Alexa
Medya Siyaset

Memlekette Umut Verici Gelişmeler Varmış (!)

Yeni ihaleler bağlayacaksınız gazeteci kimliğine sığınıp,yüzbinlerinize yüzbinler ,milyonlarınıza milyonlar katacaksınız.

Memlekette Umut Verici Gelişmeler Varmış (!)

Hiç öyle klasik bir “Yılın ilk günü yazısı” yazacak falan değilim (Hani şu “acısı ile tatlısı ile bir yılı daha geride bıraktık” diye başlayan…)

Arkadaş memleket toz duman, ekonomi dibe vurmuş, OHAL, KHK ile hukuk askıda, Meclis neredeyse bypass edilmiş, köylü/çiftçi perişan, sanayici-tüccar canının derdine düşmüş, memur, işçi ay sonunu getiremiyor ama gel gelelim bu memleketin bazı çok önemli gazetelerinin çok önemli köşelerinde yazan bazı yazarlar hala kalkmışlar “Acısı tatlısı ile bir yılı daha geride bıraktık” diye başlayan ve aslında memlekette ne kadar umut verici gelişmelerin yaşandığına dair yazılar kaleme alıyorlar…

Hayır bu memleket sizin sırça köşklerinizden, fil dişi kulelerinizden ibaret mi sanıyorsunuz? “Yağlama-yıkama” bedeli olarak herkes banka kredisi ile yalı satın alıyor, yüz binlik ciplere biniyor, iş takibinden milyonlar kazanıyor falan mı sanıyorsunuz siz?

Bak sen hele,”Memlekette çok umut vaad eden gelişmeler yaşanıyormuş”…

Onbinlerce insan hapislerde süründürülüp üstad Ferhan Şensoy’un “PARDON” filmine rahmet okutulurken adalette, icra dairelerinde dosyalar balya balya yığılmışken ekonomide, etten samana, samandan zeytin yağına kadar dışarıdan ithalat cenneti bir ülkeye dönüşürken tarım ve hayvancılıkta,”Sıfır sorun diye yola çıkıp” “Sıfır dost” noktasına gelirken dış politikada, bütün okulları İmam Hatip Liseleri’ne çevirip geleceğimiz Arap Vahhabi kültürünün nüfuz alanı haline getirilirken eğitimde, vakıflarda çocuklarımıza tecavüz edilirken sivil toplum örgütlenmelerinde nasıl bir umut verici gelişme yaşanıyor gerçekten merak etmemek elde değil…

O köşelerinde yazdığınız, manşetleri bile yeri geldiğinde aynı çıkan gazeteleriniz ile ülkede medya etiği diye bir şey bırakmadınız, sansürün dik alası sizde, bir gün attığınız manşet, siyasi iradenin farklı bir beyanı üzerine 24 saat sonra tam tersine dönebiliyor, Dünya’da en çok tutuklu gazeteci olan ülkeyiz, basın özgürlüğü yerlerde sürünüyor…

Size göre aslında bu kadar gazete filan da gereksiz. Pravda tarzı bir gazete olsa hepiniz orada yazsanız işte, nasıl olsa Alice Harikalar Diyarında’dan hikayeler anlatıyorsunuz… E hal böyleyken basında, medyada mı “umut verici” gelişmeler var?

Arkadaş “konuşmak, yazmak için” değil “konuşmamak, yazmamak için” para alıyorsunuz. Doğruları içinizde barındırmıyorsunuz, ekipleşmişsiniz patronların iş takiplerine koşturuyorsunuz… AKP iktidarı öncesinde zerre gazetecilik başarısı, hatta gazetecilik geçmişi olmayanlarınız başımıza “üstad” kesildiniz. Köşelerde, ekranlarda ahkam kesiyorsunuz…

Saray sofralarının müdavimi, malum uçağının kadroları yolcuları, yurt dışı gezilerin olmazsa olmazı, “sonradan türedi” tayfasısınız başka bir şey değil…

Size göre ülkede “umut verici gelişmeler var”

Doğru, çünkü görüyorsunuz ki siyasal iktidarın özellikle bu dönemde daha çok “yağlanmaya yıkanmaya”, daha çok ülkenin “tozpembeye boyanmasına” ihtiyacı var… Mızrak çuvala sığmıyor artık zira… E, iktisadın temel kanunu arz/talep dengesi… Yani iktidarın sizin gibi “yağlamacılara” ihtiyacı arttıkça sizin de fiyatınız artacak… Talebin artışı ile fiyatın yükselmesi  prensibi…

Yeni yalılar alacaksınız, yeni cipler… Yeni ihaleler bağlayacaksınız gazeteci kimliğine sığınıp,yüzbinlerinize yüzbinler ,milyonlarınıza milyonlar katacaksınız.Yeni programlar verilecek hepinize…

Devran sizin devranınız… “Yiyeceksiniz, aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyeceksiniz”…

Ve bu memleketin, bu güzel, bu yoksun ve bu yoksul ülkenin “gerçek gazetecileri”,aydın namusuna sahip çıkarak, bedel ödeyerek, kalemlerinin üzerine fiyat etiketi yapıştırmayarak, güzel ve aydınlık günlere çıkacağımız günlere dek direnerek, belki acı çekerek ama bu halk ile doğruları buluşturarak yazmaya devam edecek.

Ve emin olun Uğur Mumcular’ı, Sedat Simavi’leri, Abdi İpekçi’leri, Çetin Emeçleri,Uğur Dündar’ları,Emin Çölaşan’ları yani “gerçek gazetecileri” tanıyan bu halk gün gelecek sizi “Türk basın tarihinin utanç vesikalarının muharrirleri” olarak anacak.

Çünkü siz gazeteci falan değilsiniz, bu camianın “sonradan türedilerisiniz”…

Bir rüzgar ile geldiniz, o rüzgar ile birlikte yok olup gideceksiniz, isminiz cisminiz hatırlanmayacak.

Bu ülkenin “gerçek” gazetecileri ise ardınızdan sadece acı bir tebessüm ile bakacak ve “Yazık ettiler…” diyecekler, “Hem kendilerine, hem memlekete”…

İnanmıyor musunuz?

Sosyal medyadaki tabir ile bitirelim o zaman “At fava bekle…”

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. ismail mutlu dedi ki:

    Sayın Çelik. iyi ki varsınız. ne olursa olsun sizin gibi değerli gazetecilerin halen var olması umut verici.takipcinizim.

  2. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Harika bir teşhir. Tebrikler, teşekkürler, sevgiler ve yeni başarılar sayın Çelik. Sağolun varolun.

BİR YORUM YAZ