Alexa
Medya Siyaset

Saraylar mı itibar ? | Ayşe Uçar

Saraylar mı itibar ? | Ayşe Uçar

Saraylar…

İtibarı saraylaştıran hayatlar mı?

İdeallerini gerçekleştirenlerin halka adalet, refah, huzur getireceklerini söyleyerek seçilerek iktidara gelen demir yumrukların saraylarının itibarı!

Yazılı ve görsel medya susturulmuş, insanlara korku salınmış, sindirilmiş, sadece kendi propagandalarının yapıldığı yayınlara izin verilmiş, itibar kazanmak için her yola başvurulmuştu…

İçinde yaşayacağı sarayı için yolunun üstündeki yoksulların evleri, onların açlıkları, evsizlikleri, çocukları, perişan halleri göz ardı edilmiş, gözyaşlarına, yakarışlarına aldırış edilmeden yıkılmış ocakları, talan edilmiş hayatları, sırf itibar için.

Korku, nefret, direnme duygusu ve fakat çaresizlik içinde kıvranmaktan da nefret eden acılı bir halka rağmen itibar için saray!

İtibarlı sarayı için şehrin beşte birini yok etmiş, her ayrıntısı ile ilgilenmiş, sarayını yapmak için aldığı borçları tarlalarda köle gibi çalıştırdığı halka ödetmiş, üstelik aç bırakmış itibarlı.

Bu acıların ve sefaletin yaşandığı yer Romanya.

Karanlık dönemin itibarlı lideri Nikolay Çavuşesku

Mesela yaptığı bir yol var!

1968 de Ruslar Slovakya’ya  girince korkusundan ülkenin kuzeyi ile güneyi arasında ordusunun hızlı hareket edebilmesi  için yaptırdığı, halkın üzerinden kölelikten ödenen ağır fatura.

4.5 yıl

6 milyon kilo dinamit,

3.8 milyon m. Kare kesilen dağ,

38 can kaybı, ve tabi ki itibar için yapılan saray!

1100 oda, 12 katlı, 270 metreye, 240 metre iki yeraltı otopark, 1 milyon m² mermer, 480 şamdan, 1409 avize, 3500 ton kristal, 900.000 m³ ahşap, 200.000 m² yün halı ve binayı yapmak için yıkılan 19 Hristiyan, Ortodoks  kilise, 6 Sinagog, 3 Protestan kilisesi ve 30.000 ikametgah.

Yoksulluk içindeki halka rağmen itibar!

Kazandığı itibarın! sonu kurşuna dizilerek ölmek.

Bir de halkı ile itibar kazanıp, halkın gönlünde saraylar kuranlar vardır.

Kibre, makama, paranın gücüne kapılmadan, gönüllere taht kuran, gönlünde halka saraylar açan,

Halkı ile aynı aşı, aynı acıyı paylaşan, gönüllerin sultanı olan.

Türk’ e nasip olan Mustafa Kemal Atatürk var.

Stalin ve Gazi Mustafa Kemal

Stalin’in Sovyetler Birliği’nin başında olduğu dönemde Sovyetler in Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat Karahan’dı.  Sovyet Devrimi’nin yıl dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri,  anlamsız ve onur kırıcı bir demecinde aynen şunları söylüyordu;

‘’herkes bilsin ki, Rus milleti; Boğazlarla, Ardahan’ı ele geçirmekten asla vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davalarımı halletmiş olacağımızı şimdiden müjdeliyorum…’’

Aynı gece Ankara’da Sovyet Büyükelçiliği’nde de ihtilalin yıldönümü kutlamaları yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal, gece yarısına doğru Stalin’in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve emrediyor.

‘’ Arabaları hazırlayın gidiyorum.’’

‘’ Paşamız bu saatte nereye gidecekler?’’

‘’ Sovyetler Elçiliği’ne.’’ Ekibin etekleri tutuşur. Çünkü olayları kavrarlar, içlerinden birisi Gazi’ye:

‘’ Paşa Hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet başkanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?’’

