Alexa
Medya Siyaset

Merhaba “Son Kasıma Kadar…”

İşte bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Merhaba “Son Kasıma Kadar…”

Bu haftadan itibaren medyasiyaset.com sitesinde belli aralıklarla yayımlanmak üzere yazmaya başladım.

Yazmak, bir kitap bir makale ya da bir köşe yazısı, kısacası ne olursa olsun bir aydınlatma aracıdır. Ve kendimi bildiğimden beri de yazı yazmak,  vazgeçilmezlerim arasında yer almıştır.

Çünkü sözle ifade edemediklerimi yazarak ettiğimi düşünmüşümdür hep.

“Söz gider, yazı kalır” demişler ya!..

Buradaki ilk köşe yazıma başlarken de sözlerin ötesinde bir şeyleri aktarıp anlatabilmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Umarım bu konuda başarılı olabilirim. Köşede ele alacağım konular ise, ağırlıklı olarak güncel ve siyasi olaylar olacak. Siyasi gelişmelerin hayatımızı, özellikle bilinçli yurttaşların hayatını yakından etkilediğini düşünürsek bu konuları ele alıp irdelemenin çok önemli olduğu açıktır.

Ayrıca bunların dışında günlük hayatımızda yer edinmesi gereken kültürel ve sosyal simgelerden de bahsetmek istiyorum. Mesela izlenmesi gereken bir film, okunması gereken bir kitap gibi. Bu bağlamda siz değerli okurlarımızı bilgilendirmek amacıyla, ilk kitabım olan Mozaik’ten de bazı alıntılar yapacağım.

SON KASIM

Kasım ayı ve bize çağrıştırdığı o en önemli insandan bahsetmeden yazımın diğer konusuna geçmek imkansız neredeyse.

Malum Kasım, ayların arasında en hüzünlü olanıdır,Türk halkı için!

10 Kasım’da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü 79.kez andık.

Bir kurtarıcının, bir liderin ve bir insanın ölümsüzlüğüne dair o inanılmaz deneyimi tekrar yaşamış olduk. Yaşadığı ömürden çok daha fazla yıl geçmiş olan bir insanın, milyonlar tarafından özlem ve sevgiyle anılıyor olması, onun ölümsüzlüğün en büyük kanıtı olsa gerek! İşte bu yüzden, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bulunan o slogan çok da yerindedir: “Son Kasıma kadar…”

Biz de diyoruz ki, sadece bu kasım değil, “Son Kasıma Kadar” seninleyiz Atam… İnkılapların birileri tarafından kaldırılmak istenmiş olsa bile, emanet ettiğin Türkiye Cumhuriyeti’nin bekçileri olarak bizler buna asla müsaade etmeyeceğiz. Tıpkı Gençliğe Hitabe’nin en sonunda söylemiş olduğun gibi, “İşte bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!” Gençliğe Hitabe’ndeki söylediklerini unutmuyoruz!

Çünkü muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

HERKES İÇİN YOL AYRIMI

Kasım ayının hüznünü soluduğumuz ve siyaset gündeminin kasvetli havasından biraz olsun sıyrılmak istediğimiz bu günlerde yeni bir film de vizyona girdi. Hatta o özel günde, 10 Kasım’da gösterime başladı.

İsmi, Yol Ayrımı.

Müthiş oyunculuğuyla seyirciyi kendisine hayran bırakan usta sanatçı Şener Şen, filmin başrolünde.

Bu filmi bir yurttaş ve sinema izleyicisi olarak sadece ele aldığı konu açısından yorumlamak istiyorum.

Bir sermaye sahibi ve aynı zamanda aile şirketinin başındaki patronun geçirdiği trafik kazası sonrasında yaşadığı değişimle beraber hayatının nasıl değiştiği anlatılıyor. Film, salt vicdani duygularının harekete geçmesiyle başkalaşan ve hayatının da başkalaştığı bir adamı konu almanın ötesinde durum tespiti yapmamızı da sağlıyor. Kapitalist toplum düzeninin ve bu düzeni yönetmek üzere önde giden kesimin çoğunluğunun,  insani duygularından sıyrılmış ve adeta robotlaşmış bir hayatının olduğu tespitini yapabiliyoruz. Sonuç olarak da beklenen o mesajı alabiliyoruz. Kendilerini sorgulamak isteyen ve özellikle parasal gücü önemli oranda elinde bulunduran belli bir kesimin bu filme gitmesini şiddetle tavsiye ederim. Çünkü bu film empatiden vicdana kadar tüm insani duyguları uyandırıp yaşatan bir çalışma (gösterim) olmuş. Kapitalist düzen emek ve emekçiyi sömürürken, zengin olan tarafın aslında nasıl da fakirleştiği anlatılmış. Bunu anlayabilmek için de o değişimin eşiğine gelebilmek gerektiği vurgulanmış. Ve filmde söylenildiği gibi, her değişimin de bir bedeli oluyor.

Ayrıca şöyle bir gerçek de var ki, emeği sömüren kapitalist düzenin kendisi de, gün gelir daha büyük bir güç tarafından sömürülmek istenir. O da ne yazık ki emperyalizm canavarıdır! İşte bu yüzden, Atatürk kapitalizmi sadece tek bir devletin değil, bütün milletlerin ortak düşmanı görmüştür ve emeğe dayanan bir devlet anlayışını yaşatmaya çalışmıştır.

Atamızın izinden gitmek, yukarıda da değindiğim gibi, Türkiye Cumhuriyetini korumanın yanı sıra onun izinden giderek emeğe ve insana saygı yaklaşımını da beraberinde getiriyor.

Bu, hepimiz için belli bir yol ayrımında karar vermeyi gerektiriyor, bir bedeli olsa dahi… 

Editörün Notu:
Nihan Ertem’in kitabı “MOZAİK”i okumanızı öneriyoruz.

Nihan Ertem

Nihan Ertem

1978 doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden 2000 yılında mezun oldum.Bir çok kurumda basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı görevinde bulundum. TRT Kent Radyo İzmir’de Radyo Sunucusu ve Yapımcısı olarak Ocak 2017 yılına kadar çalıştım. Mozaik adlı kitabın yazarıyım. Eğitim ve kariyer hayatım boyunca oluşturduğum birikimlerimi kullanarak, iş hayatıma başarılı bir basın danışmanı/halkla ilişkiler sorumlusu olarak devam etmekteyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