Alexa
DOLAR
8,3198
EURO
10,1141
ALTIN
499,70
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
29°C
Ankara
29°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Gök Gürültülü
23°C

Kuruluşunun 81.Yılında: Köy Enstitüleri-3

Kuruluşunun 81.Yılında: Köy Enstitüleri-3

Yarım Kalan Mucize

Köy Enstitüleri 2. Dünya Savaşı yıllarında olunmasına rağmen, kısa sürede hızlı yol almış,devlete yük olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılar hale gelmişti. Mezunlar köy okullarıyla buluşmuş; öğretmen-halk el ele vermiş, büyük aydınlanma yürüyüşü başlamıştı.

İki büyük devrimcinin Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un bu essiz projesi toprak reformu olmadan kalıcı olamazdı. Toprak reformu ile yüzyıllardır acı çekmiş, ezilmiş, kul edilmiş köylü özgürleşecek ve yurttaş olacaktı. Böylelikle bağımsız “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktı…”  Talip Apaydın’ın”Ah… ah…” diye iç çektiği, binlerce Köy Enstitülünün birlikte söylediği ‘Ziraat Marşı’ hayat bulacaktı. Bozkırlar yeşerecek, bolluk bereket olacak,aydınlık bakışlı çocukları güneşe koşacaktı.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü,  “Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi en sevgilisi saydığını” kendi el yazısı ile belirtmiş ve “Köy Enstitülerinden yetişen evlatlarımızın muvaffakiyetlerini ömrüm boyunca yakından ve candan takip edeceğim”demişti. 1Yine İnönü, 1942’de enstitülerin sayısını 60’a çıkarmak gerektiğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Köy Enstitülerinin oluşturduğu uyanışın farkındaydı ve enstitüleri sık sık ziyaret ediyordu. Bu uyanışın en belirgin örneğini 1942 yılında Savaştepe Köy Enstitüsü ziyaretinde konuştuğu bir kız öğrenci bakın ona nasıl göstermişti?

Paşa:“Kızım çantanda ne var görebilir miyim” diye sorar.

Kız:“Görebilirsiniz paşam”diyerek çantasından bir çeyrek köfte ekmek ve dünya klasiklerinden yeni çıkmış bir kitap olan ‘Antigone’ kitabı çıkarır.

İnönü yanındakilere döner.“Görüyor musunuz?”der,“Köy Enstitülerinde kitap ekmekle bir tutuluyor. Ne zaman Türkiye’de erinden generaline, sade vatandaşından cumhurbaşkanına kadar herkes ekmekle kitabı bir araya getirebilirse Türkiye’nin kalkınması daha gerçekçi olacak. Tam bağımsızlık o zaman gerçekleşmiş olacak. İşte köy enstitüleri bunun yolunu açıyor.”37

2.Dünya Savaşı sonrasında dünyanın iki kutuplu hale gelmesi ve soğuk savaş sürecinin başlaması ülkemizi ve dolayısıyla Köy Enstitülerini etkiler. Türkiye SSCB tehdidine karşı İngiliz ve Amerikan yardımlarını kabul eder. Kurulan bu bağlantı sonrasında da batının demokratik sistemine, yani çok partili sistemgeçiş süreci başlar.2

Köy Enstitüleriyle beraber devam eden toprak reformu projesi çalışmalarından rahatsız olan büyük toprak sahipleri için olumlu iklim oluşmuştur.Köy Enstitülerinin aleyhinde söylemler çoğalır. Bu söylemlerin en önemlisi enstitülerin ‘komünizm yuvaları’ olduğudur.Çünkü bu söylemler SSCB’yi tehdit olarak görenlerin elini güçlendirmiştir.Süreç toprak reformuna karşı çıkanlar ile Köy Enstitülerine karşı çıkanları birleştirir.Bu isimler CHP’den ayrılarak Demokrat Parti (DP) adıyla yeni bir parti kurarlar.

17 Nisan 1946 Köy Enstitülerinin kuruluşunun 6. yıldönümüdür. Cumhurbaşkanı İnönü eşi Mevhibe Hanım’la birlikte Hasanoğlan’a geldiğinde onu karşılayan enstitü müdürü Raif İnan ile birlikte öğrencileri teftiş eder.  Geçit töreninden sonra İnönü, bir yanında Hasan Ali Yücel, bir yanına İsmail Hakkı Tonguç’u alarak gösterileri ilgiyle izler. Ardından güzel sanatlar kolu öğrencileri Gogol’un “Bir Evlenme” adlı oyununu oynarlar. Tören bittikten sonra enstitü müdürü Raif İnan gururla İnönü’nün yanına gider.Onun için hazırlattığı fotoğraf albümünü kendisine takdim eder.İnönü tren istasyonuna gitmek için arabaya binerken, yanına İnan’ı da çağırır. İnan bu daveti keyifle kabul eder.  Arabada İnönü: “Seni bakanlık müfettişliğine alıyoruz”der,“Orada birlikte çalışacağız.” İnan, bunun terfi olduğunu sanarak çok sevinir.Oysa bu atama bir dönemin kapanmasının habercisidir.1

Türkiye tarihinin ilk çok partili seçimleri hile söylentileriyle geçer. 1946 tarihinde DP meclise girer. Yeni kabineyi kurma görevi Recep Peker’e verilir. Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı görevinden alınmıştır. İsmail Hakkı Tonguç Hasanoğlan Köy Enstitüsüne giderek,hükümet programını enstitülülerle birlikte radyodan dinler.