‘’ Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları’’ diye cevap verir. Büyük önderimiz ve arabalar hazırlanır. Gazi ve ekibi Sovyet Elçiliğinin kapısına dayanır. Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada elçilikte bir balo vardır. Gazi kendisini karşılayan Büyükelçi Karakan’ı görünce:

‘’ Merhaba Karahan ‘’ der ve aynı sert ifadeyle devam eder:

‘’ Rahatsız etik ama sen benim şahsi dostumsun,  kusurumuza  bakmazsın.  Bir hususu esasında anlamaya geldim.’’

‘’ Emredin Sayın Başkan’’

‘’ Ajanstan öğrendiğime göre, Başbakanınız Stalin, Ardahan ile Boğazlar’ı istemiş, kararı katıymış…

Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer şeyler söylemiş. Tabii ki bu konuşmanın bir kopyası sende vardır. Getir bakalım şunu da işin aslını faslını iyi anlayım.’’

Stalin’in konuşması getirilir. Gazi metnin o kısmını yanındakilere kelime kelime tercüme ettirir. Konuşma ajanstan geçen metin ile aynıdır. Gazi sorar:

‘’ Karahan, elçiliğin telsizinden derhal Stalin’i bulduracaksın. Bu beyanatından vazgeçip geçmediğini sorduracaksın. Başbakanın tükürdüğünü yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap bu gece gelecek çünkü benim senin başbakanından daha önemli kararım var. İstediğim cevabı almadan elçiliğinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim.

Karahan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Gazi’nin söylediklerini aynen nakleder. Stalin’den gelen cevap büyük önderimizi tatmin eder çünkü cevapta aynen şöyle söylemektedir:

‘’ Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlar ileArdahan’ı almak gibi bir arzusu kesinlikle yoktur…’’

Gazi cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karahan’a hitaben;

‘’Karahan seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz, istersen iltica et’’ Karahan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir telgrafla geri çağırıldığını açıklayarak:

‘’Teşekkür ederim. Sizi tanımış olmam bile yeterlidir. Ancak memleketinizdeki görevim sona ermiştir. Yarın hareket edeceğim.

Gazi fazla ısrar etmez ve Çankaya’ya döner. On gün sonra şöyle bir haber gelir. Sovyetler Birliği’nin eski Büyükelçisi Karahan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir.

İtibar, öyle kafa tutarak değil, akıllı politika uygulayarak vatan sevgisi ile haklın sevgisi ile kazanılır.

İtibarlı olmak için Çavuşesku’nun sarayı gibi bir saraya sahip olmamalı,

Elinde Kur’an boynunda Yahudi cesaret madalyası olmamalı,

Vatan millet edaları takınıp, Türk toprağından türbe kaçırmamalı,

Sokaklarında aç yaşlı, aç çocuk olmamalı,

Askerinin başına çuval geçirilmemeli,

Peygamber ocağına emanet, annesinin kınalı kuzusu yakılmamalı,

Devletin kurumlarına bilmem kimin cemaati sızmamalı,

Borcunu onur bilen vatan evladı işsizlikten intihar etmemeli,

Bulunduğu makamın kurucusuna küfür edenleri makam sarayında ağırlamamalı,

Kumpas olan bir davanın savcısı olmamalı,

Bölücülük görevi üstlenen birisi ile önce gurur duyup,  sonra kafa tutarmış gibi yapmamalı,

‘’Burası bir hukuk devletidir’’, deyip, Anayasayı tanımıyorum dememeli,

Örnekleri çok elbette lakin, itibarın para ile değil yürek ile kazanılacağını bilmeli.

Mangal gibi yüreği, vatan için çarpan kalbi olmalı,

Vicdanı olmalı,

Halkıiçin cesareti, siyaset için öngörüsü olmalı,

Tüm bunların olması için, önce insan olmalı,

İnsan, itibarlı olmalı,

İtibarı ile dünya lideri, dünya liderliği ile itibarlı olmalı.

En çokta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmalı.

Atam ile kalın Atam evlatları, vatan evlatları.

 

Ayşe Uçar

Ayşe Uçar

"Söz konusu vatansa,gerisi teferruattır diyen" Atatürkçü,Cumhuriyet kadını...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