Alexa
Medya Siyaset

Sadakatten İhanete “ETHEM”

Atatürk’e alternatif kahraman yaratmak isteyenlerin, hain değil kahramandı diye debelenenlerin kimleri örnek aldığını gördünüz mü ?

Sadakatten İhanete “ETHEM”

Babası Kafkasya göçmeniydi. Bandırma’da zengin bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. 19 yaşında talimhanede staj görmüş, Balkan Harbinde Bakırköy Zabit okulunu bitirmişti.

Astsubay olarak terhis olduktan sonra Teşkilat-ı Mahsusa adına İran ve Irak’ta bulundu, yaralandı, evine döndü.

Emperyalizmin maşası Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e ayak basar basmaz dağlara çıktı, çetecilik faaliyetlerine başladı.

Bekir Sami Bey’in ve Rauf (Orbay) Bey’in 25 Mayıs 1919 tarihinde daveti üzerine  kardeşleri ile birlikte Milli Mücadele saflarına katıldı.
Poyraz Ağa ve Alaşehirli Mustafa  gibi çeteler ile birleşmişti. 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa tarafından Kuvayı Seyyare (Gezici Kuvvet) olarak adlandırılan kuvvetiyle gerek Yunan ordusuna gerekse içerdeki isyancılara karşı mücadele etmişti.
Anzavur, Yozgat, Bolu,Düzce-Adapazarı ayaklanmalarını  bastırmış ve 1921 başlarına kadar Ankara ve Ankara Hükümeti’ni korumuştu. Kuvayı Seyyare’nin gücünün artması üzerine Kütahya’da bir karargâh oluşturmayı uygun görmüştü.

***
Doğan Avcıoğlu Türk Ordusunun Kütaya’ya girişini anlatırken naklediyor :

”Genç bir  subay şöyle yazar: ‘Az kuvvetimize rağmen şehir halkının o günkü heyecanını hiç unutmam.Sokaklara fırlamış erkekler bize yalvarıyordu: ‘Aman bu eşkıyalar Yunan gavurundan daha zalimdir, aman bizi bunlardan koruyun’’.

Kütahya, keyfi toplanan vergilerden, çeteciliğe zorlanmaktan usanmıştı. Şehri esir almış çeteci kuvvetleri, Yunandan daha beter olarak nitelendiriyordu.

***

PARA İÇİN ÇOCUK KAÇIRAN (   KAHRAMAN ! ) ETHEM

Eşkıyalık günlerinde İzmir’de Cumaovası yakınındaki bir çiftliği basmıştı. Bu çiftliğin jandarma tarafından korunması emrini veren İzmir Valisi Rahmi Bey’in bulunduğu treni bombalama girişiminde bulunmuştu. Daha sonra da 12 Şubat 1919’da Rahmi Bey’in oğlunu kaçırıp 50.000 altın karşılığında serbest bırakmıştır.Anılarında bu olayı, “İşgalden önce Yunan tehlikesi belirdiği vakit, İzmir Valisi Rahmi Bey’den 50.000 lira almıştım!” şeklinde ifade etmiştir.
Para için çocuk kaçıran bir kahraman !

***
BAŞINA BUYRUK BİR ÇETECİ

 

Emri altında bulunan adamlarını donatmak, yanında tutmak için halktan düzensiz şekilde vergi talep etmeye başlamıştı. Emirlerine karşı gelindiği zaman, köyleri yakmaktan çekinmemişti.

Bolu ve Düzce isyanlarından sorumlu tuttuğu Sefer Bey ve arkadaşlarını Ankara’nın karşı çıkmasına rağmen idam etti. 12 kişiyi, ağabeyinin  başkanı olduğu sahte bir Harp Divanı’nda yargılayıp asmıştı.

Gözdağı vermek, gücünü ordu içinde hissetirmek adına Batı Cephesi Karargahına baskın düzenlemeye varacak kadar güç sarhoşuydu.

