Alexa
Medya Siyaset

Rahip Brunson Ve Mir`in İzinde İzmir – 1

Rahip Brunson Ve Mir`in İzinde İzmir – 1

Tanrı’nın Krallığı Yehova Tanrı tarafından kurulan gerçek bir yönetimdir. “Tanrı’nın krallığı” Kutsal Kitapta “göklerin krallığı” olarak da adlandırılır, çünkü gökte hüküm sürer (Markos 1:14, 15; Matta 4:17).

Bu krallık, insan yönetimlerine benzer özelliklere sahip olsa da onlardan her yönden üstündür.

Yöneticiler. Tanrı, Krallığın Kralı olarak İsa Mesih’i atamıştır ve ona dünyadaki herhangi bir yöneticinin sahip olabileceğinden daha fazla yetki vermiştir (Matta 28:18).

İsa bu gücünü sadece iyi şeyler için kullanır. O, güvenilir ve merhametli bir yönetici olduğunu zaten göstermiştir (Matta 4:23; Markos 1:40, 41; 6:31-34; Luka 7:11-17).

İsa Tanrı’nın yönlendirmesiyle tüm milletlerden, kendisiyle birlikte gökten “yeryüzü üzerinde krallar olarak hüküm sürecek” kişiler seçmiştir (Vahiy 5:9, 10).

Yönetim süresi. Bugünkü gelip geçici yönetimlerden farklı olarak Tanrı’nın Krallığı “asla yıkılmayacak” (Daniel 2:44).

Vatandaşlar. Tanrı’nın taleplerini yerine getiren herkes milliyeti ya da doğum yeri neresi olursa olsun Tanrı’nın Krallığının vatandaşı olabilir (Elçiler 10:34, 35).

Kanunlar. Tanrı’nın Krallığının kanunları (ya da emirleri) sadece yanlış davranışları önlemekle kalmaz. Vatandaşlarının ahlaksal standartlarını da yükseltir. Örneğin Kutsal Kitap şöyle der: “‘Tanrın Yehova’yı bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün zihninle seveceksin.’ Birinci ve en büyük emir budur. Buna benzeyen ikincisi ise, ‘Komşunu kendin gibi seveceksin’ emridir” (Matta 22:37-39).

Tanrı ve komşu sevgisi Krallığın vatandaşlarını başkalarının iyiliğini düşünerek hareket etmeye yöneltir.

Eğitim. Tanrı’nın Krallığı vatandaşları için yüksek standartlar belirlemekle kalmaz, onlara bu standartları nasıl karşılayacaklarını da öğretir (İşaya 48:17, 18).

Görev. Tanrı’nın Krallığı, yöneticilerini vatandaşlarının sırtından zengin etmez. Bunun yerine Tanrı’nın isteğini gerçekleştirecektir. Böylece, Tanrı’yı seven insanlar yeryüzündeki cennette sonsuza dek yaşayacaktır (İşaya 35:1, 5, 6; Matta 6:10; Vahiy 21:1-4).

Evangelistler böyle diyor . Ve yine evangelist siyonistler diyor ki ! ANADOLU TANRI İMPARATORLUĞU TOPRAKLARI .

Geçtiğimiz günlerin en büyük konusu Rahip Brunson üzerinden gargara yapan siyaset ve yaşadığımız gerçekler . Nereye gidiyoruz sorusuna cevap arayalım .

Yukarıda bahsettiğim satırlar biraz açıklayıcı olmuştur umarım . Gelmeye çalıştığım nokta 1905 yılında İngiltere tarafından iki yıl süreyle düzenlenen HEDEFLER konferansında alınmış olan kararların adım adım uygulanmasından ibarettir. Rahip Brunson sadece bir sembol .

İzmir , Yunan tarafından  işgal edilirken bunun sebebi anlatıldığı gibi değil. Tamamen dinsel retorik . İngiltere kraliçesinin , Yunan kralının kardeşi ile evlenmesi tesadüf değil . Atatürk tarafından mübadillerin özellikle batı Anadolu coğrafyasına yerleştirilmiş olması asla tesadüf değil . Herkes hamle yapıyor. Bizimkiler bugünlerde strateji yerine gargara yapmakla meşgul .

Meryem ana evi

Batı Anadolu’da İzmir yakınında ilk çağın önemli merkezlerinden Ephesos (Efes) şehrinin çevresinde bir tepede, Meryem Ana ‘nın son günlerini geçirdiği ve orada öldüğü öne sürülen tarihî bir kalıntı vardır. Bu inanışın nereden doğduğu ve nasıl bir gelişme gösterdiğinin ilginç hikâyesini anlatalım.

