Alexa
DOLAR 6,9697
EURO 8,2071
ALTIN 441,849
BIST 1126,9
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 37°C
Sıcak

Milliyetçiliğin ve Milliyetçilerin Dramı

Bütün medeniyetler de, devletleri kuran ve yaşatan irade milliyetçi felsefe ve milliyetçilerdir. İnsanlar sağcı, solcu veya dindar olabilirler ama yurtseverseler gayet tabii ki, bunlar da milli kesim içindedirler. Milliyetçilik modern “Ulus Devlet” modelini yaratan ve inşa eden ideolojidir.Milliyetçilik modernleşmenin ve entelektüel bir birikimin ürünüdür. Köy, kasaba veya eğitimsiz sınıfların uğraş alanı değildir. Devletler Milliyetçileri değil Milliyetçiler devletleri yaratmıştır. Milliyetçilik veya Ulusçuluk 19.Yüzyıldan itibaren bütün milletleri etkilemiştir. Evrende veya insanlık tarihin de milli olmayan sol ve sağ ideoloji veya dindarların devlet kurdukları görülmemiştir. Bunlar  yurtseverler tarafından kurulmuş ülke ve devletlerde darbe veya devrim gibi yöntemlerle iktidarı ele geçirmiştir. Demokratik ülkelerde ise çoğunlukla popüler (bayağı, düşük seviyeli, halk dalkavukluğu vb.) politikalarla halkın eğitimsiz ve ihtiyaç içinde olan yoksul kesimlerin oylarıyla iktidar olmaktadır.Türk milliyetçileri devlet kurma ve yaşatma becerilerini iktidar olmak için kullanamamıştır. Bütün dünya da ve özellikle de demokrat ülkelerden oluşan Avrupa kıtasın da milliyetçilik yükselirken ve yurtseverler iktidara gelirken Türkiye de geri gitmelerinin nedenleri ve sonuçlarını acilen irdelemek gerekir. Hem ülke çıkarları hem de milliyetçiler açısından.

Ülkemizde maalesef son yıllarda artarak devam eden bir yönetişim ve devlet zafiyeti vardır. Kurumlar zayıflatılıp etkisiz hale getirilmiştir. Ordu, yargı ve üniversiteler bunlardan ilk akla gelenlerdir. Aslında bu sorunun niçin ve nasıl olduğu küçük bir göz atmayla bile görülebilir. Devletin sinir uçlarına ve hassas noktalarına yerleştirilen/atanan, Türk milletine dost olmayan kişiler vasıtasıyla emperyalist amaçlarına ulaştıkları bilinmektedir. Cemaatler, Zaviye ve Tekke gibi çağ dışı yapılanmalar hepimizin malumudur. Bürokraside ve siyasette, bu durumu yapabilmek ve aynı zaman da devleti kendi çıkarlarına alet etmek için stratejik ve önemli bakanlıklara kendilerine yakın isimleri getirmeyi de hep başarmışlardır. Stratejik bakanlıkların (Dışişleri, Savunma, Tarım, Milli Eğitim, Teknoloji ve İç İşleri Bakanlıkları) son elli yılda kimler tarafından yönetildiğine ve neler yapıldığına bakarakülkemizin kasıtlı olarak geri bırakılmanın nasıl yapıldığını anlamak mümkündür. Silahlı Kuvvetler, Tarım, Yargı, teknolojik araştırmalar, Üniversiteler gibi önemli kurum ve alanların nasıl yönetildiği ve ne amaçla kullanıldıklarını incelemek gerekir.Milliyetçilerin bu çok tehlikeli durumlarla ilgili neler yapıp yapmadıkları hepimizin malumudur.

