Alexa
Medya Siyaset

Millet’e Sor

Millet’e Sor

Size, %26 zam.
Bizim, %4.
Fark; 26-4=22.
Sizin lehinize.
Niye ki?
Siz aç, biz tok muyuz?
Siz, Allah’ın sevgili kulu, biz üvey miyiz?
Siz can, biz patlıcan mıyız?
Siz sağ, biz ölü müyüz?
Siz asil, biz vekil miyiz?
Siz çalışkan, biz tembel miyiz?
Siz hak ediyor, biz etmiyor muyuz?
Siz de mutfak var, biz de taş mı kaynıyor?
Siz de çarşı-pazar var, biz de yok mu?
Siz de mide var, biz de yok.
Siz de çocuk var, biz de ki “veled-i zina” mı?

(Yazı Görselden Sonra Devam Ediyor)


***
“Adalet” diyordun, hani, nere de adalet?
“Eşitlik” istiyordun, hani, nere de eşitlik?
“Hukuk” olacaktı, hani nere de hak-hukuk?
“Vicdan” demiştin, hani, nere de vicdan?
Akıl nere de? İzan nere de?
Din nere de, iman nere de.
%4 nere de, %26 nere de?
Sen nere de, biz neredeyiz?
Söz nere de?

(Yazı Görselden Sonra Devam Ediyor)


***
Et’ten süte, ottan çöpe; Makarna’dan bulgura…
Çaydan şekere, yağdan bala…
Dondan atlete…
Gaz’a, beze, mazota, benzine…
Elektriğe, suya, deterjana…
Kağıt’a, kaleme, silgiye; Defter’e, kitaba…
Otobüs’e, dolmuşa…
Ekmek’e…
Zam üstüne zam!
Alkol’a, sigaraya… vergi üstüne vergi.
Memur’a-işçiye-emekliye “idare et!”
El insaf!
Zamlar belimizi büktü.
Cebimiz delik, cüzdan boş.
Yoksulluk dizboyu…
***
Biliyorum, bizi “gaileye” almıyorsun.
“Bir iki gün konuşur sonra unuturlar” diyorsun.
Yani, vicdanınız sızlamıyor!
Kalbiniz daralmıyor!
Ruhunuz sıkılmıyor!
Eşitlik anlayışınız bozulmuyor!
Hak-hukuk yerini buluyor!
“Adil düzen” kuruluyor!
***
“Devletin olanakları” diyorsun.
“Almadan vermek Allah’a mahsus” cümlesini kuruyorsun.
Bulunmayan kaynaklar, size gelince bulunuyor!
Devlet’in imkanları, size gelince zorlanmıyor!
***
Sendikanız yok.
Masaya oturmazsınız.
Pazarlık yapmazsınız.
Hakem heyetine de başvurmazsınız.
Kendiniz tartar, kendiniz satarsınız.
Neyi uygun görmüşseniz, oylarsınız.
Faturayı; emekliye, emekçiye kesersiniz.
Olmaz ki, böyle de duyarsız olunmaz ki;
İnsan, bu kadar “keriz” yerine konmaz ki.
Kaldır eli, indir eli.
Oldu bitti, maşaallah.
Bize her seferinde “cefa”, size “sefa”.
Bize özveri, size al al.
Balık baştan kokarmış.
Fedekarlık yapılacaksa birlikte yapalım.
Sefa sürülecekse, birlikte sürelim.
Tasarrufa gidilecekse, birlikte gidilsin.
Yükü, hep bize yüklemeyin, siz de yüklenin.
Taşın altında ezilen hep bizimeller, sizin elleri de görelim.
Biz de Allah’ın kuluyuz, Muhammet’in ümmetiyiz.
Biz de insanız.
Yemek içmek, gezip tozmak bizim de hakkımız.
***
Bizim zam’a siz karar veriyorsunuz.
Sizin zam’a da biz karar verilim.
“Millet”, “millet” diyorsunuz ya.
Millet’e soralım.
Bu millet, cömert millettir.
Gönlü bol, yüreği zengindir.
Yemez yedirir, giymez giydirir, gezmez gezdirir.
Cumhurbaşkanını, bakanlarını, vekillerini… başının üstünde taşır.
“Bana %26, size %4 zam” deyin.
Referandum yapın.
El mi yaman, bey mi yaman görelim.
***
Kendinize var var, bize “Allah’a yalvar.”
Son günlerde sık kullanılan deyimi tekrarlıyorum:
“Başınız göğe ersin, ayaklarınız yere bassın.”
Feryadımızı duyun.
Farkındayız.
Farkında mısınız?

ETİKETLER:
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