Alexa
Medya Siyaset

Ömer Faruk Eminağaoğlu :Yargı Her Yasayı Özgürlüklere Müdahalenin Aracı Haline Getirdi

Ömer Faruk Eminağaoğlu :Yargı Her Yasayı Özgürlüklere Müdahalenin Aracı Haline Getirdi

Uzun yıllar Hakimlik ve savcılık yapan  kapatılan YARSAV’ın kurucu başkanı Avukat Ömer Faruk Eminağaoğlu, Yargı Reformu ile ilgili Artı Gerçek’ten Derya Okatan’a dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun sorulara verdiği cevaplar şöyle:

-Uzun zamandır beklenen Yargı Reformu’nun detayları ortaya çıktı. Sizce beklentileri karşıladı mı?

Daha önceki yargı reform paketlerinde olduğu gibi bu yargı reformu paketinde de toplum büyük beklentilere sokuldu ama ortaya çıkan taslak beklentileri karşılamadı. Kamuoyunda reform yapıyormuş görüntüsü yaratmanın ötesine geçmediğini, hiçbir şekilde yaşanan sorunları çözme iradesi söz konusu olmadığını görüyoruz.

BASIN İLK KEZ ÖZGÜR OLUYOR!

-Madde madde ele alırsak… Yargı Paketi ifade özgürlüğü davalarını nasıl etkileyecek?

Bu pakette ifade özgürlüğü ile ilgili düzenlemeler var ancak bu düzenlemeler yasalaşsa ne olur yasalaşmasa ne olur. Haber verme sınırlarının aşılmadığı ve eleştiri amacıyla yapılan yayınların suç olmayacağı şeklinde Terörle Mücadele Kanunu’na bir hüküm ekleniyor. Haber verme sınırları aşılmaması zaten suç değil. Eleştiri zaten suç değil. Bunları söylemenin pratikte hiçbir sonucu olmayacak. Bu AKP’nin sanki özgürlükleri genişletiyormuş gibi her zaman yaptığı takiyenin yeni bir adımı. Suç olmayan bir şey suç değildir şekilde bir düzenleme yapılsa ne olur yapılması ne olur.

TÜRKİYE ORTAÇAĞ KARANLIĞINDAN YENİ YENİ ÇIKIYOR!

-Eleştiri daha önce suç muydu sorusu da akıllara gelmiyor mu?

Bu, geçmişte Türkiye’de adeta Ortaçağ karanlığı yaşandığını, insanların eleştiriden mahkum edildiğini, haber verme sınırları içindeki, basın özgürlüğü kapsamındaki her eylemden dolayı kişilerin mahkum edildiğini, ama artık basın özgürlüğü getirildiği, basının ilk kez özgür olacağı gibi, AKP’nin 16 yıllık iktidarı döneminde basının özgür olmadığını kabul ettiği gibi bir durumu da ortaya çıkarıyor. Şunu sormak lazım; Türkiye’de 2019 yılına kadar insanlık tarihinin ortak mirası dediğimiz evrensel hukuka ilişkin kurallar asla söz konusu değilmiş, yani Türkiye Ortaçağ karanlığını daha yeni atlatıyor, eleştiri yeni yeni suç olmaktan çıkıyor gibi bir manzara ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu cümlenin Terörle Mücadele Yasası’na girmesi pratikte hiçbir sonuç doğurmayacak.

ÖNCE YARGI BAĞIMSIZLIĞI SAĞLANMALI

-Ama yüzlerce gazeteci davası var. Bunları etkilemeyecek mi?

Elbette yüzlerce gazeteci davası var. AKP’nin yargı üzerinde kurduğu baskı ortadan kaldırılmadığı sürece bu maddenin pratikte bir sonuç doğurması mümkün değil. AKP gerçeklerin basın yoluyla halka ulaşmasını istemiyor. Sonuçta yargı basın üzerinde yarattığı işlemlerle haber alma hakkına ciddi müdahaleler yapıyor. AKP’nin öncelikle yargı bağımsızlığını sağlaması gerekiyor. Bu pakette yargı bağımsızlığıyla ilgili tek bir düzenleme yok. Yargı şu maddeyi gördüğü zaman ‘benim yaptığım yanlıştı’ demeyecek.

