Alexa
Medya Siyaset

Osman

Osman

Osman

’Orada yaralı askerleri görünce oğlumu unuttum. Kiminin kolu kopmuş, kiminin ayağı. Kiminin gözleri yoktu’’. Osman’ın annesiydi bu sözlerin sahibi.

Bir yiğit evlat;  Adı  Osman  Soyadı kendisi gibi ASLAN.  1996 doğumlu.

Yer Uludere,  dağları  mekan  eden yiğitlerin pusularda olduğu, uykusuz gecelerin ardından yorgun geçen bir günün ardından, geceye giden saatler.

Osman, tim arkadaşları ile yiyecekleri yemeklerini ısıtmak için çalı çırpı toplar, ne varsa konservelerinde ısıtırlar, yerler.

Sonra mevzilerine yerleşip beklemeye başlarlar, temmuz sıcağı bir yandan, huzursuz dağ sessizliği bir yandan ve cehennem ateşi gibi patlar roketatarı, taciz ateşine başlayan hain eller vurur, yanar ortalık, yanar Osman’ın gözleri. Kavrulur bedeni, şarapnel parçaları parçalar kolunu, bacağını , yüzünü.

Göremez gözleri, elleri ile kontrol eder vücudunu, kolu bacağı yerindedir fakat yanar, kavrulur her yanı yiğidin, yanar hayatı, kavrulur, kimsenin hissetmediği, bilmediği bir anda.

Ortalık yangın yeri, her yerden kurşunlar, el bombaları, patlayan roketatarın alevleri, duymak ister, görmek ister can yoldaşlarını, devre arkadaşlarını, komutanlarını. Duyamadıkça, göremedikçe kahrolur, daha bir yanar Osman, daha bir kavrulur yüreği.

Hayalleri yanar,

Umutları yanar,

Gençliği yanar,

Gün batımında, batar hayatı, kararır, kimse bilmez, kimse görmez, sadece aynı acıları yaşayanlar, aynı acılara maruz kalanlar bilir…

Ayak bastığın topraklarda özgür kal, rahat yaşa, rahat uyu, rahat gez diye yanar Osman.

Birde annesi yanar, Esma hanım.

‘’Osman’ın yaralarını kapatıp, iki asker koluna girmiş vaziyette yanımıza getirip teslim ettiler’’ der.

Tedavisi iki hastanede yapılır Osman’ın. Yanıkları  iyileşir, iyileşir iyileşmesine fakat vücudu şarapnel doludur, tezkeresine altı ay kalan Osman’ı durduramazlar ‘yeniden askere gidip  dağlarda onları bulacağım, tezkeremi öyle alacağım ‘’ der. Osman’ın ağabeyi komutanını arayıp söyler ve komutanı gözyaşlarını tutamaz…

Siz bilir misiniz! Yanmış bir bedenin, kavrulmuş gözlerin her şeye rağmen Vatan için çarpan yüreğinin yangınını! Komutanı bilir.

Dağlara döner Osman, peşlerine takılır, hainin kurduğu pusuları yok etmek için, yangınını söndürmek için, başka  arkadaşları  yanmasın diye  bir kez daha siper eder gövdesini. Bir kez daha siper eder Vatana…

Tezkeresini aldıktan sonra üç kez ameliyat olur Osman.

Bilir misiniz şarapnel parçalarının karın ağrısını!

Bilir misiniz ameliyat sancısını!

Bilir misiniz ‘’ GAZİ’’ olamayışının acısını!

Kırmızı deri koltuklar rahattır?

Ailesi sağlık masraflarına güçleri yetmeyince Gazilik için başvururlar, sağlık raporları, askeri belgeleri, lakin yetmez çektiği acıları, olduğu ameliyatlar, kavrulan vücudu, yanan gözleri…

Yüksek bilgileri olanlar kabul etmezler Gaziliğini. Kabul etmezler çünkü yeterli değildir yaşadıkları Osman’ın, kopmalıydı kolu, bacağı, parmakları…

Osman Gazi Değildir

Kahrolası şarapnel parçası kuyruk sokumundan çıkartılamadığı için kanser olmuştur Osman.

O artık sadece yaşamak ister.

Öleceğini bilerek yaşamak.

Ölmeden önce tek istediği GAZİ olmak.

Çok gördüler, rahat koltuklarının sebebi olan yiğit Osman’a ve diğer yiğitlere çok gördükleri gibi.

Çalmadıkları kapı, başvurmadıkları yüksek! Devlet yetkilileri kalmadı.

Ama yüksek bilgililer, kopan kol, kopan bacak, kopan bir vücut uzvu istediler utanmadan.

Santim santim ölçtüler yaralarını, santim santim belirlediler GAZİLİK ünvanlarını  hayasızca.

Gazilik ünvanını  alamamasını  tv de program yapmak isteyen Nuray hanıma ‘’Nuray ablaya çok selam söyleyin. Ama ben televizyona çıkmak istemiyorum. Ben ajitasyon ile elde edilmiş bir madalya istemiyorum. Devletimin, bu madalyayı hak ettiğim için vermesini istiyorum?.  Der.

Ve son vasiyetini ağabeyine söyler Osman; ‘’ Bir gün haklarımızı verirlerse gazilik nişanımı mutlaka mezar taşıma koy.’’

Henüz 21 yaşında olan Osman Aslan Açık öğretim fakültesine kaydını yaptırmış, umutları, hayalleri, geleceği olan ve fakat yüksek devlet yetkililerinin uygun görmediği GAZİLİK ünvanı hayali ile göçüp gider bu dünyadan.

Osman Aslan GAZİ’dir.

Susar vicdanlar…

Susar …

Hangi dağlarda, hangi yollarda, hangi patlamalarda kalır hayalleri,

Hangi vicdanlarda, hangi makamlarda yücelir,

Hangi annenin kalbinde onarılmaz yaralar açar,

Hangi yüksek! Devlet kurumu!…belirler.

Yaşam ile ölüm arasında santim ölçen,  o onarılmaz yaralara değer biçen yaraların acısını kim dindirir.

Bir sokak arasında,  derme  çatma bir dernek te yapılan, hem de utanmadan gidilen toplantılarda mı.

Oysa ki baş tacı edilmesi gereken yiğit askerlerimizin, GAZİLİK mücadelesi utandırmalıdır.

Utanmalıdır! özgür yaşayanlar, rahat uyuyanlar,

Utanmalıdır! Meclisin koltuklarında oturan Milletin Vekilleri.

Özgürlüğümüzü, rahat yaşamımızı borçlu olduğumuz tüm GAZİLERİMİZ için kılını kıpırdatmayan  yetkililer adına utanarak …

Yüreğinden yara almış tüm GAZİLERİMİZE  sonsuz saygı ve sevgilerimle.

Osman Aslan GAZİ’dir.

Medya Siyaset
Ayşe Uçar

Ayşe Uçar

"Söz konusu vatansa,gerisi teferruattır diyen" Atatürkçü,Cumhuriyet kadını...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