Medya Siyaset

Mustafa Balbay :CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı İle, Türkiye’nin Felce Uğramadan Kurtulması Sağlanacak

Mustafa Balbay :CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı İle, Türkiye’nin Felce Uğramadan Kurtulması Sağlanacak

18 Nisan 2018 tarihinde hiç beklemediğimiz bir anda Ak Parti Hükümeti tarafından erken seçim kararı alındı. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra yapılması planlanan seçimler iki ay gibi kısa bir süre sonra olacaktı. İşte iki hafta öncesi olan o tarihten itibaren seçim haberleriyle yatıp yine o haberlerle kalkar olduk. Türkiye’nin geleceği açısından hayati önem taşıyan bu seçimler öncesinin en önemli konularından biri de, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) göstereceği Cumhurbaşkanı adayı…

Konuyla ilgili düşüncelerini almak üzere CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ’la yaptığım söyleşide, Balbay önemli açıklamalarda bulundu.

CHP’nin göstereceği adayla ilgili verdiği tüyoların yanı sıra seçim güvenliğiyle ilgili de önemli detaylara vurgu yaptı. “Seçim ve sandık güvenliği konusundaki lokomotifi biz üstlendik. Adaylık sürecinden sonraki ilk işimiz, bu konudaki çalışmalara başlamak olacak” diye konuştu.

Mustafa Balbay ‘ın röportajımızda halka yaptığı çağrı anlamındaki en etkileyici açıklaması ise şuydu:

“Halkımız tam katılımlı olarak sandığa gitmeli ve çocuklarımızın kaderiyle böylesine oynayan bu iktidara güzel bir ders vermelidir!”

Nihan Ertem :Erken seçim kararı hakkında ve hükümetin daha önceden “Erken seçim istemek vatan hainliğidir” açıklamasından sonra birden seçime karar vermesini nasıl buluyorsunuz?

Mustafa Balbay :Bir defa seçimler demokrasilerde bir çaredir ama hastalıklara, olumsuzluklara ve krizlere bir çaredir. Erken seçimin buradaki anlamı, iktidarın Türkiye’yi yönetemediğinin fotoğrafıdır. İktidar ülkeyi yönetemediği için erken seçime kaçmıştır. Bu bir kaçış seçimidir. Normalde seçimlere bir buçuk yıl olduğu için seçime gitmeyip istediği kararı alabilirdi ancak alacak kararı yoktu. Özellikle ekonomi için önlem alabilecek zamanı varken ekonomi ile ilgili alabileceği herhangi bir kararı yok. Dünya ile ilişki kurabilecek zamanı var ama ilişki kurabilecek irade ve stratejisi yok. Bu yüzden hükümet erken seçim kararı almaktan çok kaçma yoluna gitmiştir.

CHP’nin erken seçim kararı alınalı on beş gün olmasına rağmen Cumhurbaşkanı adayını henüz açıklamamış olması bazı olumsuz tepkilere neden oldu. Bu tepkilerle ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Beklenti yaratmak bir taktiktir. Kamuoyu CHP’nin cumhurbaşkanı adayını beklerken, aslında fiilen cumhurbaşkanlığı propagandası da yapmış oluyoruz. Tabii ki adayımız belirlendiğinde atacağımız adımlar var ama bu durumun kapatılabilecek ve tolere edilebilecek bir zaman dilimi olduğunu düşünüyorum. Biz cumhurbaşkanı adayını açıklamayarak kendimizi unutturmuş olmuyoruz. Tam aksine beklentiyi arttırmış oluyoruz. Şu anda herkesin merak ettiği, CHP’nin cumhurbaşkanlığı adaylığında alacağı yerdi. Biz bu süre içinde on beş vekilimizi demokrasi nöbetine göndererek aslında şunu demek istedik: “CHP herkes için var ama özellikle demokrasi için var.” Bunu dedik ve dedirttik. Parti karar veremiyor anlamında değil. Bu bizim adayımızdır, demek çok kolay bir şey. Ama şu anda Türkiye normal bir süreçten geçmiyor. Karşımızda kuralsız bir tek adam var. Ve biz bu kuralsızlığa karşı demokrasi kuralları içinde kalarak mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu durum da dünyada çok örneği olan bir durum değildir.

CHP’nin aday göstereceği Cumhurbaşkanı adayı ne gibi özelliklere sahip olmalıdır sizce?

