Alexa
DOLAR
8,0659
EURO
9,6646
ALTIN
459,31
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Mevzi Sağanak
22°C
İzmir
22°C
Mevzi Sağanak
Cumartesi Çok Bulutlu
28°C
Pazar Sağanak Yağışlı
24°C
Pazartesi Gök Gürültülü
29°C
Salı Gök Gürültülü
20°C

Selam Olsun Göğün Yarısına

Selam Olsun Göğün Yarısına

“Ve kadınlar,
Bizim kadınlarımız:
Korkunç ve mübarek elleri
İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle,
Anamız, avradımız, yârimiz.
Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen.
Ve soframızdaki yeri
Öküzümüzden sonra gelen…”

 Kadının içinde bulunduğu durum ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Nazım Hikmet’in ‘kadınlarımız ’ şiirinden alınan ve insana zamanın içinde yolculuk yaptıran;derin, güçlü ve etkili dizeler.

Gün geçmiyor ki kadına yönelik şiddet, taciz ve cinayet olaylarıyla kahrolmayalım. Gün geçmiyor ki çocuklara yönelik istismar, taciz olaylarıyla yüreklerimiz dağlanmasın. İnsanlığın erişi düzeyi dikkate alındığında azalması gereken, ancak artan bu ilkel eğilimlerin sebebi nedir?

İnsanlığın toplumsal süreçlerinden biri göçebe hayattan yerleşik hayata geçmek olmuştur. Yerleşik hayata geçiş sürecinde dinler rehberdir ve en önemli öncelik yaşanan yurdun korunmasıdır. Bu koruma güce dayalı bir yapı benimsenerek gerçekleştirilmiştir.  Yani düşmanla savaşarak ve cihat kültürüyle, yayılmacı bir ordu devleti oluşturarak! Böyle eril bir yapıda kadına cariye rolü biçildi ve o hareme kapatıldı. Erkek erkeğe sohbetlerde ona sofrada yer verilmedi ve o çarşafa mahkûm edildi.

Değişim kaçınılmazdır. Ancak kadının bugününe baktığımızda toplumda ikincil statüsü devam eden, ezilen, baskı gören, çalışıyor olsa dahi eve geldiğinde evin işlerini yapmak zorunda olma konumunu sürdürdüğü görülmektedir.Değişimin yavaş olduğu ve hatta zaman zaman yönünün negatif olabildiği ülkemizde şiirdir geçmişi günümüze ve günümüzü geleceğe taşıyan.Şimdi de Mehmet Emin Yurdakul’a kulak verelim:

“-Ne o bacı?
– Ot yiyoruz, n’olacak! ..
-Tarlan yok mu?
– Ne öküz var, ne toprak…
Bugüne dek ırgat gibi didindim;
Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,
Bundan sonra…”

Devam eder ‘Anadolu’ şiirinin dizeleri ve şairin değişmeyene isyanı belirir sonra ve şöyle akar satırlara:

“…Ne vakte dek bu acıklı sefalet,
Bu viranlık, bu inilti, bu kaygu?
Ne vakte dek bu uğursuz cehalet.
Bu taassup, bu görenek, bu uyku?”

İşte haksızlıkların direnişlere dönüşmesidir kadınlar gününün temeli. Bir başkaldırı, bir dik duruş ve insanca yaşama kavgasının belirginleşmesidir.

Orta doğu coğrafyası dünya coğrafyasında stratejik önemi dolayısıyla egemen güçlerin sürekli satranç oynadığı bir coğrafyadır ve bu coğrafyada oyunu amaca ulaştıracak her şey mubahtır.  Kültür, din, ırk, cinsiyet ve benzeri her şey amaç doğrultusunda kullanılır.Yani hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir. Bu yüzden bu coğrafyada yaşamak, hele kadın olarak yaşamak çok ama çok zordur.

Hele bir de kendi olma gayreti içinde olmak! İşte o zaman yaşanan acılar duygulara ve satırlara sığmayacak kadar derinleşir ve isyana dönüşür.

“Ve bu benim
Yalnız bir kadın
Soğuk bir mevsimin eşiğinde,
Yeryüzünün kirlenmiş varlığını anlamanın başlangıcında
Ve gökyüzünün yalın ve hüzünlü umutsuzluğu
Ve bu beton ellerin güçsüzlüğü…”

İran’lı kadın şair Furuğ Ferruhzad’ın “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” şiiri böyle başlar. Ona göre sanatın işi insanın varlığını açıklamaktır.O ataerkil bir toplumda kendisi olmaya çalışan ve bunun için mücadele eden devrimci bir kadındır.  O oluşturulan duvarlara rağmen, onu kadın kimliğine mahkûm edip suçlayan, cezalandırmak isteyen eril anlayışa rağmen mücadelesini yaşamı boyunca sürdürmüştür.

