Alexa
Medya Siyaset

Osmanlı Dahiliye Nazırlığından İngiltere Başbakanlığına

Osmanlı Dahiliye Nazırlığından İngiltere Başbakanlığına

İngiltere’de Başbakanlık koltuğuna oturan Boris Johnson, Türkiye’de de bir anda gündeme oturdu. İngiltere Başbakanı’nın Türkiye’de bu denli tartışma konusu olması Türk kökenli olmasından kaynaklanıyor.

Boris Johnson, Osmanlı’da Maarif ve Dahiliye Nazırlığı yapmış, İttihat ve Terakki muhalifi, gerici Hürriyet ve İtilaf Partisi Genel Sekreteri, İngiliz mandasının önde gelen savunucularından, amansız bir Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Paşa düşmanı olan Ali Kemal’in torunu.

1867 yılında İstanbul’da doğan Ali Kemal, Çankırılı bir ailenin çocuğuydu. Öğrenim için gittiği Paris’ten döndüğünde İstanbul’da siyasi faaliyetlere girişmiş, bu sebeple 1889 yılında II. Abdülhamit tarafından Halep’e sürgün edilmişti. Sürgün cezası kalktıktan sonra İstanbul’a dönen Ali Kemal, buradan Avrupa’ya giderek İkdam Gazetesine yazılar yollamaya başladı. (1)

1908 yılında yurda geri dönen Ali Kemal, PeyamGazetesinde yazmaya başlamış, daha sonra Ermeni patrikhanesinin ve Ermenistan’ın güdümünde çıkan Sabah Gazetesi ile birleşerek Peyam-ı Sabah Gazetesini çıkartmaya başladı.

1919 yılında Damat Ferit Paşa kabinesinde Maarif ve Dahiliye Nazırlığı yapan Ali Kemal,hem siyasi faaliyetlerinde hem de başyazarlık yaptığı gazete köşelerinde Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Paşa aleyhtarı propaganda yürütmüştü.

MİLLİ MÜCADELEYE ÖLÜMÜNE DÜŞMAN BİR İNGİLİZ MUHİBBİ

Ali Kemal’in İttihat ve Terakki Cemiyetine olan muhalif tavrı, Milli Mücadele’ye de muhalif olmasına zemin hazırlamıştı. Onun gözünde Ankara’da kurulan meclis ve ordu, bir İttihatçı yapılanmaydı. İttihat ve Terakki önderlerinin yurdu terk etmesinden sonra doğan boşluğu Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının doldurduğuna inanan Ali Kemal, savaş sonuna kadar muhalefetini sürdürdü. Öyle ki, Peyam-ı Sabah Gazetesindeki köşesinden bu durumu şöyle ifade ediyordu :
“…Onlar süzüldüler, söndüler, gitdiler, bu sefer de Mustafa Kemaller, Fethiler, hülasa aynı herifin ikinci derecedeki erkan-ı kiramı meydanı istila ettiler, hayale sığmaz, tekrimlere mazhar oldular, niçin ? Ne oldu ? Hakikaten bu devleti ûlâ, bu milleti ihya mı etdiler; Harb-i Umuminin intac eylediği bütün o zararlarımızdan, o zayiatımızdan kurtulduk mu? Bu kahramanlar vaadlerini ittihaz eylediler mi ? Düşmanı denize dökdüler mi? Ne gezer ? Bilakis onların seyyi’eleriyle, hatalarıyla, su’-i siyasetleriyle değilmidir ki, halimiz gittikçe daha perişan oldu.”  (2)

(Yazı Görselden Sonra Devam Ediyor)


 

Kısa süre bulunduğu Dahiliye Nazırlığı ( İçişleri Bakanlığı ) boyunca yayımladığı genelgeler ile Anadolu’da bulunan Vali ve kumandanları Mustafa Kemal’e biat etmemeye, emirlerini yerine getirmemeye davet eden Ali Kemal, 23 Haziran 1919 günü 84 sayılı genelgesinde şunları söylüyordu :