YARGI HER YASAYI ÖZGÜRLÜKLERE MÜDAHALENİN ARACI HALİNE GETİRDİ

-Sorun sadece yargı bağımsızlığı mı Terörle Mücadele Kanunu’nun kendisi de sorun değil mi?

Yargı her yasayı hukuka uygun, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü esas alarak uygulayabilir. Kuşkusuz yasada aşılamayacak emredici hükümler vardır. Bu noktaları hariç bırakıyorum ama şu anda yargı, her yasayı özgürlüklere müdahale için bir araç haline getirmiş durumda. Terörle Mücadele Yasası nedeniyle basının muhatap kaldığı maddeleri şu paket olmadan da yargı öyle yorumlayabilir ki basın mensuplarının muhatap kaldığı hiçbir dava söz konusu olmaz. Ama yargı o yasaları kendisi için bir araç olarak görerek, basın üzerinde ayrı bir baskı yaratıyor. Terörle Mücadele Yasası’na eleştiri suç değildir diye bir hüküm girdiği için o davalar basın lehine sonuçlanmayacak.

-Size göre bu pakette ne eksik?

Anayasaya dokunulmadığı sürece Türkiye’de insan haklarının, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının sağlanması mümkün değil. 2010, 2014, 2017 yıllarında Anayasa’da yapılan değişiklikler ve bu maddelere dayalı olarak çıkarılan yasalarla Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı yok edildi. Kurumlar tamamen iktidara göre biçimlendirildi. Bu böyle olduğu sürece hangi yasada ne değişiklik yaparsanız yapın hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığını sağlamanın koşulları yok. Şu paket olsa da olur olmasa da olur. Türkiye’ye pratikte hiçbir şey sağlamayacak.

EVRENSEL İLKELERİ YAZARAK REFORM OLMAZ

-Sadece gazeteciler değil, siyasetçiler, yazarlar, çizerler, insan hakları savunucuları da hapiste…

Normalde o davaların ortaya çıkmaması gerekiyordu. O davalar neden ortaya çıktı? Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı olmadığı için. TMY’ye giren ‘eleştiri suç olmayacak’ maddesi… Bu zaten böyle. Yasaya yazmasa da hukukun evrensel ilkesi olarak uygulanan bir ilke. Siyasi iktidar, yeni bir reform yaratmıyor. Kendi yarattığı baskıları giderecek adımlar atamadığı için, bunu topluma itiraf edemediği için sanki reform adımı atıyormuş izlenimi ortaya çıkarıyor. Burada muhalefet partilerinin, özellikle TBMM’de temsil edilen partilerin iktidara yönelik çok ciddi tutum almaları, hukukun evrensel kurallarını yazmakla reform olamayacağını ifade etmeleri gerekiyor.

TUTUKLULUK SÜRESİNDEKİ FARK ANAYASA’YA AYKIRI

-Paketteki tutukluluk süresiyle ilgili düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? (Pakete göre, soruşturma aşamasında tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen davalarda 6 ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren davalarda 1 yılı geçemeyecek. Terör suçları ile devlete karşı işlenen suçlarda 1.5 yıl olacak ve 6 ay daha uzatılabilecek.) 

Yargılama dönemindeki tutukluluklara hiç dokunmuyor. Yine o (en fazla) 5 yıl olarak kalıyor. Bu yasa AKP döneminde çıkmış bir yasa. Bu eğer problem yaratıyorsa AKP bu yasayı neden böyle çıkardı? Dün doğruydu da bugün mü yanlış oldu? Hayır. Bu yanlış çıkmış bir yasa. Şimdi soruşturma dönemindeki tutuklulukların 1 yıl 6 ayı aşamayacağı ancak 6 ay daha uzatılabileceği şeklinde bir hüküm getirilmiş. Soruşturma dönemi ile yargılama dönemi arasındaki tutukluluklar neden farklı düzenleniyor? Tutuklama nedenleri soruşturmada yani savcılık aşamasında da aynı, yargılamada yani mahkeme aşamasında da aynı. Tutuklama nedenleri aynı ise o zaman süreler niye farklı? ‘Araya iddianame giriyor, iddianamede itham çok net olarak ortaya konuluyor, bunu farklı düzenlemek mümkün olabilir’ denilebilir. Fakat koşulları aynı olan tutuklamanın süresini, soruşturma için farklı yargılama için farklı düzenlenmesini anayasadaki eşitlik yönüyle açıklamak mümkün değil. Bu yasa böyle çıkarsa Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmesi gerekir. Yine herkes Anayasa Mahkemesi’nden hukuk beklentisi içine girecek ama AYM anayasaya, hukuka uygun mu yapılandırılıyor? Hayır. Tamamen siyasi iktidarın etkisi altındaki bir mahkeme. Hukuka uygun karar vermezse bu çelişki böyle sürecek. Hukuka uygun karar verirse bu yargılama ilkesini kapsayan aykırılık ortadan kaldırılacak ve 2 yıllık süre yargılamayı da kapsayacak şekilde bir iptal kararıyla önümüze çıkacak.

