Alexa
Medya Siyaset

Murat İde’den Halaçoğlu’na Sert Tepki “Ah o Kayseri “1. sıra”!

Murat İde’den Halaçoğlu’na Sert Tepki “Ah o Kayseri “1. sıra”!

İYİ Partinin  kurucularından Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri ve Nevzat Bor’un “partide umut kalmadı” diyerek istifa etmelerine her kesimden tepkiler gelmeye devam ediyor.

İYİ Parti genel başkan basın danışmanı ve gazeteci Murat İde 9 Ağustos 2018 tarihinde Yeniçağ Gazetesinde yayınlanan köşe yazısında Yusuf Halaçoğlu, Özcan Yeniçeri ve Nevzat Bor’a sert tepki gösterdi.

Murat İde “Ah o Kayseri “1. sıra”! başlığıyla kaleme aldığı yazısında “Ben de biliyorum ki, listede “1. sırada çıksaydınız” bunlar konuşulmuyor olacaktı.. Aha bu da beni kahrediyor..” diyerek istifaların nedenini istedikleri yerden aday gösterilmemesi olduğunu iddia etti.

İşte Murat İde ‘nin o yazısı

“İYİ Parti yönetimi gerekli açıklamayı yaptı.. Bence kısa, öz ve içinde yeterli mesaj var..

Ancak soruların ardı arkası kesilmiyor; Bu istifalar neden ve ne olacak?

Bu ara her yerde yeniden İYİ Parti’nin konuşuluyor olmasını iletişim açısından enteresan buluyorum.. Burası kesin.. Medyanın malum kesiminin, iyi şeyler olduğunda ilgisiz kalıp, tartışmalı an ve alanlarda İYİ Parti mevzuuna balıklama atlamalarını da enteresan buluyorum..

Bu iletişim ve algı açısından ne demek biliyor musunuz;

-Bitti-bitiyor dedikleri bir partiyi iktidar için hâlâ en büyük risk görmeleri demek..

İktidarın finanse ettiği, kalemi zincirli gazeteci (!) milleti, dikkat buyrun, Ak Parti iktidarı için risk olanı olumsuz, olmayanı ise pompalayarak görür.. Bu genel bir alışkanlığa dönüştü..

Bakınız Cumhurbaşkanlığı seçimindeki Muharrem İnce haberleri..

Bakınız, o süreçte İYİ Parti ve Meral Akşener’i yok saymaları..

İYİ Parti’den birkaç istifa oldu diye, “Heyyyooo bitiyor” spotları döşenen medya, aynı İYİ Parti, “Kardeş ne oldu memurumuzun 3600’ü? Ne oldu Emeklilikte Yaşa Takılanlar?” diye sorduğunda, gökyüzüne bakıp ıslık çalmaya devam ediyor..

**

Aslında mevzuyu uzatıp, soruları kaynatmaya çalışıyorum farkındaysanız..

Çünkü, ‘Gazeteci’ yanım “Bu konuya girme” diyor..

Vicdanım ve aklımsa, “İki kelam etmezsen ayıp” diyor..

**

Bu iki duygu arasında sıkıştığımda tercihim hep vicdanım ve aklımdan yana oldu..

Bu tercihe ödediğim bedellerdir meslek hayatımın bakiyesi..

Efendim bildiğiniz gibi 200 kişilik İYİ Parti Kurucular Kurulu’ndan 4 tanınan isim istifa etti.. Nevzat Bor beyi pek tanımıyorum.. Ancak, Yusuf Halaçoğlu ve Özcan Yeniçeri hocalarımı ve Fatih Eryılmaz müdürümü tanıyorum..

Yusuf hocam ve Fatih bey ile sahada da sıkça bir arada olduk..

Her ikisi de alanlarında saygı duyduğum, güzel işlere imza atmış kıymetli isimler..

İstifa gerekçelerini hem basın toplantısıyla hem de verdikleri röportajlar ve sosyal medya imkanlarıyla açıkladılar..

Benim dikkatimi çeken bir noktayı takdirinize sunmak isterim..

Yusuf hocam da, Fatih müdürüm de, uzun gerekçelerinde sıkça vurgulamışlar;

-Bu yanlışları ve sıkıntıları, Genel Başkana, parti yöneticilerine, Genel İdare Kurulu’ndaki tüm toplantılarda, son olarak Çalıştay’da da anlattık..

Burayı not edin..

Peki başka? Başkası şu;

-Ancak İYİ Parti, siyasi partilerdeki anti demokratik tavırlara isyan ederek yola çıkanların kurduğu bir parti olmasına rağmen, maalesef aynı tavra teslim olmuştur..

Yani?

Yanisi şu; İYİ Parti de, diğerleri gibi, konuşulamaz, fikir beyan edilemez, lider sultasında bir parti haline gelmiştir..

İyi ama her fikrin en tepeden itibaren herkese söylenebildiği bir yapı nasıl oluyor da “Konuşulamaz” bir yapı oluyor, sayın hocam, sayın müdürüm?

Kendi gerekçelerini kendileri hükümsüz kılıyor..

Genel Başkan dahil, yardımcıları dahil, GİK toplantıları dahil, Çalıştay dahil, her yerde, her makama fikir ve derdinizi anlattığınızı söyleyip, sonra da “Konuşulamayan, fikir beyan edilemeyen parti” tarifi vicdan sınırlarını zorlamıyor mu?

Fikrinizi partinin tüm kademelerine iletebilmiş, konuşabilmişsiniz..

