Alexa
Medya Siyaset

Soysuzluk Meslek midir?

Soysuzluk Meslek midir?

Dünyadaki tüm insanlarda rengi ve tadı aynı olan bir tek şey vardır!

İnsanların ırkları-renkleri- kökleri- inançları-kültürleri-dilleri ne kadar farklı olursa olsun o şey hepimizde aynıdır. Ona GÖZYAŞI diyoruz.
Gözyaşının rengi ve tadı hep aynıdır.
Sevinçten yada üzüntüden olsun, milyarlarca insanın gözlerinden akan gözyaşının aynı olmasında sizce bir hikmet yok mudur?

Allah, “Sizler hepiniz benim için aynısınız, eşitsiniz. Bunu da gözyaşlarınızda bulabilirsiniz. Sakın ola ki birbirinize eziyet etmeyin. Aklınızı kullanın. Gözyaşlarınız sadece sevinç için aksın” demiş olamaz mı?
Tüm Hak dinlerinde insan, değişik deyişlerde de olsa “Eşref-i Mahlukat” diye adlandırılır. Yani yaratılmışların en şereflisi!

Bu şekilde nitelendirilen insan, diğer insanlara ve dünyaya karşı görevini medenice yapıyor mu?
Sayın Mehmet Beşeri medeniyeti şöyle tarif eder;
“İnsan da dahil olmak üzere doğaya, bir nebze dahi zarar vermeden, doğadaki bütün unsurların, doğal ortamlarında kendi yaratılışlarına uygun bir şekilde yaşamalarına hizmet eden tüm olumlu faaliyetlerinin toplamıdır!”

Dünya kurulduğundan bu yana maalesef böyle olmadı.
İnsanlar medeniyetler kurdular, yine insanlar o medeniyetleri yerle bir ettiler.
Bugün dünya, özellikle insan eliyle, hızlı bir şekilde yok oluşa doğru gitmekte, akıl ve izan sahibi herkes bunu tüm çıplaklığıyla görmektedir.

Hemen hepimizin bu olumsuz gelişmelerde, az ya da çok katkımız vardır.
En fazla pay ise “Medeni ve Güçlü” denilen ülkeler ve onların gizli açık yöneticilerinin ve dünya üzerindeki elemanlarınındır…

Bu yöneticiler eğer insanlıktan nasibini almamış, cehaletlerinden kaynaklandığı için soysuzlaşmış, soysuzluğu meslek haline getirmiş kişiler ise, işte o ülkede büyük problem var demektir.
Ülkenin medeni ve aydın kişileri bu soysuzluğu meslek edinmişlere “DUR” demezlerse, ülke en kısa zamanda yıkılır, yeryüzünden silinen medeniyetler kervanına katılır…

Bizde de soysuzluğu meslek edinmiş yöneticiler olmadı mı?
Olmasına oldu ama, Yeni Türkiye denen ucube sistemindekiler kadar olmadı…

Bu soysuzlar, çaldılar çaldırdılar, soydular soydurdular, insanların yüzüne baka baka yalan söylediler, onları aldattılar.
Bunlar bir defa geldiler mi gitmemek için her türlü melaneti yaparlar.
Yavuz Sultan Selim’i öldüren Şirpençe denen şark çıbanı gibi kolları, bünyenin derinliklerine kadar saplanır. Bunların ilaçla tedavisi mümkün değildir. Operasyonla söküp alınmalıdır, hem de insana zarar vermeden…

Soysuzluğu meslek edinmiş yöneticiler, dünyanın her yerinde dini istismar aracı olarak kullanırlar.
İnsanların en hassas oldukları dini konularda, onları Allah ile aldatırlar.
Örneğin bu soysuzlar derler ki;
-Allah, kitabında bize oy vermenizi ister.
-Bize oy verirseniz, size cenneti veririz.
-Bize oy vermezseniz, ezan da susturulur, bayrak da yerinde kalmaz…

Soysuzluğun en alt tabakası, insanları dinle korkutmak ve aldatmaktır.
Bunlar, soysuzluğu meslek edinmiş ve dünyaya soysuzluğu yayan emperyalistlerin, paralı elemanlarıdır.

