Alexa
DOLAR 7,7353
EURO 9,0721
ALTIN 469,953
BIST 1145,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28°C
Az Bulutlu

Milli Mücadelenin Yüzüncü Yılında “Kuvayı Milliye Ruhu”

“İstiklâlinden yoksun bir millet, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden kurtulamaz.” ATATÜRK

Milli Mücadelenin Yüzüncü Yılında “Kuvayı Milliye Ruhu”
19.04.2020 - 13:50
A+
A-

Kuvayı MilliyeMillî Kuvvetler, Millî Güçler” anlamındadır ve düzenli ordu şeklinde örgütlenmemiş “Milis Kuvvetleri” demektir. Kuvayı Milliye, Mondros mütarekesi sonrası topraklarımızı işgal eden ve ülkemizi parçalamak üzere harekete geçen düşman kuvvetlerine karşı açılan cephelerde çarpışmak üzere örgütlenen bölgelerdeki her sınıf ve gruptan halkın oluşturduğu sivil-milis kuvvetleridir. Kuvayı Milliye, halkın içinden gelen millî duygular sonucu oluşmuş, meslek, gelir düzeyi, yaş, hatta cinsiyet gibi birçok unsuru dikkate almadan kendiliğinden bir araya gelerek gönüllülük esasına göre oluşmuş silahlı sivil birliklerdir.[1]

  1. Atatürk, Kuvayı Milliye Ve Mili Mücadele

 Atatürk’ün, en umutsuz görünen koşullarda, yurt savunması için kendisiyle birlikte gözünü kırpmadan ölümü göze almaya hazır Türk halkını ve Kuvayı Milliye’yi yanı başında bulabilmesinde din unsurunun önemli rolü vardır. O, başlattığı Milli İstiklâl Mücadelesi’nde ulusal ve dinî amaçlardan güç aldığını açıklamıştır.

Atatürk 1920’de Ali Rıza Paşa’ya gönderdiği telgrafta, “İngilizler tarafından engellenirse ulusal bağımsızlık ve özgürlük uğrunda mücahedei milliye ve diniye ilân etmek yolunda ilerleyeceğiz”, açıklamasını yapmıştır.[2]

 Atatürk milli mücadeleyi aynı zamanda dinî mücadele olarak nitelediği mektuplarından birini de, Kütahya Mutasarrıfı Sait Bey’e göndermiştir:

Vatansever Kütahya ahalisinin mali fedakârlığı, maddi ve manevi gayretleri ve çalışmasıyla beş on gün içinde hazırlanan ve donatılan binlerce mevcuda ulaşan askeri kıtaların, giriştiğimiz dini, milli, vatani mücahedede muzafferiyetimizi sağlayacak kahraman bir zümre olarak fedakârlık göstereceğinden eminiz.”[3]

 Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı’nın kutsal bir boyutunun olduğunu, bu mücadelenin aynı zamanda, Müslümanların kurtuluşunu amaçladığını belirtmiştir. Atatürk 1921’de Azerbaycan temsilcisi İbrahim Abilof’u Çankaya’da kabulünde şu açıklamayı yapmıştır:

Bu kutsi mücadelede, milletimiz, İslam’ın kurtuluşuna dünya mazlumlarının refahlarının artırılmasına hizmet etmekle iftihar eder.”[4]

  1. Akla İlk Gelen Örnek Kuvayı Milliyeciler

Denizli müftüsü Hulusi Bey, Demirci Mehmet Efe, İpsiz Recep, Topal Osman, Ethem Bey, Antepli Şahin Bey Kuvayı Milliyecidir. İstiklâl yolunda kağnısıyla ve yanındaki bebeğiyle  İnebolu’dan mermi taşıyan sert kış günü üzerindeki hırkasını bebeğine değil, mermiler ıslanmasın diye mermilerin üstüne örten, kışlaya ulaştığı sırada da şehadete eren Kastamonulu Şerife Bacı; kadın olduğu halde saçlarını erkek gibi kestirerek birliklere katılan ve kendine Halim Çavuş dedirterek mücadele eden Halime Çavuş; kadınlardan ve erkeklerden oluşturduğu ekibiyle işgalcilerin kâbusu olan Erzurumlu Kara Fatma Kuvayı Milliyecidirler. Annesini kaybettiği için Albay olan babasıyla birlikte karargâhta kalan ve orada büyüyen, savaş sırasında da çocuk haliyle cepheden cepheye koşarak askerlere moral veren küçük Nezahat da Kuvayı Milliye’dendir.[5]

