Alexa
Medya Siyaset

Surat Kösele Mide İşkembe

Sayın Cumhurbaşkanı ;Sizin kıymetli hayırsever dostunuz Reza Zarrab’ın ABD’de itiraf ettiklerinden başka dümenler de çevirdiğine kuvvetle inanıyorum. Sizin Bakan yaptığınız “Saatçi Zafer’e-Boyunsuz Muammer’e-Eskort Egemen’e” toplam 60-70 Milyon Avro avanta verdim demişti ya, işte kazın ayağı öyle değilmiş!

Surat Kösele Mide İşkembe

ABD’de çok fakir bir ailenin çocuğu Tanrı’dan bir bisiklet ister ve der ki;
“Tanrım 100 Dolara ihtiyacım var, bisiklet alacağım, gönder lütfen!”
Posta idaresi zarfın üstünde “Tanrı’ya” yazısını görünce, mektubu Beyaz Saray’aBaşkan Trump’a gönderir. Şovameraklı olan Trump, çocuğa şöyle bir mektup yazar; “Jim, oğlum! Dileğini yerine getirdim. Mutlu yıllar!”Zarfa da 20 Dolar koyar ve çocuğa gönderir.
Jim, Tanrı’dan gelen mektubun içinden 20 Dolar çıkınca Tanrı’ya bir mektup daha yazar;Tanrım, para göndermişsin teşekkür ederim. Neden doğrudan bana göndermedin de Beyaz Saray aracılığıyla gönderdin? Oradaki hırsızlar ülkeyi soydular doymadılar, onlarda surat kösele mide ise işkembe gibi! Utanmadan benim 80 Dolarımı da çalmışlar. Lütfen bir daha sefere direkt bana gönder…”

Hafta sonu şekerlemesi niyetine olan bu fıkradan sonra, namazında niyazında bir Müslüman olan Sayın Cumhurbaşkanından birkaç istirhamım olacak.
Bunlara cevap verirse, etrafını saran ve onu da töhmet altında bırakan kötülerden kurtulmuş olacak, inşallah!

-AKP’li Belediye Başkanlarını istifa ettirip kurtarmak ama CHP’li Belediye Başkanlarını tutuklatmak hiç de şık ve adil olmadı. Mesela Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu!
Sizin Necmi Bey ile dostluğunuz, İstanbul Belediye Başkanlığınızdan önce başlar. O zamanlar Necmi Bey garibanın çulsuzun biriydi. Birlikteliğiniz İstanbul Belediyesinde ve sonrasında da devam etti, ta ki geçen haftaya kadar.
Necmi Bey sağlık sebebiyle istifa etti. Artık ne kadar çok çalıştıysa, çalışmaktan hasta olmuş! Bu arada sizin gariban Necmi Bey’in 1500-2000 arasında daire sahibi olduğu basında yazıldı!
Adamcağız görevdeyken neredeyse her gün bir daire almış! Her gün tapu dairesine gidip gelmekten üşütüp hasta olmuş garibim! Şimdi sizin gibi inançlı ve dürüst bir Müslüman’a yakışan, Necmi Bey’in ve yakınlarının üzerine kayıtlı mal varlıklarını Türk Milleti ile paylaşmak olmalıdır. Açıklayın da Türk Milleti olarak bu hırsızları yüzlerine tükürelim, sizi de alkışlayalım…

Sayın Cumhurbaşkanı ;

Sizin kıymetli hayırsever dostunuz Reza Zarrab’ın ABD’de itiraf ettiklerinden başka dümenler de çevirdiğine kuvvetle inanıyorum. Sizin Bakan yaptığınız “Saatçi Zafer’e-Boyunsuz Muammer’e-Eskort Egemen’e” toplam 60-70 Milyon Avro avanta verdim demişti ya, işte kazın ayağı öyle değilmiş!

Hesap şu;
İran’la yapılan hayali ticaretin toplam tutarı 90 Milyar Dolar. (DOKSAN)
Saatçi Zafer’le yapılan anlaşma da belli; %4 Reza’ya, %4 Zafer tarafına!
90 Milyar Doların %4’ü 3 Milyar 600 Milyon Dolar etmez mi?
60-70 Milyon Dolar nerdeee, 3 Milyar 600 Milyon Dolar nerede?

