Alexa
DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 473,903
BIST 1111,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28°C
Parçalı Bulutlu

Bu Millet Diğer Milletlere Benzemez

Bu Millet Diğer Milletlere Benzemez
22.02.2018 - 14:13
A+
A-

Hemen her gün duyarız,
“Her zamankinden daha fazla birliğe,
beraberliğe ihtiyacımız var.”

Sözlerini…

Ama ne hikmetse bu konuda
hiçbir şey yapmayız.

Ya da işimize gelmez.

Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki,
kim ayrımcılıktan yana tavır alıyorsa,
kalabalık içinde hep yalnız kalmaya
mahkumdur…
***
Bizler yüzlerce yıldır bu coğrafyada
tüm zenginliklerimizle, acımızla, tatlımızla
beraber yaşamıyor muyuz?
Yaşıyoruz.

O zaman bu bölünme hareketleri,
söylemleri nedir Allah aşkına?

Nereye giderseniz gidin,
kiminle konuşursanız konuşun,
hangi meslek kolundan olursanız olun,
hep tartışma, hep ayrışma.

Siyaset damarlara öyle bir işlemiş ki,
gözler başka bir şey görmüyor,
kulaklar başka bir şey duymuyor.

Hani önce vicdan olsa,
neyse…

Sanat, spor, kültür, tarih, tiyatro vs.
konuşan yok.

Varsa yoksa siyaset yani ayrışma.

Emin olun 12 Eylül dönemi bile
bu kadar kötü değildi.

Hoş sokaktaki vatandaşa kalsa birlik de
beraberlik de kolay bir şekilde sağlanacak.
Ancak siyasetçiler başta olmak üzere
toplumda öne çıkan isimlerin ayrıştırıcı
söylemleri yok mu?

Ah Ah…
***
İnsanlık tarihi boyunca menfaatler ve
çıkarlar için ne kavgalar ne savaşlar edildi
hepsini gördük, okuduk.

Tabii şunu da iyi öğrendik,
Hiçbir toplum bizim kadar bir olmayı,
iri olmayı, diri olmayı beceremedi.

Mevlana’nın,
Yunus Emre’nin,
Hacı Bektaş-ı Veli ve daha nice
gönül erlerinin diyarıdır bu topraklar.

Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele
meydan okuyarak Cumhuriyeti kuran
bir neslin torunları değil miyiz?

Mustafa Kemal Atatürk gibi dünyanın
her ismini duyulduğunda saygıyla eğildiği
bir lidere sahip değil miyiz?

Ne yazık ki,
Hem içeriden hem dışarıdan tehdit altında
olduğumuz şu günlerde, şanlı ordumuz
sınır ötesinde mücadele ederken biz
kısır çekişmelerle deyim yerindeyse
birbirimizi yiyoruz.

***
Atatürk’ün “Türk övün, çalış, güven.”
Vasiyetini bile ne hale getirdik.

Neyimizle övünelim? Nerede çalışalım?
Neye, kime güvenelim?

Halbuki tarihimizle ne kadar övünsek,
bu eşsiz ülke için ne kadar çalışsak ve
bu millete ne kadar güvensek azdır.

Göğsümüzü gere gere övünmek,
çalışmak ve güvenmek varken,
birliği, beraberliği, sosyal bütünleşmeyi
bir kenara itmiş sonu belli olmayan
bir yola doğru gidiyoruz…
***
Sosyal Bütünleşme deyince geçen gün
Kanal B’de konumuzla alakalı çok güzel
bir program vardı.

Ayşen Gaye Makiniz’insunumunda
gerçekleşen programın konuğu
Başkent Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Gündüz’dü.

Toplumun oluşum sürecinden,
bir arada nasıl yaşanılır, toplumu neler böler,
parçalar ve çözüm önerileri ilgili muazzam
bir sohbetti.

Muazzam diyorum.
Çünkü, içi boş televizyon programlarının
yoğunlukta olduğu medya düzeninde
bu gibi programları bulmak hakikaten
pirinç çuvalında üç tane taş aramaya
benziyordu.

Profesör Doktor Mustafa Gündüz
nice toplumların ve uygarlıkların
sosyal bütünleşmeyi sağlayamadıklarından,
iç ve dış tehditleri bertaraf edecek birliği oluşturup
kullanamadıklarından yok olup gittiklerine
dikkat çekiyordu.