  1. Yurdun Dört Bir Yanında Kuvayı Milliye Ruhu

Vatanım, ha ekmeğini yemişim, ha uğrunda kurşun” diyebilen bütün bu kahraman insanları bir araya getiren de “Kuvayı Milliye Ruhu”dur. Bu ruh içten gelen bir istekle millet fertlerinin ülkenin bağımsızlığı ve ülke çıkarları için her türlü olanaksızlıklar içinde canlarını ortaya koyarak mücadele etmeleridir. Millî Mücadele bu ruhla verilmiş, İstiklâl Harbi bu ruhla kazanılmıştır.

1919 yılı Mayıs ayında, İzmir’de Yunan işgaliyle Kuvayı Milliye örgütlenmesi başlamıştır denilebilir. Örgütlenme hızla Batı Anadolu’nun iç kısımlarına yayılmıştır. Kuvayı Milliye  sadece Anadolu’nun batı bölgesinde değil, Anadolu’nun her yerinde gerçekleşmiştir. Güneyde Fransız işgaline ve Fransız Ermeni işbirliğiyle Türklere yapılan zulüm, hakaret, yağma ve öldürme olaylarına karşı ilk direnme 19.Aralık.1918’de Dörtyol’a bağlı Karakese Köyü’nde olmuş, köy halkı Fransızlara silâhlı savunmaya geçmiştir. Bu olay bir kıvılcım olmuş Adana, Antep, Urfa ve Maraş’ta çok iyi organize olmuş Kuvayı Milliye örgütleri kurulmuş ve işgalcilerle işbirlikçilerine karşı çok büyük mücadele verilmiştir. Düşünelim: İstiklal Harbi’nde düzenli orduda verdiğimiz şehit yaklaşık 10.000 civarındadır. Ama sadece Antep savunmasında yaklaşık 7000 sivil şehit vardır. Güney Cephesinde çeşitli rütbelerdeki subaylar, Kuvayı Milliye hareketlerini sivil kıyafet ve Sinan Paşa, Tufan Bey gibi takma adlarla organize etmişlerdir.[6]

  1. Kuvayı Milliye’nin Temel Amaçları

* Vatan topraklarını düşmana karşı korumak,

* Türk Devleti’nin parçalanarak ortadan kaldırılmasını önlemektir.

* Kuvayı Milliye ayrıca işgallere müdahale etmeyen ve seyirci kalan yönetime de bir tepkidir.

* 1919 yılının şartlarında, silahlandırılmış, yerli gayrimüslim çetelerinin, düşman askerleriyle işbirliği yaparak giriştikleri saldırı ve cinayetlere Türk halkının hiç değilse kendi bölgesini savunma düşüncesinden doğmuştur.

* Kuvayı Milliye’yi ortaya çıkaran bir başka neden de Ordunun terhis edilmesi ve silahaltında olan az sayıdaki düzenli birliklerin de zayıf ve yetersiz durumda olmalarıdır.

* Düşman işgalleri karşısında kendiliğinden oluşan Kuvayı Milliye, Türk milletinin düşman işgal ve saldırılarına boyun eğmeyeceğinin, işgallere karşı koyacağının dünyaya ilânıdır.

