Alexa
Medya Siyaset

Splendid Palace Otel 1919 ve günümüz

Splendid Palace Otel 1919 ve günümüz

Büyükada Splendid Palace Otel 1919 yılında İngiliz ordusunun karargahıydı…

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde burada olan siyonlardan ..
Henry Barkey, 19 Temmuz sabahı resepsiyona üzerinde “Pensilvanya” yazan bir çan bırakarak Türkiye’den çıkış yaptı.
PENSİLVANYA 11 HARFTİR. İkiz kuleler 1 1 şeklinde tasvir edilmiş 11 sayı numerolojisine sahiptir.
12 Eylül askeri darbesi Atlantis saatine göre 11 Eylül’de gerçekleştirilmiştir.
İkiz kuleler saldırısı 11 Eylül ‘de Abd’de gerçekleştirilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk 9 Kasım yani 9 .11 tarihinde komaya girmiştir.
11 Eylül saldırısı 11.9 tarihinde 11 kulelerine gerçekleştirilmiştir.

Dikkat edin .19 TEMMUZ ! TAMMUS TANRISI KURBAN RİTÜELİ 15 TEMMUZ GECESİ ..16 TEMMUZ SABAHI DARBE sonlandı
16 > 61 > 19

Büyükada’daki CIA toplantısına ABD’li papaz Andrew Craig Brunson da katılmıştı.
Bir yıl sonra ..
5 Temmuz 2017’de Büyükada AscotOtel’de düzenlenen bir toplantı,BND yani ALMAN istihbaratı tarafından düzenlendi.
Bu toplantıya katılan ..
İsveç uyruklu Ali Ghravi’den Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölümleri bölünmüş Türkiye haritası çıkmış. Alman Peter Steudtner ve Ghavari toplantıda;ByLock nasıl yüklenir, kalkışmalarda sosyal medya yönetimi ve kitleleri hareket geçirmeyle ilgili teknik bilgiler verilmiş.
REPTİLİAN ya da VAMPİR RİTÜELİ..
BÜYÜKADA’DA BİLİNEN İLK VAMPİR VAKASI OSMANLI ZAMANINDA’

Büyükada ve vampir hikayesi mi? Çok merak ettim, orada vampirler mi yaşıyormuş ve bunu kanıtlayan bir mektup mu varmış?
Vampir kültürünün örnekleri ta Babil’e dayanıyor. Kan emme ve öldükten sonra dirilme efsaneleri Ortaçağ’da iyice yaygınlaşmış. Çeşitli bilim insanları bir takım belgelerde vampirlerin özelliklerini bile anlatmışlar. Hatta o belgelerde, bilinenin aksine vampirlerin güneş ışığından etkilenmedikleri bile yazıyor. Büyükada’da bilinen bu ilk vaka da Osmanlı’nın son dönemlerine rastlıyor. Bu olayın bazı kanıtları ise Atina’da bulunan Saray Müzesi’nde sergileniyor.
Yıl 1805 ve Osmanlı Devleti’nin başında Üçüncü Selim var ve o sırada Rus Çarlığı desteğindeki İngiltere ile savaş halinde… Osmanlı o zamanlar sadece Müslümanları askere alıyormuş, Yahudi, Rum veya Ermeni gibi gayrimüslimler ise savaşa gitmeyip, zanaatkarlık gibi işlerle uğraşıyorlarmış. Bilinen hikaye ise şöyle: O yılın ağustos ayında, Büyükada’da yaşayan zengin bir kuyumcu eşrafın oğlu olan Yorgo, çocukluk arkadaşı Manolis’le sahilden sandalla açılır. Sandaldan atlayan Manolis, başını kayalıklara çarparak ölür. Aradan biraz zaman geçtikten sonra Yorgo, arkadaşını büyük ahşap evlerinin bahçesinde gördüğünü iddia eder fakat kimse ona inanmaz. Bir süre sonra ada sakinleri, ahırlardaki hayvanlarını boğazları parçalanmış halde bulur. Bunun sebebinin vahşi bir hayvan olduğu düşünülse de Büyükada’da böyle bir hasara sebep olacak kadar büyük bir hayvan yaşamamaktadır. Bunu takip eden aylar içinde adadan ikisi kadın üç gencin kayıp haberi gelir. Adalılar, önce kızların şehirde Müslüman sevgilileri olduğunu ve onlara kaçtıklarını düşünürler fakat bu dedikoduların gerçek olmadığı, yetimhanenin oradaki ormanda kayıp gençlerin görüldüğü haberi yayılınca ortaya çıkar. Bütün ormanı arayan sakinler, her ne kadar kayıp gençlerin elbiselerini bulsalar da, bedenlerine hiçbir yerde rastlayamazlar. Daha sonra adanın daha tenha bir kısmında oturan yaşlı bir çift, boğazları parçalanmış halde bulunur. Bu olay adada büyük bir paniğe sebep olur. Adanın önde gelen aileleri, orada yaşayan Ortodoks din adamından bir açıklama yapmasını ister. Görevli vaiz Yunanistan’daki Yüksek Ortodoks Kilisesi Patriği’ne bir mektup gönderir ve o mektupta olayla ilgili tüm detayları açıkça anlatır. Bu mektup, işte o bahsettiğim Saray Müzesi’nde sergilenen mektuptur… Mektubun orijinali 20 sayfa olmasına rağmen, bizde sadece iki sayfasının kopyası bulunuyor.