Devrimci kadın demişken böyle bir yazıda Milli Mücadelemizin devrimci kadınlarına değinmemek olmaz. Halide Edip, Nene Hatun, Kara Fatma, Binbaşı Emire Ayşe, Tayyar Rahmiye Hatun, Klavuz Hatice, Gül Hatun, Ayşe Kadın, Asker Saime ile Nazife Kadın, Küçük Nezahat ve adını sayamadığımız ve bilemediklerimiz…

“Selam olsun göğün yarısına!
Selam olsun kavganın gülen yüzüne
Selam olsun
Gül olana gül kokana.
Zalime zulme siper olana
Kadına
Emekçi kadına
Selam olsun…”

Evet, Ahmet Arif’in bu güzel dizeleri ne güzel anlatır devrimci kadını!

Selam olsun o cesur ve yürekli kadınlara ve Selam olsun Milli Mücadelemizin lider kadrosu ve isimsiz sayısız kahramanlarına…  Çünkü bütünlüktür karanlıkları aydınlığı çıkaran! Ve o bütünlük içinde bu güzel şiirleri yazan kocaman yürekli şairlere de selam olsun…

Ve o bütünlüğünün büyük destanı Milli Mücadelemiz ve sonrasında kurucu kadro tarafından modern bir ülke yaratma yolculuğunun aydınlık bakışına selam olsun. Onlar bütünü birlikte geliştirmediğimiz sürece yine emperyalizmin oyuncağı olacağımızı çok iyi gördüler ve Avrupa’nın birçok ülkesinden önce Türk kadınına, seçme ve seçilme hakkının verilmesini sağladılar. Türk kadını01 Mart 1935’te 18 kadın milletvekili ile TBMM’de yerini aldı.

Bu noktada bir veri ile şu anda neredeyiz sorusunu yanıtlamak isterim.  Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Cinsiyet Eşitliği 2020 Raporuna göre dünya ülkelerinin cinsiyet sıralamasında; İzlanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç ilk sıralarda bulunurken Türkiye 153 ülke arasında 130’uncu olmuştur (https://tr.euronews.com).Çağdaşlaşma adımlarını Avrupa’nın birçok ülkesinden önce atabilmiş bir ülkenin yeri burası olmamalıydı.

Kadını yok sayan, toplum dışına iten;  gericiliği,  yobazlığı dayatanlar, kadının adı var! Çünkü yok olup gidecek olan çağcıl olmaktan uzak kendi dışındakini eksik kabul eden anlayışlardır.

Biz Milli Mücadelede kadınlı, erkekli özgür ve bağımsız bir ulus olmayı başarabilmiş, aydınlanma devrimi ile bütün dünyaya model olabilmiş büyük bir milletiz. Elbette başaracağız!

Demokrasi, çağdaşlaşma ve insan hakları yolunda işimiz çok, yolumuz uzun!

Ahmet Arif’in dediği gibi; “Selam olsun kavganın gülen yüzüne…” O kavga kadının emeğinin hakkı, dayanışmanın onurlu duruşunun kavgasıdır. O kavga sevginin, umudun, barışın cesur ve yürekli sesidir. Kutlu olsun…

Yorumlar
  1. Birol Mataracı dedi ki:

    Bu özel günde emek verip adının kadınlar günü diye kutlanan gününüzü ,diğer bütün emekçi kadınlarımızın gününü cani gönülden kutlarım.
    Herzamanki bu güzel makale ,siz eğitim emekçileri temsilen hazırladığınız bu özel gününüz kutlu olsun.
    Siz kadınlar,bu dünyanın var olmasında ve olmasının devamında en önemli mihenk taşısısınız.iyiki varsınız,selam ve sevgiler

  2. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Bu en evrensel, özel ve güzel GÜNÜMÜZE adanmış ve BÜYÜLEYEN dizelerle süslenmiş MUHTEŞEM bir yazı. Kalbine, eline, diline ve kalemine sağlık sevgili Hatice. Sana da SELAM OLSUN. Ve kutlu olsun.