Alexa
Medya Siyaset

Milli Görüşçü İdik Ulusal İslamcı Olduk

Milli Görüşçü İdik Ulusal İslamcı Olduk

İktidar, enflasyon ve dövizin her gün arttığı bir dönemde kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekme yönünde klasik algı yanılmasını uygulamaya koydu.

Ne yaptı öncelikle AB ile olan ilişkileri düzelteceklerini söyleyip arkasından Türki Cumhuriyetleri ziyaretle cami açılışı yaptı. Resepsiyonda neler yendi neler içildi çarşaf çarşaf yandaş medya tarafından yayınlandı. Derler ya kasap et derdinde koyun can derdinde. Artık gerisini siz getirin.

Savrularak nereden nereye geldik. Milli görüş sloganı ile yola çıktık. Rabia selamı verdik, İşid, Müslüman Kardeşler gibi terör örgütlerine sempati ile baktık. Çünkü verilen görev gereği Ortadoğu’nun jandarmalığına soyunmuştuk. Farklı mezhepten olan Müslüman ülkeye savaş açtık. ABD müttefiki idik, Rusya müttefiki olduk. Bütün komşularla papaz olduk, AB ülkeleri yetmedi, okyanus aşırı ülkelere kadar kolumuzu uzattık. Müslüman ülkeler liderliğine soyunduk, boyumuzun ölçüsünü aldık, Afrika ülkeleri hamiliğine soyunduk. İç barış dedik, barış sözcüğünü ayrılıkçılıkla özdeş yaptık.  Milli görüşten siyasal İslam’a ve şimdide Türk-İslam sentezine döndük.

Gelişmiş ülkelere göz attığımızda hiçbir Müslüman ülkenin bu grupta yer almadığını görüyoruz. Alsa sürpriz olurdu zaten. Tarikat, cemaat ve mollaların yönettiği Müslüman devletler ancak kafa kesmekle meşguller. Onlar için bilim gavur icadıdır ama gavur dediği insanların icat ettikleri her şeyi kullanırlar. Kendileri ile tezatta olan bir kafa yapısı elbette ki dini istismar adına bunu hep gündemde tutacaktır. Bunun için de acımasız mücadele verirler.

Ülkemizde ise dinci tarikat ve cemaatler Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yönetimlerle kıyasıya mücadele içinde oldular. 1950 sonrası yer altından yer üstüne çıkarak İslami kapitalizminde yaratıcısı oldular. Helal gıda, tesettür, çok eşlilik, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri ve diğer insanlık dışı olaylar kimin eseridir dersiniz? Hatta oldukça güçlendiği kanaatine varan tarikatlardan biri mevcut siyasi iktidara karşı darbe bile yaptı. Bugün ise maalesef yönetimi eline geçirmiş olan tarikatlar güç mücadelesi içindedirler. Devrimlere, medeniyete, insanlığa meydan okumaktalar. Bu durum mevcut siyasi iktidar ve başkan için büyük tehlike olarak yavaş yavaş Türkiye’nin gündemine oturuyor. Siyasi iktidar son günlerde dinci bir birlikteliğe müdahale etmiş olsa da devede kulak. Siyasi iktidara karşı ve takiye yapan tarikatlar başta Sayın Başkanın ve Türkiye’nin başına çorap örecek duruma gelmeye çalışıyorlar. Tüm istihbarat ve bilgi kaynağına sahip siyasi iktidar tribünden olayları seyretmekle meşgul. Bizlerden uyarması

 AB  Avutması ve kandırmacası

Ne zaman bir krize girsek hemen AB ipine sarılıyoruz. Kriz hafifleyince eyyyy AB sen kimsin diye dikleniyoruz. Sonra ne oluyor? Her diklenmenin ağır bir faturası önümüze konuyor. Adamlar bakan sıfatını verdiğimiz zatı muhteremleri ülkelerini almıyor, makam arabasından bile inmesine izin vermiyorlar. Diplomatik dilde ağır bir yaptırım, bunu ancak bu dili bilenler anlar, paraşütle indirilen entel monşerler değil. Ülkede ekonomik kriz tsunami yaratmış iken AB ye yönelik söylemler aldı başını gidiyor. Halkımız geçmişi anımsamada çok özürlü ve duyarsız olduğu içi önümüze yeniden ısıtılarak AB masalı konmuş durumda.

