Alexa
Medya Siyaset

Seçim Değil Dayatma

Seçim Değil Dayatma

Önce kavramlarda anlaşmamız gerekiyor. Mevcut sistem demokrasi değil. Demokrasi gibi yutturulan OHAL ile tek adamın yönettiği, hesap verilmeyen, sorulmayan ve sorumluğu olmayan keyfi otoriter bir sistem.

Böyle bir sistemde demokrasi süsü verilerek seçime gidiliyor.

Ne seçimi?

Kendimizi aldatmayalım.

Reis ne ders o oluyor.

Ne TBMM kararı ne şu ne bu. Reis ol dedi oldu. Hem bu; seçim olamaz ancak dayatma olur. Çünkü seçim demokratik ve özgür ortamda belli kurallara göre yapılır. Kural var mı yok, demokrasi var mı yok, özgür ortam var mı yok, hukuk var mı yok. Peki ne var? Örfi idare var, dayatma var. Kendimizi avutmayalım. Ülkeyi bu hale getiren bir kısım oy verenler, bu işte başka kimsenin suçu yok. Aldandım diyene tekrar aldanması ve aldatılması için oy vermeye devam edenler. İşin kolayı siyasileri suçlayarak işin içinden çıkılamaz. Ve sonuçta araba tosladı, hem öyle bir tosladı ki burnumuzun ucunu göremez olduk.

Kısaca gelişmelere özet olarak göz atalım. İç barış yok edildi. OHAL baskısı ile kimse ses çıkaramıyor. Güvenliği sağladık deniliyor. Terör kaç sefer bitti dendi. Her bitti deyiş yeni bir teröre neden oldu. Suriye müdahalesi, hesapsız, öngörüsüz siyaset Türkiye’yi çıkmaz sokağa sürükledi. Savaş demek harcama demek, sığınmacı demek harcama demek. 3.5 milyon Suriyeli var, 1.5 milyon Afgan göçmeni sınıra dayanmış durumda sığınmacı ve göçmenlerin maliyetinin ne olacağı hesap edilemiyor. Hesapsız, kitapsız ekonomik politikalar, lüks harcamalar, yatırımlar, devlet giderlerinin frenlenememesi, her geçen gün artması. Şatafatlı, lüks yaşam, üç değil beş değil onlarca uçak, sayısız makam arabaları ve diğerleri hepsi bütçeyi kemirdi. Borç bulunulan dönemler de halk borçların alınması ve ödenmesinden fazla etkilenmedi. Kişi başı gelir 10 bin dolara kadar çıktı. Finans kaynakları, komşular, dostlar, müttefikler ile sürekli didişme, bozuşma itibar kaybetmeye neden olduğu gibi Türkiye’nin prestij ve kredilibitesine de çok zarar verdi.

Artık borçlar dönmüyor. Enflasyon ve döviz artışı durdurulamıyor. Son 15 yılda Türkiye’nin dış borcu 3.5 kat artış gösterdi. Özel sektörün uzun vadeli 220.6 milyar, kısa vadeli 18.8 milyar döviz borcu var. Bunu acilen bulup ödemesi gerekiyor. Döviz neden yükseliyor sorusunun cevabı burada yatıyor. Durun bitmedi. Devlet 200 ün üzerinde yap işlet devret projesi gerçekleştirdi.500 milyar doların üzerinde bu projeler için devlet garantisi var. Şirketler bu borçlarını ödeyemez duruma gelirse borç yükü hazineye binecek. Sonucu ne olacak?. Büyüdük ama nasıl büyüdük? Borçla büyüdük, öz varlığımızla değil. Borçlar ise ödenmek üzere gün sayıyor. Aldığımız borçları, sattığımız özvarlıklarımızı toprağa gömdük veya yolsuzluklara feda ettik. Son zamanlarda dövizin oynaklığının etkileri kısa zamanda bize dönecek. En basiti akaryakıta yapılan zamlar Antalya’da 1 lira olan domatesi tüketici beş katı fazlasına yiyecek. Maliye politikası yanlış, ekonomi politikası yanlış, tarım politikası yanlış. Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye. Devede demiş ki nerem doğru ki.

