Alexa
DOLAR 8,114
EURO 9,6035
ALTIN 497,86
BIST 1144,45
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 24°C
Sisli

Olağanüstü Hal’imiz

Olağanüstü Hal’imiz
31.03.2020 - 21:18
A+
A-

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘Corona virüsten korunmanın en iyi yolu yakalanmamaktır’ dedi. Bu söz yazımın başlığına attığım Olağanüstü Hal’mizi veciz bir şekilde anlatıyor. Başka söze gerek yok.

Corona virüse gelince, ona satır başlarıyla aşağıya aldığım bir çift sözüm olacak.

Biziortak akılla yönetilmediğimiz, bütün kararları tek başına alan bir kişinin otoriter, demokrasiden uzak bir rejimleyönettiği bir devirde yakaladın.

Ekonomik olarak iflasın eşiğindeyken bize saldırdın. Kefen paramız bile uçtu. 450 milyar doların üzerinde dış borçlarla birlikte halkın 600 milyar liraya varan, Cumhuriyet tarihimizin ekonomik bakımdan en zayıf devrinde yakaladın. İtibar kaybı nedeniyle dış borç bulamadığımız gibi içerden dışarıya ishal gibi tutamadığımız sermaye kaçışı var. Dolar kuru devamlı yükselişte. Enflasyon, işsizlik hakeza.

Laiklik ayaklar altında. Çağdaş Eğtimden uzak İmam Hatip Okulları hızla yayılırken Fetö virüsünün mutasyon geçirmişçesine benzerleri olan ve yenileri de eklenerek hızla yayılan cemaatler Bakanlıkları dahi dolduruyor. Bir çok insanımız melun Corona virüsünü dualarla yeneceğimizi düşünerek eve kapanmaya gerek görmüyor.

Liyakattan uzak kadroların yönetmeye çalıştığı virüsten arınma süreci büyük bir fatura ödenmeden biteceğe benzemiyor. Oysa virüsün kapıda olduğu belli olan Mart ayının başından itibaren hatalar yapılmamış, sınırlar kontrol altına alınmış, Umreye izin verilmemiş, maçların oynanması yasaklanmış ve  daha sonra bölük pörçük alınan kararlar hep birlikte derhal uygulamaya konsaydı şimdi hızla artan felaketten daha uzak kalırdık.

Dünyada diğer devletlerin yaptığı hatalardan gereken dersi almadık. Anlaşılan halen aklımızı başımıza devşirmediğimiz için ülke çapında karantinaya gitmemiş olmamız dünyada en çok zarar gören üç beş devletten biri arasında olacağımızı gösteriyor. Şunu rahatlıkla söylemeliyim ki bu hafta içinde mümkünse bugün başlayarak sokağa çıkması gerekli olanlar haricinde nasihatlerle değil hükümetin alacağı kararla iki hafta süreli sokağa çıkma yasağı konması gerekir. Aksi halde ileride aylarca bu yasağın sürmesi kaçınılmaz olacaktır. Zaman ne ekonomiyi, ne kar yapmayı, ne malı mülkü, ne siyaseti düşünme zamanı değildir. Heyyy muktedirler; vatandaş can derdindeyken, sizler rant peşinde olmayın. Bırakın Kanal İstanbul’u da kefen ihtiyacı artarken.

Nelerin yapılması konusuna geçmeden İngiltere’de yaşadığım bölgenin belediyesinden iki gün önce gelen broşürde yazılanlardan kısaca bahsedeyim. Belediye Başkanı ’Benzeri görülmemiş bir zaman süreci yaşıyoruz. Bir çoğumuz böyle bir çeşit saldırıya hayatı boyunca uğramadı. Toplum olarak güçlü olmalı, yardımcı  olmalı ve birbirimizi korumalıyız. Belediyeve bağlı kurumlarca başta korunma ihtiyacı yüksek olanyaşlılar (70 yaş), herkesinrefahını sağlama konusunda her türlü yiyecek, maddi ve tıbbi yardımın yapılacağından emin olun. Yalnız değilsiniz’.