Bu yazı için beni mahkemeye verecek olanlara sözüm şudur;
“Evet ben soysuzum. İnsanları din ile aldatırım” diyebiliyorsanız, hiç durmayın, doğru adliyeye gidin.Hiç olmazsa sizleri net olarak tanımış oluruz!”

Sağlık ve başarı dileklerimle 12 Mart 2019
Rifat Serdaroğlu

YAZIYI SESLİ OLARAK DA DİNLEYEBİLİRSİNİZ 

Kaynak:https://rifatserdaroglu.com/2019/03/12/soysuzluk-meslek-midir/

Rifat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu

İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümünü bitirdi. Bergama Belediye Başkanlığı, 19-20 ve 21. Dönem İzmir milletvekilliği ile Sağlık ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Evli ve 2 çocuk babası.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Mikdat Topçu dedi ki:

    Sayın Serdaroğlu,
    Yazılarınızı sürekli okuyorum. Şu anda ülkemizin içinde bulunduğu durumu doğru tespit etmeniz bize memnuniyet veriyor.
    Gerçekten bir “Kuvay-ı Milliye” hareketine ihtiyaç olduğunu acizane ben de fark edenlerdenim. Böyle bir harekete, böyle bir mücadeleye Türk milletinin ihtiyacı kesinlikle var. Her geçen gün ülkemizin durumunun kötüye gittiğini görmekten azap duyuyoruz. “Çoban Ateşi!” adını verdiğiniz yeni KUVAY-I MİLLİYE hareketi için başarılar diliyorum. Ümit ediyorum ki Türk milleti en kısa zamanda bu mücadeleyi anlar.
    Yüksek malumunuzdur ki Anadolu’da KUVAY-I MİLLİYE hareketini yürütenler, daha önce Makedonya’da hürriyet için mücadele eden şerefli Türk subaylarıdır. Bu subayların Makedonya dağlarında çete tecrübeleri olmasaydı, herhalde Anadolu’daki İstiklal Mücadelesini zor kazanırlardı. Çoban Ateşi hareketinin bu anlamda tecrübeli insanlara ihtiyacı olduğunu anlatmak boynumuzun borcudur. Herhalde sizler de bunun farkında bulunmaktasınız.
    Yeniden kurulacak bir partinin, bu yasalar çerçevesinde kalarak, düşünülen milli hamleyi yapma ihtimali yok gibi geliyor bana. ESKİ TÜRKİYE-YENİ TÜRKİYE kavramları, ülkemizde büyük bir İNKILABIN yapıldığını açıkça anlatmaktadır. Abdülhamit’in 1876 yılında süresiz olarak kapattığı parlamentoyu, Enver Bey ekibi ancak Manastır’ın dağlarında mücadele ederek 1908 yılındaki II. Meşrutiyetin ilanı ile yeniden açılmasını sağlamışlardı. Halen ülkemizde parlamento kapalıdır. Çünkü rejim değişmiştir. Bunun farkında olarak ÇOBAN ATEŞİ hareketini yürüttüğünüzü düşünerek, bir ülkenin rejiminin yeniden nasıl değiştirilebileceğinin kurallarını uygulamak gibi tarihî bir misyonu yüklenmiş olmalısınız. Bu kuralları mutlaka iyi bilmek gerekir. Mücadeleyi buna göre yapmak gerekir.

    Bu anlamda yürüttüğünüzü düşündüğüm ÇOBAN ATEŞİ mücadelenizde başarılar diliyorum.

    Hareketin bütün mensuplarını gönülden selamlıyorum. Başarılar diliyorum.

    Selam ve saygılarımı sunuyorum.

    Mikdat Topçu

BİR YORUM YAZ