YARGI ELİYLE YARGISIZ İNFAZ

-Yani siz tutukluluğun 2 yıl olması gerektiğini mi savunuyorsunuz?

Eğer soruşturmayı 2 yıla indiriyorsanız yargılamayı da aynı yapmanız lazım. Burada fark yaratamazsınız. Geçmişte Anayasa Mahkemesi’nin 5 yıllık tutukluluk süresini uzun bulduğuna ilişkin kararlar da var. Siz soruşturma aşamasında tutukluğu 2 yıla indireceksiniz yargılamada bana ne diyeceksiniz. Örneğin terör suçları hep bağımsız olmayan yargı tarafından uzatılarak yürütüldüğü için siyasi iktidar bu sorumluluğu almak istemiyor. Ben böyle çıkarayım da Anayasa Mahkemesi bunu düzeltsin diye düşünmüş olabilir. Bu adeta yargısız infaz. Terör suçlarından kişi kaç yıl ceza alıyor? 7, 10, 15 yıl. Kişiyi 5 yıl tuttuğun zaman dava bittiğinde beraat ile sonuçlanmışsa ya da 7 yıl ceza verilmişse ne olacak? 5 yılını yatmış olacak. Adeta yargı eliyle yargısız infaza yol açıyorsunuz. O nedenle bu 5 yıllık süre oldukça uzun. Anayasaya, hukuka aykırı. Soruşturmaya 2 yıl diye bir düzenleme getiriliyorsa bunun yargılamayı kapsaması lazım. Umarım Meclis’te bu fark giderilir. Giderilmezse Anayasa Mahkemesi bu aykırılığı giderir. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin 5 yılı uzun bulduğuna ilişkin bireysel başvuruda verdiği bir karar da var.

KİŞİLER ARASINDA AYRIM YARATABİLİR

-Pratikte nasıl uygulamalarla karşılaşabiliriz? Mesela savcıların keyfi ya da kasıtlı olarak iddianame hazırlanması geciktirdiği ya da erkene aldığı örnekler olabilir mi? 

Her şeyle karşılaşmak mümkün. Savcının bir tanesi siyasi iktidarın beklentisine uygun olarak soruşturmayı uzatır. Uzatırsa tahliye edilmeyecek birisi tahliye edilir. Bir savcı da çok hızlı hiç delil toplamadan dava açar. Bu sefer kişi, 5 yıla kadar yatar da yatar. Bu sürenin böyle 2 yıl ve 5 yıl diye ayrı ayrı kalması uygulamanın kötüye kullanılması sonucu delil toplamadan dava açma olaylarını hızlandırır. Gitsin yatsın bana ne denebilir. Her iki evre için de toplam 2 yıl olması lazım. Aksi halde kişiler arasında hukuki olmayan ayrımlar yapılmasına yol açar. Amaç soruşturmanın ve yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesi olmalıdır. İddianame bir kanıt değil işlemdir. Tutuklamanın kanıtlara göre yapılması gerekir. Kişiler arasında ayrım yaratacak işlemlerden olabildiğince uzak olunması lazım.