NASIL BİR TEDBİRLER PAKETİ

Olağanüstü haller olağanüstü tedbirler alınmasını gerektirir. Diyelim devletin hazinesi tamtakır, yani parası yok. Tam doğru değilse de durum buna yakın. Ülke çapında karantina uygulandığında aç kalacak, kirasını, borçlarını ödeyemeyecek vatandaşlarımız var. Bunların sayısı 20 milyona yakın ki beş bin aile kadardır. Adı ne olursa olsun bunların çeşitli şekilde yardımlara ihtiyaçları var. Bu hangi kaynaklardan sağlanabilir?

Önce Mecliste grupu olan bütün partilerden oluşan bir kriz masası kurulur. Böylece acı reçete AKP’ye fatura edilmez. Bunlara söz sahibi toplumun çeşitli organizasyonları da katılır. Siyasi kararlardan ve ideolojik düşüncelerden uzak, Bilim Kurulunun görüşleri ve Milli Kriz masasının alacağı kararlara uygun olarak sokağa çıkma yasasını uygulaması başta olmak üzere süreç yürütülür. İşte tedbirler paketi aşağıda:

1-Halkın Katılımı:Yoksul vatandaşlara ‘Temel İhtiyaç Desteği’ verebilmek için  Ulusal Kriz Bütçesi yapılır.

a- Milletvekileri başta olmak üzere maaşlı bütün Siyasiler üç ay için aylıkları bu bütçeye aktarılır.

b-Ev sahipleri kiracılardan üç ay sürece kira almaz. Bu düşüncemi Türkiye’de yaşayan kardeşime söylediğimde ’50 bin lira borcum var. Öyle şey olur mu’ dedi. Kendisine ayda aldığın iki bin liradan altı bin lira eder. Ha elli, ha elli altı bin lira borç, hiç olmazsa kendine ait bir barınağın ve emekli maaşın var. Corona virüs krizinin erken bitmesi krizin yükleyeceği faturayı azaltır. Kazanırken de kaybederken de hep beraber etkileneceğiz.

c-Maaşı beş bin lira üzerinde olan Kamu çalışanlarının üç aylık maaşı Kriz Bütçesine kaydedilir.

d-Diyanetin üç aylık bütçesi Kriz Bütçesine aktarılır.

e-Bankalarda 100 bin dolar veya bir milyon liranın üzerinde mevduatı olan hesaplardan bunun üzerindeki miktarın %10’u Kriz Bütçesine yardım olarak alınır.

2-Belediyelerin Katılımı:İstanbul başta olmak üzere Büyük Şehir Belediyelerinin Dış Borçlanma yapabilmesi için hükümet Hazine garantili izin vermeli ki küçük faiz oranlarıyla borçlanıp büyük hizmetler verebilsinler.

3-Bankaların Katkısı: Üç ay için bütün kredi kart ve her türlü borçlar faizsiz olarak ertelenmelidir.

4-Devletin Katkısı: Hava meydanları, köprüler, yollar ve hastaneler için bu yıl için ödemesi gereken meblağlar Kriz Bütçesine aktarılır.

5-Devletin Katkısı: Temel ihtiyaç gıdalarından alınan KDV üç ay için sıfırlanır.

6-AKP döneminde 50 milyon lira üzerinde ihale alanlardan %5düşeş vergi (İngiltere’de windfall tax adıyla anılan ve devletin büyük şirketlere anormal kar yapmaları halinde uyguladığı vergi) alınır.

7-Bu yıl yapılması planlanan bütün büyük yatırımlar için ayrılan bütçe de Kriz Bütçesine eklenir.

8-Son olarak Merkez Bankası gerektikçe para basmalıdır.

Yukarıda bahsedilen kaynaklardan toplanacak yardımlar rahatlıkla 200 milyar liranın üzerinde olacaktır. Bu bütçe her ay 5 milyon aileye verilecek iki bin liradan 10 milyarı bulacağından uzun zaman alacak süreci yönetmek, kimseyi açlığa mahkum etmeden normal hayata dönüldüğünde kriz öncesi bıraktığımız yerden canlı ve yüksek moralle başlanması sağlanmış olur.

