Alexa
Medya Siyaset

DGM Eski Savcısı Talat Şalk ‘dan önemli açıklamalar | Erdoğan Demir

DGM Eski Savcısı Talat Şalk ‘dan önemli açıklamalar | Erdoğan Demir

 

Talat Şalk | Söyleşi | Erdoğan Demir

DGM Eski Cumhuriyet Başsavcısı Talat Şalk gazeteci Erdoğan Demir’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Talat Şalk, yaptığı açıklamada; yargının ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için, hakimlerin bağımsız olması gereğini bir kez daha vurguladı.

“Vatandaşın yargıya güveni kalmadı”

Türkiye’deki yargının durumu hakkında, değerlendirmelerde bulunarak, sözlerine başlayan Şalk,

“2003 yılında, emekli oldum.

Emekli olmadan öncede, yargıdan şikayetler vardı. Her zamanda bunlar oluyor. Sadece Türkiye’de değil; Amerika’da da, benzer şikayetler yaşanıyor.

Ama yargıdaki şikayetler şimdiki gibi değildi. Şimdi yargıdan bütün vatandaşlar şikayetçi durumda.

Vatandaşın daha önce yargıya güveni vardı ancak, şuanda güveni kalmamış.

Yargının itibarını düşürdüler ve itibarı da, kalmadı. Yargının itibarının düşmesine neden olanlar sadece yargı adamları değildir. Ülkeyi yönetenlerin yargıya gözü gibi bakmaları gerekiyor. Çünkü adalet olmayınca, hiçbir şey olmaz. Örnek vermek gerekirse; Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş dönemlerinde, Hıristiyanlara ve Türklere adil şekilde davranıyorlardı. Bundan ötürü de, adalet son derece önemlidir.” dedi.

“Cumhuriyet temelleri atıldığında, yargıya çok fazla önem verilmiş”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, adalete gerekli önemin verildiğine kayıt düşen Talat Şalk, şunları söyledi:

“Cumhuriyetin temelleri çok sağlam şekilde atılmış.

Cumhuriyetin temellerinde, adalete yani yargıya da, çok fazla önem verilmiştir.

 1960 yılından sonra yargıçlar, daha bağımsız olsunlar diye onlara coğrafi teminat verdiler.

 Örnek vermek gerekirse; bir bölgede görev yapmaya gittiğinizde, başka bir yere sebepsiz şekilde atamıyor. Ancak, disiplin suçu falan işlendiği zaman olabilir.”

“Yargının bağımsızlığı ilk defa Fethullah Gülen tarafından bozuldu”

Şalk sözlerine şöyle devam etti:

“İyi ya da kötü bizim yargımız vardı ve bağımsızdı.

Ancak, yargı ilk defa terör örgütü lideri Fethullah Gülen tarafından hazırlatılan kumpas davalarıyla bozuldu.

Kumpas davalarını hazırlayan hakim ve savcıların hepsi özel seçilmiş.

En büyük tuzak orduya kuruldu. Ordumuzdaki güzide generallerimizin ve askerlerimizin hepsini tutuklattılar. Bunda, FETÖ’cü hakim, savcı, polis ve askerler büyük rol oynadı. 

Fethullah Gülen gitti ve yargının yeniden bağımsız olacağını düşünüyorduk. Ancak, yargıda değişen bir şey olmadı ve daha da, kötü duruma gitti.”

“Yargı bağımsız olamıyor”

Anayasa değişikliğinin, 2019 yılında yürürlüğe gireceğini hatırlatan Talat Şalk, şunları söyledi:

“Anayasa değişikliğiyle birlikte, başkanlık sistemine geçileceği ifade ediliyor.

Ancak, bu başkanlık sistemi değil; tek adam sistemidir. Hiçbir denetime tabi olmayan tek adamın rejimi olacaktır.

Meclis, yargı, idare olmak üzere hepsi tek adama bağlı olacak. Getirilen kanun ve anayasal düzenlemelerle böyle olacaktır.

Savcılar Kurulu’nu, doğrudan Cumhurbaşkanı ya da onun etkisi altında olan kurumlar seçiyor.

Anayasa Mahkemesi dahi bugün eski niteliğini kaybetti.

Danıştay ve Yargıtay’da aynı durumdadır.

 Bundan ötürü de, yargı bağımsız olamıyor.