-Bir diğer düzenleme bazı suçlarda İstinaf Mahkemesi kararları için de Yargıtay’a temyiz yolu açıldı. Bu süreç nasıl işleyecek? (Kapsamdaki suçlar: Suç işlemeye tahrik, Suçu ve suçluyu övme, Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, Kanunlara uymamaya tahrik, Cumhurbaşkanına hakaret, Devletin egemenlik alametlerini aşağılama, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama, Silahlı örgüt, Halkı askerlikten soğutma, TMK 7. Madde, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet) 

İstinaf mahkemelerinin 5 yılın altındaki cezalarla ilgili kararları temyiz yoluna kapalıydı. Bu kararları kesin idi. Bu da uygulama birliğini ortadan kaldırdığı için birçok mağduriyete neden olmuştu. Türkiye’nin farklı bölgelerinde farklı kararlar söz konusu olmuştu. Şimdi 5 yılın altındaki belli suçlarda istinaf sonrası temyiz yolu açıldı. Fakat istinaflardan önce, para cezaları dışındaki tüm cezalar zaten temyize gidiyordu. Şimdi bu pakette, 5 yılın altında şu suçlarda temyize gidilecek bu suçlarda gidilmeyecek diye ilk kez cezalar arasında ayrım yapılıyor. A suçundan 3 yıl alan kişi istinafa gidemeyecek ama bu yasada sayılan B suçundaki kişi 3 yıl alınca gidecek.

-Bu ayrım neye göre belirlenmiş?

Düşünce özgürlüğü öne çıkan suçlarda gidebilecek ama diğerlerinde gidemeyecek. Böyle bir ayrımın hukuksal temeli yok. Az önce tutuklamada ortaya koyduğumuz gibi tüm 5 yılın altındaki cezalarda temyiz yolunu açmanız lazım. Bu konu adil yargılama temelinde ele alınması gereken bir konudur. Adil yargılanma her suçla her cezayla ilgilidir. Bu düzenlemenin ya 5 yılın altındaki bütün özgürlüğü bağlayıcı cezalar için çıkarılması gerekir ya da Anayasa Mahkemesi’ne başvurup bu aykırılığın düzeltilmesi gerekir. Yoksa şu içeriğiyle Anayasa’ya ve İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı.

-İlk kez basit yargılama ve seri yargılama diye bir usul getiriliyor? Bunlar ne demek? 

Basit yargılama ve seri yargılama belli suçlarda belli ağırlıktaki cezalarda yeni getirilen bir sistem. Bu sistem biraz da kişilerin iradesini öne çıkarıyor. Kabul ederse, duruşmaya gelirse işletilecek, gelmezse işletilmeyecek. Uygulamada belli durumlarda yargılamanın uzamasına neden olacak. Belli durumlarda kişilere hiç söz hakkı tanınmadan mahkumiyetlerine neden olacak. Bu Türkiye’de uygulanan kara Avrupası sisteminden ziyade Amerikan sistemi yani ceza yargılamasını da biçimsel yargılama gibi yürüten sistemde öne çıkan bir uygulama. Türkiye’de amaçlanan sonuçları ortaya çıkarmayacak. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi bir düzenleme getirildi Türkiye’de. Bu çok büyük sorunlar yaratan bir konu. Basit ve seri yargılama da bunun bir başka şekli olarak ortaya çıkaracak. Ceza yargılamasında adilliği ciddi olarak sarsacak konular bunlar.

OHAL KALKMIŞSA OHAL DÜZENLEMELERİ DE KALKMALI

-KHK’lılara pasaportların iadesine dair düzenleme… İki temel şart var. Bu maddeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? 

KHK’lılarla ilgili yaratılan sorunlar yapılan bu düzenlemelerle güya aşılıyor. Orada yarattığı aykırılığı bu düzenleme ile aşma gibi bir irade sergileniyor ama bunu da belli koşullara bağlıyor. Bunu yine götürüp idarenin uygulamalarına tabi tutuyor. Yine hukuku öne çıkaran değil idarenin uygulama şekline göre biçimlenecek bir düzenleme. Kişiler, uygulamada İçişleri Bakanlığı’nın belli işlemleriyle karşı karşıya kalacak. Bunu böyle düzenlemek yerine o KHK’ları tamamen oradan kaldırması gerekir. Olağanüstü hal kalkmışsa OHAL düzenlemesi de kalkmalı. Kişilerin bu işlemlere hiç muhatap tutulmaması gerekir.