“Mustafa Kemal Paşa büyük bir asker olmakla birlikte, bugünün siyasasını o derece bilmediği için, olağanüstü yurtseverlik ve çaba gösterdiği halde, yeni görevinde hiç başarılı olamadı. İngiliz olağanüstü temsilcisinin isteği ve üstelemesi üzerine görevinden alındı ve alındıktan sonra yaptıkları ve yazdıkları ile de bu kusurlarını daha çok açığa vurdu. (3)

Mustafa Kemal’in başarısız bir asker olduğunu, günün siyasetinden anlamadığını iddia eden Ali Kemal, Mustafa Kemal’in görevden alınmasının İngilizlerin isteği ve ısrarı üzerine gerçekleştiğini itiraf ederek Osmanlı Hükümetinin düştüğü aciz durumu gözler önüne seriyordu.

Aynı genelgede Kuvayi Milliye hareketini ve işgallere direnen Reddi İlhak cemiyetlerini de Müslüman halkı haksız yere kırdıran ve halkı haraca kesen teşkilatlar olarak niteliyordu.

Reddi İlhak dernekleri gibi, Karesi ve Aydın dolaylarında Müslüman halkı haksız yere kırdırmaktan ve böyle bir durumdan yararlanarak halkı haraca kesmekten başka bir iş görmeyen…”

Çektiği telgrafların, yayımladığı genelgelerin Anadolu üzerinde tesiri olmadığını, Anadolu’nun bütün varlığı ile Mustafa Kemal Paşa’ya bağlı olduğunu gören Dahiliye Nazırı Ali Kemal, 22/23 Haziran 1919 tarihinde  Balıkesir mutasarrıflığına gönderdiği emirde halkı ve Balıkesir Kuvayi Milliye mensuplarını şu satırlarla tehdit ediyordu :

“Tarafımdan verilen açık talimata sizin ve arkadaşlarınızın uymaması, bu felaketlere sebep oldu. Defalarca söyledim. Ne kadar gaddarane ve haksızca olursa olsun, biz bu işgallere karşı haklarımızı ancak siyaseten savunabiliriz. Saflıkla, yahut aşırı hamiyetle gayrete kapılanları yeniden uyarırız. Harp ve darp ile bu müthiş davayı fasledecek vaziyette değiliz. Bu açık talimata aykırı hareket edenlerden hesap soracağım. “ (4)

Amasya Genelgesi’nin yayımlanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa’nın emirlerinin yerine getirilmemesini isteyen Ali Kemal, 26 Haziran 1919’da hükümetten çekilerek gazeteciliğe döndü.

Gazetecik hayatını da siyasi hayatı gibi Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Paşa karşıtlığı üzerine inşa eden Ali Kemal, köşesindeki şiddetli yazılarından birinde “Mustafa Kemal’ler, Ali Fuat’lar ve ötekileri buderece batıl içinde yüzdükleri için bu ülkeyi şimdi olduğugibi her felakete uğratabilirler. Onlar hiçbirfaydalı işeyaramazlar. Fakat hamdolsun sayıları azdır, öylelerini birvücudun hastalanmış uzuvları gibi kesip atmalı!”diyerek Milli Mücadele ve örgütleyicilerine karşı öfkesini kusuyordu. (5)

4 Eylül 1920 tarihli “Hulus ve Vüzuh” başlıklı yazısında Anadolu isyanını ( Milli Mücadele) bastırmanın yollarını şöyle izah ediyordu:

… bir yandan zorla bir yandan siyasî tedbirlerle bu taşkın selin önünüalmaktır. Devletlerle görüşmelere girişilir. O gaddarların(Kuvay-ı Milliye) zulümlerinden bağrı yanan ahaliyle samimigörüşmeler yapılır. Yunanlılarla yaptıkları çarpışmalardanbelli olduğu gibi esasen bir kuvvete malik olmayan, sırfşarlatanlık ve şaklabanlıkla dolapları döndüren o isyancılaritaat altına alınabilir. Neden şimdiye kadar böyle yapılamadı?”