Bu para Reza denen hayırseverden çıktığına göre nereye girdi?Bir kamyon para buhar olup uçmadı ya?Birileri, hepimizi kandırmış Sayın Cumhurbaşkanı!
Sizi göreve davet ediyorum.
Lütfen hakkımızı koruyun! Bir zamanlar TOP Bakanı genç bir Bakanınıza yaptığınız gibi yapın!
Çağırın bu ağızları mühürlü vicdanları pazara çıkmış eski Bakanları, yer misin yemez misin diye başlayın! Artık Allah ne verdiyse, bulun paraları…

Hakkımızı yiyen, süpürgenin sapını yesin Sayın Cumhurbaşkanı!
Yedirmeyin hakkımızı!

Not;
Sayın Cumhurbaşkanı;
Allah sizi inandırsın, ben 2017 yılından bıktım! Her gün bir şehit, her gün bir rezillik.Bir adet KHK ile 2017’yi yok hükmünde saysak olmaz mı?
Siz isterseniz yaparsınız…

Sağlık ve başarı dileklerimle 23 Aralık 2017

Rifat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu

İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümünü bitirdi. Bergama Belediye Başkanlığı, 19-20 ve 21. Dönem İzmir milletvekilliği ile Sağlık ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Evli ve 2 çocuk babası.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Mehmet Ali Aykın dedi ki:

    TÜRK ULUSU TOPYEKÛN SINIFTA KALMIŞTIR

    Tarihçiler imparatorluğu, “Birçok ulusa hükmeden devlet” olarak, tarif etmekteler. Ancak bu uluslardan birisi kurucu, yani hâkim ırktır. Hükümdarlar hâkim ırktan gelirken; sadrazam veya başbakan gibi üst düzey yöneticiler, değişik –hâkim ırk dışında- uluslardan olabilirler.

    Türkçe konuşan uluslar, tarihte hâkim ırk olarak 16 imparatorluktan başka, 30’a yakın küçüklü büyüklü devlet kurmuşlardır. Dolayısıyla tarihçiler, Türkçe konuşan ulusları, “Örgütlenmekte uzman” olarak tanımlamaktadırlar.

    Ne var ki Türkiye Cumhuriyeti, bir imparatorluk olmayıp, üniter ulus devlettir. Nüfusunun %78’i Türk, %16’sı Kürt ve %6’sı da, diğer etnik gruplardan oluşmuştur. Dolayısıyla cumhurbaşkanı, başbakan ve bakan gibi üst düzey yöneticilerin -imparatorlukların aksine- hâkim ulus olan, Türklerden oluşması gerekir.

    Her ne kadar, İslâmiyette ulusçuluk olmayıp, ümmetçilik varsa da; bu yutturmacadan başka bir şey değildir. Çünkü Asya ve Afrika’da 22 Arap devleti bulunmaktadır. Bunların en az 15’i Arap olmayıp, İslâmiyetin yüzü suyu hürmetine, Araplaştırılmıştır. Örneğin Mısır Kıpti; Libya, Cezayir Fenikeli ve Berberi; Tunus, Fas Kartacalı, Vandal ve Tuareg kökenlidir. Biraz daha inceleyecek olursak, bu örnekleri çoğaltabiliriz.

    Bugün 15 yıldan beri, ülkemizi yöneten AKP kadrosundaki, birçok üst düzey yöneticinin, kurucu hâkim ulusa mensup olmadığını görüyoruz. Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçen Fırat Çulhaoğlu, AKP üst düzey yöneticilerinden Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Abdülkadir Aksu, Binali Yıldırım, Hüseyin Çelik, Yalçın Akdoğan, Cüneyt Zapsu, Beşir Atalay, Efgan Ala, Hakan Fidan ve daha nicelerinin, Türk olmadığını iddia etmektedir.