Benim Cumhurbaşkanı hayalim, her şeyden önce Türk milletinin, 81 milyonun Cumhurbaşkanım diyebileceği kişinin Cumhurbaşkanı olmasıdır. Cumhurbaşkanının toplumu, halkını tarafsız bir şekilde temsil eden bir kişi olmalıdır. Ne yazık ki şu an Türkiye, bu yanıyla da bir eksen kayması yaşıyor. Fiilen bir omurga ezikliği yaşıyor. Ve biliyorsunuz, omurga ezikliği insan bedeninde felce kadar gidebilir. Biz birleştirici bir Cumhurbaşkanı ile Türkiye’nin felce neden olmadan kurtulmasını sağlayacağız.

CHP’den İyi Parti’ye geçen on beş milletvekili kamuoyunda ve özellikle CHP’liler açısından takdirle karşılanırken hükümetin tepkisini çekmişti. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Şimdi tabii hükümetin buna tepki göstermesinin nedeni kumpasının bozulmasıdır. Bu kumpası bozmak ilerde göreceksiniz, Cumhuriyet tarihinin en önemli süreçlerinden biri olarak kabul edilecektir. Bu işin öncesini irdelersek aslında bu yönü kamuoyunda çok da irdelenmedi… 20 Nisan Cuma günü saat 17.00’de Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcısı, YSK’ya bir yazı göndererek, İyi Parti seçime girebilir, dedi. 21 Nisan Cumartesi günü YSK toplandı ve Yargıtay’ın bu kararını oylamaya sundu. Ve oylamada eşitlik çıktı. Bunun üzerine dediler ki, kararı pazartesi alalım. Pazar günü sabahı da AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, “İyi Parti bir sonraki seçime hazırlansın.” İşte Pazar günü biz on beş arkadaşımızı demokrasi nöbetine göndererek İyi Parti’nin seçimlere girebilmesini bu şekilde sağladık. Bu çok iyi bir demokrasi golüdür ve onların ezberlerini bozmuştur. Şu anda AKP tarafı onların kumpaslarına karşı geliştireceğimiz stratejiler karşısında kaygılanmaya başlamıştır. Bir de CHP ile diğer partilerin diyalog kuramayacaklarını düşünüyorlardı ama kurduk. İkili bir diyalog sürüyor şimdi: Sandık güvenliği ve seçim güvenliği konusunda. Sandık güvenliği konusunda lokomotifi biz üstlendik. Tüm partilerle bu konuda işbirliği içindeyiz.

Seçmeni en çok düşündüren ve endişelendiren husus da, tam da dediğiniz gibi seçim ve sandık güvenliği konusu. Önceki seçimlerden de biliyoruz ki, çok sayıda şaibeli ve mühürsüz oy geçerli sayıldı. Bunun önüne nasıl geçmeyi planlıyorsunuz? CHP’nin bu konudaki somut adımları ne olacak?

 Şimdi burada her partinin güçlü olduğu bir bölge var. Her partinin güçlü olduğu yerde sandıkları korunmasının sağlanması aynı zamanda CHP’nin de hedefi olmuştur. Örneğin HD, Güneydoğu’da sağlıklı bir seçim yapılmasında rol oynayacaktır. Saadet Partisinin, Konya, Düzce, Adapazarı hattında oynayacağı rol; İyi Parti’nin Orta Anadolu ve Karadeniz’de oynayacağı rol, CHP’nin büyük kentlerde oynayacağı rol, farklı partilerin ortak bir amaç için mücadele etmeleri sonucunu doğuracaktır. Biz bunun alt yapısını hazırladık.

En yakın örnek olarak, CHP’nin 16 Nisan Referandumunda, Doğu’ya milletvekillerini göndermediği konusunda tepkiler vardı, biliyorsunuz.

Evet. Aslında bu konuda üçlü bir güç birleşimi yapacağız. Örneğin Barolar her sandık bölgesine bir avukat göndermek için seferber oldular. Oy ve Ötesi gibi birkaç örgüt var, onlar bir organizasyon içindeler. Ve biz de parti olarak bir organizasyon içindeyiz. Şimdi bütün amaç, adaylıkların tamamlanmasından sonra sandık örgütlenmesine nihai şekil vermektir. Adaylar belli olunca, sandık güvenliği ile ilgili bütün partilerle işbirliği yapacağız. Bunun dışında bize başvuran gönüllü arkadaşlarımız da var. Bunlardan biri de CHP Gençlik Kolları’nda görev yapmış olan ve İstanbul milletvekili Onursal Adıgüzel arkadaşımız sandık güvenliği konusundaki sorumluluğu üstlenmiştir. Ve birkaç arkadaşımız daha Genel Merkez tarafından görevlendirilecektir. Geçmiş seçimlerde çok yoğun olmayan bir kaygıyı şimdi daha çok hissettiğimiz için seçim kadar sandık güvenliğinin öneminin de farkındayız. Seçmenlerimiz bu konuda rahat olsunlar.

