Alexa
Medya Siyaset

Mozaik ve Mustafa Balbay

Mozaik ve Mustafa Balbay

“Yazarlık bir yaşam biçimidir. Yazar, yazmak için mi yaşar, yaşamak için mi yazar, hep tartışılmıştır. Nihan Ertem’i tanıdığım andan itibaren aklında hep yazmak vardı.” Bu sözler CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’a ait. İlk kitabıyla yazarlığa adım atan Nihan Ertem’in Siyah Beyaz Yayınları’ndan çıkan “Mozaik” adlı kitabı için söylüyor bunları. İzmirli genç yazar Nihan Ertem, 2. baskısını yapan Mozaik’te yakın tarihimizi nostaljik, trajik, trajikomik ve ütopik olarak kurgulamış. 

Medya Siyasette  köşe yazıları ile sizlerle olan sevgili Nihan Ertem’le bende Kitabı Mozaik’i ve Mustafa Balbay’ı sizler için konuştum. Hoş bir söyleşi oldu,sizlerinde keyifle okuyacağını düşünüyorum.

  • Neden Mozaik diye soruyoruz öncelikle?

Açıkçası kitabımın ismini kitabı bitirdikten sonra verdim. Neden Mozaik diye sorulursa, mozaiğin toplumsal açıdan anlamı, değişik dil ve kültürlere sahip insan topluluğudur. Kitabımdaki anlamı ise, bu tanıma benzer olarak değişik siyasi yapılarıyla birbiri ardına izleyen dönemlerdir. Bu açıklamayı Mozaik’in önsözünde de yaptım. İlk olarak ne tür bir kitap olduğunu bilmeyenler, kitabımı mozaik sanatını anlatan bir kitap olarak algıladılar. Ancak kitabın kapağına bakıldığında, Mozaik’in siyasetle ilgili bir kitap olduğu anlaşılıyor elbette.  Mozaik isimli kitabımı kısaca, dönemlerin birbiri ardına geldiği ve yaşananların hikaye şeklinde anlatıldığı bir kitap olarak özetleyebilirim. Ayrıca merak edenler için şunu da söyleyebilirim: Kitap, nostaljik, trajik, trajikomik ve ütopik şeklinde dört bölüme ayrılarak yazılmıştır. Mozaik’i seçmemdeki bir neden de, içindeki bu alt başlıklara uygun bir isim olmasıdır.

  • Eğitim durumunuz ve yazmaya nasıl yöneldiğinizle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun oldum. İki binli yılların başından itibaren İzmir’in yerel kanallarında çalışmaya başladım. Hem radyoda hem de televizyonda yaptığım haber spikerliği görevinin yanı sıra muhabirlik geçmişim de var. Ancak kendimi bildim bileli, yani çocukluğumdan beri, yazıyorum. Yazmak benim vazgeçilmezlerim arasında olmuştur her zaman. Çocukluğumda yazdığım günlükler ilk gençlik yıllarımda yerini şiire bırakmıştı. Daha sonra da hikaye yazmaya başladım. Profesyonel iş hayatına geçtiğimde ise yazmak, köşe yazıları olarak devam etti. Duygusal metinlerden siyaset ve gündemi değerlendirdiğim yazılara geçmek, benim için önemli bir deneyimdi. Bu arada kitap çıkarmanın belli bir birikim sonucu olması gerektiğini düşünüyorum. Çevremize baktığımızda kitap yazanların epey arttığını görüyoruz. Ancak benim kıstasım ve olması da gereken, ortaya çıkarılacak eserin belli bir yeterlilikten sonra ortaya çıkmasıdır.

  • Kitabın önemli bölümlerinden biri de CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’la ilgili. Nasıl tanıştınız ve Balbay’ı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Yazmak için ilk başta neden aklıma vekilim Balbay’ın geldiği sorusuna vereceğim yanıt olarak ilk şunu söyleyebilirim: Mustafa Balbay’a hem gazeteci kimliğinden hem dürüst ve ilkeli siyasetçi kişiliğinden hem de Nazillili olmasından dolayı zaten bir sempatim vardı. (Çünkü ben de Aydınlıyım.)

Kendisine kitabımda yer ayırmaya hem bu nedenlerden hem de Ergenekon kumpası nedeniyle haksız yere hapis yatmış olmasından dolayı karar verdim. Ve onu tanıdığımda bu kararımın ne kadar doğru olduğunu anladım. Balbay’ın, tanıdığımdan da öte insancıl bir siyasetçi olduğunu anladım. Sağ olsun yaşadıklarını bana tüm açıklığıyla ve samimiyetiyle anlattı.  Kitabımın kendisiyle ilgili bölümü için vekilimle birkaç kez bir araya geldik, hazırladığım soruları cevaplamak ve ayrıca sohbet etmek için. Kitabımın çıkma aşamasında da onunla ilgili bölüm olan “Trajik”i okuduğunda çok duygulandığını belirtmişti. İşte böylelikle çok güzel bir dostluk kurduk. İlk başta Balbay’a karşı duyduğum sempati zaman içinde büyük bir sevgi ve saygıya dönüştü. Kısacası kendisini hem milleti için çalışan ve mücadeleden yılmayan dürüst bir siyasetçi hem de çok sevdiğim bir ağabeyim olarak görüyorum. Bu arada geçtiğimiz Aralık ayında birincisi yapılan Güzelbahçe Kitap Günleri’nde bir araya geldiğimizde ve birlikte yaptığımız söyleşi sırasında, “Nihan, seni beş yıl sonra çok iyi bir yazar olarak görüyorum” demesi çok önemli bir ifadeydi benim için ve bu sözün bana motive edici bir güç sağladığını söyleyebilirim. Kendisine kitabımın tanıtımı için bana verdiği destekten dolayı buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