‘VAMPİRİN YAŞADIĞI SÖYLENEN EV HALA DURUYOR’

Biz hikayeye devam edelim o zaman! Mektuba cevap gelir mi peki?
Evet. Kiliseden cevapla birlikte bir çanta gönderilir. İlk kez vampirlerden bahsedilen ve onlarla nasıl baş edebilecekleri anlatılan bu mektupla gelen çanta, bir ‘vampir öldürme kiti’dir. Bu kit özellikle 18’inci yüzyılda Doğu Avrupa’da ve Karpatlar’da kullanılmış. Bu kitin içinde nasıl silahlar olduğunu, kendi kanalımda detaylı bir şekilde anlatıyorum. Neyse, olayın duyulmasıyla sakinlerin adayı terkedeceğinden ve adanın tamamen Müslümanlara kalacağından korkan vaiz, bu durumu sadece belli başlı kişilere anlatır ve adanın güçlü gençlerinden bir ekip kurulur. Günlerce süren aramada bir şey elde edilemez. Bir gün bir pazar ayininden çıkan bir adam, evine dönerken ormandaki kestirme yola sapar ve saldırıya uğrar. Ona saldıran kişi de Manolis’tir. Bu yüzden adada Manolis’in hortladığına dair bir söylenti yayılır. Osmanlı Devleti savaşta olduğu için adada görevli olan sadece iki zaptiye vardır. Durumu hemen İstanbul’daki zaptiye amirine bildirirler. Daha önce böyle dedikodular duymasına rağmen resmi kaynaklardan gelen bu duruma hayret eden amir, olayı dönemin şeyhülislamı Zembilli Ali Efendi’ye bildirir. Bu sırada ada sakinleri Manolis’in tabutunu açarlar ve tabutun boş olduğunu görürler. Bu tabutun parçaları, Manolis’in babası tarafından evlerinin kapısına çakılır. Günümüzde halen ayakta durmakta olan bu ev, restore edilip boyanmış olmasına rağmen kapıdaki tabut parçaları görülebilir durumda…
Bu ev Hristos Manastırı’na çıkan sokaklardan birinde bulunuyor. Fakat futbolcu Lefter’in de anlattığı bir hikaye mevcut…
Açıklanmasa da emniyet istatistiklerine göre, İstanbul ilçelerinde en çok kaybolma vakası Büyükada’dan bildirilmiş. Bunların hepsinin kayıtları emniyette mevcut.
Devam ediyorum..
1010 yılında gerçeklemiş büyük bir deprem şu an halihazırda bildiğimiz İstanbul’un adalarından birini suyun altına çekmeyi başardı. On adadan dokuzu günümüzde sorunsuz bir şekilde kullanılabilir durumda fakat onuncu ada Vordonisi, üzerinde yaşayan insanlarla birlikte suya gömülmüştü.
Uzmanlar tarafından iki adacıktan oluştuğu belirtilen Vordonisi Bizans İmparatorluğu döneminde büyük bir manastır hizmeti veren bir adaydı.
Konum olarak Anadolu Yakası’nda Dragos ile Küçükyalı arasında, Maltepe sahilinin 700 metre açığında suyun altında kalan Vordonisi, sayısız tarihi eseri içinde barındırıyor.
Süreç içerisinde gerçekliğinin sorgulandığı Vordonisi Adası, Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 yılına ait İstanbul haritasını incelemesi sonucunda tekrar fark edildi ve üzerine çalışmalar yapıldı.
Vordonisi Adası’nda sürgün olan Patrik Fotius ile Küçükyalı’daki Patrik İgnazius arasında büyük çekişme yaşanıyor. Rekabet sonucu Patrik Fotius, adanın üzerine bir manastır yapınca da, Patrik İgnazius da aynı manastırı yaptırıyor. Vordonisi’nin bulunması, Küçükyalı’daki Satyros manastırının da önemini artırıyor. Bizans’ta Adalar’da rahipler yaşardı. Vordonosi adasında ufak çaplı da olsa yerleşim olabilir. Ada üzerinde kubbeli bir kilise yapısının olduğunu biliyoruz.
15 Temmuz gecesi Büyükada’da gerçekleşen ve 13 CIA ajanıyla, 21’i Türk 42 ismin katıldığı toplantı sanki bir meclis gibi.
15 Temmuz gecesi adada olanlar ..
Henri J. Barkey Splendid Palace’da!

