Alexa
Medya Siyaset

Stratejik Derinlik ‘’ Afrin ’’

Afrin operasyonun önemini anlamak  için daha önce Türk Ordusu tarafından gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekatını bilmek gerekiyor.

Stratejik Derinlik ‘’ Afrin ’’

Türkiye’nin yetiştirdiği ve gerici zihniyetin katlettiği büyük seçkin aydınımız Dr.Ahmet Taner Kışlalı devamlı ‘’ Siyasette tutarlılık inandırıcılığı, inandırıcılıkta büyümeyi getirir’’ derdi. Türkiye dış politikada devamlı yalpalıyor. Bir dediği bir dediğini tutmuyor.

Değerli ağabeyim Barış Doster ‘’Türkiye Kime Kalacak’’ adlı kitabında der ki ; Türkiye kuşatıldı,yönünü yitirdi,sorunları yapısallaştı,bölgesinde dışlandı. İtibarı, inandırıcılığı, caydırıcılığı yitirildi..Dış politikada ki yalnızlık,kuşatılmışlık,U dönüşleri; AB,Rusya,Suriye,Irak ve İran’la yaşanan farklı dozlardaki gerilimler,ülkemizin gerçekleriyle ülkemizi yöneten AKP iktidarının niyetleri arasındaki uçurumu defalarca gösterdi.

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu zamanında tüm hesabı ABD’nin mutlaka ve her zaman kazanacağı üzerine yaparsan, bütün planlarını Esad’ın kaybedeceği üzerine kurarsan, bu son kaçınılmaz olurdu. Hepimiz bu gerçek ile bugünlerde yüzleştik.

CIA Ajanı Graham Fuller’in ‘’Yeni Türkiye Cumhuriyeti’’ adlı kitabından esinlenip,Türkiye’yi ‘’Yeni Türkiye’’ diye tanımlayan akıl,’’Stratejik Derinlik’’ kitabını dış politika rehberi yapmanın bedelini,tüm ülkeye ödetiyor.’’Komşular ile sıfır sorun’’ siyasetinin hayatta karşılığının olmadığı,hiçbir maddi temelinin bulunmadığı, komşularda, muhataplarda, üçüncü taraflarda ciddiye alınmadığı,acı derslerle gözüktü.

Suriye konusunda AKP Hükümetinin yaptığı hatalar o kadar aşikar ki. Bunları görmek yada bilmek için strateji uzmanı, yada alim olmaya gerek yoktur. Mezhepsel politikalar yüzünden bütün komşular ile sorunlarımız arttı. Örnek olarak; Bu politikalar  Suriye’de, Irak’ta Türkmen kardeşlerimizin dahi tepkisini çekti.Şia kökenli Türkmenler dışlanırken Sunni kökenli Türkmenler için her türlü kolaylıklar sağlanıldı.Bu tutarsız,dönüşlü,değişken dış  politika yüzünden şu anda şanlı Türk Ordusu Suriye’de.

ABD binlerce kilometre uzaktan gelip BOP projesini devreye sokmak için Ülkemizin Kuzey’inde PKK nın alt kollarını farklı isimler ile silahlandırarak kantonlar kurmasını ve Irak, Suriye ile başlayacak olan Kürdistan hayalini gerçekleştirmeye yönelik adımları hızla ve Ülkemiz ile alay ederek atmaktadır.

İktidarın politikalarını yukarıda zaten anlattım. Afrin operasyonun önemini anlamak  için daha önce Türk Ordusu tarafından gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekatını bilmek gerekiyor.

Fırat Kalkanı Harekâtı sadece Türk sınırındaki IŞİD tehdidini ortadan kaldırmakla kalmadı, iki özerk Kürt bölgesi Afrin ve Kobani arasında bir tampon bölge oluşturdu ve Kürtlerin Suriye’de Türkiye sınırı boyunca uzanan bir koridor oluşturmasını engelledi.

Türkiye, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’e de asker gönderdi. Bölge, Mayıs 2017’de Türkiye, İran ve Rusya arasında imzalanan anlaşmayla çatışmasızlık bölgelerinden biri haline geldi.YPG, Afrin’in denetimini 2012’de ele geçirmiş ve fiilen özerk bir yönetim kurmuştu.