Türk milliyetçileri iktidar olamayacağını düşündüğü ve bildiği için hep teorik kalmıştır. Ülke sorunları için fikir üretiyor ama nasıl uygulanacağını veya hangi yol ve araçlar kullanılacağı üzerinde bir araştırması, sonuç planlaması veya bir çalışması yoktur, zira iktidar umudu yoktur, bu da büyük bir zafiyettir. Oysaki halkın yaklaşık %80’ni kendisini milliyetçi ve muhafazakar olarak tarif etmektedir. Bu kadar büyük bir potansiyel içinde olan milliyetçilerin iktidar olamaması tamamen yanlış insanların kasıtlı olarak milliyetçi kuruluş ve partileri işgal etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu kasıt çok nettir. Bugünkü milliyetçi parti ve örgütlerin yıkılmamasının veya çökmemesinin gerçek nedeni, içten ve dıştan gelen destektir. Zira milliyetçi kisvesi takmış kişilerce yönetilen kuruluş ve partiler yıkılırsa yerine gerçek milliyetçi parti ve örgütler kurulur korkusudur. Siyasi örgütlerin büyük bir çoğunluğun da, sağ yada sol felsefeye sahip önemli derece de, farklı renkler de ve dozlarda milliyetçi yapılar ve kişilerin varlığı ve etkileri bilinmektedir. Ancak aralarında bir bağ veya birlikte hareket etme zemini oluşturulamamıştır.

Türk Milliyetçiliğinin, İtalya da Musolini Faşizmi ve Almanya da Hitler Nazizmi ile bir ilişkisi yoktur. Türk milliyetçiliği Türk yurdunu ve Türkleri korumak ve yüceltmek için vardır ve bu yolda çalışır. Musolini ve Hitler gibi üstün ırk inancı ve emperyalist politikası ve amacı yoktur.

Mevcut siyasi parti ve örgütlerin Türk milliyetçiliğini ve milliyetçileri temsil etme potansiyeli, kabiliyeti ve gerekli donanıma sahip değildir. 21. Yüzyılın araç, gereç, donanım, bilgi, eğitim, kabiliyet ve hırsına sahip değildir.Var olan üç beş kabiliyetli ve donanımlı milliyetçinin taşıyamayacağı kadar ağır ve ciddi sorumluluk vardır. Bu partiler ve diğer milliyetçi ve Türkçü oluşumların tepeden tırnağa değişmesi ve yeni çağdaş, modern ve 21.Yüzyılın ihtiyaçlarına cevap verecek donanımlı yeni insanlara ihtiyaç vardır. Türk milliyetçiliğini temsil eden tarihi, örgüt ve partileri bir avuç çıkarcı yeteneksiz ve muhterislerin elinden kurtarılması gerekir. Ülkenin ve Türk gençlerinin geleceğini çağdaş, modern, Atatürk’ün ilkelerine bağlı, hukukun üstünlüğü, kalkınmış, itibarlı ve demokrat bir Türkiye için, sağ ve sol felsefeye sahip bütün yurt severlerin birlik olması gerekir. Türk milliyetçileri siyasette, bürokrasi de, sanatta, kültür de, akademik çalışmalarda, bilimde ve diğer bütün alanlar da daha iyi temsil edilmesi gerekir. Türk milliyetçiliği maalesef çağın ve Türkiye’nin, günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak yetenekte ve donanım da değildir.

Yeni Osmanlıcıların amacı imparatorluğun ihtişamını yeniden inşa etmek değil, Türkiye’nin Türk olma karakterini yok etmektir. Osmanlıda olduğu gibi çok uluslu bir yapıya dönüştürmeyi amaçlamaktadır, bu çok ciddi bir tehlikedir.