Orduya para ve asker sağlayan Uşak Müdafaa-i Hukuk Başkanı İbrahim Tahtakılıç, şöyle yakınıyordu: “Köylülerden topladığımız para, eşya, atları hep ona veriyoruz, sinilerle baklava gönderiyoruz, o yine kendisi toplamak istiyor, adamlarını göndererek, köylerden para, eşya ve asker toplamak hevesinden vazgeçmiyor, buyruğunu dinlemeyen köyleri de yaktırıyor. ”

Bu disiplinsiz hareketler artınca Bakanlar Kurulu 8 Kasım 1920’de 338 nolu kararla “halktan bağış toplanmasını” yasaklamıştı. Ayrıca, Batı cephesi birleştirilmiş Refet Bey ve İsmet Bey, Güney ve Batı cephesi komutanlıklarına atanarak bölgede düzenli ordunun kurulması çalışmalarına başlanmıştı.

***
Bütün bu karışıklığın hüküm sürdüğü sırada Yozgat civarında Çapanoğlu ayaklanması baş göstermişti.
Bu isyan Yunan ordusu ile mücadele eden Türk ordusu için çok büyük bir tehlikeydi. İsyana göz yumulursa bu ateş bütün Anadoluyu saracak kadar büyüyebilirdi.

Millet Meclisi ve paşalar Çerkez Ethem’in bu isyanı bastırması için kendisini görevlendirmişlerid. İkna etmesi zor olsa da kabul eden Çerkez Ethem 20 Haziranda Yozgat’a gitmek üzere hareket etti. Üç gün sonra ise Ethem’in kuvvetleri ve isyancılar arasında ilk çatışma gerçekleşti. Çarpışmalarda birçok isyancı öldürüldü fakat henüz büyük kuvvetlerle temasa geçilmemişti.  Daha sonra Arap-Seyfi Boğazında toplanan isyancılar Çerkez Ethem ve birlikleritarafından bozguna uğratıldı. “Bu sıralarda kuzeyden Refet Bey ve batıdan da Çolak İbrahim kuvvetlerinin isyancıları adeta çember içine almasıyla birlikte Yozgat isyanı, Ankara için tehlike olmaktan çıkarıldı.”
Ancak, Ethem’in Yozgat’ta başına buyruk davranması, halka zulmetmesi, vergi toplaması, Ankara Vali Vekili Yahya Galip’in kendisine teslimi ile onu cezalandırmak istemesi Ankara’yı kızdırdı.

TBMM tarafından 18 Eylül 1920 tarihinde kaçak askerlerin ve casusların yargılamasında İstiklal Mahkemelerini kurmuş olması, Çerkez Ethem ve kardeşleri tarafından kabul görmemişti. Askerlerin ve casusların eskiden olduğu gibi, birliklerin önünde infaz edilmesine devam edeceklerini bildirerek, mahkemeyi tanımadıklarını bildirmişlerdir.

Çerkez Ethem Yozgat ayaklanmasının bastırılmasından sonra, 1920 yılında Yozgat civarlarından asker toplamaya başlamış. Normalde asker toplama yetkisinin TBMM tarafından İçişleri Bakanlığına verilmesi yüzünden, İçişleri Bakanı Albay Refet Bele buna karşı çıkmıştır. Çerkez Ethem bunun karşılığında İçişleri Bakanına hakaret eden bir telgraf göndermiş ve Batı Cephesindeki asker toplama faaliyetini devam ettirmiştir. Eskişehir Karacaşehir’de kurulan müfrezeyi Kütahya’ya alarak, Cephe Komutanlığının denetiminde bırakmamıştır.

TBMM 9 Kasım 1920 tarihinde Batı Cephesi Komutanlığını iki bölüme ayırmış, ancak Çerkez Ethem ve kardeşleri bu karara karşı çıkmıştır. Buna sebep Çerkez Ethem’in Güney cephesi komutanı Albay Refet Bey’e  güvenmemesi, batı cephesinin eskiden olduğu gibi Albay İsmet Bey’in komutasında kalmasını istemesidir. Çerkez Ethem bu isteklerinde ısrarcı bir tutum sergilemiştir.

