Alexa
DOLAR 7,9554
EURO 9,4516
ALTIN 460,874
BIST 1320,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17°C
Parçalı Bulutlu

Şimdi Sırası mı?

AKP iktidarı tarafından, şaibeli Anayasa referandumu ve seçimler sonrası ülkede, anayasa ve  yasalar fütursuzca çiğneniyor; Devlet, parti devletine dönüştürülmüş, kuvvetler ayrılığı yok edilmiş; Seçim ve referandum kampanyalarında iktidar tarafından kaynağı belli olmayan sınırsız para harcanıyor; bürokrasi (sivil, askeri, güvenlik) tümüyle iktidara çalışıyor; Devletin bütün alt yapı, ulaştırma ve mali olanakları iktidar tarafından kampanyalarda kullanılıyor; medya rehin ve denetim altına alınmış vaziyette, medya mensupları sudan gerekçelerle hapse atılıyor; sizin benim yani halkın vergisiyle çalışan devlet radyo-televizyonu iktidar borazanına dönüşmüş; OHAL ortamında siyasi şahsiyetler “terörist” olarak suçlanıp hapse atılıyor; toplumda en zayıf muhalif ses bile şiddetle bastırılıyor.

Anayasal gösteri (dolayısıyla propaganda) hakkı yok edilmiş; mülkiyet güvencesi kaldırılmış, KHK’larla, mahkeme kararı aranmaksızın  insanların mal varlıkların el konuluyor.

KHK’larla ve TBMM’de yapılan düzenlemelerle, iktidarın seçimi kaybetmesini imkansız kılacak yasal, idari, toplumsal tedbirler alınmış (seçmen kütükleri, sandık kurulları ve güvenliğinden, eli sopalı güruhlara yasal korumaya kadar çok çeşitli düzenlemeler); demokratik bir seçim ortamının oluşmasını sağlaması gereken yargı tümüyle yanlı ve bağımlı hale getirilmiş, Anayasa Mahkemesi, kendi içtihatlarını yok sayıyor, İmam hatipli olduğu için itildiğini kakıldığını söyleyebilen Yüksek Seçim Kurulu başkanı  açıkça kanunsuz karar alabiliyor.

Durum tam da bu haldeyken devleti kuran Cumhuriyet Halk Partisi ne yapıyor. Sen git ben oturayım kavgası yapıyor.

Parti içi iktidara talip olanlar, parti yönetiminin hangi tutum ve davranışını eleştirdiklerini kimse bilmiyor.

Yahut yukarı da saydığımız olumsuzluklar hakkında parti içi iktidarı ele geçirirlerse ne yapacakları ile tek kelime  söylemiyorlar. Onların bu durumu insanın aklına “Köy yanarken….” diye başlayan söylemi hatırlatıyor.

Bu partiye oy vermiş insanlarda aynen öyle düşünüyor ve lanetliyor.

Olay sen git ben geleyim kavgasından öteye gitmiyor. Cumhuriyet Halk Partisinde Lozan kahramanı İsmet Paşa bile Genel başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı. Ama o zaman kendisine muhalefet edenler, sen git ben geleyimden başka şeyler söylediler. Örneğin “CHP’de biat kültürü yoktur, CHP’liler kapıkulu değildir” “ Ne ezen ne ezilen, hakça bir düzen”, “toprak işleyenin su kullananın” gibi üstünden yıllar geçmesine rağmen hala bugün kullanılan bu sloganları ürettiler.

Bugün parti içi iktidar için mücadele edenler, sizin hiç böyle toplumda iz bırakan bir sözünüz var mı?

Maalesef yok.

Sizler mütedeyyin insanları da tanımıyorsunuz. Onların sizden istediği, kendilerine sempatik görünmek için “ Benim anam bacımda türbanlı” diyerek şov yapmanızı istemiyorlar.Senin namazın onları hiç ilgilendirmiyor.

Sizden sadece kendilerinin inançlarına saygı göstermenizi istiyor ve de bekliyor.

Son yıllarda parti içi iktidar mücadelesinde aranızda düşünceye dayanan ne gibi farklılık var bugüne kadar kimse duymadı.

Örneğin benim gibi partide köklü değişim isteyen Kemalistler, partinin kuruluş felsefesine geri dönülmesini, 6 okun, devrimcilik ilkemiz gereği, çağdaş  yorumunun yapılmasını istiyorlar. Bunu dillendiriyorlar.

Amerikalılardan telefon almakla övünmeyen, ya da ABD büyük elçisi ile görüşecek ise parti genel merkezinde alenen görüşen, nabza göre şerbet vermeyen bir yapının kurulmasını istiyorlar.

Şahin Mengü

Şahin Mengü

Siyasetçi, avukat. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Serbest avukatlık, Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterliği ve Türk Eğitim Derneği Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 23. Dönem CHP Manisa milletvekili.
Şahin Mengü Tüm Yazıları
YORUMLAR
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Mevcut siyasi,hukuki ve idari rejimin tam bilimsel bir analitik teşhiri ve CHP içindeki kayıkcı kavgasının tümüyle nesnel bir eleştirisi. Tebrikler sevgili Şahin MENGÜ.

  2. Fikret Güven dedi ki:

    Şahin bey, Kılıçdaroğlu’nu en çok eleştirenlerdendiniz.Ama son yazılarınıza bakıyorum neredeyse kalsın diyeceksiniz. Anladığım İnce’nin olmasını istemiyorsunuz. Sorum şu, bu değişimin nedeni ne ve sizce kim olmalı?

    1. Şahin Mengü dedi ki:

      Sayın Güven bugünde Kılıçdaroğlu ve ekibinin değişmesi gerektiğini söylüyorum. Ama bu değişim partiyi eksenine oturtmak olmalı ideoloji tartışılmalı. Sen git ben geleyim partiye hiç bir katkısı olmaz. Saygılar.