Alexa
Medya Siyaset

Ölüm hep bize mi düşer?

Ölüm hep bize mi düşer?

6 kez erteletmişler, üstelik teşvik primi de almışlar.
O teşvikle, 15 santralin bacasına filtre takmak mümkünmüş.
Yapmamışlar!
Hükümet, bu yılın sonuna kadar (31 Aralık 2019), 15 Termik Santralin bacasına filtre takılmasını zorunlu kılmıştı.
Sayın Cumhurbaşkanı, “filtresiz santrallerin kapatılacağını, aynı zamanda yüksek para cezası ile cezalandırılacağı” sözünü vermiş; “Çevrecilik yapacaksanız gelin Başbakanınızla yapın. Ben çevreciliğin ne olduğunu bilirim…” demiş, HES karşıtlarına, “çevrecinin daniskasıyım” ifadesini kullanmıştı.
AKP Meclis Grup Başkan Vekili, “filtresiz santraller eksiklerini gidermezse en geç bu yıl sonuna kadar kapatılacak” demişti.
“Bu kez olacak, insana ve çevreye saygı galip gelecek” diye düşünmüştüm.
Yine aldandım! Sevincim kursağımda kaldı.
AKP ve MHP para babalarının yanında durdu.
Muğla-Milas’ta yaşayan bir yurttaş olarak, bu durumu protesto ediyor ve kınıyorum.
Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan Termik Santralleri; yine havamızı, suyumuzu kirletecek, yine yeşilimizi etkileyecek, yine zehir solutacak.
Göğüs ve kalp hastalıkları ile kanser hastalarımızın sayısı artacak.
Ölümler sürecek, geride kalanların canı yanacak.
Ağaçlarımız kuruyacak, zeytinimiz bitecek, ormanımız talan edilecek, toprağımız kelleşecek.
***
Konunun uzmanları tehlikeyi anlatıyor.
Bilim insanları konuya dikkat çekiyor.
Köylü şikayetçi, halk dertli.
İktidar, “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” anlayışı ile hareket ediyor.
Filtre takma zorunluluğunu 30 ay daha erteledi!
Bilim adamlarını, uzman doktorları dinleyen yok!
Halkı gaileye alan yok!
Yine zehir soluyacağız.
Göğüs hastalığı, akciğer rahatsızlığı ile boğuşacağız.
Kanserle vuruşacağız.
Suyumuz, balımız, yağımız kirlenecek, arımız ölecek…
***
Yasayı geçirenler diyor ki; “Filtre takmayı uzatmazsak, santral sahipleri santrallerini kapatır, üretim düşer, fabrikalar durur ve işssizlik artar.”
Hava kirlenmiş, çevre zehirlenmiş, insan kanser olmuş hiç önemli değil.
Önemli olan elektrik üretimi, gerisi boş…
Yeter ki “beyler” kazansın, kasalarını doldursun, cüzdanlarını şişirsin…
Garibanlar ölürse ölsün, ocaklar sönerse sönsün, çevre biterse bitsin…
Muğla Çevre Platformu, “Muğla’daki santrallerin yarattığı kirliliğin, her yıl yaklaşık 500 insanımızın erken ölümüne yol açtığını” açıkladı.
Yasaya “evet” oyu veren AKP ve MHP’li vekillere soruyorum?
Aklınızı, yüreğinizi geçtim; vicdanınız rahat mı?
Santral sahipleri öz, biz üvey evlat mıyız?
Ölüm hep bize, bize mi düşer be usta?
Devlet, vatandaşlarının sağlığını korumak, çevre koşullarını iyileştirmek, halk sağlığına önem vermek zorunda değil midir?
Halkını zehir solumaya mahkum eden devlet kimin yanındadır?
***
Santrallerin sahipleri, zamanında çayın taşı ile, çayın kuşunu vurmuşlardı.
Yüksek kazançlar elde ettiklerini biliyoruz. Hesaplarının kabarık, kasalarının dolu olduğunu da biliyoruz. Devlet’e, millete verdikleri sözleri tutsunlar.
Tutmuyorlarsa;
Belediyelere kayyum atayan hükümet, termik santrallere de kayyum atamalıdır; O kayyumlar bacalara filtreleri takmalı; masrafını da sahiplerinden almalıdır.

Editör Notu:Yazı 1 Aralık 2019 tarihinde yaşanan teknik bir sıkıntı nedeni ile bugün yayınlanmıştır.

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