Milliyetçilik gariban, ezik ve ülke zenginliğinden payına düşeni alamayan ama vatanı için canını vermeye hazır bir kitledir. Milliyetçilerin canın dan başka vereceği bir zenginliği veya başka becerisi de yoktur, zira ülke nimetlerinden yararlanamamıştır, ezici çoğunluğun doğru dürüst bir eğitimi yoktur, sanayici ve orta ve büyük ticaret şirketlerine nadiren sahiptir. Milliyetçiler küçük esnaf, küçük memur veya sıradan yurttaş pozisyonun da yer almaktadır. Türk milliyetçiliği ve milliyetçiler iktidar olamadığı için toplumun en geri kalmış ve en yoksul kesimini oluşturmaktadır. Bunun gerçek nedeni milliyetçilik maskesi takan ve milliyetçileri geri bırakmakla görevli ajanlardır. Bunlara ilave olarak gerçekten milliyetçi olup ama yeteneksiz ve kapasitesiz insanların milliyetçi kuruluşlara veya siyasi partilere hakim olmaları ve becerikli insanlara yer vermemeleridir.

Milliyetçilik sadece ülke sınırlarını korumak değildir. Arapların en alt kültürü olan ve eğitimli Araplar tarafından dahi benimsenmeyen Bedevi kültürünü din kisvesi altın da Türkiye’ye sokarak hem İslam’dan uzaklaşılmakta hem de Türk kültürünü ve medeniyetini Bedevileştirmektedir. Milliyetçi kuruluşların bu garabete sesi bile çıkmamaktadır. Milliyetçi olduğunu söyleyen bir takım insanlar,milliyetçiliği kullanarak,Türk milletini ve devletini değil kendini yüceltme ve kalkındırma çabasındadır. Milliyetçiliği kapasitesiz, çağın gerisinde kalmış, görgüsüz ve eğitimsiz insanların elinden kurtarmak gerekir.Milliyetçiler halkın istek ve ihtiyaçlarına cevap verecek siyasi yeterliliğe ve iktidara talip olması gerekir. Siyasi İslamcılar, din kisvesiyle Türkiye’nin Türk olma karakterine çok ciddi zararlar vermiştir. Türk halkının dine olan inancı ve saygısı suiistimal edilmektedir.Dindarların kötü bir şey yapmayacaklarına samimi inançları ülke ve millet çıkarlarına karşı kullanılmaktadır.  Kötü amaçlarını dini kullanarak, Türklerin uyanmasını önleyerek ciddi tahribatlar yapıldığı Türk aydınlarının malumudur. Bu tehlikelere karşı milliyetçi fikir ve milliyetçilerin halkı uyandırmak gibi çok ciddi bir görevi vardır. Şer güçlerin, Türk devleti ve cumhuriyetin temel ilkeleriyle uyuşmayan tehlikeli ve örtülü ince davranışlarını yurt sever aydınların Türk halkının dikkatine sunması gerekir. Türk milliyetçileri gelecekte ülke de başarılı olmak ve başat rol almak istiyorsa kendi içinden sanayici, iş insanı, sanatçı, aydın ve milliyetçi bir burjuvaziyi yaratması gerekir.Bugün itibariyle, gördüğümüz, Milliyetçiliğin, çok acil sorunlardan birkaç tanesini sıralayarak uyarma görevimizi yaparak makalemizi bitirelim.

1-Milliyetçiler, ülke zenginliğinden payına düşeni alamamış ve yoksul kalmışlardır. 2- Milliyetçiler imkânsızlıkları nedeniyle iyi eğitim alamamakta ve ülkenin bürokratik yönetiminde söz sahibi olamamıştır. 3- Siyasi ve sosyal hayatta başarısız ve ülke yönetimine gelmede herhangi bir iddiası, amacı ve çabası yoktur. Bu durum kasıtlı olarak yapılmaktadır. Milliyetçi maskesi takan müsveddelerin görevi Türk milliyetçilerini iktidardan uzak tutmaktır. 4- Organize değiller, birlikleri, dayanışmaları yok edilmiştir. İslamcıların ve solcuların dayanışmaları devam ederken milliyetçilerin dayanışmaları kasıtlı olarak yok edilmiş ve dağıtılmıştır. Milliyetçiler bir güç olmaktan çıkarılmıştır. Sadece kişisel dostluklar kalmıştır. Eski kuşak öldükten sonra artık milliyetçilik kişisel bir duygu ve düşünce de kalacak ve örgütlenme bitecektir. Bu hain iç ve dış planlama gerçekleşmiş olacaktır. 5- Bugün, mevcut olan milliyetçi kurum ve kuruluşları ellerinde tutanlar bilinçli veya bilinçsiz Türk Milliyetçilerini ve Milliyetçiliği yok etmektedir.

