Alexa
Medya Siyaset

Sulukule’siz İstanbul | Cumhur Deliceırmak

Sulukule’siz İstanbul | Cumhur Deliceırmak

 

Sulukule’siz İstanbul | Cumhur Deliceırmak

İyi hatta çok iyi sandığımız şeylerden biri de “kurumsallaşma”dır.

Çocukların büyürken yek diğerine benzemesi eğitimle mümkündür ve eğitimin kurumsallaşmasının normal sonucudur, devlet büyüklerinin herhangi bir sorun karşısında “tek ses hatta tek yumruk” olma çağrıları.Kendileri de çünkü tek tipleştiren eğitim kurumunun yetiştirdiği yetişkinlerdir.

Umalım ki, eğitimin kurumsallaşmasını isterken dokuz defa düşünüp sonra konuşalım.

Kurumsallaşmadan önce, örneğin futbol bir oyundu ve harika bir oyundu kurumsallaşma onu bir sektör haline getirmiştir ve artık Tuncay gol attıktan sonra seyirciye koşup onlara o komik sus işaretini yapmayacaktır çünkü artık Tuncay, bantta önüne gelen buzdolabı parçasına bir vida takan işçiden başka bir şey değildir.

Kurumsallaşma insanın kendinden vazgeçmesi ile olasıdır, bu özellikle sanat için öldürücü bir darbe olur.

Kendi başına ya da mütevazı dergi etrafında birleşerek ama mutlaka kendileri kalarak şiirlerini yazan resimlerini yapan oyunlar sahneleyen arkadaşlardan, bir banka ya da büyük yayıncılık şirketi çevresinde kendisi olmaktan vaz geçirilerek, bağlandığı kurumun kurumsal nesnesi olan insana artık zanaatkar demek caizdir. Hele de sanat eleştirisinin kurumsallaşması aman aman aman

Eleştiri sanatın kurumsallaşmasının hem nedeni hem de sonucudur ve hedefi de sanatı evcilleştirmektir.

Kurumsallaşmış sanata karşı gelmekten ve kurumsallaştığı için de artık statik hale gelen günün sanatına karşı başkaldırı dan paşka neydi ki Pissaro ve Van Gogh’un yaptıkları.

Sonradan adını empresyonizm koyarak kurumsallaştırılmış olması empresyonizm diye isimlendirilen meselenin, başlangıçtaki devrimciliğine halel getirmiyor amma kurumsallaşması ile birkilte devrimci özünü yitirmiş olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyiz.

Öte yandan “Avinyonlu Kadınlar” ile başlayan süreçte kurulu sanat düzenini paramparça ederek sanatın ve elbette ki hayatın önüne yeni ufuklar açan Picasso’nun “soyut sanat” kurumlaşmasından sonra asmayalım da besleyelim mi vecizesini yumurtlayan Kenan Evren tarafından bunlardan bende yaparım noktasına kadar düşürüldüğünü ve hatta Picasso resimlerinin koleksiyoncular galericiler hatta en büyük finansörler elinde sergilenen ve kelimenin tam da anlamıyla reklâm ve kâr materyalleri haline getirildiğini de görmezden gelemeyiz.

Eleştirisi bir resmin heykelin şiirin her şeyden önce kendi içindedir,işte bu bağlamdaki eleştiri elbette ki sanatçının en önde gelen ihtiyaçlarından birisidir.

Çok yıllar önce biçim ve içerik diye bir tartışmanın  tiryakileriydik ve ne yazık bu tartışma her biçimin kendi içeriği var ve her içerik kendi biçimindedir şekline sonuçlandırılamadı.

Örneğin minimalizm bir biçim ise eğer onun kendi biçimi olacaktır ve fakat bütün bir hayatı minimalizmin biçimine kurban etme hakkımız yoktur olmamalıdır.

Oysa kurumsallaşan sanat ve onun yarattığı fırtına dünyamızı bienallerle fuarlar ve festivallerle eğlendirmektedir.

Fuar diye sucuk panayırının geliştirilmiş kapitalize edilmiş haline diyebilirim de sanatın fuarının neyin kapitalize edilmiş hali olduğunu sorgulamak iktiza etmektedir.

Eleştirinin kurum haline gelmesi sanatın önündeki tehlikelerden birisidir ve sevgili dostum sanatçıların en büyük şansı sanatın bir meslek olmamakla kazandığı ucsuz bucaksız kendiliğindenlik ufkudur.

Sanatın ve eleştirinin kurumsallaşması ufuk daraltmaktan başka hiçbir şey değildir.

Ufkumuzu niye ve nasıl daralttığımızı anlamak içim 1971 yılında her semtinde bir tiyatrosu olan o şehri İstanbul ’un , tiyatro, caz feztivalleri döneminde büyük şirketlerin icazeti ile 10-15 günlüğüne lütfen sanat ! yapılan bu şehri İstanbul olmuş olmasına bakalım

Ve bulalım bulabilirsek İstanbul ’u

Sulukulesiz İstanbul ne kadar İstanbul ’dur…

Cumhur Deliceırmak

Cumhur Deliceırmak

1951 Lefkoşa doğumlu Çeşitli Kıbrıs gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Radyo TV programları var. Resim heykel sanatçısı şair. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar akademisinde okudu.1968-71 yılları arasında Kıbrıs Türk direniş hareketinde mücahitlik yaptı. Cumhur Deliceırmak evli ve iki çocuk babasıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