Bu sivil gruplar verdikleri mücadeleyle de işgalci güçleri kayba uğratarak düşmanın Anadolu içlerine ilerlemelerini yavaşlatmışlar, hatta durdurmuşlardır. Ülkenin belli bölgelerindeki işbirlikçi gayrimüslim çetelerin saldırılarını, katliamlarını durdurup önlemiş, bölgeyi bu çetelerden temizlemişlerdir. Ayrıca ve en önemlisi Türk milletinin organize olmasını, örgütlenmesini; zamanla düzenli orduya geçişi kolaylaştırmış ve bağımsızlığımızı gerçekleştirmiştir.  

Diyebiliriz ki:

* Kuvayı Milliye’nin amacı ülkenin rejimine karşı mücadele etmek değildi; ülkedeki düşmanla mücadele etmekti. Ortada bir mezhep ve rejim mücadelesi yoktu; bir bağımsızlık mücadelesi vardı.

* Kuvayı Milliye, bağımsızlığı engellemeye çalışan işbirlikçi isyancılar dışında, kendi halkı ile de mücadele etmemiş, işgalciler ve onların işbirlikçileriyle mücadele etmiştir.

* Kuvayı Milliye batılı ve kökü dışarıda olan devlet, kurum ve kuruluşlardan ne yardım ne de askerî eğitim almıştır.

* Kuvayı Milliye hep millî kalmış, düzenli orduya karşı çıkanlar dahi işgalci ve paralı gruplara itibar etmemiştir. Hatta onlarla temas bile kurmamıştır. Ethem beyin, millî düşünce yapısına uymayan, hırsına yenildiği ve bizce utancını ömür boyu taşıdığı, düşmana sığınma olayı dışında yanlış bir örneği yoktur.[7]

Türkiye’nin düzenli ordu birliklerinden mahrum bulunduğu çok kritik bir dönemde, her türlü imkânsızlığa ve olumsuz şartlara rağmen hayatlarını ortaya koyarak giriştikleri cesur ve kararlı mücadeleleriyle bağımsızlığın kazanılmasına damgasını vuran Kuvayı Milliye, Türk Millî Mücadele Tarihinde çok önemli ve çok seçkin bir yere sahiptir.

  1. Milli Mücadele Dönemi Nedir?

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19.Mayıs.1919’da Samsun’a ayak basmasıyla başlayan mücadele döneminin genel adı Milli mücadele dönemidir. Bu dönem, Cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar sürmüştür. Mustafa Kemal’in önderliğinde Anadolu’da parça parça olan “milli hareketlerin birleşmesi” bu dönemin en önemli özelliğidir.

19.Mayıs.1919 tarihi, Türk İstiklâl Savaşı’nın hukuken, siyaseten ve bir anlamda fiilen başladığı tarihtir. Milletin kendi istiklâlini kurtarmak yönünde kendi azim ve kararını ortaya koyduğu bir tarihtir. Bu tarihten sonra;

* Anadolu’da Kuvayı Milliye derlenip toparlanacak,

* Milli Hâkimiyetin gerçekleşmesi için mücadeleye başlanacaktır.

Milli Mücadele” sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmadan önce tasarladığı üzere yıkılan bir imparatorluktan yepyeni ve millî bir Türk devleti hayat bulacaktır. Bu itibarla 19.Mayıs.1919, Türk tarihinde mümtaz bir yere sahiptir. Atatürk, Nutuk’a,

1919 yılı Mayısının 19.ncu günü Samsun’a çıktım. Umumî durum ve manzara: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde…” diye başlar ve kısaca bir durum tespitinde bulunur. Sonra düşünülen kurtuluş çarelerini sıralar ve şunları söyler:

Efendiler, bu durum karşısında tek bir karar vardı. O da millî hâkimiyete dayanan kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak…

İşte İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da, Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur… Türk’ün haysiyeti ve gururu, kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir. Öyleyse YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM!”[8]

  1. Milli Mücadele’den Sonraki Durumu Alev Coşkun ve

İlhan Selçuk’un Değerlendirmeleri

1919-1938 arasındaki 19 yılda Türk toplumsal yaşamında mucizeler yaşandı, inanılmaz gelişmeler oldu. Destansı Milli Mücadele’den sonra,

1.Kasım.1922’de 600 yıllık Osmanlı saltanat yönetimine son verildi.