Bu ataletin çaresi, eski dayanışma ve birlik ruhunun yeniden bulunmasıdır. Genç ve dinamik milliyetçiliğin tekrar ihdasıdır. Ülkede iktidar ve kalkınma iddiası olan 21.Yüzyılın ihtiyacına cevap verecek eğitimli ve donanımlı Türk gençlerinin sahaya çıkarılmasıdır. Türk devletinin iç ve dış politikası Türk milletinin bekası ve refahı için yeniden düzenlenmesi gerekir. Çağdaş, modern veAtatürk ilkelerine bağlı bir Türkiye için gerekli çalışmalar yapılması gerekir. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve onurlu bir yaşam için, itibarlı ve yeniden saygın bir Türkiye için, Türk milliyetçilerinin tekrar birlik olmaları gerekir. Bugün artık acil bir ihtiyaç ve görev haline gelmiştir.  NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Prof.Dr.Haydar Çakmak

Prof.Dr.Haydar Çakmak

EĞİTİM: Lisans eğitimi: Fransa’nın Dijon kentinde, Bourgogne Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines. Bölümü: SciencesSociales - Sosyal Bilimler Bölümü ), İyi derece ile mezun, 1985 Yüksek Lisans: Fransa’nın Besançon kentinde Franche-Compte Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines-Beşeri Bilimler Fakültesi), Çok iyi derece ile mezun, 1987 Doktora: Paris-x Nanterre Üniversitesi’nde ( Faculte De Droit et de SciencesPolitiques - Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi ) Tez Konusu: La Turquıe Et LesOrganisationsInternationales. Mezuniyet derecesi, Fransa da ki en yüksek derece olan “Çok şerefli” (TresHonorable - 1993) ÇALIŞMA HAYATI: -Ocak-Ekim 1994 Ayları arası UNESCO Milli komitede çalışma -1994-2000 yılları arasında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası -İlişkiler Bölüm Başkanlığı ve öğretim üyeliği -2000-2001 eğitim ve öğretim yılında Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı - 1999 yılında Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında Doçent -2005 Yılında ise aynı anabilim dalında Profesör oldum. -2005 Haziran-2006 Ocak ayları arasında Genelkurmay Başkanlığına bağlı NATO’ya akredite “Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin kurucu başkanlığını yaptım ve kendi isteğim ile ayrıldım. -2004-2007 yılları arasında dört yıl süreyle British Councıltarafından yürütülen, Avrupa Birliğinin Jean Monnet burslarının jüri üyeliği ve jüri başkanlığını yaptım. -Genel Kurmay Başkanlığı Savunma Bilimleri Enstitüsünde 2002-2013 yılları arasın da, Yüksek Lisans ve Doktora Dersleri verdim, Askeri Akademilerde ve Kara Harp Okulunda dersler verdim. -Alman, Sosyal Demokrat, Frederik EBERT Vakfı için Sol Belediyeler de Avrupa Birliği Sertifika Programın da 10 Yıl çalıştım,-- -Alman, Merkez Sağ Konrad ADANEUER Vakfı adına yeni Kurulan Üniversiteler de Avrupa Birliği Sertifika programlarında 12 yıl konuşmacı olarak yer aldım. -Nisan 2002 ve Temmuz 2012 yılları arasında Ankara, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı yaptım
Prof.Dr.Haydar Çakmak Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.