Türkiye YPG’yi PKK’nın bir uzantısı olarak görüyor. Türkiye sınırın diğer yanında bir bağımsız devlet kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor.Yapılan ateşkes anlaşmasının ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri Ekim 2017’de İdlib’e girerek, gözlem noktaları oluşturdu.İdlib’e asker konuşlandırmak, aynı zamanda Türkiye’nin Afrin’in güneyinde de bir askeri varlığa sahip olmasını sağladı.

ABD’nin desteğiyle Akdeniz’e kadar bir Kürt koridoru oluşacak ve bu iş bir Kürt devletinin kurulmasına kadar gidecek. Kısaca Türkiye, Afrin ile Kobani’nin birleşmesini ‘Kürt koridoru’ projesinin en önemli ayağı olarak görüyor.

Türk Halkı bu operasyon hakkında ne düşünüyor peki?

Savaş konusunda tepki veren veya destekleyen birçok kişi ile konuşuyorum, birçok kişiyi duyuyorum, görüyorum. Yapılan yanlış politikaların neticesinde Türk Ordusu’nun anlamsız şekilde sadece Cumhurbaşkanı’nın 2019 yılında ( ki bana göre daha da erken tarihte) yapılacak olan seçimler için kurtarıcı rolünde olduğunu söyleyende var. Sivil halkın öldürüldüğü, Tuzağa çekildiğimizi söyleyende, Milli Mesele diyen de var.

Ne yazık ki bu konuda da yine bölündük. Büyük bir çoğunluğun düşündüğü emin olun ki Türk Ordusu. Herkesin dilinde tek vatan evladının ayağına bile taş değmemesi isteği hakim.

AKP iktidarı için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Cumhurbaşkanı Erdoğan mevcut operasyonu Anayasanın kendisine tanımladığı sıfat ile yönetmek yerine siyasi Parti genel Başkanı sıfatı ile partisinin kongresinde yine birlik olma yerine muhalefeti eleştirdi ve yapılan yolları anlattı.

Operasyonu Ülke fetih etmiş komutan edasında anlattı. Hoş Diyanet tam da tesadüfen tüm Camiler de ‘’ Fetih’’ duası okuttu ya konumuz bu değil. Başbakan aynı keza AKP kongresindeydi.

Hakkını yemeyelim hangi sıfatla orada olduğunu bilmesekte Bilal Erdoğan operasyonu İHA (İnsansız Hava Araçları) merkezinden takip etti. İktidar cephesinde Başbakan ve Cumhurbaşkanı operasyonun ciddiyetini ve var olan tehlikenin halen farkında değil izlenimi verdiler.

Operasyon sürerken AKP kongrelerinde ifade edilen hamasi sözler, kahramanlık nidaları, asarız, keseriz övünmeleri ‘’ekonomide dibe vurmuş, dış politika da sıkışmış AKP’nin seçim için can simiti oldu’’ eleştirilerini doğrular nitelikte.

Bir kesim ise hümanist bir yaklaşım ile Türk Ordusu’nun operasyonu‘’Kürtleri topraklarından uzaklaştırmak’’ olarak görüyor ve dillendiriyorlar, bu bahsettiğim kesim sözde antiemperyalist.

Nasıl oluyor ise bu insanlar ABD’nin YPG/PYD yi silahlandırmasına, bölgenin tüm demografik yapısının (Türkmen’lerin Irak’tan,Suriye’den zorla uzaklaştılmasına) değiştirmesine ses çıkarmamaktadır.

Anlam vermek mümkün değil.Türk Ordusu yaptığı savaşlarda emsal gösterilecek ve hiçbir ülkenin askerine bahşedilmemiş övgüler ile doludur. Çanakkale’de savaşan düşman askerlerine ‘’onlar bizim de evlatlarımız, bu topraklar onlarında topraklarıdır’’ diyecek kadar yüce gönüllüdür.

Yapılan operasyon Ülkemizin güneyinde kurulan/kurulacak olan yeni bir yapılanmanın önlenmesini amaçlamaktadır. Emperyalizme karşı yapılan bir mücadeledir

Bir kesim ise aynı Kobani’de olduğu gibi ‘’siviller katlediliyor, bebekler öldürülüyor’’ gibi savsatalar ile gündem oluşturmaya çalışmaktadır. Aynı kesim ne garip Türkmenler katledilirken, evlerinden uzaklaştırılırken, PKK askerilerimizi şehit ederken ses çıkarmıyorlardı.

