Alexa
DOLAR
8,3198
EURO
10,1141
ALTIN
499,70
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
29°C
Ankara
29°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Gök Gürültülü
23°C

Kuruluşunun 81. Yılında: Köy Enstitüleri-2

Kuruluşunun 81. Yılında: Köy Enstitüleri-2

Cumhuriyetin Kır Çiçekleri

Ulusunun bağrında sezdiği büyük gelişme yeteneğini gören büyük Atatürk, ‘kurtuluş’ planını yürütürken, ‘kuruluş’ planı ile ilgili adımları da atmaktaydı. Teokratik yönetimden cumhuriyete giden yolun taşları sürecin genelge ve kongrelerinde alınan kararlarla döşenmekteydi. 

Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Genelgesi’nin 3. maddesi: “Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.” ¹ ile ulusal egemenliğe dikkat çekilmiş;  1921 Anayasa’sının 1.maddesindeki  “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”¹ilkesi ile ulusal egemenliğe dayalı bir cumhuriyetin temeli atılmıştı. 

Samsun’dan başlayan, Erzurum, Sivas’la devam eden,  Ankara ve İzmir’e ulaşan ulusal kurtuluş mücadelesi tarihin tanıklık ettiği ulusal kimliği, onuru kurtaran essiz bir yolculuktu. Bu essiz yolculuğun önderi büyük Atatürk Ekim 1922 tarihinde Bursa’da öğretmenlere yaptığı konuşmada şöyle diyordu: “Ordularımızın kazandığı zafer sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Ordularımızın zaferini siz tamamlayacaksınız, gerçek zaferi siz kazanacak ve devam ettireceksiniz ve mutlaka başarılı olacaksınız.” ²

İşe yönelik eğitimin ilk somut adımı Şubat 1923, İzmir İktisat kongresinde atılmıştı. Kongrede köy eğitimi için alınan kararlardan biri şöyledir.   Köy ilkokullarının geniş bahçeleri, ahır ve kümeslerinin olması gerekmektedir. Bunlar öğretmenin denetiminde öğrenciler tarafından işletilmeli ve böylece çiftçilik çocuklara ‘uygulamalı’ olarak öğretilmelidir. ³

Cumhuriyet kuruluşunun ilk yıllarda, yerli ve yabancı uzmanlarca hazırlanan raporlarında köye göre eğitim ve köy öğretmeni yetiştirme konularında getirilen öneriler doğrultusunda bazı uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Mustafa Necati’nin Bakanlığı döneminde (1926) Kayseri Zincidere köyünde bir ‘Köy Muallim Mektebi’ açılmıştır. Bu okul Türk eğitim tarihinde köyler için açılan ilk öğretmen okuludur. Aynı döneminde (1927) Denizli Erkek Muallim Mektebi, ‘Köy Muallim Mektebi’ne dönüştürülmüştür.³ 

Atatürk’ün önerisi üzerine askerde onbaşı ve çavuşluk yapmış köylü gençlerin altı aylık bir kurstan sonra eğitmen unvanıyla ilkokullara gönderilmesi planının ilk adımı 1936 yılında Saffet Arıkan’ın Bakanlığında gerçekleştirildi. Eskişehir’in Mahmudiye köyünde bir eğitmen kursu açıldı.  Aynı yıl İzmir Kızılçullu’da ve Eskişehir Çifteler’de Öğretmen okulları açıldı. 

Büyük Atatürk’ün ölümü sonrasında liderliği devralan İsmet İnönü köyde eğitim projesini sürdürecekti. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı görevine Hasan Ali Yücel’i getirdi. Yücel göreve geldikten sonra üniversiteler kanunu çıkararak özerkliği güvence altına almaya çalıştı.  Dünya klasiklerinin çevirisi için bir tercüme bürosu oluşturdu ve hepsinden önemlisi Köy Enstitülerinin kurulması için düğmeye bastı. Kendisine yol arkadaşı olarak İsmail Hakkı Tonguç’u seçti.  Kaybedecek zaman yoktu. Tonguç ülke genelinde bir keşif gezisine çıktı. Enstitülerin yerleri için 21 bölge belirlendi. Enstitüler şehirden uzak olacak ama mümkünse tren yollarına yakın olacaktı. 

İsmail Hakkı Tonguç köyleri kalkındıracak toplum önderlerinin gerekliliğini şöyle anlatıyordu: “Bizim köyün ne olduğunu evvela büyük alimler, artistler değil kahramanlar anlayacaklar, sonra alimlere ve sanatkârlara anlatacaklardır. Türk köyü daha belki yirmi beş yıl alim değil kahraman isteyecektir. Bataklığı kurutmak, sıtmalıya kinin rejimi yaptırmak, trahomlunun gözüne ilaç damlatmak, okul binasını yapmak, yaralının yarasını sarmak, gebeye çocuğunu doğurtmak, pulluğun nasıl kullanılacağını veya tamir edileceğini öğretmek, bozuk köprüyü yapmak, ıslah edilmiş tohumu tarlaya saçmak, fidan dikerek onu büyütmek ve step köylüsünün ‘dal’ diye adlandırdığı ağacı hakikaten ağaç haline getirmek ulemanın işi  değil, kahraman teknisyenler ordusunun başaracağı işidir.4

