Alexa
Medya Siyaset

Siyasetin Dili

Siyasetin Dili

Siyaset ciddi bir iştir.

Akıl ister, bilim ister, bilinç ister, özveri ister, sabır ister, uyum ister, çalışmak ister, ciddiyet ister, ahlak ister, karakter ister…

Halkla “dalga” geçmeyeceksin.

İnsanları “enayi” yerine koymayacaksın.

Aklın ermiyorsa soracaksın.

Sözün yoksa susacaksın

Beceremiyorsan duracaksın.

Baş edemiyorsan ayrılacaksın.

Patinaj yapmayacaksın.

Bir o yana, bir bu yana sallanmayacaksın.

Yaranmak için değil, hizmet için çalışacaksın.

***                       ***

Siyaset uzlaşmadır, anlaşmadır, kucaklaşmadır.

Düşmanı dost kılma sanatıdır.

Siyasetçi ayrıştırmaz, bölmez, ötekileştirmez.

Düşüncenin, düşünenlerin, yazanların, konuşanların önünü açar.

Sanatın, sanatçının elinden tutar.

Üreticiyi destekler, girişimciyi heveslendirir.

İşsize iş bulur, aşsıza aş verir.

Halkın malını çarçur etmez, edenin yakasına yapışır.

Varlığı paylaştırır, yokluğu üleştirir.

Halkı yokluk çekerken, kendi sefa sürmez.

Günü kurtarmaz, yarınları planlar.

Biz de öyle mi?

Dil bozuk, söylem kinci, tutum intikamcı.

Akşam başka, sabah başka söylem!

Söz bol, icraat kıt!

“Bizdense” sahiplen, değilse kov gitsin!

Eşe-dosta, hısım-akrabaya, yana-yandaşa “torpil” mubah, sana-bana “günah!”

Alkış tutana, para-pul-kredi-ihale kolaylığı, sana-bana nasihat!

***                       ***

Siyaset dünyamızın liderlerine bakıyorum; utanıyorum.

Koca, koca Genel Başkanların, onların yardımcılarının söylediklerini dinliyorum; kahroluyorum.

Demokrasinin “D” sini bilen, vefanın “V” sini hatırlayan yok!

Seçime değil, savaşa girer gibi konuşuyorlar!

“Hain” tartışması almış başını gidiyor.

Edebi, hayayı hatırlayan yok.

İncelik, kibarlık, duyarlılık dışlanmış!

Seviye yerlerde!

Baş eğilmiyor, yüz kızarmıyor, söz tutulmuyor.

Bağır bağır bağırılıyor, yalana yalan katılıyor!

Cepheleşme körükleniyor!

Habercimiz yanlı, yazarımız yandaş olmuş!

Televizyonlarda; sabah iktidarın adamı, öğlen iktidarın savunucusu, akşam iktidarın lideri!

Kendileri “ak kaşık”, karşısındakiler “şeytan!”

Güzel işler onlardan, kötü işler muhalefetten.

Bazen baş düşman ABD, AB gibi emperyalist devletler.

“Ey Amerika”, “ey Almanya”, “ey Fransa” çıkışı; sonrası gel Amerika, gel Almanya, gel Fransa tokalaşması.

Rahip Bronsun’u, Alman vatandaşı Deniz Yüce’yi anımsayın.

Bazen baş düşman “CE HA PE.”

“Niye?”

“ Çünkü CHP demek, çöp demekmiş, çukur demekmiş, çamur demekmiş.”

“CHP demek, yolsuzlukmuş, rüşvetmiş, yasakmış, yoklukmuş.”

“Millet birleşenleri, zillet birleşenleriymiş!”

Bu dil, hoş değil; bu söylem eleştiri sınırını zorluyor; ayrışmayı, çatışmayı ateşliyor.

Tabanı “hasım” ediyor, komşuyu komşusuna küstürüyor.

***                       ***

“Politikada hiçbir şey kazayla olmaz; Oluyorsa, öyle planlandığı için olmuştur” sözünü hatırlatıyorum.

İlkesizlik siyaseti sulandırır. Vicdansız siyaset insanı boğar.

Siyaset soylu bir iştir.

Gandi şöyle diyor; “Bizi yok edecekler şunlardır:

1-İlkesiz siyaset;

2-Vicdanı sonlayan eğlence;

3-Çalışmadan zenginlik;

4-Bilgili ama karaktersiz insanlar;

5- Ahlaktan yosun bir iş dünyası;

6-İnsan sevgisini alt plana atmış bilim;

7-Özveriden yoksun bir din anlayışı.

               ***                       ***

Ve büyük Atatürk bizi uyarıyor:

“Bir devlet kişisel görüşlerle yönetilemez. Devlet adamı kişisel arzularıyla devlet işini birbirine karıştırmaz. Hizmette hatıra, dostluğa, bakılmaz, millet macera aracı yapılamaz.

Ülkemiz bu yüzden buhranlar ve felaketler gördü. Kâh Avrupa’yı taklit etmek, kâh devlet işlerinin idaresini kişisel görüşlere göre düzenlemeye çalışmak, kâh Anayasa’yı bile kişisel ihtiraslara oyuncak etmek gibi pek acı sonuçları olan basiretsizliklere uğradı.

Oysa devlet işleri çocuk oyuncağı değildir. Bir devlet adamı; kendi insani duygularının tutsağı olarak devlet sorunlarını halledemez, o yetkiye sahip değildir. Çünkü ülke kimsenin malı, mülkü değildir.

Ülke ve millet işlerinde, hakiki işlerde duygu olmaz; hatıra, dostluğa bakılmaz.

Sorumlu bir mevkide bir siyasi adam sıfatıyla milletini idare edenler her şeyi milletleriyle beraber duymalıdır. Millet bireyleri kendilerine uyarıda bulunabilmeli, özveriler bekleyebilmelidir.

Milli bencilliğin devlet adamlarını körletmemesi yalnız kendi kuşağımız için değil, gelecek kuşaklar için de lazımdır.”

Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.

                              ***                                     ***

Halk için, devlet için, demokrasi için,  hak-hukuk-adalet için siyaset yapan siyasetçilerimize selam olsun. Sevgi ve saygı ile. 

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