İzmirli Yahudi ailesinin çocuğu olan Barkley, Türkiye’de CIA istasyon şefliği yapmış, Ilımlı İslam Modeli‘ni savunan Graham Fuller‘in yakın çalışma arkadaşıydı ve birlikte “Kürt Sorunu” adlı kitabı yazdı.
Henri Barkey eşi Elen Barkey de CIA’nin üst düzey görevlisi.
13 Haziran 2007 de daha Ergenekon operasyonları başlamamışken Henri Barkey Hudson Enstitüsü’nde toplantı düzenlemişti.

Toplantının konusu ise , Türkiye’de darbeydi! Senaryosu şuydu:
Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu suikast sonucu öldürülecekti…
Beyoğlu’nda patlayan bomba 50 kişinin ölümüne neden olacaktı…
Türk Ordusu 50 bin askerle Kuzey Irak’a girecekti…Vs.
Hudson toplantısı gündemi Türkiye’de “bomba” gibi patlamıştı. Güya, askerler darbeye hazırlanıyordu! Sonra Ergenekon operasyonu başladı.
Büyükada , denize batmış olan Vordonisi adasına yakın.
Sır kapılarından birisine ulaşmak istedikleri ve elde edecekleri güçle yol alacaklarını düşünmüş olabilirler.
İS TAN BUL
İS > SİS
TAN > TANYERİ
BUL > BUL

Demokrasi,parti liderinin aday gösterdiği kişinin milletvekili seçilerek parlamentoya gelerek emme basma tulumba gibi lider görünümlü cehalet fukaraları adına el kaldırması değil,halkın kendi adına seçtiği vekillerin parlamentoda liderin değil,ülke ve halk için el kaldırmasıdır.

Demokrasi sandık demek değildir.Bugün halkın kendi tercihi ile seçilmiş tek milletvekili yok.
Devleti yöneten kadroların liyakati,beceriksizliği ortada iken tüm siyasi parti ve ideolojiler tasfiye edilerek HALKIN KENDİ SEÇTİĞİ VEKİLLERLE parlamento yeniden oluşturulmalıdır.

Yaşadıklarımız DEMOKRASİ oyunları olup hiç bir harfinin olmadığı bir yönetim sistemiyle kendimizi kandırıyoruz. Demokrasi olmadığı müddetçe nice 15 Temmuz senaryoları denenecektir.

İşte topal dahi olamamamış demokrasi örnekleri ..

Kozan – Cumhur ittifakı belediye başkan adayı diyor ki “ Analarını belleyeceğiz. “

Bahçeli “ Millete , zillet diyor . Üstüne ülkenin yarısından fazlasına terörist” diyor.

Aynı cümleleri kullanan onlarca siyasetçi .

Siyasetçi olmayan , çünkü milletvekilliğinden istifa etmiş ve bağımsız bakan olarak görev yaptığı söylenen Süleyman Soylu , itirazı ifade eden vatandaşa hakaretler yağdırıyor. Üstüne göz altına aldırıyor.

Daha neler neler . Bu DEMOKRASİ değil . Sandık sonuçları asla demokrasi değil.

Efendim bugünlük bu kadar .

Sevgiyle kalın .

Kendin ol .
Atatürk ol .
Korktukları Türk ol.
Biz Ata Türk’ün ,Atatürk’ünün Türkleriyiz.

ATAM TV – Ufuk Ötesi, Youtube platformuna abone olunuz. Önemli konular açıklıyoruz.

Efendim! Bugünlük bu kadar. Unutmadan kitaplarımı okumanızı tavsiye etmem gerekiyor.

TRAFODAKİ KEDİ SANDIKTAKİ HİLE ÇIKTI .

  • Mühürlü Vagon
  • RABITA – Uğur Mumcu`dan sonra
  • Atatürk`ün Yasaklanan Kitabı
  • Yahuda – Atatürk ve Cumhuriyete kuşatma ..Okuyunuz.

Kitapları İnternet ortamında almak için lütfen TIKLAYINIZ

Medya Siyaset
Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci

19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA ‘de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD ; Master düzeyinde Uluslararası ilişkiler ve Management eğitimi almıştır. Türkiye‘ye dönüşünden sonra TURİZM sektöründe uzun yıllar yurt içi ve yurt dışında Profesyonel GENEL MÜDÜR olarak görev yapmıştır. Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci – Yazar ve Stratejist olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. Parlamentohaber.com internet haber sitesi ve K2 Medya haber gurubunun MEDYA GURUP BAŞKANI olup; Özel Haber alanında ARAŞTIRMACI – GAZETECİLİK faaliyetine devam etmektedir. ANSAV STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI Başkan Yardımcılığı görevinin yanı sıra yayınlanmış üç tane kitabı ” Yüzyılın Hilesi Sandıktaki Hülle ; Yeşil Hücreler ; RABITA ‘Uğur Mumcu’dan sonra ” kitaplarının yazarıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