Alexa
Medya Siyaset

Rasattepe’den Anıtkabir’e

Rasattepe’den Anıtkabir’e

Bugün, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından 6 sene kadar sonra 9 Ekim 1944’te Anıtkabir için yapılan temel atma töreninin yıl dönümü.

O törene Cumhurbaşkanı İnönü katılmamıştı. Başbakan Şükrü Saraçoğlu ve bakanlar ise katılmıştı. Temele ilk kazma vuran da Saraçoğlu oldu. Okumakta olduğunuz yazı ve gelecek 2 yazı Anıtkabir’in tarihi üzerine olacak. Bu yazıda 1944’ten 1953’e kadar süren Anıtkabir inşaatının öncesine, inşaat sürecine ve bazı tartışmalara değineceğim. Ancak belirtmem gerekiyor ki, 3 yazılık bu seri bittiğinde dahi pek çok ele alamadığım konu olacak.

Anıtkabir’in Yeri Konusu

Mustafa Kemal Atatürk vefatından bir süre önce vasiyetnamesini hazırlamıştı. Ancak vasiyetnamesi de dahil olmak üzere – bildiğimiz kadarıyla- “Ölümümden sonra gömülmek istediğim yer şurasıdır” şeklinde hiçbir yazılı beyanı olmadı. Bazı hatıratlarda,köşe yazılarında Atatürk’ün kendilerine Çankaya’ya gömülmek istediğini söylediği geçiyor. Ancak vasiyetnamesinde de, kendi el yazılarında da böyle bir isteğine rastlayamıyoruz. Rasattepe’yi de “anıt yapılmaya müsait” bir tepe olarak betimlediği de söylenilir ancak bu hususta da hatıratlar dışında elimizde yazılı belge yok.
Atatürk vefat ettikten sonra kabrinin yapılacağı yer konusunda ilk düşünülen yer Ankara oldu. Devrimleri ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Başkent’te nerenin olacağının kararlaştırılmasında tartışmalar olmuştur. Başlarda “Çankaya olsun” görüşünün baskın olduğunu görüyoruz(Örneğin Falih Rıfkı Atay). Diğer önerilerden bazıları ise Etnografya Müzesi, Karatepe, Ankara Kalesi, Bakanlıklar bölgesi, eski Ziraat Mektebi, Gençlik Parkı, Altındağ ve Gazi Orman Çiftliği olmuştur[1]. Rasattepe fikrini ise Trabzon Milletvekili Mithat Aydın, Anıtkabir Parti Grubu Komisyonu’na sunmuştu. Komisyondan sonra(Ankara Kalesi önerisi gibi yerlerle beraber) 1939’da CHP Meclis grup toplantısında görüşüldü ve Rasattepe kabul edildi. Şehrin gelişme yönüne uygunluğu ve o dönemde Ankara’nın her bölgesinden görülebilirliği dolayısıyla Rasattepe’nin seçildiği düşünülebilir.

Rasattepe’nin 1930’ların Sonundaki Durumu

Tepede bir meteoroloji istasyonu vardı. İsminin “rasat” kelimesinden gelmesi de bundandır. Rasattepe’ye halk arasında “Beştepeler” de denmekteydi. Hatta, Anıtkabir projesi için burası seçilmeseydi, bu bölgeye Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü binası yapılacaktı.[2]

Anıtkabir’de toprak düzeltmeleri yapılırken bu bölgede yer aldığı bilinen tümülüsler topraktan çıkarıldı, incelendi. Kazıyı Türk Tarih Kurumu yaptı. 1945’te yapılan bu kazılarda 2 tümülüs incelendi, 1967’de bu sefer ODTÜ öğretim üyelerince yapılan kazıda 2800 yıllık bir mezar ortaya çıkarıldı. Aynı zamanda çok sayıda tarihi eser de bulundu. ODTÜ’nün yaptığı 2.kazıda da Frig kraliyet ailesine mensup olduğu düşünülen bir kadın mezarı bulundu. [3] Kazılarda bulunan bu eserler Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde koruma altına alındı.[4]

Anıtkabir İçin Hangi Proje, Nasıl Seçildi?

Anıtkabir Uluslararası Serbest Proje Yarışması 1 Mart 1941’de başladı. 1 yıl sonra 2 Mart’ta başvuru süresi doldu. Anıtkabir Proje Yarışması Jüri Heyeti de çalışmalarını 21 Mart’ta tamamladı. Yarışmaya  49 proje katılmıştı ancak jüri heyeti tarafından talimatlara uymayan 2 projenin çıkarılmasıyla 47 proje değerlendirildi[5]. 27 tanesi yabancı isimlerin projesiydi.

Jüri heyeti, en sonunda 9, 25 ve 44 numaralı projeyi birincilik için önerdi. Alman Profesör Johannes Kruger’in ve İtalyan Profesör Arnoldo Foschini’nin de yer aldığı 3 eser arasından yarışmayı kazanan 25 numaralı projenin sahibi Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda oldu.