Bir yıl sonra 29.Ekim.1923’te Cumhuriyet ilân edildi.

1923-1938 arasındaki 15 yılda, Avrupa’da yüzyıllar süren Aydınlanma Devrimleri Türkiye’de uygulandı. Büyük bir devrim, büyük bir dönüşüm yaşandı.[9]

İlhan Selçuk ise, Anadolu’nun Aydınlanma Devrimi’ni şöyle değerlendiriyor:

* Emperyalizme karşı bağımsızlık

* Padişahçılığa karşı Cumhuriyetçilik

* Şeriata karşılık Laliklik

* Tutuculuğa karşı Devrimcilik

* Ümmetçiliğe karşı Milliyetçilik…”

Akla dayanan toplumlarda, akla dayanan yönetim sistemlerinde eleştiri, araştırma sorgulama ana ilkelerdir. Bu nedenle:

Kemalizmin özü de aklın (hurafeci içiboş) inançtan, bilimin (mezhepçi, tarikatçı) dinden bağımsızlaşmasıdır; Mustafa Kemal, sorgulanmayan kişileri ve kurumları yıkarak laik cumhuriyeti kurdu. Yaşamda en gerçek yol gösterici ilimdirtümcesiyle her şeyin sorgulanmasını istedi.

Kemalizm, Aydınlanma DevrimininTürkçesidir.

Aklı devreye sokan, eleştiriyi ve sorgulamayı temel yasaya dönüştüren uygarlık devrimini, Türkiye Atatürkçülükle tanıdı…”[10]

 Sedat Şenermen

19.Nisan.2020

 

Kaynakça

[1],[5],[6],[7] Cemalettin TAŞKIRAN,  Kuvayı Milliye Nedir?,  

https://millidusunce.com/misak/kuvayi-milliye-nedir/ Erişim: 16.04.2020; 10.55

Kadir KASALAK; Milli Mücadele’de Manda ve Himaye Meselesi, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1993.

Sabahattin SELEK, Anadolu İhtilâli, İstanbul, 1963.

Sıtkı AYDINEL, Güneybatı Anadolu’da Kuva-yı Milliye Harekâtı, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara.

Türk İstiklâl Harbi, Batı Cephesi, c.II, 1.nci Kısım, Genelkurmay ATASE Yayını, Ankara 1963.

[2] Mustafa Kemal ATATÜRK, Nutuk, İstanbul, 2001, MEB Yayını. Bkz. Halil ERSOYLU, Nutuk Üzerinde İncelemeler, Ankara, 1999, TDK Yayını, s.133.

[3] Komisyon, Atatürk’ün Bütün Eserleri, İstanbul, Kaynak Yayınları, c.IX, s.135; Bkz. Abdurrahman KASAPOĞLU, Atatürk’ün Kur’an Kültürü, İstanbul, 2008, İlgi Kültür Sanat Yayını, s.35.

[4] Suat İLHAN, Harp Yönetimi ve Atatürk, Ankara, 1987, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, s.85; Komisyon, Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.XII, s.36.

[8] http://www.mynet.com/cevaplar/sorular-cevaplar/milli-mucadele-donemi-nedirmilli-mucadele-donemi-mustafa-kemal-ataturk’un-19-mayis-1919′da-samsun’a-ayak-basmasiyla-baslayan-bir-mucadele-doneminin-genel-adidir-bu-donem-cumhuriyetimizin-kurulusuna-k/6704785 Erişim: 16.04.2020; 12.09

[9] Alev COŞKUN, Kemalizm Aydınlanma Devrimleri, İstanbul, 2019, Cumhuriyet Kitapları, s.5.

[10] İlhan SELÇUK, “Püf Noktası”, Cumhuriyet, 30.9.2004

ETİKETLER:
Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.