Alexa
Medya Siyaset

Onurlu Bir Hayatın Mücadelesini Vermek…

Onurlu Bir Hayatın Mücadelesini Vermek…

Onurlu bir hayatın mücadelesini vermek,  ya da yüksek yerlerde makamlarını korumak uğruna onurlu yaşamdan vazgeçmek…

Tükenmişliği ve çaresizliği atlatmak için yalan beyanlara baş vurmak. Yönetmek için gelinen son noktada onurundan vazgeçmek!

Türk tarihinin en şaibeli siyasi yılları olarak tarihe geçecek, çocuklarımızdan utanarak anlatacağımız kara sayfalar. Suni gündemler ile oyalanan bu aziz milletin ağzına bir parmak bal sürülüp, kovanların çalındığı bir dönem.

Çocuklarımızın ve hatta torunlarımızın asla unutmayacağı, işgal dönemlerinin kahrını çeken Türk milletinin ikinci buhranlı günleridir.

Bir fark ile; işgal döneminde kenetlenmiş, aşını, ekmeğini, çorabını, odununu, ilacını paylaşmış bir milletten ikiye bölünmek zorunda bırakılmış bir millet…

Ve biad etmeyen, farklı düşünen, farklı yaşayan, farklı idealleri olan,dedelerimizin omuz omuza çarpıştığı bu memlekette, bu toprağın çocuklarını ayrıştıran, terörist diyen, çapulcu diyen, hatta hain diyerek aslında kendine de saygısını yitirenlerin düşünmesi gereken, önce onlara yatırım yapılması, önemsenmesi, baş tacı edilmesi gereken çocuklarımızı dışlayan güruhun kaybetmesi, baş döndüren iktidar gücünün halkın bedenleri ile hızının kesilmesi mutlaktır.

Çünkü; İktidar sahipleri her şeyin sahibi olduklarını düşündükleri an, hukuk, adalet, eşitlik, bağımsızlık, özgürlük tehlikededir. Üstelik ekonomik krizin tam da ortasında olduğumuz, giderek felakete dönüşecek bir yolun başlangıcında olmak ürkütücüdür. Geldiğimiz bu günlerin sebepleri olanların çaldıkları, çocuklarımızın hayatlarıdır. Oysa ki onlar geleceğimizin teminatları, cumhuriyetin bekçileri, ülkenin ileri teknolojisinin kaynakları, siyasi ve ekonomik gelişimimizin öz kaynaklarıdır.

Ve en önemlisi ise onurlu yaşamalarının gereklerini öğretmektir. Lakin ne yazıktır ki şu ortamda siyasilerin konuşmaları, davranışları, yaptıkları icraatları onlara öğretilerimizi ötelemektedir. Hem ötelenen,hem  yanlışları yaşayarak gören çocuklarımızın sorgulamalarına da karşı çıkan bu süreç  tarihe hiç te iyi kaydedilmeyecektir.

Umutlarını, sevgilerini, saygılarını ayakta tutmaya çalıştığımız , son seçimlerde yaşanan hukuksuz, adaletsiz, siyasi etiğe uygun olmayan seçim iptalinin, bir zarftan çıkan dört pusuladan sadece birini geçersiz kılmanın nedenini  anlatamayan YSK  çocuklarımıza gelecek borçludur.

17 yıldır ülkeyi yöneten hükümetin, seçim güvenliğini sağlaması, yapılacak olan her türlü haksızlığın önüne geçmek, Anayasa’ya uygun davranmak, hukuku ihlal etmemek asli görevidir.

Şayet tüm bunlar yapılıyor ise hükümetin basiretsiz yönetiminin ve YSK nın yanlış uygulamalarının cezası halka çektirilemez. Ya seçimler toptan iptal edilmeliydi, ya da seçilmiş bir başkanın, halkın iradesinin önünde saygı ile eğilmeliydi.

Eğilmeliydi ki onurlu bir duruş sergilemeliydi.

Tarih; kahramanlar, güzel icraatlar, güzel yürekli insanları kaydettiği gibi, hainleri, rantçı icraatları, kötü yürekleri de kaydeder. Önemli olan iyi anılmak, tarihe kahraman ve onurlu olarak geçmektir.

Umut olmaktır, onur…

Sevgi vermektir,

Saygı duymaktır,

Paylaşmaktır ülkenin nimetlerini adilce, ayrıştırmamaktır evlatlarının lokmalarını,

Mutlu kılmaktır, onur…

Ecdadının milli değerlerini, milli varlıklarını korumaktır,

İktidar uğruna yalan söylememek, kul hakkı yememektir, onur…

Oturduğu makamın ülkesinin kurucusuna küfür içinde olanları makamında ağırlamamak, cenazesinde değerli biriymiş gibidavranmamaktır, onur…

Aslında mağdur olmayıp, mağdur rolü yaparak halkı kandırmamaktır,

Oy uğruna seçimlerde ‘’Beka’’ sorunumuz var diyerek yalan söylememektir, onur…

Milliyetçi geçinip, milliyetçiliği ayaklara altına alanların ayaklarının altına yatmamaktır,

‘’ANDIMIZ’’ kaldırılıyorken, yeniden yazdırmayan namerttir, deyip, kaldıranların yanında saf tutmamaktır, onur…

Söylemleriniz ile eylemlerinizin, kin ile nefretinizin, saltanat ile geçmişinizin öz eleştirisini yapabilmektir, onur…

Ne uğruna, neyin uğruna vazgeçilir, insanı insan eden onur’dan…

Bir çocuğun başını okşamak, bir gencin gözlerinde umut olmaktır, onur…

Halkın içinde başı dik yürümek, utanmadan yüzlerine bakabilmektir, onur…

Ve ölümlü dünyada, ölüme giderken, hayatın kötülüklerine yenilmeden, hiç kimseye boyun eğmeden, başı dik karşılayabilmektir ölümü, ONUR…

Ve arkanızda bırakacağınız en onurlu davranıştır, onurlu yaşayıp ölmek…

Unutmayın; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, hala rahmet , minnet, sevgi ve saygı ile anılıyorsa ONURLU yaşamının sonucudur…

Ve size itibarı kazandıran, şan, şöhret, güç, makam, para, ihtişam değildir,

Kardeşi kardeşe, anayı, babayı evlada düşman etmek, kurumlarını korumayı beceremeyip nifak sokanları en önemli kurumlara getirmek, elinde Kur’an, dilinde yalan tam bir onursuzluktur…

Biz Türk milleti, yani çılgın Türkler her şeye rağmen, sizlere rağmen umudumuzu, sevgimizi, saygımızı, ahde vefamızı korumaya devam edeceğiz, AND OLSUN…

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK, HEMDE ÇOK ÇOK GÜZEL OLACAK…

Gazi Paşam’a  ve Türk milletine sonsuz sevgi ve saygılarımla…

Ne mutlu Türküm diyene.

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESİNDEN DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

ETİKETLER:
Ayşe Uçar

Ayşe Uçar

"Söz konusu vatansa,gerisi teferruattır diyen" Atatürkçü,Cumhuriyet kadını...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