CHP, iktidar partisi olmaya hazır mıdır? Eğer hazırsa bu yönde yaptığı çalışmalar nelerdir?

CHP kadrolarında on beş dakikada üç hükümet sayarım. Partinin içinden üç Bakanlar Kurulu olan hükümet bile çıkabilir. Şu anda CHP hazırdır. CHP kadroları bu ülkeyi yönetmeye hazır olan kadrolardır. Dışişlerinden ekonomiye, kültür sanattan içişlerine kadar pek çok alanda biz bu topluma ufuk verebilecek bir hükümeti kurmaya muktediriz. Biz şu anda Türkiye’de üç yüz belediyeyi yönetiyoruz, İzmir’i yönetiyoruz. İstanbul’un on altı belediyesini biz yönetiyoruz. İstanbul’un fiilen yarısından çoğunda biz varız. Ankara’nın en önemli iki ilçesi var: Yenimahalle ve Çankaya. Bu iki ilçe Ankara’nın yarısından fazladır mesela. Hatta geçen seçimlerdeki projelerimizi şimdi AKP kopya çekerek kötü bir şekilde uygulamaktadır.

Milletvekili Seçimlerindeki CHP’nin İyi parti ile ittifakın yanında Saadet Partisi ile ittifak durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

 Şimdi aslında biz bütün partilerle sandık güvenliği anlamında ve vicdani bir ortaklık kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kaldığı takdirde ve kalacaktır da, tahminim ilk turda yüzde 50’yi aşan bir aday olmayacaktır. Ve ikinci tura kaldığımızda, biz CHP olarak ikinci turun tüm altyapısını kurmuş durumdayız. Fiilen 2. turun altyapısını kurduk, bütün partilerle ittifak yapmak suretiyle.

CHP’nin kırsal kesime ve halka inemediği, o yüzden de yeterli oy alamadığı konusundaki eleştirilere ne diyorsunuz? 24 Haziran Seçimleri öncesinde bu yönde hızlandırılmış bir çalışma olacak mı?

 Bu konuda seçim bildirgemiz hazırlandığında oralara ulaşacak çok hattımız olacak, göreceksiniz. 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP’yi iktidardan indirdiğimiz seçimlerde, CHP’nin hazırlamış olduğu projeler halk tarafından kabul görmüştü. Şimdi yine aynısı olacak.

Son olarak seçimlere sayılı gün kala seçmenlere ve genel olarak halka çağrınız ne olacak?

Üç önemli mesajım olacak. Birincisi, sandığa gitsinler. İkincisi vicdanlarının sesini dinlesinler, Üçüncüsü, Türkiye’de on sekiz milyon öğrenci var. Demek ki her evde bir öğrenci var. Çocukların kaderiyle bu kadar oynayan bir iktidara güzel bir ders versinler. Çocuklarımızın geleceği mi, tek adamın geleceği mi? Milyonlarca çocuğun kaderi 24 Haziran seçimlerinde saklıdır.

Çok teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyoruz vekilim. Açıklanacak Cumhurbaşkanı adayımızın da şimdiden hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

 Ben teşekkür ederim. İzmirlilere ve tüm halkımıza esenlikler diliyorum.

UYARI:Söyleşinin yayın hakkı Medya Siyasete aittir.Tamamı yada bir kısmı YAZILI-GÖRSEL BASIN VE İNTERNET SİTELERİNDE Medya Siyaset kaynak gösterilip link verilmeden yayınlanamaz. 

Nihan Ertem

Nihan Ertem

1978 doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden 2000 yılında mezun oldum.Bir çok kurumda basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı görevinde bulundum. TRT Kent Radyo İzmir’de Radyo Sunucusu ve Yapımcısı olarak Ocak 2017 yılına kadar çalıştım. Mozaik adlı kitabın yazarıyım. Eğitim ve kariyer hayatım boyunca oluşturduğum birikimlerimi kullanarak, iş hayatıma başarılı bir basın danışmanı/halkla ilişkiler sorumlusu olarak devam etmekteyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gnül Pınar Atacı dedi ki:

    MUHTEŞEM bir söyleşi. Çok değerli vekil ve gazeteci – yazar sayın BALBAY’a ve seçkin ve saygın meslekdaşı sayın

    ERTEM’e en içten tebrikler, teşekkürler, sevgiler ve saygılar.

BİR YORUM YAZ