Alexa
DOLAR
8,2364
EURO
10,0327
ALTIN
484,93
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
19°C
Ankara
19°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
20°C
Çarşamba Az Bulutlu
24°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

Mükemmel Olmayan Bir Dünyada Mükemmeli Aramak!..

Mükemmel Olmayan Bir Dünyada Mükemmeli Aramak!..

Bazılarından ne çok duyarız bu sözleri ‘’ fazla mükemmeliyetçi biriyim’’. Bu yakınmaktan çok bir böbürlenme gibi gelir kulağa. Oysa araştırmalar bize şunu söylüyor: insanın mükemmele ulaşacağını düşünmesi sağlıklı bir durum değildir.  Neden mi? Çünkü kişi sadece kendisinin değil çevresindekilerin de hayatını zindan edebilir.

Söylerken telaffuzu, yazarken de imlası zorlayıcı olan mükemmeliyetçiliği; ‘’kişinin kendisine gerçek olamayacak kadar yüksek beklentiler ve hedefler koyması, bunlara ulaşmak için abartılı kaygılanması, ulaşma çabası içinde kendisini acımasızca eleştirerek deyim yerindeyse kendisini dövmesi’’ olarak tanımlıyoruz.

Mükemmeliyetçi kişi hayatın grilerini reddeder. Ya hep, ya hiç vardır. Başarısızlığa odaklandığından, başarılarını fark etmez bile. Ve büyük olasılıkla da kara kuşak sahibi bir ertelemecidir. Üstelik kişi sadece kendine odaklı mükemmelliyetçi olmaz,  çevresi odaklı mükemmeliyetçi de olabilir. Ya da her ikisi birden olabilir ki, bu en dayanılmaz olanıdır. İşin içine başkaları ne der, nasıl yargılar kaygısı ile mükemmel olunca değer göreceğimiz inancı da girer ve hayat çekilmez olur. Bu ağır baskı; özgüveni yerle yeksan ettiği gibi, kişinin çaresiz ve suçlu hissetmesine neden olur.

İhsan Oktay Anar, Suskunlar romanında ‘’kusur benim imzamdır. Bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak ve olmalı’’ der. Mükemmel olmaya değil, yapabildiklerimize odaklansak mükemmeliyetçilikten biraz olsun uzaklaşabiliriz. Böylece esasında kendimizi kusurlarımızla sevmek yolunda büyük bir adım atmış olmaz mıyız?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.