Bir kesim ise ‘’Operasyona karşı gelmek,vatan hainliğidir ‘’ diyor. Aynı kesim ‘’Yunanlılar tarafından adalarımız işgal etti.Orası vatan toprağımız’’ dediğimizde ise ses çıkarmamaktadır.

Herkes aslında endişeli. AKP karşıtlığı ve toplumdaki bölünme o kadar büyük ve keskin ki tepkiler bir o kadar uç noktalarda oluyor.Herkes (PKK zihniyeti hariç) Türk askerinin yanlış politikalar yüzünden Suriye’de savaş halinde olmasından rahatsız ama bir taraftan da ‘’Türk Askeri,bizim evlatlarımız’’ diyerek derin nefes almaktadır.

Türk Ordusu’nu desteklemek demek,AKP’yi destekliyorum demek değildir. Bu Ordumuza büyük bir hakarettir.Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılından itibaren var olan Türk Ordusu, AKP gibi gelip geçici bir siyasi parti ile özdeşleştirilemez.

Ben Kemalist’im ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Zorunlu olmadıkça savaş cinayettir’’ sözünü destekliyorum.

Ancak Ülkemizin güneyinde mevcut iktidarın büyük hatalar ile besleyip büyüttüğü bir tehdit bulunmaktadır.Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl ve strateji ile yönettiği diyalog girişimlerini ne yazık ki bizleri yönetenler yapmamıştır-yapamamıştır.

Meselelere Devlet meselesi olarak değil din ve mezhep üzerinden yaklaşarak anlaşma ortamını yok etmiştir.Savaş en son çaredir.Ancak ben şu anda  Kahraman Mehmetçiğin yanındayım ,şanlı TÜRK Ordusunun yanındayım.AKP’nin bu zamana kadar Suriye’de yaptığı hataları biliyorum ve yanında değilim.Türk Ordusu’nu sonuna kadar destekliyorum.

‘’Tanrım Türk askerinin gözüne yaş, ayağına taş değdirmesin. Şanına yakışır şekilde vatan topraklarına sağ salim dönsünler’’

Murat AĞIREL

Murat Ağırel

Murat Ağırel

23.09.1978 Adana/Ceyhan Doğumluyum. Liseye kadar eğitimimi Ceyhan'da tamamladım. Hatay Mustafa Kemal Ünv. Otomotiv Bölümü ardından Anadolu Ünv.Dış Ticaret Bölümünden mezun oldum. 2007 Yılında Bizkaçkişiyiz Hareketi Kurucu Kadro, 2007 Yılı Memleket Sevdalıları Derneği Kurucu Genel Başkanı 3 dönem Genel Başkanı, 2008 Yılında ERGENEKON davasında sanık sıfatı ile yer aldım. Dosya halen yargıtayda görülmektedir. 2008 Yılında YENİPARTİ MKYK üyesi ve İstanbul İl Başkanlığı görevlerinde bulundum
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Bu en ayrıntılı ve çok güzel analiz için sayın AĞIREL’i tebrik etmek gerek. Dahi insan ve ulu komutan Atatürk’ün “Savaş zorunlu olmadıkca cinayettir” sözüne atıf, analizin güncel ve bilimsel değerini daha da artırıyor. Suriye’ye karşı RTE ve adamları tarafından başlatılmış her türlü eski ve yeni savaş, müdahale ve saldırganlık asla ve kat’a ZORUNLU değildi, değildir ve olmayacaktır. Bu nedenle de bu savaş, müdahele ve saldırganlık tam ve tüm bir CİNAYET ve büyük bir suç ve günah demektir. Türkiye’nin ve Türk Ulusu ve Ordusu’nun en temel ve acil görevi, komşuların iç işlerine karışmak ve müdahale etmek ve komşulara savaş ilan etmek değil tüm ulusal sınırları canı ve kanı pahasına korumak ve kollamaktır. SADECE ve HER HALÜKARDA erk hırsı, oy kaygısı, kişisel ve hizipsel çıkarlar ve siyası hatta iktisadi rant temelinde düşünen ve hareket eden RTE ve adamları ise, bu görevin tam tersini yapıyorlar. Ve bu yaptıklarının mali, siyasi, idari, askeri, hukuki ve ahlaki açıdan çok ağır sorumluluğunu unutmuş görünüyorlar.

BİR YORUM YAZ