Hani evlenirken eşler birbirine,
“iyi günde kötü günde” sözüyle birbirlerine
kader birliği için söz veriyorlardı ya.
Gerçi şimdiki evlilikler,
“Aşkım ben sana su getirirken sen
oralı bile olmuyorsun.” Cümlesiyle bile
bozuluyor ama,
Mustafa Hoca kişilerin kaderiyle
mensubu olduğu toplumun kaderi
arasında fazla bir fark olmadığını
belirtiyordu.

Hakikaten de öyle…

Çok uzağa gitmeye gerek yok.
Edirne’de kar yağsa Hakkari’de üşüyorduk.
Antalya’da bırakın insanı ağaçlar yansa
hepimiz aynı anda acıyı hissediyorduk.

Ama yukarıda da arz etmeye çalıştığım
evlilik örneği gibi, kimse kimsenin
umurunda değil.

Ölenin arkasından
küfürler eder hale geldik.
***
Peki çözüm?

Eğitim diye başlıyor bir cümleye
Mustafa Hoca.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde
cumhuriyetin erdemli yurttaş yaratma projesinin
hala dimdik ayakta olduğunu vurguluyor.

Ve diyor ki:
“Kendi kaderini milletin kaderiyle birleştirecek
bireyler yetiştiremezseniz, dayanışma olmaz.
Dayanışma olmazsa toplumun kendisi sürdürülemez.
Bölünür, parçalanır savrulup yok olup gider.
Ülkemizin son yıllarda hem içte hem de dışta yaşadığı
çekişmeler nereden kaynaklandı nasıl çözeriz?
Hepimizin bu konu üzerinde her birimizin dünyaya
bakış açısından bağımsız olarak, bizi var eden
toplumun genel çıkarını önümüze koyarak ona
hizmet etmek üzere o çıkarı gerçekleştirmeye dönük
eylemlerimizi bir bütün olarak gerçekleştirmeliyiz.
Milli birlik ve bütünlükle bölücü ve hainlere rağmen
birlik oluşturularak kurulmuş bir Cumhuriyetimiz var.
Gurur duyduğumuz bir geçmişimiz var.
Atamızın ışığını önümüze alıp yürümemiz lazım.”

***
Dedim ya muazzam bir programdı.

Keyifle ve notlar alarak izledim.

Mustafa Hocamın söylediği gibi
ülkemiz ciddi tehditler altında.

Ülkemizde milli mücadele
yıllarındaki gibi bir sürü hain
cirit atıyor.

Birlik olmazsak, sosyal bütünleşmeyi
sağlayamazsak düşman dört bir koldan
saldırır.

Herkese büyük görevler düşüyor.

Siyasilere,
Akademisyenlere,
Öğretmenlere,
Dedelere,
İmamlara,
Gazetecilere,
Doktorlara ,
STK’lara,
akla gelebilecek herkese…
***
Düşüncelerimiz ve fikirlerimiz farklı olabilir.
Ama şunu unutmayalım kaderimiz ortak.

Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin ferdiyiz.
Yemin etsem başım ağrımaz.
Her anlamda eşi bulunmaz bir ülkede
doğup büyüdük.

Bundan daha güzel ne olabilir ki?
***
Ülkemiz maazallah dağılırsa
mutlu mu olacağız?

Başka Türkiye yok.

Bakın nice devletler yakın tarihimizde
darmadağın oldu.

Onlara bakıp ders alalım lütfen.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle
bitireceğim ama Mustafa Gündüz ’ün:
“İnsanın insanı yok etmeye çabaladığı
bir dönemi yaşıyoruz.”
Söylemi sanırım
bugünü ziyadesiyle anlatıyor.

Şimdi,
Yıl 4 Ekim 1932…
Yer Dolmabahçe Sarayı…

İstirham ediyorum burayı
dikkatli okuyalım.

Atatürk diyor ki:

“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu,
İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı.
Hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherlerin
damarlarıdır. Bu damarlar birbirini tanısın.
Türk Milleti’nin toplumsal düzenini bozmaya yönelik
çabalar boğulmaya mahkumdur.
Türk Milleti kendinin ve memleketinin
yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen
bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin
saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri
anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek
bir topluluk değildir.”

Başka da yazacak bir şeyim yok.

Saygı ve sevgilerimle…

Fethi Akar

Fethi Akar

"Bir hiç... Birlikten dirlik, sevgiden aşk doğar anlayışını benimseyen, Milli Birlik, Milli Beraberlik ve Milli Ruh peşinden koşan Türkiye Cumhuriyeti delisi..."
Fethi Akar Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.