  • Genelde okuduğunuz yazarlar kimdir?

Türk edebiyatından en çok severek okuduğum yazarlar; en başta Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Cengiz Aytmatov,  Zülfü Livaneli, Hasan Ali Toptaş, Buket Uzuner gibi isimlerden oluşuyor. Ama bunların yanında ismi aklıma gelmeyen çok değerli yazarlar da var. Batı edebiyatında ve modern klasikler arasında yer alan eserleriyle de Avusturyalı romancı Stefan Zweig’i tek tutuyorum.

  • Kitabın en ilgi çeken kısmı kurmaca olan gelecek, yani “Ütopik” bölümü. Yazdıklarınızın ne kadarının gerçek olabileceğini düşünüyorsunuz?

 Kitap yazarken zaten belli bir kurgu üzerine oturtmak gerek. Ben Mozaik’i yazarken ilk üç bölümde de kurgu yaptım. Yaşananları kendi kurguma göre düzenleyerek hikaye şeklinde anlattım. Ama son bölüm tamamen benim hayal gücümden yola çıkarak yazıldı. Bölüm başlığından da anlaşılıyor zaten, ütopik! Yazdıklarımın ne kadar gerçek olabileceğine gelince… Aslında hayatta imkansız diye bir şey yoktur. Ütopiğin kelime anlamı ütopyadan gelir. Ütopya da aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum şeklidir. Ben de buna uygun olarak bir toplum modeli kaleme aldım. Hayata geçirilmesi zor olsa da imkansız değil elbette! Ancak burada önemli olan o hayalin ve modelin hayata geçmesinden ziyade ona ulaşabilmek için nelerin sağlanması gerektiğidir. Ben bunu vurgulamaya çalıştım, yazdığım son bölümde.

  • Türkiye için hayalini kurduğunuz ve kitapta yazıya geçirdiğiniz birkaç örnek verebilir misiniz?

 Ülkemiz için hayati önemde olan adaletin yerini bulduğu, eğitim sisteminin laik ve çağdaş bir eğitim seviyesine geri döndüğü, gazetecilerin düşünceleri yüzünden hapse girmediği ve basının tarafsız olduğu bir Türkiye hayal ediliyor. Günümüzde tarafsız yayın yapan basın yayın organlarına reklam ambargosu uygulanıyor maalesef. Atatürkçülükten yana olan tüm görsel ve yazılı basın bundan olumsuz etkileniyor. Ama kitabımda geleceğin Türkiye’sinde hak yerini buluyor. “Adalet topaldır, ağır ağır yürür fakat gideceği yere er geç ulaşır” sözündeki gibi…

  • Son olarak bu ilk kitabınızla neyi amaçladınız ve okumak isteyenler Mozaik’i nerede bulabilirler?

Kısaca, Mozaik, “Türkiye nereden geliyor ve nereye gidiyor?” düşüncesiyle başlayıp yazılmış bir kitaptır. Bu kitabımla okuyucuyu düşündürmek istediğim nokta şudur: “Aydınlığa çıkmak isteyen bir Türkiye, Türk halkı ve siyasi partileriyle ne yaparsa ve ne gerçekleşirse aydınlığa çıkabilir?” Verdiğim mesajı da, özellikle söylemiyorum, kitabın tamamı okunduğunda okuyucular zaten anlayacaktır.

Bu arada “Mozaik” kitabı tüm seçkin kitabevlerinde mevcuttur. Ayrıca indirimli almak isteyenler de internetteki çeşitli kitap sitelerinden bulabilirler. İndirimli alabilecekleri sitelerden biri de, devrin karanlığına karşı mücadele eden, tarafsız yayın yapan televizyon kanallarından Tele1 TV’nin kitap sitesidir. Bu siteden alınacak kitaplar da tarafsız yayıncılığa ve unutturulmaya çalışılan Atatürkçülüğe büyük katkı sağlayacaktır.

Kitabı online almak için lütfen TIKLAYINIZ 

© Medya Siyaset

Murat Selam

Murat Selam

Ülkesi ile ilgili sorunlara kafa yoran ve bununla ilgili çözüm yolları arayan Türklüğüne aşık iş adamı. Medya Siyaset genel yayın yönetmeni. Köşe yazarı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