Son dört yıl içinde neler oldu dersiniz?  Hiçte güzel şeyler olmadı. Siyasi İslam ideolojisi Cumhuriyetin tüm kazanımlarını yok etti. Birde buna açık denizdeki sandal gibi nereye gidileceğini bilmemek ayrı bir facia olarak eklendi. Bir gün bakmışsınız ABD stratejik ortak ilan edilirken, ertesi gün Rusya stratejik ortak olmuş. Anlayacağınız bu gelgitler Türkiye’yi güvenilir ülke olmaktan çıkarmış dost ülke diye bir şey bırakmamıştır. Ya mal satmak için ya da Türkiye’de ki parasını kurtarmak için Türkiye’ye gülümseyenlere bakarak büyük ülkeyiz naraları atıyoruz.

2014 sonrası batı dünyasından hızlı bir şekilde uzaklaşmaya başladık. Şangay birliğine doğru dümen kırdık. Sandık ki bizi kapacaklar. Adamlar yüz bile vermediler. Ama biz birliğe giriyoruz diye bağırdık. Sonuç hüsran ama ders almadık. Şimdi ise AB ile ilişkileri düzelteceğiz diyoruz. Düzelir mi? Elbette ki düzelir yalnız demokrasiye zıt siyasal islam ideolojisi var oldukça bunu ancak hayal edebiliriz.

Arkadaş son yıllarda sen neler yaptın diye sormayacaklar mı?

Öncelikle özgür dünya ile birlikte, AB değerlerini benimsemişken makas değiştirerek Çin, Rusya ve İran’a yönelmedin mi? Yaptığın yanlışların, hataların sebebinin dış güçler olarak nitelendirdiğin batıya yüklemedin mi? Batıya karşı şantaja yönelmedin mi? 2002 den bu tarafa AB ilişkilerini manivala olarak kullanıp AB aleyhine kamuoyu yaratmadın mı?  AB rüzgarını arkana alarak seçim kazanmadın mı? AB den yararlanma sürecini sona erdirmedin mi, kapıları kapatmadın mı? Elçileri istenmeyen adam ilan ederek dostluk ve ilişkileri onarılamaz hale getirmedin mi? AB kriterlerini siyasal islam için engel olarak görüp özgürlükçü demokratik Türkiye’yi otoriter ve totaliter bir rejime mahkum etmedin mi?

Artık şapka düştü kel göründü. AB içinde Türkiye karşıtı bu kadar aykırı ses varken AB gel buyur demeyecektir. Eğer samimi isen evrensel kuralları uygulamak için hemen siyasi takıntısından vazgeç. Sonra AB ilkelerine uy. Nedir bunlar? yaşam hakkı, düşünce özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, adil yargılama, hak meşrutiyeti, temel hak ve özgürlüklerin sağlandığı bir Türkiyeolarak karşıma gel diyecektir. Bunları gerçekleştir vize muafiyetini, serbest dolaşımı, basın özgürlüğünü, yargının bağımsız ve tarafsızlığını sağla, batı düşmanlığını sonlandır, iç barışı, demokratik kurum ve kuruluşları sağla, işlevsel hale getir o zaman birliğe girmenizi düşünelim diyecek bir Avrupa vardır karşımızda.

Bütün bu istek ve uygulamalar sayın başkanın gerçekleştirmekte olduğu siyasi islam için ayak bağıdır ve yerine getirilemez kriterlerdir. Uygulandığında siyasi islam’da biter, sayın başkanda biter. Bu bağlamda halka umut vererek klasik söylemle takiye yaparak hedefe ulaşmada daha da sert ve halkın yüzde ellisi için dayanılmaz günler çok yakın gözükmektedir.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