    Diyeceksiniz ki, bunda ne var? Çok şey var; bir kere ulus devlet yapısına ve ideolojisine aykırıdır. İkincisi, sıradan bir yurttaşın dili, dini, cinsi ve ırkı kimseyi ilgilendirmez. Ancak 80 milyon nüfuslu bir ülkenin yazgısını, Türk olmayan bir kimsenin insafına terk edilmesi, ne acı bir gerçek değil mi? Bu nedenle, üst düzey bir yöneticinin %78’in hâletiruhiyesini duyumsaması için, o %78’in bir parçası olmak gerekir.

    Burada ibret verici bir anekdota, değinmeden geçemeyeceğim :
    I.Dünya Savaşı’nın en kara ve karanlık günlerinde, Talat Paşa sadrazamdır. Paşa’nın hanımı, komşu bir paşa ailesini, iftar yemeğine davet eder. Bir halk çocuğu olan Talat Paşa’nın aksine; davetli paşanın ecdadı paşa olup, kendisi de çok zengindir. Konuk paşa, sofrada kerpiç gibi çavdar ekmeğini görünce, istemeyerek de olsa –Talat Paşa amiri konumunda olduğundan- yemek zorunda kalır.

    Devrisi günün akşamı, Talat Paşa eve geldiğinde; sofrada halis muhlis buğday unundan imal edilmiş, dumanı üstünde pamuk gibi ekmekleri görünce :
    “Hanım!” der. “Nereden aldın, bu ekmekleri?”
    “Ben almadım Bey! Dün akşamki paşa gönderdi.”
    Talat Paşa bu yanıt üzerine, ekmekleri hemen sepetine koyduktan sonra, emektar hizmetkârına verip :
    “Halkım çavdar ekmeğini bulamazken, bu ekmek benim boğazımdan geçmez. Sen bu ekmekleri, doğru o paşaya götürüver” diyerek, ekmekleri iade eder.

    Paşa o ekmekleri yiyebilirdi; ancak Talat Paşa, Türk kanı taşıyor ve halkın, çavdar ekmeğini dahi bulamadığını biliyordu. Kaldı ki gerçek devlet adamı, ulusunun sevincini de derdini de paylaşan kimsedir.

    Bu anekdot bir sadrazam(Başbakan)ın, hâkim ulusa mensup olmasının önemini, somut olarak gözler önüne sermektedir.

    Ülkemizin bin bir türlü sorunu varken, hiçbirine parmak basılmayarak, cumhuriyetin kurucu iradesinin, devrim ve ilkelerinin altı oyulmak istenmektedir. Bunun örneklerini her gün yaşamaktayız. Bu tür saldırıyı yapanlar hakkında, hiçbir kovuşturma yapılmadığından, saldırıların dozu her geçen gün artmaktadır. Bunun anlamı şudur: Üst düzey yöneticiler, konumları itibariyle, bu saldırıları kendileri yapamadıkları için, alt düzeydeki görevlileri kullanarak, kamuoyunun tepkisini ölçmektedirler.

    İşte bu olumsuz örnekler, tarihçilerin “Türkler örgütlenme uzmanıdır” savını çürütmektedir. Çünkü 80 milyon nüfuslu bir ülkenin, 62.4 milyonunu oluşturan kitlesi; kendi içinden, kendisini yönetecek bir kadroyu (partiyi) çıkaramamıştır. Bundan daha, yüz kızartıcı bir durum olabilir mi?

    Bu gidişle, cumhuriyetin 100. yılında, Atatürk cumhuriyetinden eser kalmayacaktır. Bunun bir nedeni de, muhalefet partisi liderlerinin çapsız ve sığ görüşlü olmalarıdır. Şu da iyi bilinmelidir ki; doğada ve toplum yaşamında, her şey gereksinmeden doğar. Eğer toplumun bir merkez partiye gereksinmesi varsa; Meral Akşener’de, göz doldurucu bir kadro kurabilirse, ana muhalefet partisi olması işten bile değil. Böylelikle Ümit Kocasakal ve Metin Feyzioğlu’nun, Meral Akşener kadar medeni cesaret göstermemeleri hâlinde, milyonlarca CHP’li seçmenin iktidar umudu suya düşmüş olacak.

BİR YORUM YAZ