Örnek vermek gerekirse; hakim olarak tayin edilmişsiniz ve okumakta olan çocuklarınız üzerinden tehditler ediliyor.

FETÖ’cülükle ya da başka bir sebeple tehditler ediliyor. Bunlar olmazsa, başka bir yere tayin ediliyorsunuz.

Böyle bir durumda, yargı bağımsız olmaz. Hakimler, kendilerini baskı altında hissediyorlar. Baskıyı da, her yerde görüyoruz.”

“PKK gibi bir çok terör örgütüne destek veren gazeteciler tutuklanabilir”

Türkiye’de tutuklanan gazetecilerin durumu hakkında da, değerlendirmelerde bulunan Şalk,

“Suçun niteliğine göre, kişiler tutuklanabilir.

 Ama ağır bir suç işlediğine yönelik delillerin olması gerekiyor.

Şüphelinin kaçma durumu varsa, tutuklanabilir.

Gazeteci denince, ulusal ya da mahalli gazetelerde yazan kişiler hemen akla gelmesin.

Türkiye’de PKK gibi bir çok terör örgütüne destek veren ve onların adına yazan gazeteciler bulunmaktadır.

Bu tip durumlarda, dava da açılabilir; tutuklamada yapılabilir.

Cumhuriyet Gazetesi’nin, TIR’ları ifşa ettiği dile getiriliyor.

Fakat, bu durum sır olmaktan çıkmış.

Çünkü bunlar daha önce bir internet sitesinde kaleme alınmış ve Aydınlık Gazetesi’nde yayımlanmış.

Hiç kimseye bir şey yapılmamış ama Cumhuriyet Gazetesi’ne bir şey yapılmış.

Ayrıca, bunları FETÖ’cü olmakla suçluyorlar. Ama Ahmet ŞıkFethullah Gülen’le ilgili bir kitap hazırladığında, daha baskıdayken toplatıldığını görüyoruz.

Daha sonra da, belli bir süre tutuklu kaldı. Aynı Ahmet Şık, FETÖ’cü olmaktan tutuklanıyor. Bu çok mantıklı bir durum değildir.

Ayrıca, Sözcü Gazetesi’nin bazı yazarlarının ve sahibinin FETÖ’cü olduğu dile getiriliyor.

Ama Fethullah Gülen’e en ağır eleştirileri yapanlar onlardır.

Yargı kendine gelen ihbarı araştırır ama hemen tutuklamaya girmez.” diye konuştu.

“Yargının ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için, hakimlerin bağımsız olması lazım”

“Yargının daha iyi seviyeye ulaşması için ne yapılmalıdır?” şeklindeki soruya cevap veren Talat Şalk sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa Birliği’nde Kopenhag kriterleri vardır. Burada en önemli kriterlerden bir tanesi de, hukukun üstünlüğünün tanınması ve bunun işler halde olmasıdır. Yargının ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için, hakimlerin bağımsız olması lazım. Bağımsızlığın sağlanabilmesi içinde, siyasi erkin müdahalede bulunmaması gerekiyor. Ayrıca, Venedik Kriterlerinde de, yargı da siyasetin adamının olmaması gerektiği dile getiriliyor. Bu Türkiye’de yapılabilir. Hakim ve Savcılar Kurulu’nun, sadece hakim ve savcılar içinden seçilen bir kurul olmasına da karşıyım. Bana göre; yüksek mahkemelerin arasında bir seçim olsun. Yargıtay üyelerinden seçilecek bir kurul oluşturulabilir. Daha önce Yargıtay ve Danıştay üyelerinden seçilen kurul bunu yürütüyordu.”

“İsmet İnönü, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi için değişikliğe gidiyor”

Şalk“Bir siyasi partinin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanın aynı kişi olması konusundaki düşünceleriniz nedir?”şeklindeki soruya şöyle cevap verdi:

“Bu ülkenin gelişmesine terstir.

Geçmiş yıllarda, İsmet İnönü döneminde hem siyasi parti başkanı hem de cumhurbaşkanıydı. 

Celal Bayar, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini dile getiriyor ve ardından gerekli değişiklik yapılıyor. 

İsmet İnönü, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi için değişikliğe gidiyor. Cumhurbaşkanı bir siyasi parti başkanı olamaz yönünde bir karar alınıyor.

 Ama şuanda, geçmişe dönüş yapılıyor. Siyasi parti başkanın tarafsız kalabileceğini düşünebiliyor musunuz? Elbette ki, hayır.”

