Alexa
Medya Siyaset

Ortadoğulu Türkiye

Ortadoğulu Türkiye

Anadolu toprakları, Ortadoğu toprağı olarak kabul ediliyor. Trakya toprakları Avrupa’da olmasına rağmen dikkate alınmıyor ve Türkiye bir Ortadoğu ülkesi olarak algılanıyor artık.

Geçmiş yıllarda laik demokratik olarak tanımlanan ve rol model gösterilen Türkiye artık tam anlamıyla Ortadoğulu sayılıyor. Ortadoğu ülkelerinin özellikleri ise; demokrasi yok, baskıcı tek adamlı rejimler var, sık olarak rastlanan kalkışmalar, hepsi geri kalmış, sürekli huzursuzluk bölgesi ve işin en ilginç tarafı İsrail hariç hepsi Müslümanlığın farklı kesitlerini temsil ediyor. Başka bir saptamada hem kendi içlerinde hemde komşuları ile sürekli sorun ve savaş içindeler. Özgürlük, demokrasi, insan hakları, doğa gibi kavramlar onların çok uzağında.Ve inançlarına ters.

Bu tablo içinde Türkiye’nin yeri nerede?

Bazı kabullenmelere göre İran’ın batısında hem Avrupalı hem de Asyalı. Maalesef 2000’lerden sonra azda olsa var olan Avrupalılığımız sizlere ömür mefta oldu. Önceleri kargaşa içinde olan Ortadoğu bölgesinde Türkiye kendini hep uzak tutmuş, olaylara kendisine bulaştırmamaya çalışmıştır. Son15 yıldır tam aksine Türkiye Ortadoğu bataklığının içine kendi yöneticileri tarafından atılmıştır. Böylece batı ülkelerince hem itibar, hem ayrımcılık gören Türkiye’nin yeri artık Ortadoğu ülkesi olarak anılmaya başlandı. Milli gelir düşmüş, halkı yoksulluk seviyesinde yaşam veriyor, hukuk, eğitim, maliye başta olmak üzere bütün kurumları çökertilerek yerine tek adama tabi yeni oluşumlar ilave ediliyor. Her ilave ediliş yeni bir kargaşa meydana getiriyor.

Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür: İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır” ve “Unutkanlık insan halidir” anlamında kullanılır. Önce Rusya olan ilişkilerin kanlı tarihini, yani 93 harbini, Çanakkale Savaşını, Balkan Harbini, İstiklal Savaşını. Rusya başta olmak üzere diğer devletlerin Türkiye emelleri hakkında bir fikriniz olmaz. Aynı şekilde Bulgaristan’ın Türk-Müslümanlara yaşattıklarını ve Yunanistan’ın19. YüzyıldakiTürk katliamlarını, Ermenistan’ın Türkiye üzerindeki emellerini, Arapların 1 ci Dünya harbinde Türklere, Türk askerlerine yaptıkları hainlikleri bilmeden, Türk İstiklal Savaşını okumadan, öğrenmeden geleceğinize yön veremezsiniz. Nitekim de dış politika bir türlü rayına oturmuyor. Aynı şekilde ekonomi ve iç sosyal barışta… Suriye ile olan ilişkiler yakın zamanlı olduğu için biraz hatırlanıyor. Ya Mısır’la, İran’la, Arabistan’la olan ilişkiler bilinçli olarak gözlerden uzak tutuluyor. Bitmedi ABD, AB ülkeleri ile aramızda sürekli sorunlar yaşanıyor. Restleşmeler, ambargolar Türkiye’yi dar boğaza sokuyor. Üstüne üstlük bir de mültecilerin Türk toplumu içine enjekte etme çalışmaları var ki Türkiye için kabus olarak karşımızda duruyor.

İslam’ın liderliğine soyunan Sudi Arabistan,Mısır, İran’a ilaveten Türkiye  bende varım dedi. Dedi ama dediğine de bin pişman edildi. Önceleri pof poflandı.  BOP Başkanı yapıldı ve Türkiye İslam’ın liderliğine soyundu. Ne yazık ki bütün İslam ülkelerinin tepkisini aldı. Başta Sudiler, Mısır, İran, Suriye olmak üzere 1923’den bu tarafa sorunsuz olan ilişkiler birden cadı kazanına döndü. Ne oldu? Türkiye terörist radikal İslamcılara destek vermekle suçlandı. Ve bundan sonra Türkiye tartışılır ülke haline geldi. Nato, Batı Müttefikliği artık güncel tartışmalar arasında. Ya iç barış? Anlatmaya gerek yok. Her aklı selim insan hiçbir şeyin iyi gitmediği bilincinde. Baskı, tehdit ve korku nedeniyle kimse ağzını açamıyor.

Geçmişin, Cumhuriyetin izleri teker teker silindi, laik eğitimin yerini dini eğitim aldı. Ordu’nun durumu malum. Hukuk ise hukuksuzluklar içinde yüzüyor. Özgürlükçü toplum liderleri susturulmuş durumda. Din bezirganları at oynatıyor. Ekonomi batmış, çıkışı sağlayacak kadro yok. Türkiye’yi ve Türk halkını çok zor günler bekliyor. Ege, Akdeniz, Suriye, Terör, Ekonomik, Sosyal Adalet sorunları buz dağı gibi devasa ve çözümsüz duruma gelmiş. Hala kayyum, tarikatlar, dini propagandalar, yaz bozlarla uğraşıyoruz. Durum öyle ki: Türkiye’nin sorunları artık mevcut yönetimi aşmış gözüküyor. Her yeni uygulama yeni bir sorunu da beraberinde getiriyor. Bunun adı da kuyruğu dik tutmak oluyor.

Diyeceksiniz ki çözüm ne? Bunun için ilk ve olmazsa olmaz koşul: Toplum önderlerinin düşüncelerini hiçbir kısıtlama olmadan açıklamasıdır. Yöneticilerde bu tartışmalardan yola çıkarak birlik ve beraberliği, ekonomik refahı, iç ve dış barışı sağlayacak anahtar düşünceleri öğrenmiş olurlar, ona göre yol haritası çizerler. Bunları beklemenin hayal olduğunu da biliyoruz..

Her karanlık gecenin, bir aydınlık sabahı vardır.

ETİKETLER:
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