Yukarıda anlattıklarım eksiksiz uygulanması gereken bir pakettir. Unuttuğum ilaveler eklenebilir. 23 yıldır İngiltere ve Türkiye’de siyasetin içinde olmamın verdiği birikim, ekonomist yanım, insanı ön plana çıkaran bir anlayışa ve problemlere çözüm bulmada akla dayanan bir düşünceye sahip olmam, nihayet 80 yılın verdiği hayat tecrübesiyle yukarıda anlattığım önerimi sunuyorum. Hayatını kaybeden vatandaşları kendi ailemizin fertleri gibi üzülerek düşünmez, tedbirler gecikmeksizin alınmazsa iki üç ay içinde bitme şansı olan virüs musibeti altı yedi ayı bulabilir. Bu felaket tellallığı değil, görünen köy örneğidir. Küçük hesaplar peşinden koşmadan destek ve dayanışma olursa ayakta kalırız. Bunun aksi virüsten çok açlıktan ölümlere sebep olacağı gibi, halk belirsizlik ve kaos ortamına itilmiş olur.

İngiltere’de ‘Prevention is better than cure’yani ‘Önleme tedaviden daha iyidir’ diye çok sevdiğim bir söz vardır. Dünyada hastalıkların tedavi masraflarına 800 milyar dolar harcanırken hastalıkları önlemek için sadece 200 milyon dolar harcanıyor. Burada görülen terslik açıktır. Pandemi Türkiye’de de yayılırken önlemede gecikme tedavi masraflarını çok arttıracaktır. Yangın çıktığında derhal su sıkmazsak bacayı sardıktan sonra ne işe yarar. Son sözüm şudur: Halk arasında gönüllü yardım kampanyaları ile çözüm olamaz. Vergi veren halkın bu kara günlerde devletten haklı olarak beklediği yardımı görememesi halk deyimiyle devletin arazi olması anlamına gelir.Devlet geçim kaygısı olan bütün vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamada elini taşın altına koymalıdır. Anayasamızda da yer aldığı gibi sosyal devlet anlayışıyla; koruyan, kollayan olması gereken özelliğine göre hareket etmelidir.

Saygı ve sevgilerimle

Erol Başarık   Reform 2000 Party’si Genel Başkanı- İngiltere

Erol Başarık

Erol Başarık

Ekonomist, Siyasetçi, İş Adamı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme – Maliye bölümü mezunu. 1970 yılından beri Londra’da yaşıyor. 1997 yılında İngiliz siyasetine Bağımsız Milletvekili adayı olarak girdi. 2000 yılında Reform 2000 Party’sini kurdu. Halen aktif olarak başkanıdır. Dört Parlamento, bir Avrupa parlamentosu ve bir de Londra Büyük Şehir Belediye Meclis Üyeliği olmak üzere altı büyük seçime girdi. İngilizce yazıları İngiliz Milli ve yerel gazetelerinde yayınlandı. Halkın yararına kanun çıkarılması yolunda mücadele verdi. Türkçe yazıları Cumhuriyet Gazetesi de dahil olmak üzere Türkiye’de çeşitli yayın organlarında, Londra’da Türkçe Gazetelerde, internet sitelerinde yayınlandı. 2002 Yılında Sadettin Tantan’ın Yurt Partisinden İstanbul 1. Bölge, 2007’de Bağımsız aday olarak İstanbul 3. Bölgeden Milletvekili adayı oldu. İngiltere Atatürk’çü Düşünce Derneğinde Yönetim Kurulu azalığı yaptı. Halen ADD’nin Danışma Kurulu üyesidir. Bütün dünya insanlarının güvende ve ekonomik refah içinde yaşaması, Müslüman Ülkelerin çağdaş düşünceye kavuşması en büyük ideali. Hak, hukuk ve adalete dayalı bir demokrasiyle, Güçlendirilmiş Parlamentosu olan, insanların refahiçinde yaşadığı bir Türkiye için mücadele vermeye devam ediyor.
Erol Başarık Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.