TBMM hükümetinin düzenli ordu kurma ve Milli Kuvvetlerin buna katılması kararına karşı çıkan Çerkez Ethem ve taraftarları, buna karşı olduğunu belirten davranışlar sergilemeleri ayaklanmanın başlamasında etkili olmuştur.

Düzenli ordunun kurulma kararı başkomutanlık yetkisinin yani ordunun sevk ve idaresinin TBMM hükümetine vermekteydi. Bu karara da karşı çıkılmıştır.

Düzenli ordu kurulması çalışmalarında, kuvvetlerin birbirinden ayırt edilebilmesi için, 1. Kuva-yi Seyyare adı verilmesi karara bağlanmıştır. Bu karara karşı çıkan Çerkez Ethem kuvvetlerine Umumi Kuva-yi Seyyare adını vermiştir. Kendisini de komutan olarak ilan etmiştir. Bu bağımsız komutanlık isteğinden kaynaklanmaktadır.

Bütün bu sebepler Çerkez Ethem’in isyana yelteneceğinin göstergesiydi.1920 yılının sonunda 20. Kolordu ve Komutanı Ali Fuat Paşa ile birlikte Gediz Muharebeleri‘ne katıldı ve TBMM kuvvetleri, Gediz‘i geri alarak, İzmir’in İşgali‘nden sonra ilk defa Yunanların işgal ettikleri bir bölgeden geri çekilmelerini sağladılar.

Gediz Muharebeleri‘nden sonra komuta kademesiyle yaşadığı anlaşmazlıklar ve düzenli ordu birliklerine katılmak istememesi yüzünden isyan etti.

***

Kardeş kanı dökülmesini istemeyen Ankara Hükümeti son bir Ethem’i uyarmak girişiminde bulundular.Bu amaçla 24 Aralık 1920’de 5 kişilik bir milletvekili heyeti (Celal Bey, Kılıç Ali, Eyüp Sabri, Vehbi Bey ve Reşit Bey) Atatürk’ün isteğiyle Kütahya’ya gönderilerek Ethem ve kardeşleriyle görüşmüştür. Ethem ve kardeşleri, birçok istekleri yanı sıra, Albay Refet Bey’in Güney Cephesi, Albay Fahrettin Bey’in de 12. Kolordu Komutanlığı’ndan alınmalarını istemişlerdir. Ethem’in dik başlılığını devam ettirdiği bu görüşmeden de bir sonuç alınamamıştır.

Bütün bu gelişmeler üzerine Ethem,  30 Aralık 1920’de Kütahya’dan ayrılıp birliklerini Gediz’de toplamış ve düzenli birliklerle çatışmaya hazırlanmıştır.
Geri dönüşü olmayan bir yol yol seçen Ethem, Ocak 1921’de Yunanlılarla görüşmelere başlamıştı.Bu amaçla Ethem, aynı zamanda yaveri olan Yüzbaşı Sami Bey’i, Yunanlılarla görüşmek için görevlendirmiştir. Uşak’taki Yunan kuvvetleri komutanlığına gönderilen Sami Bey, Yunanlılarla görüşüp anlaşmıştı.

2 Ocakta Bursa’daki Yunan kuvvetleri de İnönü bölgesine doğru hareket etmiştir.

3 Ocak 1921’de Batı ve Güney Cephesi birlikleri, Çerkez Ethem kuvvetleri üzerine yürümüştür. Düzenli birliklerin saldırısı üzerine Ethem, 5 Ocak’ta 400-500 kişilik bir kuvvetle Gediz’in 20 km kuzeyinde yer alan Kelbabut’a, kardeşleri de Simav’a çekilmişlerdir.

