Alexa
DOLAR 7,9484
EURO 9,4966
ALTIN 462,394
BIST 1325,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17°C
Parçalı Bulutlu

Siyasi Parti Enflasyonu

Çıkış tam bağımsızlık ve Atatürk devrimlerinin tamamlanması ile olanaklıdır. Hiç şüphe yoktur ki,büyük Atatürk’ün milletin vicdanında sezdiği gelişme yeteneği yine son noktayı koyacaktır.

Siyasi Parti Enflasyonu
18.11.2020 - 20:30
A+
A-

Eksik olan, yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu herkes görüyor ve biliyor. Bu eksiklerle hiçbir zaman hayatın tam olamayacağını da herkes görüyor ve biliyor.

Sermayenin egemenliğinin oluşturduğu yeni dünya düzeninin insanlığı getirdiği yerdir burası ve burada en çok yaşanan şeyse umutsuzluktur.

Peki, yolunda gitmeyen şeyleri neden değiştiremiyoruz?

Bu soruyu yanıtlayabilmek için toplum siyaset ilişkisine bakmak yerinde olacaktır. Özellikle de teknolojideki gelişmeler ile hızlanan küreselleşme ve kapitalizmin yeniden yapılanmasının getirdiklerine bakmak lazım. Bu gelişmeler, her alanda olduğu gibi siyasi parti örgütlenmeleri üzerindeki oligarşik baskıyı daartırmıştır.

Toplayıcı/Herkeslik Partiler.

Siyasi partiler üzerindeki oligarşik baskı karşımıza, Alman siyaset bilimci Otto Kirchheimer’in alabileceği en yüksek oyu hedefleyen bir parti tipi olan  “Catch-all / Toplayıcı / Herkeslik”  partileri çıkarmaktadır.

Kirchheimer, ‘toplayıcı’ ya da ‘herkeslik’ partilerin örgütsel yapılarını şu şekilde sıralamıştır.

  • Üyeler seçmen ile lider arasında aracı değildir.
  • Üyeler lider seçiminde etkisizdir.
  • İletişim kitle iletişim araçları ile yürütülmektedir.
  • Parti gelirleri çıkar gruplarının bağışları ve devlet desteği ile karşılanmaktadır.
  • Kampanyalar örgüt tarafından değil, piyasa -sermaye- tarafından yürütülmektedir.

Ülkemizin bu sayılan özelliklerehiç de yabancı değildir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17.11.2020 tarihinde güncellenen‘faaliyette olan siyasi partiler’ listesinde99 siyasi parti bulunmaktadır. Bu partilerin 19’u 2020 yılında kurulmuştur. 2019 yılında 3, 2018 yılında 2 olan siyasi parti kurulumu, ne olmuştu dason bir yılda bu kadar çok artmıştı?Üstelik yeni partilerin kurulum aşamasında olduğu da bilinmektedir.

Bu durum Kirchheimer’in tezinihaklı kılmaktadır.Seçmen mevcut partilerden umudunu kestikçe, kararsız seçmen sayıları artmakta, kararsız seçmenlere göz diken partiler, “nabza göre şerbet verme” yarışını sürdürmektedirler…

 Kısır Bir Döngü!

Gerçek nedenden kopuk bu kısır döngü ülke sorunlarını daha da büyütmektedir.Yeni partilerin niceliksel olarak oluşturduğu büyüklük,niteliksel olarak benzeşmektedir. Bu benzeşme muhalefet boşluğunu derinleştirmektedir.

Dolayısıyla bu kısır döngünün oluşturduğu; ideolojik, düşünsel, ahlaki temellerden yoksun,bütün eğilimleri içinde barındıran, sermaye ve güç odaklarına yakın olmayı önceleyen, lidere mutlak itaati benimseyen partiler; halkı algı operasyonlarıyla, menfaat vaatleriyle konsolideetmeye çalışmaktadır.

Özetle Siyası partiler daha çok oy hedefine ulaşmak için ‘her yol mubah’ anlayışını benimsemektedir.

Seçmenler Oluşturulmuş Patronaj Sisteminin Kölesi Haline Getirilmiştir.

Bu yapıda seçmenin ölçütü verilenvaatlerin gerçekleşip gerçekleşmediğiyleilgilidir. Yapı tabanda ‘işini kotarmak’algısına dönüşmüş,seçmenler oluşturulmuş patronaj sisteminin kölesi haline getirilmiştir.

Oysa mevcut yapıda vaatlerin gerçekleştirilmesine çok az sayıda kişi karar vermekte ve verilen kararlarla imtiyazlı sınıflar oluşturmaktadır. Toplumunher kesiminde haksız, eşitsiz, adaletsiz ve liyakatsiz uygulamalar çoğalmakta, bunun doğal sonucu olarak da özgürlükler kısıtlanmakta, baskılar artırılmaktadır.  Zengin daha zenginleşirken, yoksul daha da yoksullaşmakta,yani kapitalizmin istedikleri gerçekleştirilmektedir.

Bu yapının toplumu değiştirip, dönüştüremeyeceği açıktır. Çünkü bu yapıda halk seçimden seçime oy kullanan bir araç, demokrasi ise amaca ulaştıranbir yol olarak görülmektedir.

Bu sancılı sürecin aşılması elbetteki algı yaratma peşinde olanların, korku siyaseti üretenlerin, laf ebeliği ile günü kurtarmak isteyenlerin değil, toplum için hizmet üretmeyi amaç edinenprojeleri olanların olacaktır.

Hizmet Odaklı Anlayış

Büyük Önderimiz Atatürk1 Kasım 1936 tarihinde, beşinci dönem, üçüncü yasama yılında meclis konuşmasında yapılan çalışmaları anlatmış ve sözlerini:“Sayın Milletvekilleri;Ağır ve önemli işleriniz size millet yolunda esaslı hizmetler hazırlamaktadır. Milletin sevgileri, hayırlı ve faydalı çalışmalarınızda daima sizinle beraberdir.”şeklinde tamamlamıştır. O bu sözleri ile hizmet odaklı anlayışını‘millet yolunda’ ifadesiyle, karşılığını ise ‘milletin sevgileri’ ifadesiyle belirtmiştir.İşte ideolojik, düşünsel, ahlaki temelleri olan ve gücünü milletinden alan siyasi anlayış budur.

Bugün ülkemizin getirildiği yer içler acısıdır. Siyaset iktidarıyla, muhalefetiyle tıkanmıştır.Yaşananlar, ihtiyaç ve sorunlarının göz ardı edildiği halktan kopuk bir anlayışın ürünüdür. Ancak bunun böyle gitmeyeceği açıktır. Çünkü tarihin sayfaları halkın düşünce ve eylem gücünü yok sayanlarladoludur.

Tarihte benzeri görülmemiş, essiz bir mücadele olan Milli Mücadelemiz bunlardan biridir. Büyük Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra milletin vicdanında gördüğü uyanışı Nutuk’ta şöyle anlatır.

“…diyebilirim ki, ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezdiğim büyük gelişme yeteneğini, bir ulusal sır gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş yavaş bütün toplumumuza uygulamak zorundaydım.”

Çıkış tam bağımsızlık ve Atatürk devrimlerinin tamamlanması ile olanaklıdır. Hiç şüphe yoktur ki,büyük Atatürk’ün milletin vicdanında sezdiği gelişme yeteneği yine son noktayı koyacaktır.

Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
Hatice Topçu Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.