Bilindiği gibi Hıristiyanların evvelce Kitab-ı Mukaddes denilen, bugünse Kutsal Kitap olarak adlandırdığımız bir kitabı vardır. Esasında bu kitap 2 ana bölümden oluşur. Evvelce Ahd-i Atik denilen birinci kısım Tevrat’tır. Bu, Museviliğin çok eski tarihlerde meydana getirilen, çeşitli türden yazılarının bir araya toplanmasıyla ortaya çıkmış; içinde tarih, çeşitli edebiyat ürünleri, hikâyeler, efsaneler, hatta manzum parçaların yer aldığı bir kitaptır. Hıristiyanlar bu kitabın içindekileri, dinlerinin doğuşundan çok önce yazıldığı için onu önceden haber veren yazılar olarak görmekte ve kendi kutsal kitapları kabul etmektedirler. Ahd-i Cedid denilen ikinci büyük kısım ise doğrudan doğruya Hıristiyanlıkla ilgili yazılardan oluşur. 2. kitabın en başında 4 havari tarafından ayrı ayrı kaleme alınmış olan Hz. İsa’nın biyografisi yer almaktadır. Bunlara ‘4 İncil’ denilir. Havarilerden Lucas, İoannes, Matheus ve Marcus tarafından yazıldıklarına inanılan bu metinlerin bazı ayrılıkları vardır. Kitabın geri kalan kısmında ise ilk Hıristiyanlığa ait havarilerin bazı konuşmaları yer alır.

Tövbekâr bir hovardanın ettikleri 19. yüzyılın ilk yarısında çeşitli eserler veren ve Alman edebiyatında romantik akımın önde gelen temsilcilerinden olan Clemens Brentano (1778-1842), ansiklopedilerde verilen bilgiye göre “zengin hayal gücü ve eserlerinin olağanüstü müzikalitesiyle tanınır. Özel hayatı da Alman romantizmine özgü atmosferi yansıtır. İniş çıkışlarla dolu duygusal hayatı, değişken kişiliği ve ruh hali yüzünden tedirgin ve düzensiz bir yaşam sürmüştür. 1817’de ciddi bir ruhî bunalım geçirerek kendini Katolik gizemciliğine vermiş ve 6 yıl bir manastıra kapanmıştır”.

Edebiyata birçok eser kazandırmış olmakla beraber özel hayatının oldukça serbest ve hovardalıklarla geçtiği bilinir. Brentano yaşı ilerledikten sonra tövbekâr olmaya karar vermiş ve koyu bir Katolik olarak ömrünün bazı yıllarını manastırlarda geçirmeye başlamıştır. Bu sırada bir kadınlar manastırında bütün vücudu felçli olduğu için yatalak durumda hayatını sürdüren Anna Catherine Emmerich (1774-1824) ile karşılaşır. Anna bütünüyle cahil ve fakir bir Alman köylü kızıdır. Kimsesiz ve muhtaç durumda olduğu için kadınlar manastırına yerleştirilen Anna, felçli olarak hayatını sürdürmektedir.

Brentano, Meryem’in hayatını hayalinde gördüğünü söyleyen bu kadından hareketle Meryem’in hayat hikâyesini bildiren büyük bir kitap hazırlamaya girişir. Bu cahil köylü kızı gerçekten Meryem’in hayatını hayalinde görüyor muydu, yoksa Brentano tamamen kendi hayalinden yarattığı hikâyeyi onun ağzından dinliyormuş gibi mi yazıyordu? Tabiatıyla bunu açıkça ortaya koymak mümkün değildir.

Her hikaye bir planın stratejisini barındırır. Önümüzde ki hafta son kitabım roman tadında “ MÜHÜRLÜ VAGON “baskıdan çıkıyor .

Sağlıcakla kalın .. Ama bir ricam var.

  • RABITA UĞUR MUMCU`DAN SONRA
  • ATATÜRK `ÜN YASAKLANAN KİTABI
  • ATATÜRK VE CUMHURİYETE KUŞATMA – YAHUDA kitaplarını okuyunuz .

Sevgi ve saygıyla !

Atabey H.Hakkı Kahveci 

Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci

19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA ‘de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD ; Master düzeyinde Uluslararası ilişkiler ve Management eğitimi almıştır. Türkiye‘ye dönüşünden sonra TURİZM sektöründe uzun yıllar yurt içi ve yurt dışında Profesyonel GENEL MÜDÜR olarak görev yapmıştır. Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci – Yazar ve Stratejist olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. Parlamentohaber.com internet haber sitesi ve K2 Medya haber gurubunun MEDYA GURUP BAŞKANI olup; Özel Haber alanında ARAŞTIRMACI – GAZETECİLİK faaliyetine devam etmektedir. ANSAV STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI Başkan Yardımcılığı görevinin yanı sıra yayınlanmış üç tane kitabı ” Yüzyılın Hilesi Sandıktaki Hülle ; Yeşil Hücreler ; RABITA ‘Uğur Mumcu’dan sonra ” kitaplarının yazarıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