6 Ocak’ta ise Yunan kuvvetlerinin tamamı her yönden İnönü’ye saldırmışlardır. Bunun üzerine İsmet Paşa, Batı Cephesi birliklerinden oluşturduğu alaylarla Yunan birliklerini karşılamaya gitmiştir. Milli kuvvetlerin bir kısmı  Yunanlılarla çarpışmaya giderken bir kısmı da Ethem’le mücadele edecekti.

Ethem’in ve Yunanlıların saldırıları iç içe girmiş, Milli Ordu her taraftan ateş altında kalmıştı.
Öyle ki Yunan’a karşı kullanılacak toplar Ethem tarafından Milli Ordu üzerine çevrilmişti.
Bir millet hem kardeşi hem düşman ile aynı anda vuruşmak zorunda bırakılmıştı.
Ethem ve çetesi 17 Ocak tarihine kadar Türk ordusu ile dövüşmeye devam etti. Kayda değer bir başarı elde edemeyeceğini anlamış olacak ki sonunda Yunanlılara sığınmak zorunda kaldı.
Ankara İstiklal Mahkemesi, Yunanlılara sığınmış bulunan Ethem ve kardeşlerini vatana ihanet suçuyla yargılayarak 9 Mayıs 1921’de gıyaplarında idama mahkûm etti.Ayrıca Yüzellilikler ismiyle anılan ve ülkeye girmesi yasaklanan kişilerden oluşan listede yer aldı. Bunun üzerine önce Mısır’a sonra da Ürdün’e gitti.21 Eylül 1948 tarihinde Amman‘da vefat etti.

Atatürk Nutuk’ta Çerkez Ethem olayını anlatırken:

… Askerliği çapulculuk sanan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun suçsuz çocuklarım kurtulmalık dilenmek için dağlara kaldırma haydutluğu sanan; şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk yurdunu tedirgin eden ve Türk ulusunun Büyük Meclisi’ni kendileriyle uğraştıran utanmaz, kendini bilmez, saygısız ve herhangi bir düşmanın boğaz tokluğuna çalıştığını, uşaklığını yapacak kertede alçak ve aşağılık yaratılışlı olan bu kardeşleri ellerinde bütün kuvvetler ve kendilerini destekleyen düşmanlarla birlikte tepeleyip yola getirerek, devrim tarihimizde etkin bir örnek göstermek zorunlu görüldü.” demişti.

***

1. İnönü Savaşı’nın başladığı gün, 7 Ocak 1921’de, düzenli ordular iki ateş arasında kalmıştır; bir tarafta Yunan orduları, diğer tarafta ise Ethem’in kuvvetleri… “Ethem kuvvetleri, Birinci İnönü Savaşı süresince, 11 Ocak’tan 13 Ocak 1921 gece yarısına kadar geçen zaman içinde çok tehlikeli hallerin meydana gelmesine sebep oldular.”

Ya iki ateş arasında kalan ordu yenilseydi, Kurtuluş Savaşı başarısızlık ile sonuçlansaydı ?
Halimiz nice olurdu ?

Atatürk’e alternatif kahraman yaratmak isteyenlerin, hain değil kahramandı diye debelenenlerin kimleri örnek aldığını gördünüz mü ?
Bir tarihçi olarak olayları gerçeğe ve zamana bağlı kalarak naklettim.
Varın siz karar verin kimin hain, kimin kahraman olduğuna….

Kaynakça
1. Cemil Hakan Korkmaz,Kurtuluş Savaşının İkinci Cephesi İç İsyanlar,İstanbul 2008, s.165
2.İbrahim Sadi Öztürk,a.g.e.,s.53
3.Sinan Meydan, CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Cumhuriyet Tarihçisi. Medya Siyaset Tarih Danışmanı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Kesin belgelere ve bilgilere dayanan ve Çerkez Ethem ihanetini kanıtlayan tamamen somut ve nesnel, muhteşem ve mükemmel bir analiz ve sentez. Teşekkürler sevgili Ekin.

BİR YORUM YAZ