8 Ekim 1920 tarihli Peyam Gazetesinde çıkan bir haberde, Ankara’dan dönen bir yabancının Kuvayi Milliye ile ilgili izlenimleri yayımlanıyor. Türk Milli Mücadelesini aşağılamak ve halkın Kuvayi Milliye çatısı altından toplanmasının önüne geçmek için yapılan bu kara propaganda, aslında Milli Mücadelenin ne zor şartlar altında, insanı hayrete düşürecek bir yoksulluğa rağmen yapıldığını ispatlıyor.

“Mustafa Kemal askerlerinin moralleri pek düşük, teçhizatları pek noksanşevk ve gayretleri hemen hiç yok, taşıtlarıise çocuk oyuncağı gibidir.Gerçi birkaç kamyonları var, ama hepsi kullanılmaz halde. Motorları bozuldu mu bir daha tamir edilmiyor. Benzinve yedek parça yok. Ancak mandaları var, buzavallı aç, zayıfhayvanlar bozuk yollarda ancak iki atımlık cephanesi olantopları zorlukla çekiyorlar. Askerlerin elbiseleri tarife sığmaz. Her birinin kıyafeti başka, üniforma meraklısı olanlar,sivil elbise üzerine asker düğmesidikiyorlar. Çoğu yalınayak yürüyor, halbuki kış… Anadolu’ya kış geliyor!”

Kış geçti, Anadolu’ya zafer getirdi. Ali Kemal Türk ordusunun İzmir’e girişinden sonra yazılarında yumuşamaya gitse de Mustafa Kemal Paşa’ya olan mesafesini ve husumetini muhafaza etti.

Milli Mücadele karşıtı yazıları, Dahiliye Nazırlığı sırasında Kuvayi Milliye faaliyetlerini engellemeye çalışması gibi sebeplerden dolayı Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılanmak üzere Ankara’ya getirilmesi istendi.

Beyoğlu’nda Cercled’Orient altındaki berberde traşolurken, Komiser Cemil ve arkadaşları tarafından tutuklanarak İzmit körfezine kaçırıldı. İzmit’te bulunan Nurettin Paşa’nın emri ile Necip Ali tarafından sorgulanan Ali Kemal, Paşa’nın huzuruna çıkarılmıştı. Nurettin Paşa’nın çadırından çıkan Ali Kemal, halk ve askerlerin taşlı sopalı linç girişimine maruz kalarak feci şekilde hayatını kaybetmişti. Lozan görüşmelerine giden İsmet Paşa, İzmit’e geldiği vakit Ali Kemal’in paramparça edişmiş cesedini görmüş ve bu durum üzerine Nurettin Paşa’ya ağzına geleni sayarak durumu onaylamadığını, Ali Kemal’in yargılanmak üzere getirtildiğini söylemişti. (6) Mustafa Kemal Paşa’nın da bu durumu tasvip etmediği aşikardır.

Ali Kemal’in hayatı ibretle izlenmelidir. Şahsi kanaatim onun hain olmaktan ziyade mensup olduğu milleti tanımaması daha büyük bir gaflettir. Türk Milletinin en zor şartların altından kalkabileceğini öngöremeyen, kurtuluşu yabancı boyunduruğu altında yaşamakta gören Ali Kemal, ihanetin içine bu sebeple düşmüştür.

Şimdi torunu İngiltere Başbakanı oldu.

İngiliz mandası uğruna canını veren Ali Kemal’e borçlarını mı ödediler dersiniz ?

KAYNAKLAR
1. Necati Fahrettin Taş – Nurettin Paşa
2. Bülent Çukurova- Büyük Taarruz Günlerinde Ali Kemal ve Siyasi Görüşleri
3. Mustafa Kemal Atatürk – Nutuk
4. Şevket Süreyya Aydemir- Tek Adam cilt II
5. Adnan Giz- Kurtuluş Savaşı’na Karşı Çıkan Gazete
6. Falih Rıfkı Atay- Çankaya 

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYBİLİRSİNİZ

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Cumhuriyet Tarihçisi. Medya Siyaset Tarih Danışmanı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