Evet doğru politikamız var mı? Krizin dibi henüz görünmedi, önümüzdeki aylarda görünecek. Bu nedenle dip görünmeden siyasi iktidar baskın seçim kararı aldı. Neden aldı aşağıda kısaca anlatacağım. Döviz borçları ödenemez durumda, Türkiye borç bulamıyor. Elde kalan öz varlıkları yok pahasına satarak kısa vadeli borçları karşılama yoluna gidiyor. Yani maliye çökmüş. İşsiz genç nüfusun % 25’ini meydana getiriyor. Mutlu azınlık ve yandaş dışında halk fakirleşti. Dar gelirli açlık sınırında yaşıyor. Bütün bunları aşmak için köklü kararlar almak gerekiyor. Nedir köklü kararlar? İçte halkın elinde bulunan toplamda 207 milyar tutarındaki dövizi ekonomiye katmak için sabit kura geçmek. Varlık vergisi ihdas etmek. Evi, arabası, bankada parası, yatı, katı, arsası olanlardan varlık vergisi almak. Emekli ve memur maaşlarının ödenmemesi veya maaşların yarıya indirilmesi gibi tedbirler var. Para değer kaybedecek. 25 milyar tutan sosyal yardımlar kaldırılacak vesaire vesaire. Siyasi iktidar bu risklere girip düşünülenleri ve teklif edilenleri uygulamaya koyarsa 2019 seçimlerinde kazanamayacağını çok iyi biliyor. Bu bağlamda çıkar yol baskın seçim. Baskın seçim kararı bu nedenlerle alındı.

Gerçek olan şu ki siyasi iktidar seçimi kaybederse hangi parti gelirse gelsin çok acı bir reçete uygulamak zorunda. Acı reçete iktidardan düşenlerin işine gelecek. Bize oy verseydiniz bunlar olmayacaktı, bu iktidar beceriksiz ve benzeri söylemlerle yeni seçilen iktidarı seçime zorlayacak. Bu zorlama fazla uzun sürmeyecek ve yapılacak erken seçimle çoğunluklu olarak iktidara gelecek. Seçeneklerden biri bu. İkincisi ise tekrar güven tazelerse önünde 4 yıl gibi bir süre olacak ve ilk 2 yılda acı reçeteye işlerlik kazandıracak 4. cü yılda halk biraz nefes alacak, en iyisi bunlarmış denilerek bulunmaz bursa kumaşı olacaklar.

İktidara talip olan siyasi partilerin çok iyi ve inandırıcı plan ve programlarının olması gerekir. Acı reçeteyi, Türkiye’nin düştüğü durumu çok iyi anlatması ve halkın desteğini alarak yönetime talip olması kaçınılmaz. Halka bütün bu kötü tabloyu en ince detayına kadar anlatarak, destek bulmak zorunda. Aksi halde bu seçimde de iktidar değişmezse Türkiye bu iktidardan kurtulma şansını bir daha yakalayamaz. Önce demokrasi, hak, hukuk, adil paylaşım, özgürlük ve benzeri söylemlere halkımız susamış vaziyette. Yeter ki muhalefet bu konularda halkı inandırsın, hiç sorun yaşamaz ve destek görür. Halkımızda artık tekkeyi önüne koyup düşünmek zorunda. Kaybedecekleri imkanları yukarda belirttik, eğer eski kazanımlarını elde etmek istiyorsa ‘’Yeter söz seçmenin’’ diyebilmelidir.

AZRAİL Ecel gelmiş can gider

Hasta yatağında Azrail’i baş ucunda gören mefta canı alınmadan önce Azrail’e çıkışır. Neden önceden geleceğini söylemedin?. Ben hazırlık yapacaktım. Azrail: Önce gözlerine katarakt indi, sonra görmen zayıfladı, arkasından dişlerin birer birer döküldü, saçların önce beyazladı sonra döküldü, unutkanlık başlası, İki basamaklı merdiveni çıkamadın. Bu yatağa sedye ile getirildin. Bunlardan daha iyi haber verme olur mu?. Mesajlarımı hiç anlamamışsın. Hiç mızmızlanma hadi bakıyım gidiyoruz.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Yurdun ve ulusun bilinçli veya bilinçsiz olarak itilmiş bulundukları ekonomik, politik, ideolojik, sosyal, hukuki ve ahlaki krizi, felakaketi ve yıkımı tamamen nesnel ve somut, derin bilimsel ve gerçek vatansever bir yaklaşımla tasvir eden ve çıkış yolu öneren MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir analiz ve sentez. En candan tebrikler sayın Bahattin AYHAN. Sağolun varolun.

BİR YORUM YAZ