kimler Davet Edilir?

Dünya yaşamlarında Allah’ın Dini’ni, din edinmeyenler.

Peki, bunlar hangi dini, din edinirler?

İblis’in dini’ni, din edinirler.

İblis’in dini, insanları çeşitli şeylerle uğraş­tırarak, hayallerle avutarak, yalanları doğru, sahteleri ve gölgeleri gerçek göstererek, sadece sporla, eğlen­celerle, seksle, uyuşturucularla insanları mutlu etme­ye çalışır. İnsanlar, batılı hak sanarak, tevhidi şirke, adaleti, zulme, nûr’u zulümât’a, varlığı yokluğa tercih ederek, yeryüzünde kendi hevâlarından bir din icat ederler. Bu dini icat işinde kendilerine en büyük etki ve yardımı yapan İblis’tir; Allah’ın Vahyi’nin aksine, insanlara vahyederek bazılarını kendi emirlerini yeri­ne getiren kulları haline getirir, yani onları veliyyûl-emri yapar. Kur’an bunlara Şeytan’ın velileri[6] der ve bu insanlar da şeytanlaşırlar.

İşte, bu insandan şeytan­lar, İblis’in en büyük ilahı olduğu dinin rableri hali­ne gelirler. Diğer insanları, İblis’in vahyi doğrultu­sunda eğitir, bu vahye göre çizdikleri yolda yürümeye yönlendirir. Gerektiğinde zorlar. İşte ayette geçen zalimler, onlarla işbirliği yapan İblis’in insandan ve cin­den şeytanları, hepsi Cehennem Yolu’na götürülecekler.

Günde onlarca kez, Al­lah’a karşı; “Bizi, Sırât-ı Müstakim üzere hidayet eyle!” (el-Fatiha, 1/6) diyen bir Müslüman, Sırât-ı Müstakim’in ne olduğunu, Kur’anca tanımına göre öğrenip, gereğini yapması farzdır. Bu, hem ilmi hem uygulamayı birlikte gerektirir.

İşte Allah’ın Yolu, Kur’an’ın yolu olan Sırât-ı Müstakim budur. Bu yol’dan uzaklaştırmak için çalışan yeminli ve devamlı düşman ise İblis/şeytan’dır. Aklıselim sahibi olarak ondan kur­tulmadan Doğru yol’a asla ulaşılmaz.

Sedat Şenermen

 

 

Kaynakça

[1] Hakkı YILMAZ, Tebyînü’l-Kur’an /İşte Kur’an, 2015, c.1, s.135.

Sırat-ı Müstakim ile ilgili bkz. ÂL-İ İMRAN 3/51; EN’AM 6/126, 153; HICR 15/41; NAHL 16/76; MERYEM 19/36; YA-SİN 36/61; ZUHRUF 43/64.

[2] Ay­rıca bkz. ZUHRUF 43/61.

[3] Ahmet İbn HANBEL, Müsned, 6/1.

[4] İblis’in saptırma yol ve yöntemleri konusunda kapsamlı bir araştırma olarak bkz. Sedat ŞENERMEN, ŞEYTAN İçimizdeki… Dışımızdaki bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayıncılık.

[5] Prof.Dr. Bayraktar BAYRAKLI, Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur’an Tefsiri, c.1, s.150.

[6] “Bireysel ve Küresel Şeytani Akıl nedir?” konusunda bkz. Sedat ŞENERMEN, ŞEYTAN İçimizdeki… Dışımızdaki bireysel… küresel.

ETİKETLER:
Yorumlar
  1. Mehmet Baygın dedi ki:

    Yazınız için teşekkür ederim, aydınlatıcı bir yazı olmuş, saygılar…