-Pakette Hukuk Mesleklerine Giriş sınavı getiriliyor. Bu düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Avukatlık, noterlik, yargıçlık, savcılıkla Hukuk Meslekleri Giriş Sınavı’na girip belli bir puan almaları gerekiyor. Bu sınavların Adalet Bakanlığı, Türkiye Noterler Birliği, Türkiye Barolar Birliği’nin hazırlayacağı bir prosedürle gerçekleşeceği söyleniyor. Yazılı sınav yıllardır tartışılan bir konu. Ama avukatlık sınavında Adalet Bakanlığı’nın belirleyici olması, avukatlığın serbest, bağımsız bir meslek olması ile bağdaşmıyor. Bunu bütünüyle Türkiye Barolar Birliği’nin yapması gerekirken, Adalet Bakanlığı’nın yer alması kabul edilecek bir düzenleme değil. Böyle bir sınavda Adalet Bakanlığı hiçbir biçimde yer alamaz.

15 YASADAN 11’İ AKP DÖNEMİNDE ÇIKARILMIŞ YA DA DEĞİŞTİRİLMİŞ

-Pakette olumlu gördüğünüz maddeler yok mu? 

Pakette Anayasa Mahkemesi kararları ortaya çıkarsa belli yönlerden içerikte genişlemeler olabilir. İşte tutukluluk süresinin kısalması güzel. Soruşturma için iyi bir adım ama neden yargılama için yok? Anayasa Mahkemesi o adımı atarsa bu süre yargılama için de geçerli olacaktır. İstinaf kararlarının kesin olması uygulamasına son veriliyor. Bu adım güzel ama neden ayrım yaratılıyor. Anayasa Mahkemesi bunu genişletirse bu yönüyle de güzel.

Bu pakete A’dan Z’ye baktığımda 15 adet yasada değişiklik yapılıyor. 7’si doğrudan AKP iktidarı döneminde çıkarılmış yasalar. 4’ü AKP iktidarı döneminde değiştirilmiş yasa hükümleri. 15’yasanın 11’i zaten AKP iktidarı döneminde yapılmış veya değiştirilmiş yasa hükümleri. Yani konuları bu hale taşıyan AKP’nin bizzat kendisi.

-Koşullar değiştiği için mi yoksa o düzenlemeler yanlış olduğu için mi şimdi değişiyor?

Yasalar değişmez hükümler değil, günün koşulları değişir yasaları da günün koşullarına göre düzenlersiniz. Ama bu hükümler geçmişte değiştirildiğinde bu tartışmalar yine vardı. Ve o yasalar o şekilde çıkarıldı. O şekilde çıkarılan yasalarla ilgili getirilen bu düzenlemeler o sorunları yine çözmüyor. Bu sorunlar bir başka şekle sokuluyor ve geleceğe taşınıyor. Bir reformdan bahsetmek mümkün değil. Yargı reformunun temeli Anayasa’dan geçer. Böyle bir irade de hiçbir şekilde ifade edilmiyor.

DEŞELEYEREK TUTUKLAMA VERMEK HUKUKSAL DEĞİL

-Paket dışında son dönemde yargı bağımsızlığı bağlamında tartışılan bir gelişmeyi de sormak isterim. HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında yeniden tutuklama kararı verilmesi. Böyle bir kararın hukukta yeri var mı? 

Gerek daha önce CHP İstanbul İl Başkanı gerek bu karar, siyasi iktidar yargıyı etki altında tuttuğunda bu gibi kararlarla kişiler yüz yüze kalabiliyor. Yargı bağımsız olmadığı sürece bu gibi işlemler tekrar tekrar başka olaylarda da ortaya çıkacak. Tahliye kararı iktidarın hoşuna gitmeyebilir, ama yargı bir karar veriyorsa, AİHM bir karar veriyorsa hoşunuza gitse de gitmese de uygulayacaksınız. Oturup deşeleyerek acaba geçmişte ne vardı diye bir şeyler bulup çıkarmak hukuksal değil.

Medya Siyaset

Medya Siyaset

Atatürk ve Cumhuriyetten yana taraf haber merkezi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