Anıtkabir İnşaatı Neden Uzun Sürdü?

Bunda birden çok sebep var. İlki, inşaat öncesi 5 yılın, inşaat esnasında 2 yılın Dünya Savaşı’na denk gelmesi. Yukarıda sözünü ettiğim yarışmaya dünya genelinden katılım, II.Dünya Savaşı dolayısıyla beklenen düzeyde olmadı. Ayrıca 2 yıllık kesişen sürede de, ülke savaşa girmemiş olmasına rağmen, savaş ekonomisi şartlarında yönetilmesi inşaatın uzamasında, gecikmesinde etkili olmuştur. Burada 1945 sonrasında da inşaatta yavaş gidişin olduğunu, bu konuda da tartışmaların olduğunu belirtmek gerekiyor. Örneğin DP’li Kemal Zeytinoğlu 1947’de yaptığı bir konuşmada, CHP’lilerin dediğinin aksine inşaatın ancak 1952-1953’te bitebileceğini söylemiştir[6].

Anıtkabir arazisi ve çevresinin kamulaştırılmasının uzun yıllara yayılması da bir sebep olarak sayılabilir. İlk olarak 1939’da, daha sonra da 1940’ta kamulaştırma yapılmıştır. Ancak bu çalışmalar yeterli gelmediği için daha sonra yine kamulaştırma işlemi yapılmıştı.
Anıtkabir’in inşaatı başladıktan sonra yapılan deprem-arazi araştırmaları da önemli bir sorun teşkil etti. Anıtkabir’de zemin etüdü çalışmaları 24 Ocak 1945’te yani inşaatın birinci aşamasının başlamasından birkaç ay sonra yapılmaya başlandı. Yapılan çalışmalar sonrasında Rasattepe’nin zemini deprem açısından riskli bulundu. 150 metre derinlikte yer alan kayalık bir zemin üzerinde kil tabakası üzerine yapılıyordu Anıtkabir. Yer tespiti esnasında bu testler yapılmadığı için başlanan projede değişikliklere neden oldu. Anıtkabir’in toprak zeminde yer alan temel yerine içi kemerli bölmelere ayrılmış büyük bir betonarme kısım üzerine yapılması kararlaştırıldı. Ayrıca toprak üzerindeki yükün azaltılması için hesaplar yapıldı[7].
İnşaat şirketleriyle, mimarlarla yaşanan hukuki sorunlar da dikkate değer bir sebeptir. Örneğin inşaatın ikinci kısmında yüklenici firmayla hükümet arasındaki anlaşmazlık dikkate değerdir.

İnşaatın Bitişi

Çevre düzenlemesi ve ağaçlandırma çalışmalarını Prof. Dr. Sadri Aran yönetti. İnşaatın son tarihi olan Kasım 1953’e kadar 43.925 fidan dikildi. Günümüzde ağaç sayısı 45.000’in üzerindedir.

 

Fotoğraf notu: Atatürk’ün naaşının getirileceği odanın inşaatından.

1950’de iktidar değişti ve Demokrat Parti başa geçti. Bu dönemin başlamasıyla DP’nin projedeki sorunlarla yakından ilgilendiği söylenebilir. 1953’e kadar yoğun çalışmayla Anıtkabir’in inşaatı bitirildi. Fakat 10 Kasım 1953’te tören yapıldığı güne yetişmeyen bazı detaylar(Freskler, mozaikler) da vardı.

10 Kasım 1953’ü ve o günün bir süre öncesini önümüzdeki yazıda yazacağım.

[1]: Kazım Öztürk, Türk Parlamento Tarihi, TBMM-IX.Dönem 1950-1954, TBMM Vakfı Yayınları,1998,1.Cilt s.1075
[2]: TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 6, İnikat 15, 25 Mayıs 1939, Cilt 2, s.187
[3]: Anıtkabir’in İnşası(1938-1953), Tunç Boran, AFT Yayınları, 1.Baskı, s.29
[4]: Radikal. com. tr, Anıtkabir’in Altındaki Tümülüs, 1 Ocak 2004
[5]: Arkitera. com, Anıtkabir’in Mimari Gerçekleri, Bahar Bayhan, 10 Kasım 2009
[6]: İnönü Döneminde Atatürk İmajı, Hilal İşçi Yiğit, Yeditepe Yayınları, 1.Baskı, s.99
[7]: Anıtkabir’in İnşası(1938-1953), Tunç Boran, AFT Yayınları, 1.Baskı, s.127

Doğukan Temizel

Doğukan Temizel

"1998'de İstanbul'da doğdum. İlköğretim ve lise eğitimimi Bakırköy'de tamamladım. Şu sıralar üniversitede hukuk öğrenimine devam ediyorum. 2011'den bu yana çeşitli internet sitelerinde yakın tarih üzerine köşe yazılarım yayınlanıyor."
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