**

Bunları, tekrar ihtiyacını hissettiğim ‘Saygı’ çerçevesinde yazıyorum.. Çünkü her şartta “Kıymetlimiz” onlar..

Estağfurullah, ben saygı sunmuyorum, yaşamları, birikimleri ve hizmetleriyle kendileri alasını hakkediyor..

Ancak, vicdan terazisine işaret etme hakkım baki..

**

Haaa, konuştuk da ne oldu? İşte orasını bilemem.. Dinlenmek yetmeyebilir.. Eksik ya da yanlış gördükleriniz düzelmemiş olabilir..

Ama orada da sormak hakkım; ‘Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır’ diyerek yola çıkanların, yarı yolda pes etmeleri doğru mu?

Bakın, muhataplarının da belki ilk kez duyacağı bir şeyi paylaşayım sizinle..

Sözünü ettiğiniz bu süreçte emin olun ayağıma o kadar diken battı ki..

O kadar hüzünlü anlar yaşadım ki..

Mesleki sicilimin kazandırdığı özgül ağırlığa rağmen, kendimi kilim gibi serilmiş hissettiğim o kadar an oldu ki..

Kendime “Neden sıkıyorsun hâlâ dişlerini?” diye sorduğum o kadar an oldu ki..

Ama hiçbirinde, “KIZIM” için girdiğim mücadelenin gemisini ve mecburiyeti olan kaptanını terk etmeyi aklımdan geçirmedim..

Çünkü “Ülkemin Geleceği=Kızımın Geleceği”.

**

Vatanseverlik konusunda sizlere söyleyecek sözüm olabilir mi?

Asla ve kat’a.. Ancak, bir kardeşiniz olarak bugünkü tavrınızı sorgulama hakkım var..

Bilemem, belki de haklısınızdır.. Genel Başkan ile, parti yönetimi ile ne konuştunuz, neler yaşadınız bilmediğim gibi, araya kafa uzatmaktan hicap duyarım..

Ama sevgili hocam, sevgili müdürüm, şunu siz de ben de iyi biliyoruz ki, o kadar uzun gerekçelere gerek yoktu.. Mesele 7 harften ibaret; “KAYSERİ..”

Ve ilginçtir, Yusuf hocam, “Beni niye Kayseri 1. sıraya yazıyorsunuz” diye, Fatih müdürüm de “Beni niye Kayseri 1. sıraya yazmadınız” diye girdi bu yola..

Ha o Kayseri 1. sıra diye bir şey olmayaydı, bugün başka noktalardaydık..

**

Şimdi Meral Akşener penceresinden bakıldığında gerçekten karışık bir durum.. Muhtemel şöyle diyordur içindeki ses;

-Biri yazıyorum diye gitti, diğeri yazmıyorum diye.. Bu durumda birinden birinin kalması gerekirdi.. Yazılmak istenen de, yazılmayan da gidiyor kardeşim.. Bu nasıl iş?

Böyle midir değil midir emin olun bilmiyorum.. Benimki tahmin..

Siyasetteki tecrübesizliğime verin.. Durumu anlamaya çalışıyorum..

Her yerde, herkese konuşabilip de özetle, “Konuşamadığım için” demek garip geliyor bana..

**

Hafta sonu görebilmek için İzmir’den adaylıkta ısrar edecek kadar sevdiğimiz çocuklarımızın, geleceğini görmezden gelip, onların geleceği için verilen mücadelenin en kritik adresinden çekilmek birbiriyle örtüşmüyor..

Üzgünüm.. Bu kardeşiniz de sizin gibi birçok noktada fikrini beyan ediyor, uğraşıyor, elinden geldiğince katkı sunmaya çabalıyor.. Hem de belki farklı olarak, bırakın sıralamayı falan, hiçbir siyasi hesap yapmadan..

Saygım baki ama söz hakkım da bu yanımdan dolayı baki..

**

Son olarak, sayın hocam, “İYİ Parti yerel seçimde sıfır çeker” demişsiniz ya.. Deyin ki öyle oldu.. Bunu ‘Parti verecekmiş’ edasıyla söylüyorsanız, zaten ben bunca satırı boşa karalamışım demektir..

Sayın müdürüm “İYİ Parti millî çizgiden çıktı” demişsiniz ya.. Ben de biliyorum ki, listede “1. sırada çıksaydınız” bunlar konuşulmuyor alacaktı.. Aha bu da beni kahrediyor..

Bu kadar kısa zamanda bunca vatan sevdalısı tanıdığınız bir partide, kimsenin mi hatırı yok ki, topyekûn “gayrimilli” ilan ettiniz müdürüm..

Ne benim sizin, ne sizin bizim vatanseverliğimizi, millîğimizi tartacak ehliyet ve aygıtınız yok müdürüm..

Haşa, kendi adıma böyle bir hadsizliği zaten yapamam..

Doğrudur, yanlışa yanlış demek bir erdem.. Bu bir gerçek..

Ama yanlışa, listedeki yerden uyanmamak da elzem.. Bu da bir başka gerçek..

**

Sonuç ne olursa olsun, “Genetik kodunuzun” baskın geleceğini biliyor ve ülkem için yapabileceğiniz çok şey olduğuna inanıyorum..

Allah bu yolda muvaffak etsin..

Bilin ki, binlerce kapı gibi “MİLLΔ kardeşiniz, bu uğurda mücadeleye devam ediyor hâlâ..”

Medya Siyaset

Medya Siyaset

Atatürk ve Cumhuriyetten yana taraf haber merkezi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