“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür”

Talat Şalk, “Yeni bir devlet kuruluyor ve kurucusu da, Recep Tayyip Erdoğan’dır.” şeklindeki söylemler hakkında ise, şunları söyledi:

“Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuştur.

O günden bugüne de, Türkiye Cumhuriyeti devam etmektedir.

Yeni bir devlet söylemi safsatadır. Yine Türkiye Cumhuriyeti devam edecektir. Bunun kurucusu da, Mustafa Kemal Atatürk’tür.”

 

Erdoğan Demir

Erdoğan Demir

23 Nisan 1967 Keşan doğumluyum evli ve iki çocuk babasıyım. 1983 yılında gazeteciliğe daha öğrencilik yıllarımda Önder Gazetesi’nde yazı ve maç haberleri yazarak adım attım. Ardından; Trakya Doğuş, Bulvar, Sabah, Günaydın, Akşam, Cumhuriyet, Foto Maç, Fotospor, Gazeteleri ile ATV, Star TV, NTV, Edirne’de yerel yayın yapan Trakya Televizyonu Muhabirliği ve Beylikdüzü’nde ulusal olarak yayın yapan Trakya Televizyonu ile Rumeli, Tek Rumeli ve Anadolu Yurdum Televizyonlarında “Geniş Açı “adlı program yapımcılığını ve son olarak Tek Rumeli Televizyonu’nda Abdullah Bostancı ile “Yerel Demokrasi “, Keşan FM’de Erdoğan Demir’le Spor Gündemi” adlı programı hazırlayarak sundum 1990 yılında kurulan ve haftalık olarak yayınlanan Halkın Sesi Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptım. 1991 yılında Keşan’da ilk olarak kurulan Gürer FM’de Haber Müdürü ve Program Yapımcısı olarak görev yaptım. 1993 yılında Keşan’da ikinci olarak kurulan Keşan FM Radyosu’na geçtim. Radyoların kapatılması ve siyah kurdela eyleminin ardından Yılmaz Özkaya’nın sahipliğini yaptığı ve günlük olarak çıkan Medya Keşan Gazetesi’nin kuruluş aşamasını tamamlayarak 17 Mayıs 1993 tarihinde yayın hayatına başlayan Gazete’nin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini sürdürdüm. 1996 tarihinde Medya Keşan Gazetesi’ndeki görevimden ayrıldıktan sonra Uzunköprü’de sahipliğini Adnan Karakaya’nın yaptığı haftalık olarak yayınlanan Adalet Gazetesi ve aynı gazetenin Kanal 22 Radyo ile Televizyonu’nda haber bültenlerini sunup program hazırladım. 2001-2004 tarihleri arasında Enez Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak göreve başladım. 2004 Yılı Ağustos ayında Enez Belediyesi’ndeki bu görevimden ayrılarak Keşan Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak göreve başladı ve halen bu görevimi sürdürmekteyim. 1999-2000, 2000-2001 sezonlarında Anafartalarspor Kulübü Başkanlığı yaptım. Keşanspor’da Yönetim kurulu üyeliğinin yanısıra Keşan Gençlik ve Keşan Belediyesi Yelken ve Su Sporları Kulüplerinde kurucu üyelik ve yönetim kurulu üyeliği yaptım. Halen Türkiye Yelken Federasyonu Edirne İl Temsilciliği, Uluslararası Festivaller Birliği delegesi ve Trakya Temsilciliği ve Dünya Folklor Festivalleri Birliği Trakya Temsilciliği ile Türkiye Yerel Basın Birliği Edirne Şube Başkanlığı görevlerini sürdürmekteyim. Ayrıca CHP Spor Üst Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayım. Yakın bir süreçte Ahbap Keşan oluşumunu kurmuş olup, burada Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. 2017 Eylül ayında TON TV'de 15 günde bir olmak Geniş Açı Programı'nı sundum. 3 yıldan bu yana da Cumartesi günleri Keşan FM’de Spor Zamanı adlı programı hazırlayıp sunmaktayım. 27 Temmuz 2012 yılından bu yana sahipliğini oğlum Alpcan Demir’in yaptığı www.kesanpostasi.com ve www.kesanpostasi.web.tv sitelerini hayata geçirmiş olup, BİBU Reklam Ajansı’nın yayın organı olarak yayınlarına devam etmektedir. Burada da Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktayım.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