17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu kabul edildi ve bu kanunla köy öğretmen okulları ‘Köy Enstitüsüne’ dönüştürüldü. Kanunun oylamasında red oyu çıkmadı, ancak 38 kişinin oylamaya katılmayışı yasaya karşı muhalefetin oluşunun göstergesiydi.  Oylamaya katılmayanlar arasında daha sonra Demokrat Partiyi kuracak olan Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü’de vardı. 5

Köy Enstitüleri mimarlarının bir sonraki adımı Köy Enstitüleri mezunlarından bu okullar ve bölge okulları için öğretmen ve müfettiş yetiştirmek, enstitülere rehberlik yapmak, köy incelemelerine merkez oluşturmak üzere Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde Yüksek Köy Enstitüsü adıyla üç yıl süreli bir okul açmak oldu (1942).

Enstitülerin ilk resmi öğretim programı 1943 tarihlidir. İlkokuldan sonra 5 yıl eğitim yapan Köy Enstitülerinde 114 hafta ‘kültür’ dersleri, 58 hafta ‘ziraat’ ders ve çalışmaları, 58 hafta da ‘teknik’ ders ve çalışmaları yapılması planlanmıştır. ³

Köy Enstitüleri 1951 yılına kadar 1.398’i kadın, 15 bin 943’ü erkek olmak üzere 17 bin 341 öğretmen 1.599 sağlık memuru yetiştirmiştir. 4 Cumhuriyetin kır çiçekleri mezun olmuş, köylerine dönmüşlerdi. Onlar köylerin karşılaştığı sağlık, kültür, tarım, imar gibi çeşitli sorunlarını çözecek; köyü içinden canlandıracak, kalkındıracak, özgürleştirecek toplum önderleriydi. Ne yazık Köy Enstitüleri, içerde ve dışarda gelişen değişimlerin etkisiyle atılan geri adımlarla önce zayıflatılmış sonra da kapanmıştır.

Köy Enstitülerinin kapanma süreci ve sonuçlarını sonraya bırakarak yazımızı Köy Enstitülerinin yetiştirdiği yazarlarımızdan Talip Apaydın’dan bir anıyla bitirelim. 

Köy Enstitülerinin kuruluşunun 60.yılıdır. Talip Apaydın Hasanoğlan Köy Enstitüsünü ziyarete gider. Sınıfına girer, ne kendini, ne Hasan Ali Yücel’i, ne İsmail Hakkı Tonguç’u tanıyan ne de aynı kampüs içinde yaşayan binaların öyküsünü bilen çocukların arasında dolaşır. Bir zamanlar bir köy üniversitesi olarak tasarlanan bahçesinde kendi diktiği ağaçların arasında yorgun adımlarla yürürken ziraat marşı dolar ulaklarına…5

Sürer eker biçeriz güvenip ötesine
Milletin her kazancı milletin kesesine
Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine
Toprakla savaş için ziraat cephesine
Biz ulusal varlığın temeliyiz köylüyüz
Biz yurdun söz sahibi, efendisi köylüyüz.”

Duygularını şöyle anlatır:

“Bin kişi hep bir ağızdan söylerdik, inanırdık… Milletin efendisi olacaktı köylü… Ne kadar aldanmışız. Ah… ah… Ne kadar aldanmışız…”

(DEVAM EDECEĞİZ…)

  1. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Gençler için Fotoğraflarla Nutuk’,  Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019, İstanbul, s. 20, 382, 
  2.  Sinan Meydan, ‘Yüzyılın Kitabı’, İnkılap Kitapevi, 2019, İstanbul, s. 224
  3. Prof. Dr. Yahya Akyüz, ‘Türk Eğitim Tarihi, M.Ö.1000-M.S.2012’, Pegem Akademi, 2012, Ankara, s.392,293,394
  4.  Köy Enstitüleri, Amaçları-İlkeleri-Uygulamaları, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, 2007, Ankara, s.12,13-14
  5. Can Dündar, ‘Köy Enstitüleri’, İmge Kitapevi, 2002, Ankara, s.24, 88-89

YAZININ İLK BÖLÜMÜ:

ETİKETLER:
Yorumlar
  1. Yusuf İPEKLİ dedi ki:

    Ilkokul 1 ve 2. sınıfı eğitmende okudum. 3, 4 ve 5. sınıfı ise stajyer bir öğretmende…

    Şimdi kıyaslıyorum da ne büyük fark var.

    Okuma yazmayı biliyordum okula gitmeden önce. Dört işlemi ise kısa sürede öğrendim. Problem çözer hale geldik.

    Eğitmenimiz Çifteler mezunu bir çavuştu. Köyün tuvalet sorunuyla ilgilendiğini hatırlıyorum. Kalem ve göz aşısını ondan öğrendik.

    Ayrıca, Talip Apaydın. Yakından tamına şansım oldu kendisini. Müdürü olduğum okul Eğit- Der aracılığıyla bin kitap bağışlamıştı. O gün öğretmenler odasında yapılan dil tartışmasını hiç unutmuyorum. Çünkü kaymakam duyarlı, konuklar mütevazı, yazarlar bilgi küpü, dinleyiciler/ izleyiciler meraklıydı.

    Köy enstitüleri sürecini nokta nokta işlemişsiniz. 3. Bölümü merakla bekliyorum.