DP’nin meclise girmesi ileKöy Enstitüleri tartışmaları büyür.Yeni Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer, kısa süre sonra Tonguç’u da görevden alır.Enstitülerinkolu, kanadı kırılmıştır. 1947 itibariyle enstitülerin plan ve programlarıdeğiştirilir. Bazı kitapların okunması yasaklanır ve karma eğitime son verilir.Yine 1947’de Hasanoğlan Köy Enstitüsü kapatılır.

Sabahattin Eyuboğlu; Köy Enstitülerini, ‘çiçek açarken budanmış’ kurumlar olarak niteler.3 ve yaşananları şöyle değerlendirir,“Atatürk Anadolu halkıyla birlikte İstiklal savaşını yalnız dış sömürgelere karşı değil, bu iç sömürgelere karşı da kazanmıştı.  O sağken süt dökmüş kedi gibiydi hepsi. Sonradan yoksul ve bilgisiz yurttaşlarımızın dertleriyle güçlenip aslan kesilmeye başladılar. Din iman gitti, ahlak, Türklük gitti, Türkçe gitti yaygaralarıyla oy avına çıktılar ve olanlar oldu.”4

İsmail Hakkı Tonguç çok üzgündür. Onun da söyleyecekleri vardır.

“Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı…

Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister. Bu zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir.

İkincisi kağıt ve sandık demokrasisidir.  Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır.

Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…”

Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü öğrencisi Talip Apaydın: “İnönü’ye çok kırıldık o zamanlar. Nasıl göz yumdu bunlara, nasıl olur, ‘cumhuriyetin içinde en sevgilisi’ dediği, ‘haklarını ömrüm boyunca takip edeceğim’ dediği halde, nasıl böyle unuttu diye kırıldık.”1

Köy Enstitüleri DP hükümeti tarafından 1954 yılında 6234 sayılı yasayla kapatılır.

Bu cehennemin taşlarını döşeyenler bugün içinde bulunduğumuz karanlığın sorumlularıdırlar. Köy Enstitülerinin yerini dinci eğitim almıştır.  Türk eğitim sistemi gericiliğin, sermayenin ve ezberciliğin kucağına itilmiştir.

Bu oyun kurucular bugün halkımızı yoksulluğa ve sefalete sürüklemiştir. Bir yanda hanlar hamamlar, bir yanda dağıtılan patates ve soğanların sebebi budur!

Türk milleti emperyalizme teslim edilmiştir. Cumhuriyetin yurttaş yaptığı halk yeniden kul edilmiştir. Ağalar, şeyhler, tarikatlar palazlanmış,yobazlık büyütülmüştür.

İçinde bulunduğumuz sürecin sorusu şudur: Kul olmayı kabul mü edeceğiz, yoksa DİRENECEK MİYİZ?

 

(1)Can Dündar, ‘Köy Enstitüleri’, 2002, Ankara, s.33,37, 77-79,81

(2)Öznur Özden Arslan, ‘Köy Enstitülerinin Toplum Kalkınmasındaki Rolü’ https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/907144

(3)Meydan Sinan, ‘Atatürk Etkisi, İflas- İşgal,-Direniş- Kurtuluş’, 2018, İstanbul, s.279,280

(4)‘Köy Enstitüleri, Amaçlar-İlkeler-Uygulamalar’, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, 2007, Ankara, s.144

YAZININ İKİNCİ BÖLÜMÜ:

ETİKETLER:
Yorumlar
  1. Yusuf İPEKLİ dedi ki:

    Okudum.
    Sustum.
    Suskunluğum isyanım oldu.

    1. Hatice Topçu dedi ki:

      Öğretmenim teşekkür ediyorum.
      Sevgi ve saygılar…

  2. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    KÖY ENSTİTÜLERİ MUCİZESİNE adanmış tarihsel bir irdelemeden sonra olağanüstü güncel son sekiz derin bilimsel paragfafındaki yaşamsal önemli ve gerçek vatansever bir soruyla sona eren muhteşem bir yazı. Çok değerli yazarı sevgili Hatice TOPÇU’ya en yürekten tebrikler, saygılar, en iyi dilekler ve yeni başarılar.

    1. Hatice Topçu dedi ki:

      Gönül Hanım çok teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımla ..